Avrupa’da arzulanan kalıcı barış ve güvenliğin sağlanabilmesi için Avrupalıdevletler - özellikle de Almanya ve Fransa- arasında, müzakere platformu oluşturulması ve işbirliğinin geliştirilmesi II. Dünya Savaşı sonrası kaçınılmaz bir şart olarak görülmekteydi. Avrupalı devletler Soğuk Savaş’ın iki süper gücü ABD ve Sovyetler arasındaki tehlikeli mücadelenin ancak birleşik bir Avrupa ile aşılabileceğini fark etmiştir. Kıtada yaşanan siyasal istikrarsızlık kadar ekonomik yapının da uğradığı tahribat bütünleşmenin kaçınılmazlığı fikrinin gelişmesinde oldukça etkili olmuştur. Örgütlenme çabalarında etkili olan diğer faktörler de Marshall Yardımı ve 1950’de yayınlanan Schuman Planı’dır. Schuman Planı, Avrupa’da birlik yolunda önemli bir adım ve radikal siyasal önermeler içeren bir belgedir. Planın idealin yanında pratikte de etkili bir metin olarak görülmesiyle Almanya ve Fransa’nın yanında Benelux’ü oluşturan Belçika, Hollanda ve Lüksemburg ile
birlikte İtalya da bu projeye dahil olmuştur. Schuman Planı da böylece, altı ülkenin katıldığı daha büyük bir organizasyona dönüştürüldü. Sonuçta 1951’de Paris’te imzalanan bir antlaşma ile AKÇT kuruldu. Örgüt kurumsal yapı ve yetkileri açısından ilgili olduğu alanda uluslarüstü yetkilerle donatılmış, türünün ilk örneği olarak ortaya çıkmıştır. AKÇT Antlaşması ile Avrupa’da tam entegrasyon kapısının da sonuna kadar açıldığı anlaşılmaktadır. 1952’de AKÇT Antlaşması yürürlüğe girerek başarıyla uygulandığı görülmüştür. Böylece Roma Antlaşmalarına giden yolu AKÇT açmıştır. Roma Antlaşmaları, AET ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) Antlaşmaları’ndan oluşmaktadır. 1957’de Roma’da bir araya gelen AKÇT üyesi altı Avrupa ülkesi tarafından imzalanmıştır. Batı Avrupa 1951’de Paris antlaşmasının imzalanmasıyla resmen altılar ve diğerleri olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Topluluğun amacı; “üye ülkeler arasında topluluk yoluyla ekonomik faaliyetlerin uyumlu bir biçimde geliştirilmesi, sürekli ve dengeli bir genişleme istikrarı artırma, yaşam standartlarının hızla yükseltilmesi ve daha yakın ilişkilerin desteklenmesi” olarak açıklanmıştır.
Birlik bugüne kadar çeşitli genişlemeler yaşamıştır. Birinci genişlemede İngiltere, İrlanda ve Danimarka, ikinci genişlemede Yunanistan, üçüncü genişlemede İspanya ve Portekiz, dördüncü genişlemede Avusturya, İsveç ve Finlandiya’nın katılımıyla üye sayısı 15’e ulaşmıştır ve Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesi ile fiili bir genişleme yaşanmıştır. Soğuk Savaş’ın sona erip Doğu Bloku’nun dağılması ile Avrupa’nın sınırları bir kez daha değişirken Birlik, yeni ve daha büyük bir genişleme dalgasıyla karşı karşıya kalmıştır. 2004’de Macaristan, Polonya, Litvanya, Letonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Estonya, Slovenya, Kıbrıs ve Malta’nın katılımıyla AB yeniden şekillenmiştir. 2007’de Bulgaristan ve Romanya AB’ye üye oldu. 2013’de Hırvatistan’ın katılımıyla üye sayısı 28’e yükselen AB’den 2020’de Birleşik Krallık’ın üyelikten ayrılmasıyla AB üye sayısı tekrar 27’ye düşmüştü.