Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında Harry Truman yönetimi, George Kennan tarafından ortaya koyulan “çevreleme” (containment) stratejisini benimseyerek, Sovyetler Birliği’nin çevrelenmesi ve izole edilmesini dış ve güvenlik politikasının temel hedefi hâline getirmiştir. ABD’nin bu dönemde kurduğu siyasi, ekonomik ve askerî yapılanmaların tamamını çevrelemenin mantığına uygun olarak işlediğini söylemek mümkündür. Bu çerçevede, ABD İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hızla iki kutuplu sistemde Sovyet tehdidini çevrelemek amacıyla Türkiye ve Yunanistan’ın Batı Blokuna kazandırılmasını hedefleyen Truman Doktrini’ni benimsemiş, Avrupa’nın kalkınmasının yanı sıra komünizmin yayılmasının ekonomik temellerini ortadan kaldırmak ve savaş sırasında yıkılmış olan Avrupa ekonomilerini canlandırarak uluslararası ticarette alım yapabilecek güce kavuşturmak amacıyla 1948-1951 arasında Marshall Planını uygulamaya koymuş, Planın uygulanmasını sağlamak üzere 1948’de Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nü (Organization of European Economic Cooperation - OEEC) kurdurmuş; 1952’de NATO, 1954’de Balkan İttifakı ile Güneydoğu Asya’da SEATO ve 1955’de de Orta Doğu’da Bağdat Paktı’nın kuruluşunu sağlamıştır. Tüm bu girişimlerde SSCB’nin küresel çapta çevrelenmesi öngörülmüştür. Sonuç olarak 1945-1952 arasında ABD Başkanlığı görevini yürüten Truman’ın yönetim süresi bile incelendiğinde, Amerikan dış ve güvenlik politikasını temellerinden sarsacak şekilde değiştirdiği görülmektedir.