GASTRONOMİ VE MEDYA - Ünite 3: Yazılı Medyada Gastronomi Özeti :

Ünite 3: Yazılı Medyada Gastronomi

Kitle İletişim ve Yazılı Medya

Dumanla haberleşmeden ilk gazetelere ve artık günümüz mobil haberleşme ve sosyal medya uygulamalarına kadar insanoğlunun iletişim kurma, haberleşme ve sosyalleşme ihtiyacı süregelmiştir. Bu kapsamda, iletişim ve etkileşim ihtiyacını karşılamaya yönelik geliştirilen ve kullanılan her yeni teknoloji veya araç beraberinde getirdiği farklı toplumsallaşma biçimleriyle iletişim kurma, haberdar olma (bilme) ve yeni şeyler keşfetme (öğrenme) alışkanlıklarımızı da değiştirmektedir. Dolayısıyla, kitle iletişim araçlarıyla iletişimin kitlesel düzeyde gerçekleştirilmeye başlandığı yüzyıllardaki ilk gazetelerin toplumsal işlevleriyle günümüz dijital gazetelerinin işlevleri arasında benzerlikler olmakla birlikte farklılık ve yenilikler de bulunmaktadır. Öncelikle, kitlesel yayıncılığın giderek gelişmesi ve çeşitlenmesine paralel olarak farklı okuyucu kitleleri için farklı yayın türleri gündeme gelmiştir. Kitlesel iletişim araçlarının ilk örneklerinden gazeteler ile basılı yayıncılığın gelişmesiyle çeşitlenen kitaplar, kataloglar, dergiler, almanaklar, ansiklopediler vb. yazılı kitle medyasının ürün yelpazesinde yer almaktadır.

Geleneksel anlamda kitle iletişim araçları;

  • Yazılı (gazete, dergi, kitap vb.).
  • Sözlü (radyo vb.).
  • Görüntülüdür (televizyon, sinema vb.).

Kitle Medyası ve Yazılı Basının Ortaya Çıkışı

Kitle medyası denildiğinde kitlesel düzeyde yayıncılık yapılabilen iletişim araçları akla gelmektedir. Kitle medyasının ilk örneklerini de yazılı kitle iletişim araçları oluşturmaktadır. Yazılı kitle iletişim araçları öncelikli olarak gazete, dergi ve kitaptır. Bu araçların en önemli özelliği ise basılı olmalarıdır. Basılı olmaları bu iletişim materyallerinin okuyucuları tarafından kolayca taşınabilme ve saklanabilme avantajı sunmaktadır. Bu iletişim araçları için “yazı” temel mesaj aktarım aracıdır.

Dünyada geleneksel gazeteciliğin doğuşu ve gelişimi, 17. yüzyılda ilk kez Avrupa’da yayınlanmaya başlayan bir kitle iletişim aracı olan gazetenin ortaya çıkması ve gelişmesiyle paralel bir süreç izlemektedir. Ancak yazılı basının ortaya çıktığı ilk yıllarda gazeteler; yalnızca kral, padişah, devlet başkanı gibi devlet yöneticilerinin aldığı yeni kararları ya da yürürlüğe girmiş kanunları halka iletmek ya da hatırlatmak amacıyla küçük el ilanları şeklinde hazırlanan basılı kağıtlardan ibaretti. Daha sonra da ticaretin de gelişmesiyle birlikte genellikle ticari etkinliklerin duyurulduğu el ilanlarına dönüştü. 15. yüzyılın ortalarında, matbaanın ortaya çıkışından kısa bir süre sonra ise birçok basılı kitapçık, afiş ve ilan yayımlanmaya başlandı. Buna ek olarak, süreli ya da düzenli haber ve bilgi yayınları ise 16. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmaya başlamıştır. 17. yüzyılın başlarında karşımıza çıkar. Aynı zamanda ilk yazılı basın denemeleri olan bu araçlar geleneksel gazeteciliğin de başlangıcı sayılmaktadır. 19. yüzyıl gazetenin ve gazeteciliğin gelişmesi ve kurumsallaşması bakımından önemli bir tarihtir. Birçok köklü değişikliğin yaşandığı bu yüzyılda özellikle sanayi devriminin başlaması gazeteciliğe damga vurmuştur. İngiltere’de başlayan sanayi devrimiyle bağlantılı olarak gelişen enformasyon teknolojisi ile gazetecilik daha fazla özgürlük kazanmış, bir meslek haline gelmiş ve okuyucu kazanmıştır.

Türkiye’de kitle medyası incelenirken, ana hatlarıyla matbaanın 1729, gazetenin 1831, kamu yayıncılığı açısından radyonun 1927 ve televizyonun da 1968 yılında başladığı görülmektedir. Yazılı medya açısından ise, bugün Türkiye’de ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde yayın yapan toplam 6285 gazete ve dergi (yazılı basın) bulunmaktadır (BYEGM, 2016). Bununla birlikte, Basın ve Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (2016) yazılı medya verilerine göre toplam 2527 gazetenin, 2293’ü yerel, 66’sı bölgesel ve 168’i de ulusal düzeyde yayınlanmaktadır. 3738 derginin ise, 1470’i yerel, 281’i bölgesel ve 2050’si de ulusal düzeyde yayın yapmaktadır.

Kitlesel Yayıncılığın İlk Örnekleri Olarak Kitaplar

Kitaplar; okumak/okutulmak amacıyla farklı konularda elle yazılmış ya da matbaada basılmış sayfaların, bir arada birleştirilmesi ile meydana gelen, ciltli veya ciltsiz eserlerdir. Kitlesel iletişim ve haberleşmede kullanılan en eski yayın organı kitaptır. Gazetenin ortaya çıkmasından önce, kitap yaygınlanmıştır. Matbaayla gazeteden önce kitaplar basılmıştır. Kitap, kapitalist yayıncılığın bir ürünü olarak ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Bu durum aynı şekilde gazete için de geçerli olmuştur. Dolayısıyla gazetenin ardalanındaki önemli araçlardan biri de kitaptır.

Gastronomi konulu ilk kitaplardan söz etmek gerekirse; ilk Türk yemek kitabı Melceü’t-Tabbâhin (Aşçıların Sığınağı), İstanbul’da taşbaskısıyla (lito) 1844 yılında basılmışır. Kitabın yazarı Mehmet Kamil, II. Mahmut tarafından açılmış, Batılı anlamda ilk tıp fakültesi olan Mekteb-i Tıbbıye-i Adliye-i Şahane hocalarındandır. Mehmet Kamil 18. yüzyılda yazılmış olan Ağdiye Risalesi ve Yemek Risalesi adı verilen iki yazma eserden de yararlanarak Melceü’t-Tabbâhîn’i hazırlamıştır. Tanzimat’tan beş yıl sonra basılan eser bu konuda büyük bir açığı tamamlamış ve 1844-1888 yılları arasında baskısı 9 defa yenilenmiştir. Kitap Türabı Efendi tarafından İngilizceye çevrilmiş, 1864 ve 1884 yıllarında Londra’da iki kez basılmıştır. Kitabın 1873 yılındaki baskısı da Mehmet Sıtkı tarafından Arapçaya çevrilerek 1886 yılında Kahire’de yayımlanmıştır.

İlk Gazetelerden Internet Gazetelerine

Gazetenin gelişip yaygınlaşmasında sırasıyla yazının icadı, kağıdın gelişimi ve matbaanın bulunmasının önemli bir yeri vardır. Osmanlı İmparatorluğunda, matbaada Türkler tarafından ilk baskı İbrahim Müterferrika tarafından 1729 yılında gerçekleştirilmiştir. Türkiye sınırları içinde yayımlanan ilk Türkçe gazete ise 11 Kasım 1831 tarihinde bir resmi gazete niteliğindeki Takvim-i Vekayi’dir. 1840 yılına kadar da tek Türkçe gazete olarak yayımlanmaya devam etmiştir. Takvim-i Vekayi’den sonra Türkiye’de Türkçe yayınlanan ikinci gazete Ceride-i Havadis (1840)’dir. Ceride-i Havadis, William Churchill adında İngiliz bir tüccar tarafından çıkarılmıştır. Özel çaba ve sermaye ile çıkarılan ilk gazete olmasına rağmen haberlerinin niteliği ve devlet yardımı alması itibariyle yarı resmi bir gazetedir. 1860 yılında ise Türkiye’de özel sermaye ile kurulan ilk gazete olarak kabul edilen Tercüman-ı Ahval gazetesi Şinasi ve Agâh Efendi tarafından çıkarılmıştır.

Türk basın tarihinin ilk dönemi olarak nitelendirilen bu dönem, resmi nitelikteki Takvim-i Vekayi, yarı resmi nitelikteki Ceride-i Havadis, Tercüman-ı Ahval ve Tasviri Efkar‘ın yayınlandığı dönem olarak anılır. Takvim-i Vekayi olayları aktaran, Ceride-i Havadis bunlara ilave olarak birtakım ayrıntılı bilgi ve gelişmeleri de sayfalarına taşıyan gazetelerdir. İlk siyasi makaleleri sütunlarına koyarak fikir gazeteciliği dönemini başlatan ise Tercüman-ı Ahval’dir. Bunu devam ettiren ve eleştirel gazeteciliğin Türkiye’de öncülüğünü yapan gazete de Tasvir-i Efkar’dır.

İstiklal Savaşı yıllarında ise, gazeteler sarayın ve işgal kuvvetlerinin baskısı altında kalmış, Akşam, İleri ve Tevhid-i Efkar gibi milli mücadeleyi destekleyen gazeteler yayımlanmıştır. Milli Mücadele döneminin ilk gazeteleri İrade-i Milliye (1919) ve Hakimiyet-i Milliye’dir (1920).

Cumhuriyet dönemine gelindiğinde, tek parti yönetiminin yazılı basın üzerindeki baskı ve sınırlamaları devam ettirdiği görülür. Bu dönemde, siyasi hükümet ilan ve kredi gibi parasal olanakları basın üzerinde bir baskı aracı olarak sıklıkla kullanır. 1960 sonrasında ise gazeteler gelişen demokratik yaşamın önemli unsurlarıdır. Ancak basın özgürlüğü bu kez de askeri müdahaleler nedeniyle sıkıntıya düşer. 1970’lerde, gazetecilik alanında yaşanan teknolojik gelişmelerden yazılı basın da etkilenmiş; ülke çapında yayımlanan birçok gazete renkli ofset basıma geçmiş; magazin ekleri veren gazeteler yaygınlaşmıştır. Özellikle 1980 sonrası “bulvar gazeteciliği” denilen gazetelerin tirajlarında büyük artışlar görülmüştür. Türkiye’de 1980’li yıllara kadar çoğunlukla gazetecilik mesleğinden gelen ailelerin hakim olduğu (Simavi Ailesi - Hürriyet Gazetesi, Karacan Ailesi - Milliyet, Nadi ise Cumhuriyet Gazetesi) medya sektörü, gerek değişen teknolojik koşullar gerekse de küresel ekonomik gelişmeler sonucu, medya dışında faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının yönetimine geçmeye başlamıştır. Türkiye’deki gazetelerin ve dolayısıyla gazeteciliğin ilk örneklerinde de görüldüğü üzere bugünkü anlamda “gazete”lerin 200 yıllık kadar bir tarihi vardır.

İnternet’le birlikte, gelenekselden çevrimiçi (online) gazeteciliğe geçişte, öncelikle hem teknik altyapıyı hazırlayan hem de bir ara basamak olarak elektronik gazetecilik uygulamalarına rastlanılmaktadır. Elektronik gazeteciliğin ilk denemeleri, 1960’lı yılların başında öncelikle ABD ve Japonya’da başlamış, ardından Federal Almanya, İtalya, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, İngiltere ve Türkiye’de de uygulamaları görülmüştür.

Gazetenin elektronik gazete şekline dönüştürülmesinde - özellikle 19. ve 20. yüzyılda- dizgi ve baskı teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ile bilgisayarın gazetenin tüm üretim süreçlerinde devreye girmesinin etkili olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte, gazetelerin elektronik gazeteye dönüştürülmesindeki çabaların altında haberlerin bilgisayarda depolanması, arşivlenmesi ve böylece tekrar kullanılabilmesi; haber toplama-yazma, gönderme, işleme (editöryal müdahale, mizanpaj gibi) süreçlerinin hızlandırılması; baskı ve dağıtımda kolaylık ve esneklik kazanılması (baskı saatlerinin daha ileriye çekilerek gelebilecek son dakika haberlerinin de baskıya yetiştirilmesi fırsatının elde edilmesi) gibi amaçların da bulunduğu vurgulanmaktadır.

Geleneksel gazetecilik, basılı materyal üzerinde yayımlama, filmle sunum, radyo ve televizyonla yayın gibi çeşitli araçlar ile sadece birinin kullanılmasıyla gerçekleştirilirken, online (çevrimiçi) gazetecilikte sütun genişliği, satır uzunluğu, sayfa sayısı, basım ve dağıtım için mekan ve zaman ayarlama gibi kısıtlılıklar ortadan kalkmakta, okuyucuya (izler kitleye) neredeyse sonsuz denebilecek bir enformasyon havuzu sunabilme kapasitesi bulunmaktadır. Muhabirlere haberlerini yazacakları masaüstü kişisel bilgisayarların verilmesiyle başlayan elektronik gazete uygulaması, zamanla işlem kapasitesi, teknik özellikleri ve hızı giderek güçlendirilen bilgisayarların gazetecilikte kullanımının yaygınlaşmasıyla devam etmiştir. Ardından, bilgisayarlarla uyumlu çalışabilen görüntü tarayıcılar (scanner), sayfaların film çıkışlarının alınabileceği makineler de elektronik gazete sistemine dahil edilmiştir. Elektronik gazetecilik sisteminde, muhabirlerin kişisel bilgisayarlarında yazdıkları haber metinleri merkezi bilgisayara gönderilerek haber havuzu oluşturulmuştur.

1990’lı yıllar dünyadaki birçok ülke ve Türkiye için yeni bir iletişim aracı ve ortamı olan, hatta bazı araştırmacılar tarafından kitle iletişiminde üçüncü devrim olarak da nitelendirilen Internet’le tanışmanın gerçekleştiği yıllardır. Internetin ortaya çıkış tarihi çok eski olmamasına rağmen ulaştığı yaygınlık oranı onun diğer kitle iletişim araçlarından farklılaşmasında ve kitle iletişiminde yazı ve matbaanın icadından sonra üçüncü devrim olarak atfedilmesinde etkili olmuştur. 1990’lardan günümüze dünyadaki kullanıcı sayılarına baktığımızda Internet’in yayılma hızı hakkında daha net bilgiler elde etmek mümkündür.

Internet’le 1993 yılında tanışan Türkiye’de basılı gazeteler de zaman içerisinde Internet versiyonlarını yayınlamaya başlamışlardır. 26 Kasım 1996’da Milliyet gazetesi ve daha sonra da Hürriyet, Sabah ve Akşam gazeteleri sırayla Internet’te yayınlanmaya başlamışlardır.

Günümüzde ise, çevrimiçi gazetecilik altında genel olarak iki farklı uygulama ile karşılaşılmaktadır: Geleneksel medyanın (gazetelerin, televizyon kanallarının, dergilerin...) Internet ortamındaki sayısal sürümleri ile sadece Internet üzerinde çevrimiçi olarak yayınlanan haber portalları (haber panoları). Özellikle geleneksel basılı gazetelerin Internet ortamındaki versiyonları diyebileceğimiz online gazeteler, basılı versiyonlarında yer alan haberlere ek olarak, gün içindeki gelişmeleri de yakından takip ederek, Internet sayfalarındaki haberleri olabildiğince güncel tutmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle, artık birçok geleneksel gazete kuruluşunun online versiyonları için ayrı bir editöryal kadrosu da bulunmaktadır.

Dergi Yayımcılığı ve Tematik Dergiler

Türkçede magazin terimi daha çok genel okur kitlesine sahip, popüler konulara yönelik olan dergiler için kullanılmaktadır. Dergi ise, daha çok bilimsel süreli yayınlar için kullanılmaktadır. Bu kapsamda dergi; bilimsel makaleleri içeren ve belirli bir konu alanındaki gelişmeler hakkında güncel bilgiyi yayan süreli yayın biçiminde tanımlanmaktadır. Belirli bir akademik konu alanındaki araştırma sonuçlarının yayınlandığı makalelerin yer aldığı dergiler bilimsel dergilerdir (İngilizcesi Journal) ve tablolar, şekiller, dipnot, kaynakça gibi eklerle yayınlanırlar. Genellikle hakemli dergiler olarak da bilinen bilimsel dergilerdeki yazılar, hakem adı verilen alanında uzman kişi ve kişilerce denetlenir ve yazıların yayımına bu denetleme sonucu karar verilir. Gazete yayımcılığının bir kolu olarak gelişen dergicilik gazetenin kitlesinden farklı yeni bir okur kitlesine hitap etmektedir. Bu yeni dergi okuru ekonomik refahtaki artışın da bir işaretidir.

Dergi yayımcılığının en önemli özelliği, sosyal hayatın farklı konularıyla (siyaset, sanat, kadın, teknoloji vb.) ve farklı tüketim ve ilgi alanlarıyla (moda, yemek, hobiler, spor vb.) ilgili tematik ve daha kapsamlı yayınlar yapılmasıdır. Temalarına göre yayınlanan belli başlı dergi türleri şunlardır:

  • Magazin dergileri,
  • Gezi, seyahat dergileri,
  • Sanat dergileri,
  • Moda dergileri,
  • Coğrafya, turizm dergileri,
  • Güncel siyaset/haber dergileri,
  • Ekonomi dergileri,
  • Mizah ve karikatür dergileri,
  • Edebiyat dergileri,
  • Yemek ve gastronomi dergileri,
  • Dekorasyon (ev ve yaşam) dergileri,
  • Televizyon dergileri,
  • Kadın dergileri,
  • Erkek dergileri,
  • Bebek ve çocuk dergileri.

Türk Yazılı Basınında Dergicilik

Türk yazılı basını içerisinde dergiciliğin yaklaşık 120 yıllık bir geçmişi vardır. İlk Türkçe derginin 1849-1851 yılları arasında çıkarılan Vakayı-i Tıbbiye olduğu ve 28 sayı çıktığı bilinmektedir. Bunu Mecmua-i Fünun (1862- 1867); Mir’at (1862-1864); Mecmua-i İber-i İntibah (1864); Ceride-i Askeriye (1865-1866); Mecmua-i İbretnüma; Takvim-i Ticaret (1866-1873); Ayine-i Vatan (1867); Tuhfet-ül Tıb (1867) ve Cüzdan (1873) dergileri takip etmiştir.

Diyojen, 1870 de çıkan ilk Türkçe mizah dergisidir. Sahibi Teodor Kasap başyazarı ise Âli Bey’dir. 1873’de Kararname-i Âli uyarınca kapatılır. Dergideki ilk karikatür 23 Kasım 1871 tarihli 74. sayıda yer almıştır. Türk basın tarihinde mizah genellikle Diyojen ile başlatılmaktadır. Siyasi mizah gazetesi olarak da anılan gazetenin sahibi Teodor Kasap, sonrasında “Çıngıraklı Tatar”, “Hayal” gibi mizah dergileri ile “İstikbal” gazetesini (1875) yayınlamıştır. İlk resimli gazete/dergi olarak, Ocak 1867’de çıkarılan Ayine-i Vatan gazetesi tarihe geçti. Resim basımında başarılı olamadı ve kısa sürede kapandı. Daha sonra Ruzname-i Ayine-i Vatan adıyla resimsiz olarak çıkarıldı. Türkçe basında ilk karikatürü yayınlayan dergi ise İstanbul dergisidir. Daha çok ünlü kişilerin portrelerini yayınladı. Servet-i Fünun, Ahmed İhsan Tokgöz tarafından 27 Mart 1891’de yayınlanan haftalık bir dergi olarak dönemine damga vuran bir yayın olmuştur.

1908’de Faik Sabri Duran ile Ubeydullah Esat Resimli Kitap adlı bir dergi yayınlarlar. Bu dergi, magazin türü dergilerin ilki olarak kabul edilir. Magazin türü yayınların öncülerinden biri de 1909’da çıkarılan Şehbal’dir. Halit Ziya Uşaklıgil, Hıfzı Tevfik Gönensay gibi edebiyatçılar yazarları arasındadır.

Gastronomi Temalı Dergiler

Tematik dergi türleri içinde özellikle son yıllarda önemli bir yer edinmeye başlayan gastronomi dergileri de gelişen bir yayıncılık türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Gastronomi dergilerinde, yeme ve içme kültürü içinde değerlendirebileceğimiz; yemek tarifleri, dünya mutfakları, farklı lezzetler, sofra ve masa düzeni, restoran dekorasyonu, içki kültürü, yemekte görgü kuralları gibi çeşitli konularda bilgi ve haberlere yer verilmektedir. Dolayısıyla bu dergiler, yemek yapmaya ya da farklı mutfaklara meraklı sıradan kişilerden, amatör veya profesyonel aşçılara, gurmelerden restoran işletmecilerine kadar geniş bir okur kitlesine hitap etmektedir.

Özellikle 1980’lerden itibaren farklı lezzetlerin daha ulaşılabilir olduğu Türkiye’de, bu konularda deneyimli, yaşamdan zevk almayı bilen ve farklı lezzetleri tatma şansına sahip yeme ve içme kültürünün kanaat önderleri gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında yer almaya başlamışlardır. Yine bu dönemde, “gurme”, “lifestyle”, “yaşam”, “gusto”, “trend” gibi kavramlar da gazete köşe yazıları, bunlara ayrılan özel sayfalar veya haftasonu ekleriyle ve bizzat bu amaçla çıkarılan konsept dergilerle insanların tüketimine sunulmuştur. Nerede ne giyilmesi, nerede ne yenmesi, nereye gidilmesi gerektiğine ilişkin “ufak tüyolar” bu yayınlar aracılığıyla insanlara aktarılmıştır. Yemek yemenin sadece karın doyurmak değil, bir kültür olduğu ve bu işin felsefesi özellikle üzerinde durulan konulardandır.

Günümüzdeki yemek kültürü dergilerinin çoğunun kendilerini iyi bir yemek dergisinin yanı sıra “kaliteli yaşam, gezi kültürü ve gurme rehberi” dergisi olarak da nitelendirdikleri görülmektedir. Genellikle aylık olarak yayınlanan gurme dergileri, gurme destinasyonlarına seyahatler, çeşitli yemekler ve içeceklerin yanı sıra kadar gurmelerin kişisel görüşlerine de yer vererek okuyucuların gastronomi dünyasının profesyonelleri hakkında doğrudan fikir sahibi olmalarını sağlamaktadır. Aylık olarak yayımlanan ve aynı zamanda Internet sitesi üzerinden ücretsiz olarak da okunabilen Gastronomi Türkiye ( http://www.gastronomiturkey.com ) dergisi “gastronomi hakkında her şey” sloganıyla okuyucularına seslenmektedir. Gıda sektöründen haberlerle, şefler, restoranlar ve oteller hakkında da bilgiler veren derginin hedef kitlesinin yeme ve içme ve turizm sektörünün profesyonelleri olduğu belirtilmektedir. Ayrıca yine aylık olarak basılı yayınlanan Food and Travel Dergisi ( http://www.foodandtravel.com.tr ) yeme içme rehberi olduğu gibi gurmeler için seyahat destinasyonlarına ve küçük önerilere sık sık yer vermektedir. “Hayatın en güzel anı: Gıda Zamanı” sloganıyla okurlarına seslenen FoodTime ( http://www.foodtime.com.tr ) dergisi de basılı olarak yayımlanan gastronomi dergilerinden biridir. Derginin Internet sitesi üzerinden yemek kültürüne dair birtakım haberlere, yemek tariflerine, ünlülerle röportajlar gibi çeşitli konularda yazılara ulaşmak da mümkün. Dünyanın en çok okunan İtalyan yemek dergisi olarak kendini konumlandıran La Cucina Italiana ( http://www.lciturkiye.com ) dergisinde makaleden daha çok İtalyan yemek tarifleri yer almaktadır.

Yazılı Medyada Yemek Kültürü Yazarlığı

Yemek ve yemek yeme eylemini;

  • tarihsel ve kültürel anlatıların içerisinde sembolik değerleri olan
  • yazılı ve görsel iletişim araçlarıyla paylaşılan
  • günlük hayatın anlamını biçimlendiren
  • kim olduğumuzu ifade etmemizi sağlayan
  • toplumların değişim ve dönüşümünü yansıtan bir iletişim aracı olarak değerlendirmek mümkündür.

Bu bağlamda yemek kültürü yazarlığı da, artık toplumsal hayatın içinde temel bir insani ihtiyacı karşılamaktan çok daha fazlasına evrilen bu iletişim biçimini kitlelerle paylaşmanın modern bir yoludur. Yemek kültürü ya da diğer bir ifadeyle gastronomi yazarları da, ne yediklerinden, nasıl ve nerede yediklerine kadar birtakım sembollerle donatılmış bir kültürel beslenme ve paylaşım sürecinin aktörleri olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Çoğu zaman yazılı ve görsel kitle iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen bu iletişim ve paylaşım sürecinin amacı ise sadece mideleri değil aynı zamanda zihinleri de doyurmaktır.

Yemek kültürü yazarlığı açısından “ideal” bir tarifte bulunması gereken unsurları şöyle sıralamak mümkündür: Yemeğin; nerede, ne amaçla (bayram, kutlama, kıtlık vb.) ne zaman (yemeğin hangi toplumsal olaylara eşlik ettiği), nasıl (kullanılan malzemeler, aletler, pişirme teknikleri), kim(ler) tarafından yapıldığı ve kimlerle paylaşıldığı gibi bilgileri de aktarması yerinde olacaktır.