AÖF Soru Bankası
TAR417U · Ünite 4

Tarih Felsefesinde Pozitivist ve Anti-Pozitivist Yaklaşımlar

  • 27 soru-cevap
  • Tarih Felsefesi
1

Condorcet'in tarihi ilerleme ve değişimin anlaşılmasına ilişkin görüşü nedir?

18. yüzyılda Condorcet için tarihi ilerlemenin ve değişmenin anlaşılması, insanın yapıp etmelerinin bilgisiyle mümkündü. İnsanın tarihi, tıpkı doğa bilimlerinde olduğu gibi, evrensel yasalara bağlıydı. Bunların geçmişe bakılarak elde edilen bilgisi sayesinde, hem öngörü ve tahminlerde bulunmak hem de siyasi ve toplumsal sorunların çözümünü sağlama imkanı olacaktı.

2

Kant'ın tarihi ele alırken temel ilkesi nedir?

Kant’ın tarihi ele alırken temel ilkesi ‘doğa’dır. Doğa, kendini geliştirsin diye insana birtakım özelikler bahşetmişti. Bütün insanlık tarihi insanın doğanın ona sunduğu yetilerin gelişiminin sergilendiği bir alandır. Kant’a göre: İnsan eylemleri diğer öteki doğal olayları gibi, evrensel doğa yasalarıyla belirlenmiştir. 

3

Tarih felsefesine göre "tarih" hangi anlamlarda kullanılmaktadır?

“Tarih” kelimesinin iki farklı kullanımı söz konusudur. İlki, insanın geçmişte yaptığı etkinlikler, yaşanmış geçmiş anlamında kullanılan “res gestae” kelimesi ikincisi ise, res gestae’yi, yani insanın yapıp etmelerini ele alan, bunlar üzerine konuşan tarih anlamındaki “ historia rerum gestarum” kelimesi. Tarih kelimesi çifte anlam içermekte olup bu çifte anlamlılık “Varlık alanı olarak tarih” ile “bilgi alanı olarak tarih” şeklinde adlandırılmaktadır. İlk anlamıyla yani yaşanmış geçmiş anlamıyla tarihi konu edinen tarih felsefesi, filozofların, bir kuramdan, bir düşünceden yola çıkarak “res gestae’nin” bütününü açıklamaya çalıştıkları, bir dünya tarihi kurmaya giriştikleri türden tarih felsefesidir. Örneğin idealist ve tarihsel materyalistlerin benimsediği tarih felsefeleri bu türdendir. Tarihi ikinci anlamıyla ele alan tarih felsefesi, tarihçinin tarihe ilişkin bilgisinin temellerini soruşturan, tarih bilgisi elde etmenin yöntemlerini ortaya koymaya çalışan, bir bilgi alanı olarak tarihin metodolojik sorunlarıyla uğraşan tarih felsefesidir.

4

Pozitivizm hangi kurama dayanır?

Pozitivizm duyumcu-deneyci bir bilgi kuramına dayanır. Doğa bilimindeki gibi işleyen yasalar koyabilen bir tarih ve toplum bilimi kurma amacı güder. Örnek olarak alınan doğa biliminin ise, bir yandan olguları belirlemekten, bir yandan da bu olguların tümevarım yoluyla genelleme yaparak yasalar koymaktan oluştuğunu düşünür.

5

Pozitivizmin ana kaygıları nelerdir?

Pozitivizmin ana kaygıları şu üç başlık altında özetlenebilir:

  1. Bilimsel araştırma konularının çokluğu ve çeşitliliği karşısında bir bilimsel yöntem birliği ülküsü
    yöntemsel monizm yani bütün bilimlerde tek ve aynı yöntemin kullanılması ülküsü.
  2. Doğa bilimlerinin, özellikle de matematiksel fiziğin, bütün öteki bilimlerin gelişme ve yetkinlik derecelerini ölçebilecek, yöntemi bakımından örnek olabilecek bir arketip olduğu düşüncesi. Bütün bilimler matematiksel olmalı, insan bilimleri de dahil bütün bilimsel etkinlik alanları matematiksel, niceliksel çerçeveler içerisinde ele alınmalıdır.
  3. Bilimsel açıklama tek tek durumların genel yasalar altına konmasından başka bir şey olmadığı ve bu nedenle bilimsel açıklamanın “nedensel” olduğu düşüncesi.
6

Auguste Comte'a göre pozitivist felsefe hangi amaca hizmet eder?

Comte'a göre pozitif felsefe, toplumsal yasaları ortaya çıkaracak, aralarında ilişkiler kuracak, bu yolla toplumsal olguları açıklayabilecek ve toplumun yeniden düzenlenmesi amacına hizmet edecektir.

7

Comte'a göre araştırmalarda kullanılan felsefi yöntemler hangileridir?

Comte, insan aklının gelişmesi boyunca değişmez bir zorunlulukla uyduğu büyük bir temel yasa görür. Bu yasaya göre, temel kavram çerçevelerimiz ve bilgimizin her dalı, art arda şu üç kuramsal durumdan geçer: 
a. Teolojik ya da kurgusal durum
b. Metafizik ya da soyut durum
c. Bilimsel ya da pozitif durum
Diğer bir anlatımla, insan aklı, araştırmalarının her birinde, yapısı gereği, üç felsefe yöntemini art arda kullanmaktadır. İlki teolojik yöntem, ikinci olarak metafizik yöntem, son olarak da pozitif yöntem. Bu yöntemlerin yapıları birbirinden farklı, hattâ karşıttır. Ayrıca ikincisi birinci ile üçüncü yöntem arasında bir geçiş durumudur.

8

Comte, pozitif felsefeyi nasıl açıklar?

Comte’un pozitivizmi, ilk ya da son nedenler denen şeyleri arayıp bulmayı olanaksız görür. Onun için, pozitif felsefe, pozitif açıklamalarında, olguları doğuran nedenleri sergileme savında değildir. Pozitif açıklamaların amacı “olguların ortaya çıkış koşullarını tam olarak çözümlemek, onları normal ardıllık ve benzerlik ilişkileriyle birbirine bağlamaktır.”

9

Mill, toplum felsefesi içinde toplumsal gelişmeyi nasıl açıklamaktadır?

19. yüzyıl pozitivizminin ikinci büyük temsilcisi olan Mill, toplum felsefesinde, toplumsal gelişmenin ancak tarihsel olarak anlaşılabileceğini düşünüyordu. Çünkü toplumsal gelişme farklı uygarlık ve kültürel ilerleme aşamalarından geçer. Bu aşamaların ve bunların oluşturucu öğelerinin belirlenmesi deneysel bir iştir. Ancak bu olgular eninde sonunda ancak bireysel insan psikolojisinin temel yasalarıyla bağlantı kurarak açıklanabilir ve anlaşılabilir.

10

Mill'e göre kaç çeşit toplumsal araştırma vardır?

Mill’e göre, iki çeşit toplumsal araştırma vardır. İlkinde sorulan soru belli bir nedenden, varsayılan toplumsal koşulların belli bir durumundan hangi etkilerin çıkacağı sorusudur. İkinci araştırmada bu genel toplumsal koşulları belirleyen yasaların ne olduğu sorulur. Burada sorulan soru, belli bir toplum durumunda, belli bir etkinin nedeni ne olacak sorusu değil, genel olarak toplum durumlarını yaratan nedenlerin, bunları ıralayan fenomenlerin ne olduğu sorusudur.

11

Mill'e göre, toplum durumlarının ardarda gelişinin yasaları hangi yöntemle belirlenebilir?

Mill, toplum durumlarının ardarda gelişinin yasalarını ancak Ters Tümdengelim Yöntemiyle belirleyebileceğimizi söyler. Bilimlerin yöntemi, etkileri nedenlerden çıkarma yöntemidir. Ama her zaman nedenleri doğrudan gözleme olanağımız yoktur. Böyle bir durumda, veriler eksik olduğundan, tümdengelimli bilim, etkileri önceden söyleyemez; o zaman da verilmiş bir etkiyi hangi nedenlerin ortaya çıkarabileceğini belirleyebilir. Toplum biliminin başlıca sorunu, bir toplum durumunun, kendisini izleyen, kendisinin yerini alan durumu yaratırken uyduğu yasaları bulmaktır. Burada izlenen yöntemse etkiden nedene giden tümdengelimli yöntemdir. Mill buna “Ters Tümdengelimli Yöntem” ya da “Tarihsel Yöntem” adını verir. Bu yöntemle tarihteki tek biçimlilikler ortaya çıkarılacaktır. Tarih dikkatle ele alındığında, bize toplumun deneysel yasalarını verir. Genel sosyolojinin sorunu ise, bunları belirlemek ve insan doğasının yasaları ile bağlantılarını kurmaktır.

12

Marx'ın tarih anlayışı nedir?

Marx’ın tarih anlayışı, üretim sürecinin gelişmesine dayanır ve yaşamın maddi üretiminden hareket eder. İnsan ilişkilerinin şekli üretim tarzına bağlıdır. Tarih bu temel üzerine kuruludur. iktisadi üretim ve değiş-tokuş şekli ve ondan zorunlu olarak doğan toplumsal örgütlenme, o dönemin üzerinde kurulu olduğu temeli oluşturur. Söz konusu devrin siyasi yapısı, siyasi tarihi ve düşünce tarihi ancak bu temele dayanarak açıklanabilir. Bütün insanlık tarihi sınıf savaşımlarının, sömürenle -sömürülen, ezenle-ezilen sınıflar arasındaki savaşımların tarihidir. 

13

Marx'ın diyalektik yöntem konusunda Hegel'den ayrıldığı nokta nedir?

Marx’ın, Hegel’den alarak çözümlemelerinde kullandığı diyalektik yöntem konusunda, Hegel’den ayrıldığı önemli bir nokta vardır. Hegel diyalektiği toptan bir gerçeklik görüşü olarak kullanırken, Marx’ta diyalektik, toptan bir gerçeklik görüşü değil, yalnızca bir toplumsal değişme görüşüdür.

14

Droysen ve Dilthey'in pozitivist tarih yaklaşımını eleştirmelerinin nedeni nedir?

Pozitivistlerin tarih yaklaşımına Droysen ile Dilthey sert eleştiriler getirdiler. Tarih alanında genel yasalı açıklamalar yapmanın mümkün olmadığı zira tarihin deneysel olgular alanı olmadığını vurguladılar. Tarih tinsel bir anlam dünyasıydı ve bu dünyada imler, imgeler, tasarımlar bulunmaktaydı. Droysen ile Dilthey Doğa bilimleri ile ondan ayrı bir şekilde tin bilimlerinin olması gerektiğini düşünüyorlardı. Bu iki bilimin işleyişi de farklı idi. Doğa bilimleri “açıklamacı” tin bilimleri ise “anlamacı” olmak durumundaydı. Pozitivist yaklaşıma göre doğa bilimleri ile toplum bilimleri olarak iki ayrı bilim modeli olduğu ancak toplum bilim modelinde doğa bilimi modeline göre işlediği anlayışına karşı . Droysen ile Diltheyci tarihselci bilim felsefesinde tek bir cinse bağlı iki tür bilim yoktu. İki ayrı cins bilim vardı. Tarihi gerçeklik doğada rastlanmayan bir amaç-eylem bağlatışıyla oluştuğundan insanın kendisinin kurduğu ve eylediği tinsel dünya ancak tin bilimleri ile anlaşılabilirdi.

15

Anti-pozitivist yaklaşımın en önemli temsilcileri kimlerdir?

Anti-pozitivist yaklaşımın en önemli temsilcileri Alman filozofları Dilthey, Simmel, Max Weber, Windelband, Rickert, İtalyan Croce ve İngiliz Collingwood’tur.

16

Anti-pozitif filozoflar, pozitivizmi hangi yönüyle eleştirmişlerdir?

Anti-pozitivist yaklaşımın en önemli temsilcileri olan Dilthey, Simmel, Max Weber, Windelband, Rickert, Croce ve  Collingwood, pozitivizmin yöntem birliği ülküsüne karşı çıkarak doğa biliminin yönteminin gerçekliğin ussal olarak anlaşılmasında bir ideal olmasını, temel oluşturmasını kabul etmemişlerdir. Onlara göre fizik, kimya gibi genellemeleri amaçlayan bilimler ile tarih gibi tekil olayları yorumlamak isteyen bilimler arasında büyük bir ayrılık söz konusudur. 

17

Pozitivist anlayışa karşı, tarihselci filozoflar "anlama" ile "açıklama" kavramlarını nasıl ele almışlardır?

19. yüzyılda doğan pozitivist açıklama anlayışı, başta Alman tarih filozoflarının tepkisiyle karşılaştı. Tarihselci filozoflar ‘açıklama’ ile ‘anlama’ kavramları arasında bir ayrıma giderek tinsel dünyanın doğa bilimleri modeline göre açıklanamayacağını ileri sürdüler. “Açıklama” ile “anlama” etkinliklerinin iki farklı etkinlik olduğunu savunmakla kalmayıp, açıklamayı doğa bilimlerinin, anlamayı ise insan bilimlerinin yöntemi saydılar.

18

Dilthey, tarihle ilgili hangi soruya yanıt aramıştır?

Dilthey’a göre, “bilim kavramı altına giren düşünsel olguların toplamı genellikle iki öbeğe bölünür. Birine doğa bilimi adı verilir, öteki içinse genel olarak kabul edilmiş bir ad yoktur. Dilthey düşünsel  dünyanın bu öteki yarısını, “tin bilimleri” diye adlandırmayı uygun görür”. Tinsel araştırmanın en son sorusu, ona göre, “Tarihsel-toplumsal gerçeklik bütününün bir bilgisi var mı?” sorusu ile “Tin bilimlerinde nesnel bilgi nasıl olanaklıdır?” sorusudur. Dilthey “Tarih nasıl olanaklı?” sorusuna yanıt aramaktadır.

19

Dilthey, tarihsel yaşamı nasıl açıklamaktadır?

Dilthey’a göre, “tarih” kavramı “yaşam” kavramına bağlıdır. Tarihsel yaşam, yaşamın bir parçasıdır. Bu yaşam anlamaya verilmiştir ve felsefenin hareket noktası olması gereken temel olgudur. Tarihin sorunu da başka kişileri ve onların yaşam biçimlerini anlamaktır.

20

Croce tarihin bir bilim mi yoksa sanat mı olduğu sorusunu nasıl yanıtlar?

Croce, tarihin bir bilim mi yoksa bir sanat mı olduğu sorusuna cevap arar. Croce’ye göre sanat; “Ne duygusal bir haz alma verme aracı, ne doğal olguların tasarımı, ne de biçimsel ilişkiler kurma ve bunları kullanma işidir. Sanat tekliğin sezgisel olarak görülmesidir”. “Sanatçı bu tekliği görür ve tasarlar; seyircisi de onun tasarladığı şeyi görür. Öyleyse sanat coşkuların etkinliği değil, bir bilme etkinliğidir. Bu bilgi tekilin bilgisidir. Bilim ise, tersine, genelin bilgisidir. Bilimin işi genel kavramlar oluşturmak ve bu kavramlar arasında ilişkiler kurmaktır. Tarih de, tıpkı sanat gibi, somut tekil olaylara ilişkindir. Tarihin işi olguları anlatmaktır. Olguları genel yasaların durumları sayarak anlamak bilim adamının amacıdır. Ama tarih nesnesine öyle bakmaz; yalnızca seyreder. Sanatçı da bunu yaptığına göre, sanat ile tarih aynı şeydir. İkisinin de işi tekili tasarlamaktır.”

21

"Her tarih çağdaş tarihtir" sözü hangi filozofa aittir?

Bu söz Croce'a aittir. Croce, Mantık adlı kitabında her türlü gerçekliği tarihsel gerçeklik, her türlü bilgiyi tarih bilgisi sayar. 1917’de yayımlanan “Tarih-Kuramı ve Uygulaması” adlı kitabında ise, tarih yazımının metodolojisiyle uğraşır. Bu son kitap “çağdaş tarih” kavramına dayanır. Çağdaş tarih; ister son elli yıllık geçmiş olsun, ister on yıllık, bir aylık geçmiş olsun, hatta geçen son saat ya da son dakika olsun, en yakın geçmiş olarak görünen zaman parçasının tarihidir. Croce’ye göre, her tarih çağdaş tarihtir. Tarih kitaplarda ya da belgelerde yaşamaz. Tarihçi, kitap ve belgelerde bulunan bilgileri eleştirip yorumladığı ve böylece içerilerine girip soruşturduğu zihin durumlarını kendisi için yeniden canlandırdığı sırada, şimdiki bir ilgi ve uğraşı olarak tarihçinin kafasında yaşar.

22

Collingwood, tarih felsefesini nasıl tanımlamaktadır?

Collingwood’a göre, tarih felsefesi, tarihsel düşüncenin kendi üzerine düşünmesidir. Tarihsel düşüncenin, kendine özgü özellikleri olan, kendine özgü bir nesnesi vardır. Bu nesne ne matematik ne ilahiyatla ne de bilimle kavranamaz. Bunun için, tarihsel bilginin hesabını verebilecek, tarih araştırmalarının varlığından doğan felsefi sorunları inceleyecek özel bir araştırma gerekir. Bu özel araştırma biçimine de tarih felsefesi denir.

23

Collingwood’a göre, tarih bilgisinin asıl nesnesi nedir?

Collingwood’a göre, “düşünceden başka hiçbir şeyin tarihi olamaz. Tarih bilgisinin asıl nesnesi düşüncedir. Tarihsel düşünme her zaman kendine dönük düşünmedir. Çünkü kendine dönük düşünme, düşünme hakkında düşünmedir ve her tarihsel düşünme bu türden bir düşünmedir. Dolayısıyla her tarih düşünce tarihidir.”

24

Collingwood'un tarih anlayışı nedir?

Collingwood, 19. yüzyıl pozitivizminin tarihi doğa bilimine benzetme girişimine karşı çıkar. Ona göre, tarihçinin işi doğa bilimcinin işiyle karşılaştırılamaz. Spengler, Comte, Marx gibi tarih felsefecilerinin tarih anlayışları doğalcılıkla zehirlenmiş olduğu için reddedilmelidir. Sözünü ettiğimiz tarih yaklaşımları tek tek olayları genel yasalar altına sokmaya çalışırlar. Tek doğru bilginin bilimsel bilgi olduğunu düşünürler. Buna karşılık Collingwood, tarihçinin etkinliğine bakar ve pozitivist tarih anlayışının yerine, tarihsel araştırmanın temel kavramı olan “düşünce”yi ele alan bir tarih anlayışı koyar. Ona göre, tek tek olayların yapısını kavramak için, olayların içine girmek ve olaylardaki kişilerin düşüncelerini ortaya çıkarmak gerekir. Bunun için de tarihçi bu düşünceleri yeniden düşünür, kendi zihninde yeniden canlandırır.

25

Popper'a göre tarihsicilik nedir?

Popper, toplum bilimlerinin temel amacının tarihsel öndeyilerde bulunmak olduğunu ileri süren öğretilere tarihsicilik adını verir. 

26

Popper'ın tarih felsefesi nedir?

Popper, toplum bilimlerinin işinin tarihsel gelişmeleri önceden kestirmek olduğunu ileri süren tarihsici öğretiye karşı çıkar. Ona göre tarihte yasa yoktur. Toplum bilimleri kehanette bulunamazlar. Bir toplum bilimi olan tarih geleceği önceden kestirmeyi değil, geçmişi açıklamayı amaçlar. Bununla birlikte Popper, tarihte bir bütünlük”, “tek anlamlılık, genel-geçerlik olduğunu söyleyen tüm tarih felsefelerini tarihsici diye niteleyerek bu tür tarih bilimlerinde totaliter eğilimler olduğunu düşünür. Çünkü düşünce bazında her şeyi açıkladığına inanan insanlar, toplumsal düzlemde bu inançlarının herkesçe paylaşılmasını isterler. Herkesçe paylaşılmadığında ise şiddete başvurmayı kendilerine meşru görürler. Bu tür tarih felsefeleri özgürlükçü demokratik toplumlar olan açık toplumların yok sayılması anlamına gelir.

27

Doğa Bilimlerindeki gelişmeler tarih alanını nasıl etkilemiştir?

18 ve 19. yüzyıl’da matematiğin fizik bilimlerinde baskın bir rol oynaması beraberinde felsefe alanına da önemli etkiler yarattı. İnsan davranışlarını bir takım güdülerin yönettiği düşüncesi hakim hâle geldi. Yasalara bağlanan bu davranışların önceden kestirebilir hale getirileceğine inanılmaya başlandı. İnsan zihninin doğa yasalarıyla açıklığa kavuşturulacağı düşünülmeye başlandı. Doğa bilimleri bütün alanları kuşattığı gibi tarih alanını da etkisi altına alıp kuşattı. Tarihte de fizik bilimlerindeki yasalara benzer yasaların olduğu bu yasaların tarihi rastgele olmaktan kurtaracağına, tarihsel olayları yöneten yasaları ortaya koyabileceği anlayışı hâkim bir anlayış hâline geldi.

Ünite 4 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç