AÖF Soru Bankası
TAR418U · Ünite 7

Silahlı Mücadele: Türk İstiklal Harbi

  • 20 soru-cevap
  • Milli Mücadele Tarihi
1

Kuva-yı Milliye’nin oluşturulması fikri nasıl ortaya çıkmıştır?

Kuva-yı Milliye’nin oluşturulması fikri Yunanlıların İzmir’e çıkışı es­nasında bölgede bulunan 17’nci Kolordu’nun 56’ncı Tümen Komutanı Albay Şefik [Aker] Bey tarafından ortaya atılmıştır. Ardından Albay Bekir Sami, Albay Kazım [Özalp], Yusuf İzzet Paşa gibi komutanların kendi sorumluluk alanlarında çalış­maları sonucunda Kuva-yı Milliye’nin oluşturul­ma düşüncesi Batı Anadolu’nun tamamında kabul görmüş ve zaman geçtikçe genel bir mahiyet kazan­mıştır. Mustafa Kemal Paşa ordu müfettişliğinden azle­dildikten sonra, Kuva-yı Milliye’nin liderliğini üst­lenmiş, Heyet-i Temsiliye’nin kurulmasıyla birlikte Anadolu’daki orduyu kendi kontrolü altında tutma çabasına girmiştir.

2

Sivas’ta Millî Mücadele’yi destekleyen komutanlar toplantısına kimler katılmıştır?

16-28 Kasım 1919 tarihleri arasında Sivas’ta Millî Mücadele’yi destekleyen kolordu ve tümen komutanları ile yapılan komutanlar toplantısında güneydeki millî kuvvetlerin örgütlenmesine yöne­lik de bazı düzenlemelere gidilmiştir. Komutanlar toplantısına 15’inci Kolordu Komutanı Kâzım Ka­rabekir Paşa, 20’nci Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’yı, 3’üncü Kolordu Komutanı Albay Selah­hattin Bey ve 12’nci Kolordu Komutanı’nın yeri­ne vekâleten gelen Binbaşı Şemsettin Bey katıldı. Toplantıya davet edilmelerine rağmen görev yerle­rinin uzak olması ve bazı özel durumları sebebiyle, Diyarbakır’daki 13’üncü Kolordu Komutan Vekili Albay Mehmet Cevdet Bey, Edirne’deki 1’inci Ko­lordu Komutanı Cafer Tayyar Paşa, Bandırma’da bulunan 14’üncü Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa, Balıkesir’de bulunan 61’inci Tümen Komu­tanı Albay Kazım Bey, Bursa’da bulunan 56’ncı Tü­men Komutanı Albay Bekir Sami Bey’e toplantıya katılamamışlardır.

3

Gediz Taarruzu nasıl yapılmıştır ve sonuçları ne olmuştur?

İzmir ve Aydın bölgelerinin Yunanlıların eline geçmesinden sonra 1920 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında Bursa ve Uşak’ın işgaliyle gelen kötümser havayı dağıtmak için Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Paşa, Gediz’de bulunan Yunan tümenine yöne­lik bir imha harekâtı yapmak istemiştir. Genelkur­may Başkanlığı ise bu fikre karşı çıkmıştır. Ali Fuat Paşa Genelkurmayın karşı olmasına rağmen taarru­za karar vermiştir. Ali Fuat Paşa iki tümen ve sey­yar kuvvetlerle 24 Ekim 1920’de Gediz taarruzunu başlatmıştır. Fakat taarruz başarılı olmamıştır. Yunan ordusu bu girişim karşısında 25 Ekim 1920’de Bursa ve Uşak cephesinden karşı taarruza geçmiştir. Gediz faciası ara ara nükseden huzursuzlukları tekrar ortaya çıkmasına neden olmuştur. Başarısız Gediz taarruzu üç önemli sonucu beraberinde getirmiştir. Bunların birincisi Ali Fuat [Cebesoy] Paşa’nın Moskova elçi­liğine tayini, ikincisi Batı cephesinin ikiye ayrılması, üçüncüsü ve en önemlisi vakit kaybetmeden düzenli orduya geçilmesidir.

4

Bakanlar Kurulunda askeri işlerden sorumlu vekaletler hangileridir?

TBMM 2 Mayıs 1920 tarihinde çıkardığı bir kanunla Bakanlar Kurulunu seçti. Bakanlar Kuru­lu 11 vekilden ibaretti ve vekillerden ikisi Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti ile Millî Müdafaa Vekâleti idi. Bu iki vekâlet askeri işlerden sorum­luydu.

5

Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyasetinin kuruluşunda 27 Aralık 1919-2 Mayıs 1920 tarihleri arasındaki İkinci Dönem’de neler gerçekleştirilmiştir?

Mustafa Kemal Paşa’nın ve Temsil Heyeti ile birlikte Ankara’ya gelmesiyle TBMM’nin açılmasına kadar geçen za­mandır. Bu dönemde İstanbul’daki Ali Rıza Paşa hükümeti ve Salih Hulusi Paşa hükümetleri döneminde Harbiye Nazırı olan Mustafa Fevzi [Çakmak] ve yine aynı dönemlerde Osmanlı Ge­nelkurmay Başkanlığı Müsteşarı olarak görev yapan Mustafa İsmet [İnönü] millî ordunun oluşturulmasına yönelik girişim­lere büyük yardımlarda bulunmuştur. İstanbul’un işgaline kadar Mustafa Kemal Paşa ile iletişimi kesmeyen bu kişiler İstanbul’un işgal edilmesinin ardından Anadolu’ya geçmişler ve TBMM Hü­kümeti içinde eski görevlerini bu defa Ankara’da devam ettirmiş­lerdir.

6

Büyük Taarruza hazırlık döneminde Genelkurmay Başkanlığı kadrosunda hangi  değişiklikler yapılmıştır?

Büyük Taarruza hazırlık döneminde, Genelkurmay Başkanlığı kadrosunda 15 Şubat 1922’de yeniden bazı değişikliğe gidilmiştir. Bu arada ilk Genelkurmay Başkanlığı karargâhı kuruluşunda yer almış bulunan 6’ncı Şube (Harita ve Basımevi Şubesi) kaldırılarak Eğitim Şubesi’ne (4’üncü Şube) eklenmiş; 3’üncü Şube (Umuru Fenniye Şubesi) demiryolu kısmı olarak kalmış, muhabere ve hava kısımlarının görevleri de ek olarak Harekât Şubesi’ne (1’inci Şube) verilmişti.

7

Millî Müdafaa Vekâletinin (Millî Savunma Bakanlığı) görevleri ne şekilde belirlenmişti?

Millî Savunma Bakanlığı’nın görevleri şu şekilde belirlenmiştir: Ordu’nun idare, iaşe, silah, cephane, araç ve gereç ikmali yanında gerekli duyulan her türlü ek­sikliği gidermek. Millî Savunma Bakanlığı Osmanlı Devleti’ndeki Harbiye Bakanlığı ile Bahriye Bakanlığı’nın yerine geçmiştir. Yani her iki yapıyı kendi bünyesinde toplamıştır

8

5 Ağustos 1921’de Başkomutanlık Kanunu’nun kabul edilmesinden sonra Türk kara kuvvetlerinin teşkilatlanması nasıl olmuştur?

Ağustos 1921’de Başkomutanlık Kanunu’nun kabul edilmesinden sonra Türk kara kuvvetlerinin kuruluş ve konusu aşağıdaki şekli almış bu­lunuyordu:

Başkomutan: Mustafa Kemal [Atatürk] Paşa

Genelkurmay Başkanı: Mustafa Fevzi [Çak­mak] Paşa

Başkomutanlık Karargâh ve Bağlı Birlikleri: Ankara’da Birlikleri: Batı Cephesi, Elcezire Cephe­si, Merkez Ordusu, Doğu Cephesi Komutanlıkları ve Mürettep Kolordu, Kastamonu Dolayları, An­kara Komutanlıkları ile Adana, Gaziantep Bölge Komutanlıkları ve Doğu Cephesinden Başkomu­tanlık emrine giren 12’nci Tümenle Ankara’da ku­rulmakta olan 18’inci Tümen.

9

Sevk ve İskân Ka­nunu nedir?

Dönemin iktidarı Doğu’da hem asayişin hem de Ruslara yardımı kes­mek amacıyla 24 Nisan 1915’te “Sevk ve İskân Ka­nunu” çıkarmıştır. Bu kanuna göre çok sayıda Ermeni yine Osmanlı Devleti sınırları içinde yer alan ve Er­menilerin yaşadıkları güney bölgelerine göç ettirilmiş­tir. Bu şekilde Ruslarla Ermenilerin siyasi, askeri ve lojistik bağlantısı kesilmiştir.

10

Ermenileri Güm­rü Antlaşması’nı imzalamaya iten sebepler nelerdi?

Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa taarruz zamanını 28 Eylül 1920 olarak be­lirlemiştir. Türk ordusu 29 Eylül’de Sarıkamış’ı kurtarmıştır. 28 Ekim’de yeni bir karşı harekâta daha başlayan Türk ordusu bu sefer de 30 Ekim’de Kars’ı Ermeni işgalinden kurtarmıştır. Bu durum dahi İtilaf Devletlerinin desteğinin azalmadan de­vam ettiğini gördükleri için Ermeniler TBMM’nin sunduğu barış tekliflerini kabul etmek isteme­mişlerdir. Türk ordusu bu durum karşısında 7 Kasım’da başlattığı yeni bir taarruzla Gümrü’ye girmiştir. Böylelikle büyük bir yenilgiye uğrayan Ermeniler Misak-ı Millî sınırları dışına atılmış­lardır. Barış tekliflerini kabul etmeyen Ermeniler Türk ordusunun yeni bir harekâtta kararlı oldu­ğunu anladıkların için 17 Kasım’da anlaşmaya razı olmuşlardır. 18 Kasım 1920’de başlayan görüş­meler sonucunda 3 Aralık 1920 tarihinde Güm­rü Antlaşması imzalanmıştır.

11

Maraş Savunması ne zaman ve kime karşı yapılmıştır?

22 Şubat 1919-12 Şubat 1920 tarihleri arasında Fransızlara karşı yapılmıştır.

12

Antep Savunmasında Şahin Bey’in rolü neydi?

23 Kasım 1919’da Antep’te Anadolu ve Rume­li Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin şubesi faaliye­te geçmiştir. “Şahin” takma adıyla Üsteğmen Sait Efendi Kuva-yı Milliye Komutanlığı’na atanmış ve Antep’teki direnişin organize bir hale getirilmesi için çalışmıştır. Millî kuvvetler, takviye için Antep’e ilerleyen 1.000 kişilik Fransız birliğini yapılan çar­pışmalar sonun yenmişlerdir. Bunun üzerine Fran­sızlar üç piyade alayı, 200 süvari, bir top batarya­sı, dört tank, ağır makineli tüfeklerle donatılmış Fransız kuvveti Antep üzerine harekât geçmişler­dir. Şahin Bey emrindeki çok az sayıdaki kuvvetle 26 Mart 1920’de Fransız kuvvetleriyle çarpışmaya girmiştir. Çarpışma üç gün sürmüş ve Şahin Bey Fransızların süngü darbeleriyle şehit olmuştur.

13

İngilizler Musul, Kerkük ve Süleymaniye bölgesini işgal ederken ne tür bir strateji uygulamışlardır?

İngilizler Mondros Ateşkes Antlaşması’nın hükümlerini adeta hiçe sayarak uluslararası savaş kurallarına aykırı bir şekilde Musul ve civarını 10 Kasım 1918 günü işgal etmişlerdir. Fakat bu iş­gal olayı Türk kamuoyunda hiçbir zaman kabul görmemiştir. Aslında İngilizlerin Musul’u işgali, askerî anlamda bir statü değişikliğinden başka bir durum ifade etmemiştir. Bölgedeki aşiretleri kontrol altında tutma konusunda ciddi sıkıntı­lar yaşamışlardır. Musul, Kerkük ve Süleymani­ye bölgesini işgal eden İngilizler, Türkler dışında kalan topluluklara çeşitli vaatlerde bulunmuşlar­dır. Özellikle İngiliz casusları Araplara ve Kürt­lere bağımsızlık vadettikleri gibi, halkın Türklere olan sempatilerini de yok etmek için her türlü propagandaya başvurmuşlardır. İngilizlerin bu yoldaki propagandaları özellikle Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra daha da şiddetlenmiştir. Nitekim Musul ve civarındaki İngiliz siyasi tem­silcileri, Kürt aşiretlerini para dağıtarak veya zor kullanarak kendi yanlarına çekmek için çaba har­camışlardır.

14

Şefik Özdemir Bey kimdir?

Şefik Özdemir Bey, TBMM’ye 14 Nisan 1939’da Siirt mebusu olarak girmiştir. Yedinci dönemde de Gaziantep mebusu olarak TBMM’ye giren Şefik Özdemir Bey, 5 Ağustos 1946’ya kadar TBMM’de millet-vekili olarak görev yapmıştır. Milis Yarbayı Özdemir Bey, Mustafa Kemal Paşa’nın talimatıyla Musul’da TBMM adına bölge halkını örgütleyerek İngilizlerle mücadele etmiştir.

15

Birinci İnönü Muharebesi’nde Türk ve Yunan harekât planlarının hedefleri nelerdi?

Yunan harekât planının hedefi, Eskişehir’deki strateji ve ulaştırma merkezini ele geçirerek Türk hazırlıklarını söndürmek ve savaş araç gereçleri­ni ele geçirmek. Türk harekât planının hedefi ise, Yunanlıların yanında Türk ordusuna karşı savaşan Ethem ve kuvvetlerini oyalarken, İnönü’deki mev­zilerle Afyon-Afyon batısında Yunan ordusunu tut­mak ve İnönü’nde karlı saldırıya geçmekti. Cephe komutanlarının anlaşarak kararlaştırdıkları bu pla­nı bölgeye yetiştireceği kuvvetlerle genelkurmay tamamlayacaktı.

16

Düzenli ordunun kurulması bağlamında Birinci İnönü Muharebesi'nin önemi nedir?

Kuva-yı Milliye birlikleri ile mücadelenin daha fazla ilerleyemeyeceğinin kesin olarak anlaşılması ve düzenli bir ordu kurulmasının gerekliliği ortaya çıktıktan sonra bu konuda hızlı bir çalışma başlatılmıştır. Düzenli ordu birliklerinin kurulmasıyla birlikte özellikle Batı Cephesi’nde işgallerini ilerletmiş olan Yunanlıların ilerleyişinin durdurulması ve ardından ülkeden atılması kararlılığı ortaya konularak buna göre hareket edilmeye başlandı. Düzenli orduya ve TBMM Hükümeti’ne güveni artıracak olan gelişme düzenli ordunun üst üste alacağı başarılı sonuçlar olacaktır. Bu nedenle düzenli ordunun ilk savaşı olan Birinci İnönü Muharebesi oldukça önemliydi.

17

İkinci İnönü Muharebesi’nin zaferle sonuçlanması TBMM Hükümeti için ne gibi kazanımlar doğurmuştur?

İkinci İnönü Muharebesi’nin zaferle sonuçlanması TBMM Hükümeti için önemli kazanımlar doğur­muştur. Zoraki olarak İngiltere ve ortaklarının yanında bulunan İtalya tavır değişikliği ile Antalya bölge­sindeki birliklerini çekmiştir. Fransızlar ise TBMM Hükümeti ile ilişki kurma zemini aramaya başlamıştır. Milletin hükümete ve orduya güveni daha da artmıştır. İngilizlerin Yunanlılara olan güveninde sarsılma başlamıştır. Türkiye’ye karşı mütereddit olan Sovyet Rusya vadettiği yardımları göndermeye başlamıştır. Batı basınında Türk ordusunu öven yazılar çıkmaya başlamıştır. İngiltere Malta’daki Türk tutuklulardan 40’ını serbest bırakmıştır.

18

Kütahya Eskişehir Muharebelerinin sonuçları ne olmuştur?

Yunanlılar 10 Temmuz 1921’de genel bir taar­ruz başlatmıştır. Taarruz Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’nın tahmin ettiği istikamette gelişmiştir. Eskişehir, Kütahya ve Afyon gibi büyük yerleşim yerleri ciddi bir tehlike ile karşı kalmıştır. Önce 13 Temmuz’da Afyon Yunanlıların eline geçmiştir. Bu sırada 4. Tümen Ko­mutanı Albay Mehmet Nazım Bey de şehit olmuştur. Yunanlıların önlerindeki hedef bu sefer Kütahya idi ve burası da 17 Temmuz’da düşmüştür. Türk ordusu Kütahya elden çıkınca Eskişehir’i boşaltmak zorunda kalmıştır. Eskişehir de 19 Temmuz’da Yunanların işga­line uğramıştır.  21 Temmuz’da Türk ordusu tarafından yapılan karşı taarruz başarısızlıkla sonuçlanması ordunun kayıplarını yükseltmiş Ankara’da büyük bir mo­ral kaybına neden olmuştur.

19

Başkomutanlık Kanunu’nun kabul edilmesine götüren sebepler nelerdi?

Kütahya-Eskişehir Muharebesi’nden sonra yaşanan bunalımlı günlerden çıkmak için çareler arandığı bir sırada Mustafa Kemal Paşa’nın ordunun bizzat başına geçmesi yönünde görüşler ortaya çıkmıştır. Çok az kişi haricinde herkes Mustafa Kemal Paşa’nın ordunun sevk ve idaresini bizzat üstlenmesi ve ordunun başında olmasının her şeyi değiştireceğine inanmışlardır. Başkomutanlık Kanunu ile ilgili görüşmeler 5 Ağustos’ta da devam etmiştir. Mecliste bazı milletve­killeri yetkinin başkomutan vekilliği olması yönünde düşünce belirtmişler, bazıları ise bu yetkinin meclis ve milletvekilleri üzerinde bir baskı aracı olarak kul­lanılıp kullanılmayacağı noktasında endişelerini dile getirmişlerdir. Bu görüş ve tartışmalar arasında on milletvekilinin önergesi ivedilikle görüşülmüş Baş­komutanlık Kanunu kabul edilmiştir.

20

Sakarya Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanmasının askerî ve siyasi sonuçları bakımından Türk tarafına katkıları nelerdir?

Sakarya Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanmasının askerî ve siyasi sonuçları bakımından Türk tarafına çok önemli katkıları olmuştur:

  • Sakarya Zaferi ile üstünlük Türk ordusuna geçmiştir.
  • Önce Sakarya Nehri’nin do­ğusu, sonra da Afyonkarahi­sar-Eskişehir hattına kadar olan vatan topraklan Yunan­lardan temizlenmiştir.
  • Türk ordusunun askerî harekâtı yön değiştirmiştir. Sakarya Muharebesi sonu­na kadar stratejik savunma yapılırken Sakarya’dan son­ra stratejik taarruza dönül­müştür. Zira Yunan ordusu stratejik saldırı yapma gü­cünü kaybetmiştir.
  • Sakarya Zaferi, Büyük Ta­arruz (26 Ağustos 1922) ve Başkomutanlık Meydan Muharebesinin (30 Ağustos 1922) hazırlıkları için gerek­li zamanı kazandırmıştır.
  • Sakarya Zaferi’nden son­ra Türk milleti, Başkomu­tan Mustafa Kemal Paşa’ya TBMM aracılığıyla 19 Eylül 1921 tarihinde Gazi unvanı ve Mareşal rütbesini vermiştir.
  • Sakarya Zaferi’nden bir ay sonra, 13 Ekim 1921 günü Sovyet Rusya’nın aracılığıyla Ankara Hü­kümeti ile Güney Kafkas Cumhuriyetleri arasında Kars Antlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmayla; Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan daha önce yapılan Moskova Anlaşmasını kendileri için de geçerli saymışlardır. Böylece Türkiye’nin doğu sınırları kesinlikle güvenlik altına alınmıştır.
  • Fransa, Sakarya Zaferi’nden sonra İtilaf devletlerinden kopmuş ve TBMM Hükümeti ile 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşmasını imzalamıştır. Bu antlaşma ile Fransa tarafından Hatay-İskenderun dışında bugünkü güney sınırı tanınmıştır. Yine bu antlaşma Güney Cephesi güvenlik altına alındı­ğından oradaki Türk birlikleri de Batı Cephesi’ne kaydırılmıştır.
Ünite 7 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç