Soğuk Savaşın sona ermesiyle birlikte, İnşacılar olarak adlandırılan bir grup teorisyen, Realizmin materyalist yaklaşımını eleştirmişler ve bu teorinin sistemde meydana gelen değişimi açıklamada yetersiz kaldığını ifade etmişlerdir. İnşacı yaklaşım içinde pek çok farklı düşünceyi barındırmaktadır. Birinci yaklaşım, Alexander Wendt’in geliştirdiği ve Sosyal İnşacılık olarak adlandırılan ve kolektif kimliklerin sistemik etkileşim yoluyla oluşabileceğini savunan yaklaşımdır. İlk olarak Sosyal İnşacılar, Neorealizmin aksine, uluslararası sistemin yapısının maddi değil, sosyal bir yapı olduğunu savunmaktadırlar
İnşacı Teori içindeki ikinci yaklaşım, Sosyal İnşacıların sistemik yaklaşımını eleştiren ve genel olarak Aktör-Temelli İnşacılık olarak adlandırılan yaklaşımdır (Kegley ve Blanton, 2011: 48). Bu yaklaşım, kimlik üzerindeki bireysel etkiler üzerinde durmaktadır.