Jervis’in (1969: 240-53) algılama ya da yanlış algılamaya ilişkin varsayımlarından birincisine göre, karar vericilerin yaklaşımları ve imajları, edindikleri bilgileri belirlemekte ve etkilemektedir. Örneğin; Sovyetler Birliği’nin saldırgan olduğu inancını taşıyan bir karar verici, bu devletin her hareketine kuşkuyla bakacak ve kendi ülkesine yönelik hareketlerini bir tehdit olarak değerlendirecektir. İkinci varsayıma göre karar vericiler, yerleşik düşüncelere bağlı kalma, kendi tezlerinin değişmesine yol açacak yeni bilgilere karşı kapalı davranma eğilimindedir. Üçüncü varsayıma göre aktörler, kendilerine ulaşan bilgileri toplu olarak değil de parça parça geldiğinde, bu bilgileri, mevcut bilgi ve imajlarıyla çatışsa bile özümseyebilmektedirler. Dördüncü varsayıma göre, karar vericinin imajı, içinde bulunduğu siyasal sistemin kazandırdığı deneyimlerden, kendi deneyimlerinden ya da dünya tarihiyle ilgili öğrendiklerinden etkilenmektedir. Beşinci varsayıma göre, karar vericilerin başından geçen bazı olayları çağrıştırması dolayısıyla aynı olay, farklı karar vericiler tarafından farklı algılanabilmektedir. Altıncı varsayıma göreyse bir politikayı belirleme konumunda olan bir karar verici, bunun karşı tarafça kendi istediği biçimiyle algılandığını varsayar. Yedinci varsayıma göre karar vericiler, kararların karşı taraf üzerinde öngörülen etkiyi yapamayacaklarının farkında olmayabilirler. Sekizinci varsayıma göre karar vericiler, diğer ülkelerin kendilerine yönelik düşmanlığını, her zaman olduğundan biraz fazla abartırlar. Dokuzuncu varsayıma göre karar vericiler, diğer ülkelerin davranışlarını olduğundan daha planlı, daha disiplinli ve daha koordineli olduğunu sanırlar. Onuncu varsayıma göre karar vericiler, diğer ülkenin büyükelçisinin tutum ve davranışının, o ülkenin politikasını tamamen yansıttığını düşünür. Onbirinci varsayıma göre karar vericiler, diğer ülkelerin davranışlarını ve
tepkilerini tamamen kendi politikalarının şekillendirdiği noktasında abartılı bir değerlendirme içinde olabilirler. Onikinci varsayıma göre karar vericiler, kendi ülkeleri hakkındaki imajlarıyla diğerlerinin kendileri hakkındaki imajının aynı olduğunu sanırlar. Onüçüncü varsayıma göre karar vericiler, kendi açılarından çok önemli olan bir olayın, diğer ülke karar vericileri için de aynı derecede önemli olduğunu düşünürler. Ondördüncü varsayıma göre karar vericiler, kendi yaklaşımlarına uyan ve destekleyen verilerin ve kanıtların, diğer bakış açıları ve yaklaşımlar için de uygun kanıtlar olduğunu düşünerek yanılgıya düşebilirler.