AÖF Soru Bankası
TDE305U · Ünite 3

Biçimbilim: Çekimsel Biçimbilim

  • 24 soru-cevap
  • Genel Dilbilim I
1

Tüm doğal dillerin bağımsız ve anlamlı birimlerin sistem açısından ne gibi ortak bir özelliği bulunmaktadır?

Greenberg’ün deyişiyle dil evrenseli, Hockett’ın deyişiyle de dilin tasarım özelliği olarak, bütün doğal dillerin bağımsız ve anlamlı birimleri, yani sözcükleri, barındırdığı ve bunları kendi içlerinde sınıflara ayırdığı bir sistemleri olduğu bilinmektedir. Bu sınıfların varlığını kanıtlayan türlü veriler de mevcuttur. Örneğin dil konusunda hiçbir uzmanlığı olmayan anadili konuşucuları da sözcükleri gruplandırabilmekte, bunlara bir ad veremese de sözcükleri sınıflara ayırabilmektedir. Dil yetisi kaybına neden olan kimi beyin hasarı vakalarında da hastalarda bazı sözcük sınıflarının örneğin adların, kullanımı sürerken bazılarının, örneğin eylemlerin, işlevsiz kaldığı izlenmiştir. Öyleyse sözcükler beyinde de belli sınıflar halinde depolanmaktadır. Ayrıca, çocukların da anadillerini öğrenirken ilk sözcüklerinden itibaren çok erken yaşlarda nesne-eylem ayrımına duyarlık geliştirdikleri gösterilmiştir.

2

Dillerde görülen sözcük sınıfları konusunda hangi evrensel genellemeler yapılabilir?

Sözcük sınıflandırma eğilimi tüm dillerde evrensel olarak bulunsa bile kullanılan sınıflandırma ölçekleri ve buna bağlı olarak da ortaya çıkan sözcük sınıfı sayısı dilden dile değişkenlik göstermektedir. Ancak yine de dillerde görülen sözcük sınıfları konusunda bazı evrensel genellemeler yapılabilir. Zaman zaman sözlüksel ulam veya sözcük türü olarak da anılan sözcük sınıfı, üyelerini diğer sözcüklerden ayıran nitelikleri paylaşan sözcüklerden oluşur. Ancak, giriş bölümünde de belirtildiği gibi, her sınıf için merkez ve merkez dışı üyeler olabilir. Merkez üyeler bir sınıfın tüm ayırıcı özelliklerini taşıyan o sınıfın en tipik üyeleridir. Merkez dışı üyeler ise ayırıcı Özelliklerin tamamını taşımadıkları için kimi zaman merkez üyeler gibi hareket edemeyen ve yanı sıra başka sınıfların üyelik özelliklerini de üzerlerinde bulundurabilen periferik üyelerdir.

3

Sözcüklerin sınıflandırılmalarında yer alan anlamsal ölçüt nedir? 

Sözcüklerin sınıflandırılmalarında, tıpkı sözcük saptama konusunda olduğu gibi, üç ölçüt kullanılır. Bunlardan ilki geleneksel sınıflandırmalarda kullanılan anlamsal ölçüttür. Adından da anlaşıldığı üzere, anlamsal sınıflandırılmalar sözcüklerin anlam özellikleri temelinde gerçekleşir.

4

Dil bilgisel özellikler neyin toplamıdır?

Dil bilgisel özellikler sözcüklerin biçimbilimsel ve sözdizimsel (dağılımsal) eğilimlerinin toplamıdır. Bu eğilimler biçimbilimsel ve sözdizimsel (dağılımsal) olcutler kullanılarak saptanır. Biçimbilimsel ölçüt, sözcukleri taşıdıkları ekleri dikkate alarak sınıflandırır. Buna göre, rova adlar gibi sayı çekimine girip –lar ekini, küçültme tüketimine girip –cik ekini almıştır; öyleyse o da bir ad olmalıdır. Dağılımsal ölçüt ise sözcükleri öbek ve tümce içinde bulundukları yere göre sınıflandırır. Buna göre, örneğimizdeki güzel bir rovacık öbeğinde yer alan rova, tıpkı adlar gibi bir tanımlık olan bir sözcüğünün ardında kullanılmıştır; öyleyse o da bir ad olmalıdır. Bu iki ölçüt, sözcük sınıflandırmada böylesi veriye dayalı nesnel çıkarımlara olanak sağladığından anlamsal ölçütten daha güvenilir veriler elde etmemizi sağlar.

5

Biçimbilimsel ölçüt ne dikkate alınarak kullanılır?

Biçimbilimsel ölçüt, sözcüklerin taşıdıkları ekler dikkate alınarak sınıflandırılması söz konusu olduğunda kullanılır.

6

Dağılımsal ve biçimbilimsel ölçütler neye olanak sağlar?

Dağılımsal ve biçimbilimsel ölçütler, sırasıyla sözcüklerin konumlarına (dolayısıyla da bu konumlara ilişkin dilbilgisel işlevlerine) ve taşıdıkları eklere göre sınıflandırılmaların olanak sağlar. 

Öte yandan, dillerin biçimbilimsel özellikleri, bu dillerde sözcük sınıflandırmalarında kullanılabilecek olan ölçütlerin de belirleyicisidir.

7

Çekim terimi neyi ifade eder?

Çekim, çıktıları sözcükbiçimler olan biçimbilimsel bir süreçtir. Bu işlemin amacı soyut sözlükbirimlere tümce içinde yer aldıkları konumların sözdizimsel gerekleriyle uyumlu bir biçimde somutlaşmaları için uygun çekimleri atamaktır. Bu tanımdan da anlaşıldığı üzere, bu işlem hem biçimbirim seçimiyle hem de sözlükbirimlerin sıralanması ve aralarındaki dilbilgisel bağların belirlenmesiyle ilgili olduğu için sırasıyla biçimbilim ve sözdizim güdümlü bir süreçtir. Bu sebeple çekimin bu iki alanın kesiştiği biçimsözdizimsel bir işlem olduğundan söz edilir.

8

Kök sözcükleri içerisinde yer alan içerik sözcükler nedir?

Bilindiği üzere kök sözcükleri içerik sözcükleri ve işlevsel sözcükler olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. İçerik sözcükleri anlamlı sözcüklerdir ve bu özellikleri sebebiyle sözcelerin iletişimsel değerini ve etkisini artırırlar. Dilbilgisel görevlerini işaretlemek için çekime girerler ve bu sebeple tümcede değişik biçimlerde görünürler. Tipik örnekleri ad, eylem, sıfat ve belirteç olan bu gruplar açık küme sözcükleri adını alırlar.

9

Kök sözcükler içerisinde yer alan işlevsel sözcükler nedir?

İşlevsel sözcükler görevli sözcüklerdir, sözcelere anlamsal katkılarda bulunmaz. Bu yüzden bir iletişimsel değer taşımazlar. Bunun yerine tümcenin bileşenleri arasında yapısal ilişkiler kurarak belli dilbilgisel görevleri yerine getirir. Birkaç istisna dışında çekime girmedikleri için değişken biçimleri yoktur. Oluşturdukları sınıflar yeni üye katılımına elverişli değildir. Bu sebeple kapalı kümeler olarak adlandırılırlar. İkincil (minor) sözcük sınıfları olarak da adlandırılırlar. Tipik örnekleri ise adıl, bağlaç, belirleyici ve ilgeçlerdir.

10

Adsıl çekim nedir?

Bir dilbilgisel ulam olarak adsıl çekim, ad ve ad soylu olan sözcükler üzerinde görülür ve durum,cins, sayı bilgisini kodlar. Öyleyse, biçimbilimsel sınıflandırma ölçütüne göre, adlar sayı, cins ve durum çekimlerine giren sözcüklerdir.

11

Bir dilbilgisel ulam olan sayı nedir?

Sayı, adların niceliğini, tekil, çoğul, ikil, üçül gibi karşıtlıklar etrafında kodlayan dilbilgisel ulamdır.

12

Bir dilbilgisel ulam olan cins nedir?

Cins, adları cinsiyete göre eril-dişil-yansız ve canlılık durumuna göre canlı-cansız, insan-hayvan olarak sınıflandıran; birlikte kullanıldıkları sıfat, adıl ve belirleyici gibi sözcüklerle taşıdıkları cins özellikleri açısından uyum gerektiren bir ulamdır.

13

Dilbilgisinde durum neyi ifade eder?

Durum, adların tümce içindeki dilbilgisel işlevini gösteren ulamdır. Adların bağımlı olduğu baş ögesi ile ilişkisini kodlar. Bu ögeler eylemler, başka adlar veya ilgeçler olabilir. Dilbilgisel ve eğik durum olmak üzere iki alt sınıfı vardır.

14

Dilbilgisel ulam ve eğik ulam tümce içerisinde neyi gösterir? 

Dilbilgisel durum, adların tümce içinde değişkenlik gösteren dilbilgisel işlevlerini, eğik durum ise adların eylemle olan ilişkilerinden özne, dolaysız nesne, dolaylı nesne dışında kalanları gösteren bir ulamdır.

15

Dilbilgisi açısından uyum nasıl bir ulamdır?

Uyum, iki sözcük arasındaki yapısal ve anlamsal uyuşmayı gösteren bir ulamdır. Adsıl uyum, yani iyelik, iki ad arasında sahiplik ilişkisi kurar ve bir adın diğer ada ait olduğunu gösterir. Ait olunanın (tamlayan) kişi ve sayısını, ait olan (tamlanan) üzerinde kodlar.

16

Eylemcil çekim nasıl bir dilbilgisel ulamdır? 

Eylemcil çekim, eylem kök ve gövdelerinde zaman, görünüş, kip, olumsuzluk ve uyum kategorilerini kodlayan bir dilbilgisel ulamdır. Öyleyse, biçimbilimsel ölçüte göre, eğer bir sözcük bu çekimlere giriyor ve bunları kodlayan ekleri taşıyorsa eylem olarak sınıflandırılmalıdır.

17

Dilbilgisel zaman nedir?

Dilbilgisel zaman, eylemin tariflediği hareket, olay ya da oluşun evrensel zamanda konumlandırılmasını gösteren bir ulamdır. Eylem zamanının dilbilgiselleşmesi olarak da tanımlanır. Anadili konuşucuları eylem zamanını saptamak için önce bir gönderim noktası belirlerler. Bu gönderim noktası yaygınlıkla konuşma anı olarak seçilir ve olayların zamanda dağılımı bu merkez nokta ele alınarak anlatılır. Böylece eylem zamanı bu referans noktasına göre geçmiş, şimdi veya gelecek olarak belirlenir. Böyle bir bölümle kullanan sistemlerde, eylemin konuşma anından önce gerçekleşmesi geçmiş, onunla eşzamanlı olarak gerçekleşmesi şimdi, konuşma anından sonra gerçekleşmesi ise gelecek zaman kodlamasını gerektirir.

Yalnız bu üçlü zaman bölümlemesi evrensel değildir.

18

Zaman kavramıyla sık sık karıştırılan görünüş kavramı nasıl tanımlanır?

Zaman kavramıyla sık sık karıştırılan görünüş kavramı alanyazında eylem süreminin iç düzenlemesini gösteren bir dilbilgisel ulam olarak tanımlanır.

Görünüş, eylemlerin zamansal içyapısını, nasıl gerçekleştiğini gösteren dilbilgisel ulamdır. Bitmişlik, eylemi zamansal içyapısına değinmeksizin bütün olarak ele alan, bitmemişlik eylemin zamansal içyapısının her hangi bir alt aralığını sunan görünüş biçimidir.

19

Tamamlık ne ile ilgili bir ulamdır?

Bir diğer görünüş ulamı olan tamamlık genel olarak iki zaman noktası arasında bağ kuran bir ulamdır. Tamamlık görünüşünü, sonuçlu tamamlık, deneyimsel tamamlık, tümel tamamlık ve yakın geçmiş tamamlık çeşitlendirmeleri doğrultusunda ele da alınmaktadır.

Tamamlık, geçmişin bugündeki izleriyle ilgili bir ulamdır. Sonuçlu tamamlık bugünkü bir durumun geçmiş bir olayın sonucu olduğunu, deneyimsel tamamlık bir durumun geçmişte deneyimlendiğini, tümel tamamlık eylemin geçmişte başlayıp bugünekadar süre gelmiş olduğunu, yakın geçmiş tamamlık ise eylemin yakında gerçekleştiğini vurgular.

20

Dilbilgilsel kiplik ulamı nedir?

Kiplik konuşucunun eylemin gerçekliği ya da gerçekleştirilmesine ilişkin düşünce ve tutumunu yansıtan bir ulamdır. Kabaca önerme kipliği ve olay kipliği olmak üzere iki başlık altında incelenir.

Kiplik anlatımı gerçek dünyada olmayan ve belki de hiç olmayacak olan olay ve durumları ifade etmemizi sağlar.

Önerme kipliği, konuşucunun önermenin doğruluk değeri ile ilgili tutumunu kodlar. Bilgisellik ve kanıtlanabilirlik alt ulamlarını barındırır.

Bilgisellik, konuşucunun önermenin gerçekliğine ilişkin hükmünü ifade eder. Yani aktarılan olayların gerçekliğine dair konuşmacıdaki kesinlik algısının derecesini gösterir.

Önerme kipliği, kanıtlanabilirlik kategorisiyle önermenin doğruluk değerini duyusal
ve duyumsal kanıta dayalı olarak ele alır. Çıkarım- aktarım karşıtlığını kodlar.

Olay kipliği yükümlülük kategorisiyle izin ve zorunluluk; devinimlilik kategorisiyle de yetenek ve istek okumalarını kodlar.

21

Dilbilgisel çatı ulamı neyi ifade eder?

Çatı, eylemin gerçekleşmesinde yer alan katılımcıların eylemle ilişkisini belirleyen bir ulamdır. Eylemlerin temel üyeleri olan bu katılımcılar tümce içinde özne veya (dolaylı / dolaysız) nesne görevinde olabilirler. Eylemler tarafından öznelere anlamsal rollerden EDEN rolü, dolaysız nesnelere ETKİLENEN rolü ve dolaylı nesnelere ise HEDEF rolü atanır. Bu anlamda, çatı kavramı sözdizim ve anlambilimle de yakından ilişkilidir. Çatı bilgisi, dillerin yapısına göre biçimbilimsel süreçler kullanıldığında eklerle, sözdizimsel süreçler kullanıldığında ise yardımcı eylemlerle ve/veya sözdiziminde yapılan değişikliklerle kodlanır. Bu kodlamalar eylemlerde etken-edilgen, etken-işteş, etken-dönüşlü ve etken-ettirgen karşıtlıklarını yansıtır.

22

Sıfatlar ne tür sözcüktür?

Anlamları düşünüldüğünde sıfatlar; boyut, şekil, renk, yaş, tat, koku, doku, nitelik gibi özellikleri tanımlayan sözcüklerdir. Bu açıdan bakıldığında tüm dillerde bulundukları düşünülse de, biçimsözdizimsel tanımlar temel alındığında, birçok dilde bağımsız bir sıfat sınıfı olmadığı görülür. Sözcüklerin tümce içinde bulundukları konuma göre aldıkları ekler gözetilerek yapılan bu türden sınıflandırmalar kullanıldığında sıfatların çoğu dilde ad ve eylemlerle aynı çekime girdikleri gösterilmiştir. Bu da sıfatların bu dillerde bağımsız bir sınıf olarak hareket etmediğinin bir göstergesidir.

23

Belirteçler nedir?

Belirteçler de sıfatlar gibi karşılaştırma ulamlarını taşıyan niteleyicilerdir. Tümce, eylem ve niteleme belirteçleri olarak görev alırlar. Maalesef, belki, iyi ki, açıkçası gibi tümce belirteçleri genellikle yapılan önerme hakkında konuşucunun tutumunu yansıtır. Eylem öbeği tümleçleri eylemleri başlıca zaman, yer/yön ve tarz/durum bakımından nitelerler.

24

Kapalı kümeler nasıl tanımlanabilir?

Bağlaç, ilgeç, belirleyici ve adıllardan oluşan kapalı kümeler, sınırlı üye barındıran, üyelerinin pek çoğu çekime girmeyen, üye sayıları ve üyeleri kişi den kişiye ve zamandan zamana değişmeyen sınıflardır. Kapalılıkları bu sebepledir. Yeni üye katılımına açık değildir. Yani, olanaklı olmasına rağmen bir dilde yeni bir bağlaç, yeni bir ilgeç veya belirleyici ve adıl üretilmesi sık rastlanan bir durum değildir. Kapalı kümeler işlevli sözcükler oldukları için üyelerinin sınıflandırılmalarında anlamsal ölçütün kullanılmasına elvermezler. Birçok dil, barındırdıkları kapalı küme sayısı ve türleri bakımından birbirlerinden ayrılır. Bu farklılıklarına rağmen, kapalı kümeler, bütün dillerde görülen bir sözcük sınıftır. Yalınlayan dillerde dilbilgisel işlevleri üstlendikleri için daha öne çıkmaktadırlar.

Ünite 3 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç