İngiliz Okulu öncelikle, tarih boyunca uluslararası ilişkilerde hakim olan farklı düşünsel yaklaşımları birleştirerek bir sentez yaratmaya çalışmıştır. Gerçekçilik, akılcılık ve devrimciliğin önemli varsayım ve görüşlerinden faydalanmış ancak gerçekçilik ve devrimcilik arasında “orta yol” olarak değerlendirilebilecek Grotiuscu geleneğe ait akılcılığa yakın durmuştur. İkinci olarak İngiliz Okulu devlet davranışlarının, uluslararası toplumu meydana getiren kurallar, değerler, kurumlar, gelenekler ve normlar dikkate alınmadan tam olarak analiz edilemeyeceğini öne sürmektedir. Uluslararası ilişkilerin genelde ayrı ve farklı bir oluşum olduğunu, dolayısıyla çalışmanın ana odağının uluslararası toplumun yapısı, niteliği ve dağınık devletler sistemi içinde düzen sağlayabilme kapasitesi olması gerektiğinin altını çizmektedir. Üçüncü olarak, İngiliz Okulu uluslararası toplumun varlığını sonsuza kadar sürdüreceğinin bir garantisi olmadığı, ancak var olduğu sürece de iyileştirilmesi için gerekenin yapılması gerektiği konusunda ısrarcı olmaktadır.