İklim Değişikliği, Kuraklık ve Çölleşme
- 23 soru-cevap
- Bitki Su İlişkileri
Güneş Spektrumu nedir?
Güneşten yayılan farklı dalga boylarındaki tüm elektromanyetik radyasyonun tamamına “Güneş Spektrumu” denir.
Atmosfere giren ışınlar su buharı dışında CO2 ve CH4 tarafından da emilir, katı ve sıvı yüzeylere yansıtılır. Böylece Dünya yüzeyi atmosferin ilk katmanı olan troposfer ısınmış olur. Bu olaya sera etkisi, burada yer alan gazlara ise sera gazları adı verilir.
Sera etkisi yaratan en önemli gazlar su buharı, karbondioksit ve metandır.
İklim değişikliği, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nde nasıl tanımlanmıştır?
İklim değişikliği, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nde “karşılaştırma yapılabilir belirli zaman sürecindeki doğal iklim değişikliklerine ilave olarak, antropojenik faktörler etkisi ile iklimlerde oluşan gözlemlenebilen değişikliklerdir” şeklinde tanımlanmaktadır.
Üretim sektöründen kaynaklanan metan gazı çoğunlukla enterik fermentasyon, gübreleme, pirinç tarlalarından kaynaklanmaktadır.
Azotlu bileşiklerin atmosfer, litosfer ve hidrosferde birbirlerine dönüşmesine ise azot döngüsü denir.
Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadelesi Sözleşmesi’ne göre; insanlar tarafından yanlış kullanımlar sayesinde toprağın, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulması sonucu verimlilik düşüşüne neden olan toprak kalitesinin azalması “Toprak Bozulumu” olarak; doğal olaylar ve(ya) antropojenik etmenler ile doğal ekolojik görevi ve ekonomik işlevinin uzun süreli olmayan zarar görmesi olayı ise “Arazi Bozulumu” olarak tanımlanmaktadır.
Kimyasal toprak bozulumunda hangi olaylar gerçekleşerek toprak yapısında dengesizlikler gözlenir?
Kimyasal toprak bozulumunda toprağın organik madde kaybetmesi, tuz dengesinin bozulması sonucunda tuzlulaşma, alkalileşme, toprak pH’sındaki değişmeler, yıkanma, özellikle alüminyum ve magnezyumun toprak çözeltisindeki miktarlarının toksik seviyelere ulaşması gibi olaylar sonucunda toprağın yapısında dengesizliğine yol açan bozulmadır.
Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadelesi Sözleşmesi’nde kuraklık; belirli bir bölgede yağışın ortalama seviyesinin oldukça altına düşerek hem arazi kaynak ve kullanımına hem de su döngüsü (hidrolojik) ile ilgili olayları negatif etkileyen bir doğal bir olaydır şeklinde tanımlanmaktadır.
Kuraklığın tespitinde, yağış miktarı, yeraltı ve yüzey suyu miktarı, yüzey akışları, kar miktarı, toprağın nem içeriği ve bitki örtüsü temel unsurlar ile çeşitli ve farklı indisler kullanılır. Bu indislerin başında Standart Yağış İndisi (SPI=Standart Precipitation Index), Palmer Kuraklık Şiddet İndisi (PDSI=Palmer Drought Severity Index), Normalin Yüzdesi İndisi (PNI=Percent of Normal Index) ve Aydeniz Metodudur.
Çoraklığın oluşmasındaki iki temel unsur sıcaklık artışı, yağış miktar ve süresindeki azalmalardır.
Geniş anlamda küresel ekosistem olarak tanımlanan biyosfer, gezegenin sahip olduğu tüm ekosistemlerin toplamıdır. Ekosistemde en kapsamlı düzey olan biyosfer, atmosferi, hidrosferi (su küre) ve litosferi (taş küre) içerir.
Bir türün bireylerinin yaşamsal faaliyetlerini en iyi şekilde devam ettirebildiği alana habitat denir.
Bir türün bireylerin oluşturduğu topluluğa populasyon, aynı alan içinde birden fazla populasyonun bir araya gelerek oluşturduğu topluluğa ise komünite adı verilir.
Komünite ve cansız çevrenin birlikte değerlendirilmesi ile ortaya çıkan ekolojik birime ne ad verilir?
Ekosistem abiyotik (cansız) ve biyotik (canlı) öğelerden oluşan bütündür.
Yeryüzünün, karstik, kalkerli, kum veya çakıldan meydana gelmiş geçirgen yapılı katmanlarının alt tabakalarında, suyu geçirmeyen kayaçlarla veya killerle çevrili geniş alanlarda oluşan yer altı göllerine akufer denir.
Biyolojik çeşitlilik bir bölgenin sahip olduğu ekosistem çeşitliliği, tür çeşitliliği, genetik çeşitlilik ve işlevsel çeşitliliğin toplamıdır.
Sera gazı etkisi yapan gazların azaltılması için; kullanılan yakıt kalitesinin yükseltilmesi ve düşük CO2 emisyonlu yakıt kullanımını arttırmak, fosil yakıtların yerine biyokütle kullanılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması, bireysel ulaşım için kullanılan özel araçlar yerine toplu taşıma araç kullanımının yaygınlaştırılması, mevcut ormanlık alanların korunması, tahrip olanların yerine yenilerinin oluşturulması, biyolojik çeşitliliğin korunması, sera gazı alıcı ortamlarının (tatlısu ve deniz ekosistemleri) korunması, geri dönüşüm metotlarının kullanılması, çöp depolama alanlarından oluşan gazların değerlendirilmesi sayılabilir.