GIDA COĞRAFYASI - Ünite 2: Tahıllar Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 2: Tahıllar

Tahıllar

Tahıllar, dünyada en geniş alanlarda ekilen tarım ürünüdür. Dayanıklı olmaları ve uyum sağlama konusundaki yetenekleri nedeniyle başka hiçbir tarım ürününün yetiştiriciliğinin yapılamadığı alanlarda yetiştirilebilir. Sıcak iklime uyum sağlamış tahıllar ve soğuk iklime uyum sağlamış tahılların varlığı, tahıl tarım sahalarını yatayda ve dikeyde çok geniş alanlara yayılımını sağlamıştır. Tahıl tarımı çok eskilere dayanmaktadır. Bu özellikleriyle insanlık tarihinin en önemli besin kaynaklarından biridir.

Tahıllar, dünya tarım tarihinin en erken kültüre alınan bitkileridir. Daneleri insan ve hayvanların beslenmesinde ya da endüstride hammadde olarak kullanılan bitkilerdir. Başlıca tahıl ürünleri buğday, pirinç, mısır, darı (kocadarı/sorgum, kumdaı, çindarı), çavdar, yulaf, arpa, tritikale (buğday ve çavdar melezi) ve kuşyemidir. Tahıl daneleri, çıplak ya da kavuzludur. Harmandan sonra buğday, çavdar ve mısır daneleri çıplak; kavuzlu buğday, çeltik, yulaf, darı ve kuşyemi ise kavuzlu olarak elde edilir. Kavuz: Buğdaygillerin başağında, başakçıkları veya çiçeği saran kabuk.

Tahıl daneleri, karbonhidratlar, proteinler, yağlar, mineraller ve vitaminler açısından zengindir. Cinsine göre değişmekle birlikte tahıl danelerinin bileşiminde %65-75 nişasta, %8-15 protein, %1-5 yağ, %1,5-3 oranında şeker bulunur. Dünyada insanların günlük kalori ihtiyaçlarının yarıdan fazlası tahıllarla karşılanmaktadır.

Tahıllar, dünyada en yaygın dağılış gösteren bitki grubudur. Hem sıcak iklimlerde hem de serin iklimlerde yetişen tahıl türleri bulunmaktadır. Tarla tarımının yatay ve dikey sınırlarını tahıllar oluşturur. Özellikle serin iklim tahıllarının yetiştirilemediği alanlarda başka hiçbir tarla tarım bitkisi yetiştirilemez. Tahıllar için, diğer tarımsal ürünlerle kıyaslandığında, farklı iklim özelliklerine uyum sağlama konusunda daha avantajlı oldukları söylenebilir. Pek çok tarım ürününün ekimini yapmanın mümkün olmadığı 1800-2000 m yükseklikte ya da 50-55° kuzey paralellerinin kuzeyinde, 50-55° güney paralellerinin güneyinde kısmen buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi bir kaç çeşit tahıl yetiştirilebilmektedir. Orta İklim Kuşağı ile Tropikal İklim Kuşağı arasına bazen kurak bölgeler, çöller girmektedir. Bu alanlarda sulama olanaklarının bulunup bulunmamasına bağlı olarak kuru veya sulu tarım yöntemleriyle orta iklim tahılları, özellikle buğday yetiştirilmektedir.

Tahıllar, tarımı en kolay ürünler arasında yer almaktadır. Yetiştirilmelerinde tarım makineleri yoğun olarak kullanılabilmektedir. Tahıllar, saklanması ve depolanması kolay tarım ürünleridir. Bu nedenle üretildikleri yıl içinde tüketilme zorunluluğu yoktur. Dünyada milyarlarca insanın temel besin maddesi olan tahıl, bazı bölgelerde yetiştirilen tek tarımsal ürün olması nedeniyle beslenme açısından çok önemlidir.

Dünya tarım topraklarının büyük bir kısmı tahıl tarımına ayrılmıştır. FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) verilerine göre dünyada 2000 yılında 2.467.506.691 ton; 2013 yılında ise 3.334.553.428 ton tahıl üretilmiştir. 2013 yılı itibariyle en çok tahıl üreten ülke 554.613.842 ton üretimiyle Çin’dir. ABD 436.553.678 ton üretim ile ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye ise 37.475.264 ton üretimiyle dünyanın on beşinci tahıl üreticisi ülkesidir.

FAO verilerine göre 2000 ve 2013 yılında en geniş ekim alanı buğday tarımına ayrılmıştır. Ekim alanı bakımından 2000 yılında ikinci sırada pirinç gelmektedir. 2013 yılına gelindiğinde mısır pirince göre daha geniş sahalarda ekilmiştir. Dünya tahıl üretimi incelendiğinde hem 2000 hem de 2013 yıllarında ilk sırayı mısır, ikinci sırayı pirinç, üçüncü sırayı buğday almaktadır. Pirinç ve buğday üretimi her iki yılda da birbirine yakın değerler göstermektedir.

Dünyada en geniş alanlara buğday ekilse de mısır ve pirinç buğdaydan daha verimlidir. Bu nedenle mısır ve pirincin yetiştirildiği sahalar, asıl yetişme alanı olan sıcak bölgelerden orta iklim kuşağına doğru genişlemiştir. Yıllar arasında arpa, sorgum, darı, yulaf ve çavdarın ekim alanları ve üretim miktarları değişmekle birlikte sıralama değişmemektedir.

Türkiye’de yarı kurak iklimlerin dolayısıyla yaz kuraklığının hâkim olması, tahıl ekim alanlarının geniş alan kaplamasına neden olmuştur. Türkiye’de tahıl üretimi haritası incelendiğinde; Türkiye’nin iç bölgelerinde ve Karadeniz Bölgesi kıyı kesimi hariç tüm kıyı bölgelerinde önemli tahıl ekim alanlarına sahip olduğu tespit edilmektedir.

Tahılların beslenmede olduğu kadar dünya ticaretinde de önemli bir yeri bulunmaktadır. Uluslararası Tahıl Konseyi (IGC)’nin 19 Kasım 2015 tarihinde yayınladığı rapora göre dünya ticaretine konu olan toplam tahıl miktarı 2013- 2014 sezonunda 310 milyon tondur. Aynı dönem için FAO’nun Mayıs 2015 raporunda bu miktar yaklaşık 358 milyon ton olarak açıklanmıştır. Konsey 2015-2016 sezonunda dünya ticaretine konu olacak toplam tahıl miktarının 314 milyon ton olacağını öngörmektedir. FAO ise bu miktarın yaklaşık 349 milyon ton dolaylarında olacağını öngörmektedir. FAO ve IGC raporları incelendiğinde, tahıl ticaretine ilişkin bu farkların ürün miktarlarındaki farklı hesaplama yöntemlerinden kaynaklandığı görülmektedir. İki örgüt tarafından tahılların sınıflandırılmaları da farklı yapılmaktadır. Raporlarda temel tahıl ürünlerinden buğday, mısır ve pirincin dünya ticaretine konu olan miktarları birbirine yakın olmakla birlikte, IGC verilerinde bu iki ürün haricindeki diğer ürün miktarları FAO verilerine göre daha düşük düzeydedir. Ayrıca IGC raporlarında toplam tahıl ürünleri miktarına pirinç dâhil edilmemektedir. Raporlardan anlaşılacağı üzere, dünya ticaretine konu olan toplam tahıl miktarının 300 milyon tondan fazla olduğu söylenebilir.

Dünya ticaretine konu olan buğday miktarı 150 milyon tondan fazla iken dünya ticaretine konu olan pirinç miktarı ise yaklaşık 42 milyon ton civarındadır. FAO raporuna göre dünya ticaretine hem ithalat hem ihracat bakımından en çok konu olan ürün buğdaydır; buğdayı sırasıyla mısır, pirinç, arpa, sorgum, yulaf ve çavdar takip etmektedir.

Başlıca Tahıl Türleri

Gıda maddesi olarak kullanılan buğday, pirinç, mısır, arpa, yulaf, çavdar, darı kaplıca (siyez) incelenmiştir. Tritikale, burçak ve mahlut çok küçük miktarlarda üretilmektedir. Tritikale ; buğday ve çavdar melezidir. Buğday ve arpanın yetiştirilemediği fakir topraklarda tarım yapılabilmesi amacıyla ıslah edilmiştir. Genel olarak yem amacıyla kullanılır. Özellikle daneleri kanatlıların beslenmesinde önemlidir. Mahlut ; karışık ekim anlamına gelmektedir. Buğday, arpa, çavdar ve darının birbirine karıştığı tohumların ekilmesiyle elde edilir. Üretimi gittikçe azalmaktadır. Burçak ; üretimi gittikçe azalan tahıllardandır.

Buğday, serin iklim tahıllarındandır, gelişmesinin ilk devresinde serin bir iklim ister. Ekim zamanına bağlı olarak iki ana gruba ayrılır. İlkbaharda ekilen buğdaylara yazlık buğday, sonbaharda ekilenlere ise kışlık buğday denir. Kış buğdayı 200-250 günde hasat edilebilir. Yaz buğdayı ise 120-130 günde hasat edilir. Yaz buğdayının yıllık ürünü (rekoltesi) düşüktür. İlkbahar ve sonbaharı yağışlı, yaz mevsimi kurak iklimlerde çok verimli bir şekilde yetiştirilebilir. Buğdaylar kullanım alanlarına göre ekmeklik buğdaylar ve makarnalık buğdaylar olarak iki gruba ayrılır.

Yaz mevsiminin kurak geçmesi şartıyla çok geniş bir alanda buğday tarımı yapılabilir. Serin iklim bölgelerinde 1700-1800 m yüksekliklerde de yetiştirilebilir. Buğdayın gereksinim duyduğu toplam sıcaklığı elde etmesi yetişme süresini belirler. Avrupa kıtasının kuzeyinde, İskandinav ülkelerinde, Avrupa Rusya’sında, Sibirya’da, Amerika kıtasının kuzeyinde yaz mevsimi kısa olmasına rağmen aydınlanma süresinin uzun olması, buğdayın kısa sürede yetişmesine olanak sağlamaktadır. İskandinavya’da Gulf Stream sıcak deniz suyu akıntısının iklim üzerindeki etkisi, buğdayın yetişme sahasını 70 derece kuzey paraleline kadar genişletmiştir. Gulf Stream sıcak deniz suyu akıntısı ve iklim üzerindeki etkileri: Gulf Stream, Kuzey Atlantik Akıntısı’nın bir parçası olan, Meksika Körfezi’nden doğup İngiltere’nin kuzey kısmına kadar devam eden bir akıntıdır. Gulf Stream sıcak su akıntısı, Avrupa’nın kuzeybatı kısımlarında normal şartlarda daha soğuk olması gereken yerlerdeki iklimi yumuşatarak oraları daha yaşanabilir kılmaktadır. Amerika Kıtası’nın doğu kıyılarında ise; Labrador soğuk deniz suyu akıntısının etkisiyle 50 derece kuzey paraleline kadar uzanamaz. Labrador soğuk deniz suyu akıntısı ve iklim üzerindeki etkileri: Labrador Akıntısı, Labrador Denizi’nin batı kıyısı boyunca güney yönünde akan okyanus yüzey akıntısıdır. Labrador soğuk su akıntısının sıcaklığı her zaman 0 °C’nin altında olduğundan geçtiği yerlerdeki ortalama sıcaklığı düşürerek oraların iklimini sertleştirmektedir. Doğu Sibirya’da yaz mevsiminin kısa olması (60-70 gün) nedeniyle 50 derece kuzey paralelinin güneyinde kalır. Asya kıtasında Muson ikliminin etkilerinin azaldığı alanlarda buğday tarımı yapılabilmektedir. Japonya’nın kuzeyinde muson ikliminin etkilerinin azalması nedeniyle pirinç tarımının yerini buğday tarımı almaktadır. Güney Yarım Küre’de Arjantin’de 30-40 derece güney paralellerinde, Afrika kıtasında Güney Afrika Cumhuriyeti’nde 20 derece güney paraleline kadar, Avusturalya kıtasının güneyinde buğday yetiştirilir. Kuzey ve Güney Yarım kürelerde geniş ekim alanlarına ulaşması nedeniyle, dünyanın bir yarısında buğday ekimi yapılırken, diğer yarısında hasadı yapılmaktadır.

Buğdayın tarımsal ürün olarak kullanılması tarım tarihi ile başlar. Tarım yapılan ilk köyler Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Kuzey Suriye’de kuruldu. Bu bölgede var olan yabani arpa ve buğday tohumları, tarım amaçlı olarak toplanmaya, ekilmeye ve içlerinde en beğenilenleri, gelecek yıl kullanılmak üzere tohum olarak saklanmaya başlandı. Bir yıl sonra yeniden elde etmek için iri taneli, uzun boylu ve kavuzsuz olanlar tercih edildi ve bunların tohum amaçlı olarak daneleri saklandı. Böylece buğday kültürü oluştu. Sert buğdaylar bulgur, yumuşak buğdaylar ise ekmek elde etmek için yetiştirildi. Günümüzden 4000 yıl önce ekmek, yemek kültürüne kazandırılırken özellikle savaşlarda daha kısa bir sürede hazırlanabilen buğdayın pişirilmiş hâli olan bulgur, sert buğdaydan hazırlanarak insanlık tarihinde yerini aldı.

Pirinç buğdaygiller familyasının ( gramineae ) oryza türündendir. Çeltik (pirinç) nem ve sıcaklıktan hoşlanır. Çeltik bitkisinin kabuklarından ayrılmış tohumlarına pirinç denilir. Bu nedenle çeltik tarınıma pirinç tarımı da denilebilir Yetişme devresinde 20-25 derece sıcaklık ister. 12 derecenin altına inen sıcaklıklarda çimlenemez. Çimlenme ve yetişme devresinde yeterli yağış bulunmaması durumunda sulanması gerekir. Dağlık sahalarda yetişen sulama istemeyen pirinç türlerine yetişme devresinde 600-1200 mm yağış yeterli gelir. Taşkın ovaları ve nemli bölge pirinç türleri ise aynı dönemde 2400 mm’ye kadar yağış ister. Sıcaklık şartlarının yeterli olması durumunda sulama yapılarak yetiştirilebilir. Pirinç 20-25 cm derinliğinde, besin değeri yüksek, hafif alkali veya nötr toprak istemektedir. Hafif killi, kumlu, kireçli toprakları sever. Çeşitli pirinç türlerinin istediği sıcaklık şartları birbirinden farklı olsa da esas olarak bu bitki, sıcaklık ve nem istekleri açısında Subekvatoral ve Ekvatoral Bölge ürünüdür. Ana vatanının Hindistan ve Uzak Doğu ülkeleri olduğu tahmin edilmektedir. Mısır ve Mezopotamya’da da yabani türlerine rastlanmıştır. Bu bölgelerdeki deltalarda ve nehirlerin taşkın ovalarında yabani pirince rastlanmış, zaman içinde kültüre alınan pirincin çeşitleri çoğalmıştır.

Pirinç Muson ülkelerinde lapa olarak her öğün yenilen bir temel gıda maddesidir. Pirincin kullanım alanları kültürden kültüre değişiklik göstermektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde sabah kahvaltıda sahanda yumurta ile tüketilirken Japonya ve Kore gibi Uzakdoğu Asya ülkelerinde ise Suşi gibi çiğ balık yemeklerinin yapımında kullanılmaktadır. Dünyada genel olarak pilav ve benzeri yemeklerin yapımında yoğun olarak pirinç kullanılmaktadır. Türkiye’de pirinç, özellikle pilav, çorba ve dolma gibi çeşitli yemeklerin yapımında, sütlaç ve zerde gibi tatlıların yapımında; pirinç unu da muhallebi gibi tatlı yapımında ve özellikle bebek mamalarında; pirinç hamuru ise cips ve kahvaltılık ürünlerin yapımında kullanılmaktadır.

Mısır, koçanlılar grubundan bir buğdaygiller bitkisidir. Nemi seven sıcak iklim tahıllarındandır. Kültüre alınarak türlerinin geliştirilmiş olması, sulama ile de tarımının yapılabilmesi nedeniyle geniş bir alanda yetiştirilebilir. Yazlık bir bitkidir. 10 derecenin altındaki düşük sıcaklıklardan zarar görür. En uygun yetişme sıcaklığı 25- 30 derece arasıdır. Yüksek verim elde edebilmek için 400- 750 mm su isteği karşılanmalıdır. Büyüme süresinde çok su ister, bu dönemde yağış yeterli değilse sulama zorunluluğu vardır. Diğer tahıllar gibi mısırın da toprak seçiciliği fazla değildir. Toprak sıcaklığının 10 derecenin üstünde olması gerekir, besin maddelerince zengin, drenajı iyi topraklarda verimlidir.

Mısır’ın gen merkezi Amerika’dır. Amerika’nın keşfinden sonra (1492-1494) Batı toplumlarının koloniyal faaliyetleri sırasında Asya kıtasına gitmiş bir tarım ürünüdür. 16. yüzyılda Akdeniz kıyı ülkeleri, Batı Afrika ülkeleri, Hindistan, Çin ve Sri Lanka gibi ülkelerde tarımı yapılan ürünler arasına girmiştir. Günümüzde mısır, Tropikal, Subtropikal ve Ilıman bölgelerde yetiştirilir. Anadolu’da önce mısır buğdayı diye adlandırılan bu bitki, Mısır ve Suriye üzerinden Anadolu’ya getirilmiştir. Anadolu’dan önce Balkanlar ve Orta Avrupa’ya yayılmıştır. Bu bölgelerde önceleri Türk Buğdayı olarak adlandırılmıştır.

Mısır lezzetli bir tahıldır. Tazesi haşlanarak beslenmede kullanılır. Sap ve yaprakları yem olarak, sanayide kâğıt ve karton yapımında, koçanı ise sepet örme ve süsleme işlerinde, yem yapımında, yalıtım işlerinde ve yakacak olarak kullanılır. Danelerinden un elde edilir ve ekmek yapılır, lapa, kuymak, mıhlama gibi yiyecekler pişirilir. Mısır patlatılır ve çerez olarak tüketilir. Yağ elde edilir, yem olarak kullanılır. Mısır gevreği, mısır konserveleri, alkol, mısır nişastası, mısır şekeri endüstriyel gıdalar arasında yer alır. Tatlandırıcı olarak mısır şurubu dünyada yaygın olarak kullanılır.

Arpa, serin iklim tahıllarındandır. İklim ve toprak istekleri bakımından seçici değildir. Çok killi topaklar dışında tüm toprak çeşitlerine uyum sağlayabilir. Hasadı buğdaydan yaklaşık iki hafta önce baslar. Arpa daha çok hayvan yemi olarak ve bira yapımında kullanılır. Dünyanın bazı bölgelerinde insan besini olarak tüketilir. Arpa danesinde %10-12 protein, %70-75 karbonhidrat ve %2-4 oranında yağ bulunur. Arpa, demir ve kalsiyum bakımında zengin bir tahıl ürünüdür. Besi hayvancılığı için çok önemlidir.

Arpanın en verimli ekim alanları buğdayın ekim alanlarına benzer. Yatay ve dikey sınırları en geniş olan tahıldır. Yetişme koşulları ve beslenmedeki yeri kolay ve yetişme devresi kısadır. 60-70 günde yetişen türleri bulunur. Kuzey Yarım Küre’de 70 derece kuzey enlemlerine kadar yatayda geniş bir alanda yetiştirilebilir. Dikeyde ise ılıman ve sıcak kuşaklarda 3000-3500 metrelere kadar tarımı yapılabilir. Rusya Federasyonu’nda Sibirya, Kanada, İsveç, Norveç ve İskoçya gibi kuzey ülkelerinin kuzey kesimlerinde bile yetiştirilebilir. Sıcak iklim kuşağında yer alan Tibet, Nepal ve Bhutan’da 3500-4000 metreler arasında tarımı yapılır. Verimli topraklarda beyaz malt arpası ve yüksek kesimlerde hayvan yemi olarak kullanılan arpa çeşitlerinin ekimi yapılır.

İklim ve toprak istekleri bakımından seçici olmaması ve besin değerinin yüksek olması sebebiyle arpa, dünyada ve Türkiye’de yaygın olarak hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Arpa, bira yapımında en çok kullanılan ürün olmakla birlikte viski yapımında da en çok kullanılan tahıldır. Son yıllarda besin değerinin farkına varılmasıyla arpa, insan beslenmesinde de kullanılmaya başlanmıştır. Çorba ve ekmek yapımında arpa kullanılmaktadır.

Yulaf serin iklim tahıllarındandır. Diğer serin iklim tahıllarına göre iklim istekleri biraz daha fazladır. Düşük sıcaklıklara dayanıksızdır. Kısın kar örtüsü olmayan soğuk bölgelere uyum sağlayamaz. Yıllık yağışı 700-800 mm olan yerler yulaf bitkisi için uygundur. Toprak seçiciliği en az olan serin iklim tahıllarındandır. Yeteri kadar nem bulunan tüm topraklarda yetişebilir. Tarla tarımında killi, kumlu, humus açısından zengin topraklarda yüksek verim alınır

Buğdayın yetiştirildiği alanlarda yulaf tarımı da yapılır. FAO 2013 verilerine göre dünyada 2000 yılında 27.110.626 ton üretilmiş, yulaf üretimi 2013 yılında 24.494.997 tona gerilemiştir. En çok yulaf üretimi yapan ülkeler sırasıyla Rusya Federasyonu, Kanada, Finlandiya, Polonya, Avusturalya, Amerika Birleşik Devletleri, İspanya, İngiltere, İsveç ve Şili’dir. Bu 10 ülkenin toplam yulaf üretimi 2000 yılında 18.089.308 ton iken 2013 yılında 16.804.402 tona düşmüştür. En çok yulaf üretimi yapan bu 10 ülke, dünya yulaf üretiminin yaklaşık 1/3’ünü karşılar. Türkiye, dünya yulaf üretiminde 235.000 ton ile 22. sırada yer alır.

Yem olarak kullanılan yulaf, insan beslenmesi açısından da önemlidir ve kullanım alanı genişlemektedir. Yüksek alkollü içki üretiminde, hazır çorbalarda, bisküvi yapımında kullanılır. Önemli bir bitkisel lif kaynağı olan ß-glucan, tahıllar içinde en fazla yulaf ve arpada bulunur. Bu nedenle çok değerli bir besin maddesidir. Bu sebeple yulaf, kahvaltı için hazırlanan tahıl karışımlarında kullanılmaktadır.

Çavdar, serin iklim tahıllarındandır. İklim ve toprak şartları açısından en az seçici olan tahıllardandır. 1-2 derece sıcaklıkta çimlenebilir. Kıraç ve verimsiz topraklarda da yetişir. Soğuk şartlarına uyum sağlamıştır. Kar örtüsü olmadan -30 °C’ye dayanabilir. Nem istegi yetişmesinin hiçbir döneminde yüksek değildir. Geniş kök sistemiyle erozyonu önleyen bir bitkidir. Yetişme süresi kısadır.

Buğday ve arpa tarımı yapılamayan kuzey enlemler ve yüksek yerlerde, verimsiz ve kıraç topraklarda çavdar tarımı yapılabilmektedir. Çavdarın gen merkezinin Anadolu olduğu düşünülmektedir. En geç kültüre alınan bitkidir. Dünyada en çok üretim yapan kıta Asya’dır.

Orta ve Doğu Avrupa’da ekmeğin temel ham maddesidir. Çavdar dünya genelinde hayvan yemi olarak kullanılır. Tanesi alkollü içki yapımında, sapları ambalaj sanayinde kullanılır. Özellikle Rus içecek kültüründe çavdardan yapılan Kvas adlı bira önemli bir yer tutmaktadır. Eski Sovyet ülkelerinde de çavdardan yapılan alkollü içecekler çok sık tüketilmektedir. Ayrıca günümüzde %30 oranında buğday ununa karıştırılarak ekmek yapılmakta, böylece buğday ekmeğinin besleyici değeri artırılmaktadır.

Darı, graminie ailesinden üç bitki cinsine verilen isimdir. Buğdaygillerden sıcak ve kurak iklim tahılıdır. Türleri sorgum, kum darı, çin darı, kocadarı olarak bilinir. Ana vatanı Orta Asya ve Hindistan’dır. Asya, Avrupa ve Afrika’da darı kültürü çok eskilere dayanır. Verimsiz, kıraç topraklarda yetişebilir. Darı danesi, %10-12 protein, %70-75 karbonhidrat ve %3-5 yağ bulundurur. Yulaf danesi içinde avenin maddesi bulunmaktadır. 10. yy’a kadar Eski Dünya karalarındaki temel gıda maddelerinden bir olan darı, günümüzde buğday kültürünün yaygınlaşması ile beslenmedeki önemini yitirmiştir.

Asya kıtasında yağışın az olduğu yerlerde darı üretiminin çok eski bir geçmişi bulunur. Özellikle Orta Asya, Doğu Asya ve Güney Asya’da darı tarımı hâlen önemlidir. Sıcak İklim kuşağının kuzeyinde, ılıman iklim kuşaklarının da sıcak kuşağa yakın kesimlerinde yetiştirilir. Darı çoğunlukla insanların beslenmesinde kullanılır. Hayvan yemi olarak kullanılması da söz konusudur. Küçük daneleri olması nedeniyle kuşyemi olarak satılır. Kuş yemlerinin ana maddelerinden birisidir. Bitkisel kısmı hayvan yemi olarak değerlendirilir. Darıdan boza ve unundan ekmek yapılır.

Kaplıca/siyez, kavuzlu olması nedeniyle pirince benzeyen bir tahıldır. Serin iklim tahılıdır. Kurak bölgelere ve kıraç topraklara uyumu buğdaydan daha iyidir. Buğday tarımının yapıldığı ancak verimsiz toprakların olduğu yerlerde kaplıca tarımı yapılır. Üretimi de giderek azalmaktadır. FAO kaplıcaya yönelik bir istatistik yayınlamamaktadır. Siyez buğdayı, gen merkezi Türkiye olan, geleneksel yöntemlerle çiftçiler tarafından ıslah edilmiş, yöreye uyum sağlamış kültür bitkilerinden biridir. Yerel kültür bitkisi çeşitlerinden biri olan siyez buğdayı, ticari buğdayın yetiştirilemediği küçük, verimsiz topraklı alanlarda yetiştirilmeye devam etmektedir. Siyez buğdayı gibi yerel bitki çeşitleri, hastalık ve zararlılara dayanıklılık ve birçok istenen kalite özelliği ile ilgili genleri içermektedirler. Ayrıca, ait oldukları türün evrim potansiyelinin korunması yönünden önemli gen kaynağı niteliğindedir.