BİLİŞİM HUKUKU - Ünite 7: Bilişim Ortamında Fikrî ve Sınai Haklar Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 7: Bilişim Ortamında Fikrî ve Sınai Haklar

Giriş

Bilişim ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte fikri haklar, eser, eserden yararlanma ve eser sahibinin korunması önem kazanmaktadır.

İnternet Ortamında Fikrî Haklar ve Korunması

Bilişim alanında yaşanan gelişmeler karşısında İnternet yoluyla dünyanın her tarafından esere ulaşanların çokluğu ve kullanıcıların çeşitliliği, eserin haksız ve izinsiz kullanılması ihtimalini de artırmıştır. Bilişim sisteminde eser sahipleri ile ilgili temel düzenleme, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda (FSEK) yer almaktadır. Bunun yanında çok sayıda uluslararası anlaşma da fikri hukukun kaynağını teşkil eder.

İnternet Ortamında Eser ve İnternet’te Eserlerin Yer Alma Türleri

İnternette telif haklarının koruması söz konusu edildiğinde iki türlü ihtimal ele alınmalıdır. Bu ihtimallerden ilki zaten mevcut eserlerin internette sunulması, ikincisi söz konusu eserlerin ilk defa internette meydana getirilmesi, orda görülmesidir. İnternet ortamından önce zaten mevcut olan ürünler, FSEK.m.1 anlamında sahibinin hususiyetini taşıyan ve internet ortamında da sunulabilen müzik, edebiyat ve sinema gibi her türlü fikir ve sanat ürünleridir. Bu ürünler, dijital teknik sayesinde internet ortamında elektronik kitap veya beste olarak sunulmakta ya da hazırlanmış olan web sayfasında seslendirme veya görüntü olarak bir bütün içinde sunulmaktadır. Eserlerin koruma kapsamı, eserlerin hem münferit olarak hem de bütün içinde korunmasına yönelmiştir. Eserlerin online ortamda sunulması, onların koruma kapsamında herhangi bir değişikliğe uğramasına sebep olmaz.

Fikir ve sanat ürünleri , Kanunda, “sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim, edebiyat, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulü” olarak tanımlanmaktadır (FSEK.m.1/A). Ayrıca Kanunda bu tanım altında değerlendirilmesi gereken fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir (FSEK.m.2-7). Bu ayrıntılı sayım şu başlıklar altında toplanmaktadır; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri . Bu sayılan fikir ve sanat eserlerinin her birinin internet ortamında sunulması mümkündür. Ayrıca, İnternete özgü fikri ürünler de olabilir. İnternet ortamındaki hususiyet taşıyan web sayfaları buna örnek olarak verilebilir.

Fikri haklar için dijitalleşme , bir eserin ortaya çıkarılmasından sonra sayısal hâle getirilmesidir. Fikri hakların temel problemleri, dijital hâle getirilmiş olan eserler için de mevcuttur. Eserlerin dijitalleşmesinde gözden kaçırılmaması gereken husus, bir eserin dijitalleşmesi ile telif hakkının ihlalinin kolaylaşmasıdır. Birkaç tuş yardımı ile internette dolaşan eserler izinsiz olarak sınır ötesine taşınabilmekte, kopyalanabilmekte ve çoğaltılabilmektedir.

Çoklu ortam eseri (multimedya eser) , sinema filmi, müzik ve resmi içeren değişik medya ürünlerinin bir arada sunulmasıdır. İnternet üzerinden fikri haklara konu olan eserlerin önemli özelliği, bu eserlerin çoğunlukla çoklu ortam/multimedya özelliği taşımasıdır. Yani eserler, internet üzerinde yazı, görüntü, ses, film ve müzik eserleri ile karışık olarak sunulmaktadır.

Multimedya ürünleri çevrimdışı (offline) kullanım ve çevrimiçi (online) kullanım olarak öncelikle ikiye ayrılabilir. Çevrimdışı-kullanım , CD gibi veri taşıyıcılarla kullanımı anlatırken, çevrimiçi-kullanım radyo, kablolu yayın ve internet ortamındaki kullanımı anlatmaktadır. Çevrimiçi ve çevrimdışı kullanım yanında sunulan hizmetin interaktif olup olmamasına göre bir ayrım da yapılabilir. Çevrimiçi kullanım, kendi içinde eşzamanlı/senkron ve eşzamansız/asenkron kullanım olarak ikiye ayrılmaktadır. Senkron kullanımda , radyo ve televizyon yayınlarında olduğu gibi eş zamanlı bir tüketim söz konusu iken asenkron kullanımda internet ortamında olduğu gibi eş zamanlı bir tüketim şart değildir. İnternet kullanıcıları, birbirinden farlı zamanlarda sunulanlara erişme ve onları tüketme imkânına sahiptir.

Eser sahibi, eseri üzerinde eserinin umuma arz edilmesi, eserinde değişiklik yapılması, eserinin işlenmesi, çoğaltılması ve yayınlanması konusunda münhasıran hak sahibidir. Eser sahibine Kanun ile tanınan bu haklar, eserin elektronik ortamda kullanılması hâlinde de aynen geçerlidir. Esasen eser sahibinin bu hakları değişmemekle birlikte internet ortamında özellik gösteren ve hakların korunması bakımından tartışılması gereken link ve frame kullanılması gibi birtakım uygulamalar karşımıza çıkmaktadır.

Link, Türkçe’de “çengel” veya bağlantı olarak adlandırılmaktadır. Link verme veya çengel atma, özel bir bilgisayar programı ile gerçekleştirilen ve bir web sayfasından diğerine geçişi mümkün kılan tekniğin ismidir. Aslında link verme, normal bir yazı (Word) metni üzerinde de yapılabilmektedir. Link veya hyperlink, web sayfasından internet kullanıcısını, yabancı web sayfasına aktaran bir program kodudur. Bir linkte (çengel) iki esas unsur bulunmaktadır. Bunlardan ilki, ağda herhangi bir yerde bulunan bir içeriğe işaret, diğeri ise bu içeriğe ulaşabilme imkânıdır. Link verilme hâlinde işaret edilen web sayfaları veya bilgiler, link veren veya ziyaret edilen sayfanın sunucusunda tutulmamakta, link verilen sayfanın veya atıf yapılan web sayfasının kendi sunucusunda bulunmaktadır.

Fikri hukuk bakımından temelde linkler, intern (dâhili) ve ekstern (harici) link olarak ikiye ayrılmaktadır. Harici (ekstern) linklerde internet kullanıcısı, link verilen sayfada bulunan linklerin tıklanması ile diğer sayfaya ulaşmaktadır. Dâhili (intern) linklerde ise internet kullanıcısı, bir başka sayfaya aktarılmamaktadır. Kullanıcı link veren sayfada kalmakta, ancak linkin verildiği sayfa, bu sayfa içinde görülebilmektedir. Dâhili (intern) linkler sayesinde, yüzlerce grafik ve büyük hacimli veriler, link veren kimsenin serverı meşgul edilmeksizin kullanılmaktadır. Bu tür linkler, bir eserin sahibinin link veren kimse olduğu görünümü verilerek kötüye kullanılabilmektedir.

Frame verme hâlinde ise bir web sayfasında birbirinden bağımsız bölümlerde birden çok doküman görülmektedir. Burada frame veren ile frame verilen yabancı web sayfası, internet kullanıcısının ekranında birleşik olarak görülmektedir. Frame tekniği ile web sayfası yapımcısı, bir başkasına ait web sayfasını kendi sayfası içine monte etme imkânını elde etmektedir.

Bir web sayfasının işleticisinin yani bir anlamda eser sahibinin bir web sayfasında sunum yapması hâlinde onun en azından kendi web sayfasına başkalarının link vermesini zımni olarak kabul ettiği varsayılmalıdır. Eser sahibi tarafından başkaca bir hakkın ihlali söz konusu değilse link verme yasaklanamaz.

Eser sahibinin hakları manevi ve mali haklar olarak ikiye ayrılabilir. Eser sahibinin manevi hakları ; eser sahibinin adının belirtilmesi ve eserde değişiklik yapılmasını yasaklama hakkıdır.

Eser sahibinin adının belirtilmesi hakkı , eser sahibinin adının eserde yer almasını kapsadığı gibi eserin kullanıldığı her yer ve durumda açıkça belirtilmesini de kapsamaktadır. Bu hak, bir taraftan eseri sahibine bağlar, diğer taraftan da eser sahibini eser hırsızlarına karşı (intihal) korur. Dâhili (inline-intern) link verme halinde, link verilen sayfa (eser) bağımsız bir sayfa olarak açılmamakta, link veren sayfanın içinde görüntülenmekte; link veren sayfanın adeta bir parçası görünümü verilmektedir. Bu durumda eser sahibinin korunmaya değer menfaatlerinden bahsetmek gerekmektedir.

Fikir ve sanat eserleri, eser sahibinin adı, eserin adı ve muhteva ile şekil olarak bir bütün teşkil eder. Bu bütünlüğün korunmasında eser sahibinin manevi bir menfaati bulunmaktadır.

Eser sahibinin manevi hakları olduğu gibi, mali hakları mevcuttur. Eser sahibinin mali hakları arasında; işleme hakkı, çoğaltma hakkı ve umuma iletim hakkı sayılabilir.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında bir işlemeden bahsedilebilmesi için eseri dönüştüren kimsenin de esere katkısının bulunması gerekmektedir. İşleme eserde iki unsurun bulunması gerekir. Birincisi işleme eser, orijinal eserden bağımsız değildir, ikincisi ise onu işleyen kişilerin de esere bir katkısını taşımaktadır. Eserin kısaltılması veya genişletilmesi işlenme sayılmaz. Eserde meydana getirilen dış değişiklikler, ona bir yaratıcı emeğin katkısı değil de sadece bir sunumun, nâkilin sonucu ise yine ortada bir işlenme eserin varlığından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Esere bir başka buut kazandırılması durumlarında da işlenme eser mevcut değildir. Dâhili linklerde eser sahibinin yani link verilen sitenin sadece belirli kısımları ile yeni bir görünümün elde edilebilmesi de mümkündür. Bu durumda ise eser sahibinin işleme hakkının ihlali söz konusudur. Frame veya link verilmesi halinde aslında sadece link ve frame verilen sayfa ile teknik bir bağlantının yapıldığı, dolayısıyla eserin aslına bir müdahalede bulunulmadığı doktrinde savunulmaktadır. Ancak eserin kullanıcının ekranına yansıyan halinde şayet esere katkıda bulunulmuş ise ortada bir işlemenin varlığından bahsetmek gerekmektedir.

Çoğaltma hakkı , FSEK 22. maddesinin I. fıkrasına göre, bir eserin aslının veya kopyalarının herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltılmasıdır. Bir eserin aslından veya kopyasından taklidin çıkarılması ise çoğaltma değildir. Çoğaltma, eserin herhangi bir yolla aynen kopyalanmasıdır. İnternet ve bilgisayar ortamında eserlerin sunumunda birden fazla çoğaltma süreci bulunmaktadır. Önbelleğe kayıt, eserin görülebilmesi için zorunlu olan teknik bir çoğaltma işlemidir. Yine bir bilginin internetten kullanıcının bilgisayarına gelene kadar değişik duraklarda kaydedilmesi de bir çoğaltma işlemidir (routing). Dijital hale getirilmiş olan bir eserin internetten veya bilgisayarın harddiskinden bir CD veya diskete kaydedilmesi de fikri hukuk bakımından bir çoğaltma sayılmaktadır. Link ve frame verilmesinde, bir linkin aktif hale getirilmesi halinde, çoğaltma bizzat link veren kimsenin eylemi olarak gerçekleşmemektedir. Çoğaltma üçüncü kişinin, yani web sayfası ziyaretçisinin bilgisayarında meydana gelmektedir. Bu nedenle link ve frame veren kimse, doğrudan eser sahibinin çoğaltma hakkını ihlal etmemektedir. Frame verme de doğrudan bir çoğaltma değildir.

Türk hukuku bakımından normal linklerde, yani harici linklerde ve hangi sayfanın görüntülendiğinin bilindiği dâhili link ve framelerde çoğaltma hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmalıdır.

FSEK m. 25’in yeni düzenlemesi ile umuma iletim , bir eserin veya çoğaltılmış nüshalarının radyo, televizyon veya herhangi diğer bir teknik usulle umumun yararlanmasına sunulmasıdır. Alman Telif Hakları Yasasına göre belirli bir çevre ile sınırlı olmayan, birbirine karşılıklı ilişkiler içinde bağlı bulunmayan veya bir organizasyonla birbirine bağlanmayan birden fazla kimse, umum kavramını oluşturmaktadır. Umuma iletim hakkının ihlal edilip edilmediği sorununda da dikkate alınması gereken husus, umuma iletimin nasıl gerçekleştiğidir. Zira burada fikri hakka konu teşkil eden eser, yine sahibinin sunucusunda (serverında) bulunmakta, erişim oradan sağlanmaktadır.

Dahili link ve frame veren kimsenin sorumluluğunu tespit etmek için öncelikle bu kimselerin sorumluluk esaslarının ve link vermenin hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Türk hukukunda link ve frame veren kimsenin sorumluluğu genel hükümlere göre belirlenmelidir. Link verilen sayfada eser sahibinin hakları ihlal ediliyorsa bu durumda link veren kişi, yardım ve teşvik etmekten dolayı sorumlu olacaktır. Harici (ekstern) link veren kimsenin yaptığı eylem, aracılık olarak nitelenmelidir.

İnternet (Web) Sayfalarının Korunması

Web sayfası, multimedya ürün niteliği arz eden ve bir eser türü olarak nitelenemeyen çoklu eser türleri arasında yer almaktadır. Ancak bununla birlikte Kanunda sayılan eser tiplerinden herhangi birine girmemektedir. Bu durum, web sayfasının fikri hukuka göre hiç korunmayacağı anlamına da gelmez. İnternet web sayfaları, içinde bulundurdukları münferit unsurlarına ayrılarak pekâlâ korunabilecektir. Web sayfasında ilmi ve edebi eserler, güzel sanat eserleri, musiki eserler ve sinema eserleri kullanılmışsa bunların FSEK kapsamında korunmasında herhangi bir problem bulunmamaktadır. İnternet web sayfalarında ayrıca HTML kodları dediğimiz kodlar bulunmaktadır. HTML kodları, Hypertext Markup Language, ks. HTML) web sayfalarını oluşturmak için kullanılan standart metin işaretleme dilidir. Bunlar aslında FSEK bakımından yazılım olarak kabul edilebilir. Özellikle son zamanlarda interaktif yazılımların gelişmesi ile birlikte web sayfaları, artık klasik HTML kodlarından daha karmaşık yazılımlara doğru gidiş seyri izlemektedir. İnternet web sayfaları, ‘ASP’ (Active Server Pages-Aktif Sunucu Sayfaları) tekniği kullanılarak da hazırlanabilir. Web sayfalarının arkasında bazı zamanlar işleyen bir veri bankası da bulunabilir.

Widget Programlarının Kullanılması

Widget programları, internete giren kişinin istediği sayfaları onun sayfasına getiren küçük programcıklardır. Bu programlar, internet sayfalarını, kullanıcının sadece kendi özel sayfasında görüntülemesine hizmet etmekte ve sadece kullanıcı tarafından görüntülenmektedir. FSEK bakımından değerlendirildiğinde kullanıcının bu sayfayı şahsi kullanım çerçevesinde bu şekilde arzusuna göre kullanabilmesinin önünde bir engelin bulunmadığı sonucuna ulaşılmalıdır.

Değişim Programları

Burada eserin internet ortamında daha rahat nakledilebilmesi için geliştirilen, sıkıştırma, değişim ve paylaşım gibi diğer teknolojilerin incelenmesi gerekmektedir.

Dijitalleşme sonrasında, özellikle büyük hacimli müzik ve sinema eserlerinin internet ortamında nakledilmesi yine de çok zordu ve nakli ve download edilmesi saatler, hatta günler sürebiliyordu. Fakat geliştirilen sıkıştırma teknolojileriyle (Mp3, DivX vb.) büyük hacimli müzik ve sinema eserleri de internette kolaylıkla nakledilebilmeye başlandı.

İnternet ortamında eser ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarının ihlalinde en fazla kullanılan ve çözümsüzlük arz eden problem ‘peer to peer’ veya ‘filesharing’ olarak adlandırılan müzik değişim programlarıdır . Bu programlar, internet ortamında ücretsiz olarak sunulmaktadır. Bu yazılımların esası, arama motoru, elektronik posta ve Windows’un dosya paylaşım fonksiyonlarının birleştirilmesine dayanmaktadır. Bu programlarda sadece müzik ya da yazılım değişilmemekte, her türlü verinin değişimi yapılmaktadır.

Değişim programları fikri hukuk bakımından çözümü oldukça güç sorunları beraberinde getirmiştir. Öncelikle sayısı milyonlara varan web sayfalarında bu tür ihlallerin tespiti nasıl yapılacaktır?

Bir web sayfasına müzik yükleme (upload), müzik değişim programı için hazır bulundurma bir çoğaltmadır ve bu eser sahibinin münhasır haklarındandır (FSEK m.22). FSEK. m.38 anlamında şahsi kullanım amacıyla bir çoğaltma kabul edilemez. Zira şahsi kullanım amacıyla çoğaltma ilişkinin bulunduğu tabii ve dar bir alanı kapsar. Sınırları belli olmayan ve adeta bütün bir dünyaya kopyalama imkânı veren bir çoğaltma FSEK m.38 anlamında bir çoğaltma sayılamaz. Bu tür eylemler, FSEK m.25 anlamında bir ‘umuma iletim’ olarak kabul edilmelidir.

Paylaşım Programları

Paylaşım programları, günümüzün en popüler programlarındandır. Kişisel paylaşım programları ve genel paylaşım programları olarak kendi içinde tasnif edilebilir. programlarında kişiler, kendilerine ait bilgileri, yazıları ve fotoğrafları paylaşabildiği gibi fikri hukuk bakımından korunan eserler de paylaşılabilmektedir. Yine değişik internet platformlarında da sadece müzik, video, film ya da fotoğraf paylaşılabilmektedir. Bu platformlarda eserlerin paylaşımı hali, FSEK bakımından umuma iletim sayılmalıdır (FSEK.m.25). Bir platforma (Youtube, Instagram) bir başkasının eserini izinsiz bir şekilde koyan kişinin fikri hukuk bakımından eser sahibinin umuma iletim ve çoğaltma haklarını ihlal ettiğinde şüphe yoktur.

Kanunda Eser Sahipleri İçin Getirilen Özel Koruma Usulü

Kanun, eser sahiplerinin internet ortamında daha etkin korunabilmesi için özel bir usul öngörmüştür. FSEK.m. ek-4’de getirilen sistem, dünyada uygulanan uyar-kaldır sisteminin Türk hukukundaki görünümüdür. Eser sahiplerinin ya da bağlantılı hak sahiplerinin haklarının dijital ortamda ihlal edilmesi halinde, hak sahiplerinin başvuruları halinde söz konusu eserler içerikten çıkarılır. Bunun için hak sahiplerinin içerik sağlayıcıya başvurması gerekir. Başvurudan itibaren üç gün içinde içerikten çıkarma gerçekleştirilmelidir. İhlal devam ederse Cumhuriyet başsavcısına başvuru yapılır.

Fikri Hak İhlallerinde Uygulanacak Hukuk

Bilişim sisteminde meydana gelen eser ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarının ihlalinde çoğunlukla yabancılık unsuru bulunabilir. Bu durumda hâkimin önüne gelen uyuşmazlıkta hangi hukuku uygulayacağı sorunu karşımıza çıkmaktadır. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 23. maddesinde fikrî mülkiyete ilişkin hakların korunmasında, hangi ülkenin hukukuna göre koruma talep ediliyorsa o hukuka tabi olacağı, ancak tarafların ihlalden sonra mahkemenin hukukunun uygulanmasını da kararlaştırabilecekleri düzenlenmiştir.

İnternet Ortamında Sınai Hakların Korunması

Bilişim sistemlerinde sınai hak olarak nitelendirilen hakların korunması da özel bir öneme sahiptir. İnternete özgü en tipik kullanımlardan biri, markanın alan adı (domain name) olarak kullanılmasıdır.

Alan Adının Niteliği ve Sorunun Ortaya Konulması

Bilgisayarların birbirlerini tanıyabilmeleri için geliştirilmiş adresler bulunmakta ve bunlara IP (İnternet Protocol) adresi denilmektedir. Bu sistemde kullanılan her bir web sayfasının birbirinden farklı isimleri bulunmaktadır. Bu isimler alan isimleri (Domain Name) olarak adlandırılmaktadır. Alan adının hukuki niteliği üzerinde tartışmalar bulunmaktadır. Bu tartışmalardan ilki, alan adının teknik özelliğinden kaynaklanmaktadır. Alan isimlerinin gerçekte birer sayı olması dolayısıyla medeni hukuk anlamında birer isim değil de telefon numaraları gibi kabul edilmelerine neden olmuştur. Mahkeme kararlarında da alan adının hukuken isim niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Alan adı da aslında iletişimin ana unsuru olan bilgisayarı ifade etmemekte, bilakis bu bilgisayar yardımıyla başkalarıyla iletişime geçen bir gerçek ya da tüzel kişiyi ifade etmektedir. Dolayısıyla burada hukuki anlamda bir ismin varlığından söz edilmelidir.

Hukuki bakımdan alan adı etrafında ortaya çıkacak sorun bir cümle ile ifade edilebilir: “Alan adının aynen veya benzerinin kullanımın haksız olduğu iddiası.” Sorunun çözümünde uygulanacak hükümler özel hukukun birden fazla dalını ilgilendirmektedir.

Marka Hakkına Tecavüz

Marka hakkına tecavüzün en tipik örneklerinden birini tescilli markaların alan adı olarak seçilmesi teşkil eder. Ayrıca, girişimciler, alan adı alırken kendi alanında belirli bir müşteri kitlesine ulaşmış olan bir markayı alan adı olarak seçebilmektedirler. Böyle bir alan adı seçmiş olan kimseler, bu markanın tanınmışlığından faydalanarak kendi mal ve hizmetlerini daha geniş kitlelere duyurabilmektedirler. Türk hukukunda markalar, 556 sayılı ‘Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ hükümleri ile korunmaktadır. Tescil edilmiş olan markaların hak sahibinden başka biri tarafından alan ismi olarak kullanılması, KHK.’nin 9’uncu maddesi ile engellenebilir. Bu hükümde, ‘işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması’ yasaklanmıştır.

Tescil edilmemiş olan bir markanın KHK’nin hükümleri ile korunması mümkün değildir. Tescil edilmeyen bir markanın ve yine diğer ticari isimlerin alan adı olarak seçilmesi halinde ancak haksız rekabet hükümlerine göre korunması mümkündür.

Bir alan adı üzerinde yarışan hak sahipliği uyuşmazlıkların çözümünde, “İlk gelen ilk alır” prensibinin uygulanması burada her zaman haklı ve adil çözümlere ulaşılmasını sağlamamaktadır. Aynı zamanda burada ‘üstün veya öncelikli hak’tan bahsedilebilir mi? “İlk gelen ilk alır” prensibinin uygulanması burada her zaman haklı ve adil çözümlere ulaşılmasını sağlamamaktadır. Aynı zamanda burada ‘üstün veya öncelikli hak’tan bahsedilebilir mi?

Alan Adlarına Karşı Açılacak Davalarda Üst Düzey Alan Adının Önemi

Alan adları yönetimi (ICANN) tarafından her ülke resmi ya da resmi olmayan sözleşmeli kurumlara ‘ülke üst düzey’ alan adları altında tahsis yapma imkânı açılmıştır. Türkiye’de ilk dönemlerde ODTÜ tarafından yapılan alan adı tahsisi daha sonra kurulan başka ‘nic.tr’ isimli kuruluşa devredilmiştir. Ülke üst düzey alan adı ile ilgili ihtilaflarda hangi ülke alan adı kullanılıyorsa o ülke alan adı yönetim sistemi karar vermeye yetkilidir. Ancak ülke uzantısız ise bu durumda alan adının geri alınması ve ihtilafın çözüme kavuşması oldukça zorlaşmaktadır. Bu durumda ihtimaller;Türk mahkemelerinden alınan kararın tanınması ve tenfizi, doğrudan Virjinya’da dava açılması, akredite edilen kurumlar nezdinde alan adı uyuşmazlık giderim usulüne başvurmaktır. Bunlardan en bilineni WIPO’dur.

Ticaret Unvanı ve İşletme Adının Korunması

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tacirler için ticaret unvanını seçmek ve kullanmak zorunludur. Aynı şekilde bir tacirin kullandığı bir işletme adı varsa bunu da sicile tescil ettirir. Türk Ticaret Kanunu, ticaret unvanı ve işletme adından sadece bir tane bulunabileceğini kabul etmiştir.

Alan Adının Korunması

Herhangi bir marka, ticaret unvanı ya da işletme adına dayanmaksızın tescil edilmiş, belli bir süre kullanılmış olan alan adlarının da korunması gerekir. Esasen Türk hukukunda birçok hukuk sistemine benzer bir şekilde bu yönde bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu halde örneğin marka değeri çok yüksek olan ‘Google’ veya ‘Yahoo’ gibi bir ismin marka ya da ticaret unvanı olarak alınabilmesi mümkün müdür?

Markanın Adwords Reklamlarda ve Başlıklarda (Meta Tag) Kullanılması

Browserların hazırlanan sayfaya yöneltilebilmesi için arama mekanizmalarının meta-taging denilen bir yöntemle maniple edilmesi gerekmektedir. Bu maniple, web sayfasının esas başlığında (header) bulunmayan kelimelerin bir liste halinde arama motorlarına verilmesiyle yapılmaktadır. Adwords reklamlar ise Google arama motorunun reklam yapmak isteyenlere sunduğu kelime bağlantılarıdır. Bu bağlantılar sayesinde arama motorlarında çok taranan marka, kişi arandıkça ilgili reklam kullanıcının karşısına çıkarılmaktadır. Bu reklamın kullanıldığı markanın haksız kullanımdır. Gerek meta-tag kullanımı, gerekse adwords reklam yolu ile marka sahibi dışında bir kullanım marka ihlalidir (MarKHK.m.9). Keyword advertising , bir üst kavram olarak adwords ve adsense reklamlarını da kapsayan, başta Google olmak üzere, Yahoo ve Microsoft gibi önde gelen arama motorlarınca kullanılan, arama içeriğine bağlı, anahtar sözcüklerle yapılan reklam sistemini ifade etmektedir.