Toplumların refah düzeyleri arasındaki dramatik farklılaşmanın başlangıcı, yaklaşık iki asır öncesine dayanmaktadır. Ülkeler arasında gelir dağılımındaki önemli farklılaşmalar bundan sonra meydana gelmiştir. Yani, bütün farklılıklarına rağmen dünya üzerinde asırlar boyu insanlık, kişi başına oranla birbirine çok yakın bir üretim gerçekleştirmiş ve dolayısıyla toplumlar arasında benzer bir refah düzeyi korunmuştur.
Yapılan kaba hesaplara göre 1000 yılında, kişi başına düşen gelir ortalamasına göre, şimdiki gelişmiş ülkeler, geri kalmış ülkelerin, çok az da olsa, gerisindeydi. O devirlerde, şimdi gelişmiş başlığı altında gruplanan ülkelerde ortalama kişi başına düşen gelir yaklaşık 405 dolar, (1990 yılı dolar değerine göre) şimdi gelişmemiş başlığı altında toplanan ülkelerde ise 440 dolardı. Kişi başına düşen ortalama gelir rakamlarını birbirine oranladığımızda (405/440= 0.92) şimdiki gelişmemiş ülkeler, o tarihlerde 0.08 puan daha zengin durumdaydı. Bu oran 1500’lü yıllarda 1.32, 1820 de ise ancak 1.97’ye ulaşabilmiştir. Yani 800 yıl boyunca şimdi gelişmiş olan ülkelerin gelir düzeyi, geri kalmışlara göre yaklaşık ancak iki kat artabilmiştir. 1820’den sonra, 180 yıl içinde, ara hızla açılmış; 1998 yılında gelişmiş ülkelerin kişi başı ortalama geliri 21.470 dolara yükselirken, geri kalmışlarınki ise 3.102 dolarda kalmış; oran 6.92’ye çıkmıştır.