Bir ülkede gözlemlenen sosyal, siyasal, ekonomik ve çevresel değişimlerden, diğer ülkelerin de doğrudan etkilendiği görülmektedir. Bu durumun turizm açısından etkilerini birden fazla boyutuyla değerlendiriniz?
Son yıllarda bir ülkede gözlemlenen sosyal, siyasal, ekonomik ve çevresel değişimlerden, diğer ülkelerin de doğrudan etkilendiği görülmektedir. Orta Doğu ülkelerinde yaşanan sosyal ve siyasal çalkantılar, Amerikan ekonomisinin yaşamakta olduğu kriz, İzlanda’da kendisini gösteren yanardağ patlaması, Japonya nükleer faciası vb. Hiç kuşkusuz, buradaki en önemli etken, ülkelerin üretim ve tüketim bakımından birbirleriyle sıkı bir ilişki içerisinde olmalarıdır. Gelişmiş ülkelerin, kendi doğal kaynaklarını kullanmadan, bir başka ülkenin doğal kaynaklarını kullanarak kendilerini çevre kirliliğinden korumaları mümkün değildir. Çünkü kaynakların kıt oluşu ya da oluşan kirlilik, ekolojik dengenin bozulmasına ve sonuçta bütün dünya ülkelerinin zarar görmesine neden olmaktadır (Kaypak, 2014).
İnsanlığın yaşamını sürdürebilmesi için gereksinim duyacağı doğal kaynaklar sınırlı düzeydedir. Bu kaynaklardan bazıları (temiz hava, su, enerji vb.) hızla tükenirken, bazılarına da (gıda maddeleri vb.) ekleme yapılarak onların dönüşümü sağlanmaktadır. Bunun nedeni, hiç kuşkusuz, yeryüzündeki kaynakların bilinçsiz bir şekilde kullanılması ve bireysel çıkarların toplumsal çıkarların üzerinde tutulmasıdır (Moran, 2010). Konuya işletme yönetimi açısından yaklaşıldığında daha fazla kâr elde etme, diğer işletmeler ile rekabet ederek onları kendi denetimleri altına alma gibi amaçlar nedeniyle yeryüzündeki bütün canlılara ait olması gereken kaynakların gelişigüzel tüketildiği ortaya çıkacaktır (Rosa vd., 2010). Yine bütün bu uygulamalar sonucunda, ekonomide başarısızlık, çevresel kalitede bozulma ve turizm amaçlı olan ya da olmayan insan ihtiyaçlarının karşılanmasında olumsuzluklar yaşanmaktadır.
Toplum bazında ekonomik başarıdan söz edebilmek için, kişi başına düşen gelir ve araç sayısı, sanayileşme düzeyi, kentleşme düzeyi ve eğitim durumu gibi çeşitli ölçütlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir (Tıraş, 2012). Günümüzün gelişmekte olan toplumları, refah düzeyi daha yüksek diğer toplum düzeylerine ulaşabilmek için çalışmalarını sürdürürken sonuçta elde edilen başarı pek iç açıcı değildir. Bir yandan, sanayileşme için eski teknolojileri kullanarak kişi başına düşen motorlu araç sayısını artırmak için üretimi ve ithalatı teşvik ederek, diğer yandan plansız bir şekilde köyden kente göçü teşvik ederek ya da şehirler arası/ülkeler arası seyahati teşvik ederek (Max-Neef ve Smith, 2013; Ruben, 2017) çevresel değerlerin yok olmasına ve halk sağlığının tehlikeli boyutlara ulaşmasına neden olunmaktadır.