Türk Dili II
Deneme Sınavı Soruları
- 20 soru
- Cevap anahtarı açık: çöz, sonucunu gör
- 1
I. dağınık
II. yüzeysel
III. pratik
IV. başlık ile kapsam arasında zor ilişki kurulan
“Genel bir başlık ile çalışmaya başlayan araştırmacı, süreç ilerledikçe konusunu daha derinlikli bir sınırlama içine sokmalıdır. Aksi hâlde çalışma …………… olur.” ifadesine göre yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri ile boş bırakılan yere yazılabilir?
- 2
Aşağıdakilerden hangisi düşünce ve sanatsal yazıların ortak özelliğindendir?
- 3
Han Duvarları
(...)
Bir sarsıntı... Uyandım uzun süren uykudan;
Geçiyordu araba yola benzer bir sudan.
Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu,
Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu.
Ağır ağır önümden geçti deve kervanı,
Bir kenarda göründü beldenin viran hanı...Yukarıda verilen Faruk Nafiz Çamlıbel'e ait olan şiirin türü aşağıdakilerden hangisidir?
- 4
Aşağıdakilerden hangisi pastoral şiir türüne ait bir özellik değildir?
- 5
Aşağıdakilerden hangisi dinleme sürecini etkileyen alıcı temelli faktörlerden biridir?
- 6
Genç Osman Destanı aşağıdakilerden hangi şiir türüne örnek olabilir?
- 7
Bilimsel araştırma sürecinin ilk adımı aşağıdakilerden hangisidir?
- 8
Aşağıdakilerden hangileri bir araştırmada olması gereken özelliklerdendir?
- Konunun sınırlandırılması
- Konuyla ilgili bir tezin olması
- İlgili kaynakların taranması
- Çözüm önerisinin olması
- 9
Aşağıdakilerin hangisi bilimsel yazıyı en doğru biçimde tanımlamaktadır?
- 10
Öyküde olayın yaşandığı çevreye ne ad verilir?
- 11
Temel dil becerilerinden biri olan anlatmanın alt bileşenleri, aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?
- 12
Okuduğunu anlayabilmenin başlıca şartlarından olan ‘Yeniden yapılandırma’ ifadesiyle ne anlatılmak istenmiştir?
- 13
"Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi, manzume, nazım, koşuk” olarak tanımlanan yazılı anlatım türü aşağıdakilerden hangisidir?
- 14
Aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- 15
Aşağıda Cemil Meriç Dergi, Hür Tefekkürün Kalesi başlıklı yazısındaki bir paragrafta dergilerin kaderini anlatıyor. Bu paragrafta eski dergilerin içinde bulunduğu hangi durum ortaya konmaktadır?
Bizde hazin bir kaderi var dergilerin: Çoğu bir mevsim yaşar, çiçekler gibi. En talihlileri bir nesle seslenir. Eski dergiler, ziyaretçisi kalmayan bir mezarlık. Anahtarı kaybolmuş bir çekmece. Sayfalarına hangi hatıralar sinmiş, hangi ümitler, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok.
- 16
1. Büyük şehirlerimizden birinin parkında her sene kurulan bir panayırda çeşit çeşit eğlence yerlerinin arasında geziyordum. Koskocaman dönme dolaplar, atlı karıncalar, esrarlı mağaralar, motosikletle dolaşılan ölüm silindirleri, bira, şarap büfeleri, nişan atma yerleri, türlü türlü piyangolar, vücutsuz başlar, elli santimlik cüceler, görülmemiş varyeteler, altı ayaklı danalar, burnuna kadar bütün vücudu kıllı yaradılış cilveleri, güldüren aynalar insanı önlerinde durmaya, içeri girmeye zorluyordu. Her salaşın önünde, kah iskemle üstünde, kah kerevete çıkarak bağıran sırmalı fistanlı, kafkas elbiseli, sarıklı, silindir şapkalı, kalpaklı, fesli kadınlar, erkekler, çocuklar cırlak sesleriyle sanki yolu kapıyordu.
(Sabahattin Ali, Millet Yutmuyor)
2. Her yıldızın kendi yörüngesi vardır ve onunla en yakın komşusu arasında yalnız güçlü bir çekim değil, erişilmez bir uzaklık da bulunur. Çekimin gücü uzaklığa oranla artarsa, iki yıldız kucaklaşmayıp çarpışır ve yok olurlar. Bizim de onlar gibi yörüngemiz var ve acıklı bir çarpışmayı önleyebilmek için aramıza erişilmez bir uzaklık koymamız gerekir. Saygılı davranmanın tüm sırrı, birbirinden yeterince uzak durabilmektedir; saygının bulunmadığı toplumda yaşam ne çekilebilir ne de sürdürülebilir.
(Bernard Shaw, İnsan ve Üstün İnsan)
3. Yeni eşimle yan yana yüksekçe bir kayaya tünedik. Pek yorgun değildim; birkaç yerde, su kıyılarında dinlenmiştik. Kuzeydeki köyden sabahleyin gün doğarken çıkmıştık; sağlığım yerindeydi, sevinçliydim. Bir yaştan sonra duymadığım bir kıpırtı vardı içimde; yeni bir yaşam, bir serüven kıpırtısı: Dört günlük eşimle güneye gidiyordum. Yolda ona alıkça bir gösterişe bile kalktım. Öğle sonu yoğun havadan yukarlara, güneşe doğru, başım dönünceye dek yükseldim; o baş dönmesiyle yükseklerde uçtum bir süre; tüylerim bedenimden ayrılıyor gibiydi; sonra kanatlarımı, bacaklarımı koyverdim, kendi yelimin uğultusuyla iniyordum, bir nokta gibiydi eşim, yaklaştı, büyüdü, hızla geçtim önünden, yeryüzüne doğru, toplanıp döndüm, yanına geldim. Ne güzel! dedi. Yüreğim çarpıyordu.
(Yusuf Atılgan, Yük)
4. Hiçbir yazar kusursuz değildir ve pek çok sanatçıda bütünüyle eserlerinde dökemediği bir eleştiri gücü vardır. Bazı sanatçılar, bu gücü çeşitli etkinliklerde kullanarak büyük bir eserin yaratılmasını hazırlayabilirler; diğerleri ise, büyük bir eser yarattıktan sonra, bu eser üzerinde, konuşarak eleştirici etkinliklerine devam ederler. Bu konuda genel bir kural yok tur. İnsanlar birbirlerinden çok şey öğrendikleri gibi, bazı eser lerin de başka yazarlara faydalı olduğu görülmüştür.
(T. S. Eliot, Eleştirinin Görevi)
Yukarıdaki paragraflardan hangileri, olaya dayalıdır?
- 17
Hangi cümlede -ki eki doğru bir şekilde kullanılmıştır?
- 18
Aşağıdaki fiillerden hangisine -yor eki getirildiğinde ünlü daralması görülmez?
- 19
Edebî metin her okunduğunda yeni anlamlar kazanır () edebî metnin çok katmanlı olması yanında ()duygu ve çağrışım değerleri bakımından zengin olması önemli faktörlerdir()
Yukarıdaki metinde kullanılması gereken noktalama işaretleri hangi seçenekte doğru olarak verilmiştir?
- 20
I- Gençler Yasak Bölgeye girerek hayatlarını riske attılar
II- Saygıdeğer Meslektaşlarım, yarın öğlen toplantımız var.
III- Şah İsmail büyük bir yenilgi almıştı.
IV- Balkan ülkelerinde Ortodoksluk yaygındır.
V- En sevdiğim mevsim Nisandır.
Hangi cümlede büyük harf kullanımında yanlışlık vardır?