GİRİŞİMCİLİK VE İŞ KURMA - Ünite 8: Girişimin Sonlanması: Tasfiye, İflas ve Birleşme Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 8: Girişimin Sonlanması: Tasfiye, İflas ve Birleşme

Ünite 8: Girişimin Sonlanması: Tasfiye, İflas ve Birleşme

Giriş

Girişimler de canlı varlıklar gibidir; doğarlar, gelişirler ve sonunda kapanırlar. Sonsuza kadar kalan bir girişimden söz edilemez. Yeni kurulan girişimlerin genelde ortalama ömürleri bir insanın ömründen de daha azdır. Hiçbir girişimci kapatmak için işletme kurmaz, ancak bazı nedenlerle kurulan işletmelerin kapatılması ve başka bir işletme ile birleştirilmesi zorunlu hale gelebilir.

İşletmelerin Yaşam Süreleri

Girişimlerde insanlar gibidir. Doğarlar, gelişirler ve sonunda kapanırlar. İşletme ömürleri genelde insan ömründen daha kısa sürmektedir. Girişimci kurduğu işletmeyi yaşatmaya çalışsa bile bazen ekonomik şartlar, rekabet, kötü yönetim, başlangıçtaki planlama eksiklikleri gibi nedenlerden dolayı işletmesini kapatmak veya başka bir işletme ile birleştirmek zorunda kalabilir.

Dünya geneline bakıldığında, örneğin Amerika’da kurulan işletmelerin %17’si 2 yıl içinde, aile şirketlerinin ise %66’sı birinci kuşakta kapanmaktadır. İngiliz şirketlerinin ise sadece %3,3’ü üçüncü kuşağa devretmektedir. Kanada’da ise yeni kurulan işletmelerin %30’u ilk 5 yılda kapanmaktadır.

2018 Temmuz ayında Türkiye’de 2017’ye göre kurulan şirket ve kooperatif sayısı %21,7 artarak 42.043’ten 53.708’e yükselmiştir. Aynı dönemde kapanan ticaret unvanlı iş yerleri sayısı ise bir önceki yıla kıyasla %3.8 azalmış ve 19.100’den 18.364’e inmiştir.

Genellikle birinci kuşak tarafından kurulmuş olan 100 aile şirketinden sadece %3,4’ü üçüncü kuşağa dek yaşamını sürdürebilmektedir.

Girişimin Başarısızlık ve Kapanma Nedenleri

İşletme başarısızlıklarının temel nedenlerinin başında kötü yönetim, zayıf finansal yönetim ve pazarlama eksikliği gelmektedir.

Girişimlerin temelde başarısızlık nedenlerinin başında ise eksik ve zayıf planlama gelir. Başarısızlık nedenlerinden bir diğeri de plansız ve orantısız büyümedir.

Girişimin başarılı olması için yapılması gereken en önemli konulardan biri nakit akışlarının planlanması ve yönetilmesidir. Eğer nakitler düzgün planlanmaz ve iyi bir nakit yönetimi uygulamazsa girişim, piyasadaki bir sıkışıklıkta veya alacakların tahsilatında yaşanacak bir sorun nedeniyle mali krize girmesi ile karşı karşıya kalabilir.

Yanlış işletme ve yönetim stratejileri uygulaması da işletmenin kapanmasına neden olabilir.

Birkaç ana müşteriye aşırı güven de bunların durumunun kötüleşmesi halinde işletmenin kapanmasına neden olabilir.

İşletmenin yaşam süreci içinde girişimcinin, işletmenin mali durumunu ve mali göstergeleri sürekli izlemesi gerekir. Bu göstergelerdeki bozulmaları görmemek veya dikkate almamak mali krize sebep olabilir.

Genel olarak ekonominin temel sektörlerinde faaliyet gösteren bütün işletmelerde başarısızlıkların kesiştiği ortak nokta, finansal yapının bozulması sonucu işletmenin faaliyetlerini ve yükümlülüklerini yerine getiremez hale gelerek fesih, iflas veya tasfiyeye maruz kalmasıdır.

Girişimcinin başarısızlık nedenleri özet olarak şunlardır:

  • İyi bir iş planı ile işe başlamama,

  • İş kolunun yanlış seçimi,

  • Yatırım yerinin yanlış seçimi,

  • Yoğun rekabet,

  • Yetersiz finans ile işe başlama,

  • Çalışma sırasında maliyetlerin yanlış hesaplanması,

  • Deneyim ve bilgi eksikliği,

  • Yönetim sorunu, ortaklar arası çekişme,

  • Hızlı orantısız büyüme nedeniyle yaşanan sorunlar,

  • Doğal afetler, politik istikrarsızlık, terör,

  • Yeni ürün ve yeni iş modeli geliştirmede yaşanan güçlükler,

  • Stratejik düşünememe,

  • Sermaye yetersizliği,

  • Kötü yönetim alışkanlıkları ve kurumsallaşamama,

  • İyi belge-bilgi akışı sağlayamama,

  • Maliyetleri kontrol edememe,

  • Şirketi iyi bir fiyata satıp rahat etme isteği,

  • Piyasalardaki değişimleri gözlemleme ve tahmin etmede yetersiz kalınması,

  • Şirket içi raporlamada yetersizlikler ve hesap sormadaki eksiklikler,

  • Aile içi sorunların işe yansıması,

  • Üretim maliyetlerinin kötü ve zayıf kontrolü,

  • Ürün ya da hizmetin kötü kontrolü ve kalitede yaşanan sorunlar,

  • Mal veya hizmetin maliyetin altında satışı,

  • Yetersiz personel eğitimi,

  • Ortakların işletme kaynaklarını kişisel menfaatleri için kullanımı,

  • Kendi güçlü ve zayıf yönlerini tanımaması,

  • İşletme içinde zayıf iletişim,

  • Geç patent başvurusu,

  • Yapılacak işleri hep yarına bırakmak,

  • Kötü kredi yönetimi,

  • Sağlıksız şirket kültürü,

  • Aşırı güvenilen bir müşteri,

  • Denenmiş ve yeni teknolojilere aşırı yatırım,

  • Yetersiz finansman,

  • Yetersiz sigorta,

  • Yetersiz vergi planlaması,

  • Kötü stok yönetimi,

  • Satıcı tedarikçilerle kötü ilişkiler,

  • Zayıf / hiç motivasyonu olmayan çalışanlar,

  • Yetersiz ya da vasat profesyonel yardım,

  • Pazar eğilimleri ve gelişmeleri önceden tahmin edememesi,

  • Zayıf bütçeleme kararları,

  • Aşırı borçlanma.

İşletmelerin Kapatılması

Kapatma işleminde şahıs işletmesi şirketlere göre daha kolay kapatılır. Bu işleme işin terk edilmesi denir. İşletmelerin kapatılması, şahıs işletmelerin kapatılması ve şirketlerin kapatılması olarak ikiye ayrılmaktadır.

Şahıs İşletmesinin Kapatılması: Girişimci, şahıs olarak kurduğu işletmesini kapatmak için vergi dairesine başvurarak vergi mükellefiyetini sonlandırmalı, sonrasında ilgili meslek ya da ticaret odasından kaydını sildirmelidir. Bunun için şu evrakları düzenlemelidir:

  • Ticaret Sicili Memurluğuna hitaben dilekçe,

  • Ticaret Odası Başkanlığı’na hitaben dilekçe,

  • Vergi Dairesi ticareti terk yazısı,

  • Mal beyanı,

  • Vefat nedeniyle kapanış talebinde, veraset ilanı (asıl ya da noter onaylı) eklenmeli, dilekçe ve mal beyanı varislerden biri tarafından imzalanmalıdır.

Şirketlerin Kapatılması: Şirketler Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde kapatılabilir. Bu işleme tasfiye işlemi denir. Şirketin kendiliğinden faaliyetine son vermesine dağılma (infisah) denir. Dağıtma(fesih) ise, mahkemenin, bir kamu otoritesinin veya ortakların aldığı bir kararla şirketin varlığının sona erdirilmesidir.

Limited şirkette aşağıdaki nedenlerden birinin gerçekleşmesi ile tasfiye işlemi gerçekleşir:

  • Ana sözleşmedeki şirket süresinin bitmesi,

  • Şirket sermayesinin üçte ikisinin kaybedilmesi ve ortakları bu şirkete koymamaları,

  • Şirketin iflasına karar verilmesi,

  • Şirketin diğer bir şirketle birleşmesi,

  • Şirketin mahkeme kararı ile feshinin istenmesi,

  • Şirket amacının gerçekleştirmiş veya amacın gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi,

  • Ortak sayısının 50’nin üzerine çıkması,

  • Ortaklar kurulunca şirketin tasfiyesine karar verilmesi.

Bir anonim şirkette aşağıdaki nedenlerden birinin gerçekleşmesi ile tasfiye işlemi gerçekleşir:

  • Şirket sözleşmesinde belirlenen amaca ulaşılmış olması ya da amaca ulaşma olanağının kalmaması,

  • Şirket sözleşmesinde belirlenmiş olan sürenin sona ermesi,

  • Esas sermayenin 2/3’ünün yitirilmesine karşılık; Esas sermayenin 2/3’ünün yitirilmesi durumunda alacaklıların dağıtılma için mahkemeye başvurmaları,

  • Başka bir şirketle birleşilmesi,

  • Şirketin iflasına karar verilmiş olması,

  • Şirket sözleşmesinde yazılı dağılma nedeninin oluşması,

  • Şirketin kanuni organlarından birinin eksikliği,

  • Genel kurulun dağılma kararı.

Bir şirketin tasfiyesini (iflas dışında) “Tasfiye Memuru” yürütür. Tasfiye memurunun üstlendiği görev sırasında yapacağı işlemler ve uyacağı kurallar şunlardır:

  • Tasfiye ile ilgili muhasebe kayıtları için gerekli defterleri tutar.

  • Tasfiyeye başlamadan önce, şirketin o andaki finansal durumunu gösteren bir envanter yapar ve “Tasfiyeye Başlama Bilançosu” nu düzenler.

  • Şirketin henüz sonuca bağlanmamış işlerini tamamlar. Ancak tasfiyenin gerçekleşmesiyle ilgili olmayan yeni işler yapamaz.

  • Alacakları tahsil eder, bütün taşınır ve taşınmaz varlıkları paraya çevirir ve girişimin bütün borç ve taahhütlerini öder.

  • Tasfiye sonunda girişimin durumunu gösteren “Tasfiye Sonu Bilançosu” nu düzenler. Tasfiye sonrası kalan varlıklar ortaklara paylaştırılarak tasfiye işlemi tamamlanır.

  • Son olarak şirketin ticaret unvanının ticaret sicilinden silinmesi için gerekli işlemleri yapar.

Tasfiye memuru tasfiyeye başladığını aşağıdaki evraklar ile vergi dairesine bildirir:

  • Dilekçe (Dilekçede tasfiye memurlarının kim olduğu ve tasfiye adresi),

  • Sicil tasdikli ortaklar kurul kararı (1 adet),

  • İmza sirküleri (Tasfiye Memuruna ait),

  • Üç defa yayınlanmak üzere alacaklılara davet ilanı,

  • Tasfiyeye giriş sicil gazetesi,

  • Tasfiye giriş bilançosu.

Tasfiyenin tamamlanarak tasfiye sonu kararının alınmasından sonra şunlar yapılır:

  • Ticaret Sicil Memurluğuna hitaben dilekçe,

  • 1 adet Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’na hitaben dilekçe,

  • Tasfiye sonuna ilişkin noterden onaylı ortaklar veya genel kurul kararı,

  • Mal beyannamesi (2 nüsha),

  • 2 asıl 1 bilanço.

Kendi istekleriyle tasfiyeye giren şirketlerin tasfiyeden vazgeçmeleri, karar organlarının (Ortaklar Kurulu veya Genel Kurul) bu yönde karar alması ile mümkündür.

Girişimcilikte İflas

İflas, bir işletmenin malını mülkünü kaybetmesi, tükenmesidir. Türkiye’de iflas konusu Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir.

Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) göre tüzel kişiler, gerçek kişi tacirler ve diğer bazı kişilerin iflası mümkündür. Aşağıda sayılan tüzel kişiler TTK 18. maddesine göre tacirdirler ve tacir sıfatını taşımaları nedeni ile iflasa tabidirler:

  • Anonim şirketler, limited şirketler, komandit şirketler, kollektif şirketler, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ve kooperatifler,

  • Ticari işletme işleten dernekler,

  • Devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler.

Diğer taraftan aşağıda sayılan gerçek kişilerin de iflası mümkündür:

  • Tacirler ve

  • İşletmesini fiilen işletmeye başlamamış olsa bile TTK hükümlerine göre tacir sayılan gerçek kişiler.

Üç çeşit iflas yolu vardır;

  • Doğrudan/genel iflas yolu,

  • Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ve

  • Bankaların iflasıdır.

Doğrudan İflas; adi iflas /genel iflas yolu olarak da bilinen bu yöntemde alacaklının alacağı bir kambiyo senedine bağlı değilse, iflasa tabi borçlu genel iflas yolu ile takip edilebilir. Alacaklının, öncelikle icra dairesine başvurup iflas takibi yapmadan ticaret mahkemesinde iflas davası açtığı usule doğrudan doğruya iflas yolu denilmektedir.

İcra ve İflas Kanunu’nda(İİK) sayılan doğrudan iflas halleri şunlardır:

  • Borçlunun ikametgâhının belli olmaması,

  • Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması,

  • Borçlunun, alacaklarının haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi,

  • Borçlunun haciz yolu ile yapılan takip sırasında mallarını saklaması,

  • Borçlunun ödemelerini tatil etmiş bulunması,

  • Borçlunun teklif ettiği konkordatonun tasdik olunmaması,

  • İlama dayalı alacak, icra emriyle istenildiği halde ödenmemesi.

Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu; bu iflas yoluna başvurabilmek için alacağın bir kambiyo senedine bağlı olması şarttır. Kambiyo senetleri, poliçe, çek ve bonodur. Kambiyo senedinin vadesi gelmiş olmalıdır. Alacaklının alacağı bir kambiyo senedine dayanıyorsa ödeme ve itiraz süresi beş gündür. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş günlük süre içinde borç ödenmezse, alacaklı ticaret mahkemesinde iflas davası açarak borçlunun iflasını ister. Ödeme emrine itiraz edilmişse açılacak iflas davasında borçlunun itirazının kaldırılması ve borçlunun iflasına karar verilmesi istenir. Alacak kambiyo senedi yanında rehinle temin edilmiş olsa bile alacaklı bu yola başvurabilir.

İflasın Ertelenmesi Kurumu

İflasın ertelenmesi TTK madde 324/2’de düzenlenmiş bir kurumdur.

4949 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK)’na göre, iflas kurumu, işletmelerin kolaylıkla iflas etmeleri yerine, mümkün olduğu kadar mali durumlarının iyileştirilerek faaliyetlerine devam edebilmelerini amaçlamıştır.

İflasın ertelenmesi ile birlikte 6183 sayılı kanuna tabi alacaklar dâhil tüm takipler durur, buna ertelemenin tatil etkisi denilmektedir. Burada bir istisna işçi alacaklarıdır. İİK 206. maddenin 1. sırasındaki işçi alacakları için haciz yoluyla takip yapılabilir.

İflasın ertelenmesi her ne kadar ilk bakışta borçlunun lehine görülse de aslında aynı zamanda alacaklıların menfaatini de koruyan bir sistemdir. Zor duruma giren şirketin malvarlığı tam olarak karşılamaya yetmediğinden alacaklılardan bazılarına diğerlerinden önce yapılacak ödemeler geri kalanların daha fazla zarara uğramasına neden olur. Borçlanma devam ederse borç açığı da büyür. İşte bu noktada devreye giren iflas kurumu, alacaklıların bir bütün olarak korunmasına hizmet etmekte, alacaklıların mümkün olduğunca yüksek ve eşit olarak alacaklarına kavuşmalarına imkân sağlamaktadır.

İyileştirme Projesi

Girişimcinin iflastan kurtulabilmesi için hazırlayacağı iyileştirme projesinde yer alabilecek konular şunlar olabilir:

  • Yönetim ve organizasyona yönelik tedbirler,

  • Finansal yapıya ilişkin tedbirler,

  • Yeni satış sözleşmeleri, yeni pazarlar ve bayi ağları kurulması gibi satış artırıcı tedbirler,

  • Yeni duruma göre oluşturulan proforma bilanço ve gelir tablolarının oluşturulması, nakit akım tablolarının düzenlenmesi.

Şirketlerde Birleşme ve Devir

Birleşme; bir şirketin bir başka şirket tarafından satın alınması, devralınması veya yeni bir işletme bünyesinde bir araya gelinmesi olarak tanımlanabilir. Birleşmeyi yatay, dikey ve karma birleşme olarak ayırabiliriz.

İşletme birleşmelerinin nedenleri;

  • Finansman kolaylığı sağlamak,

  • Katma değer ve sinerji oluşturmak,

  • Yeni üretim metodu ve teknoloji sağlamak,

  • Kötü yönetilen bir şirketin kullanılmayan varlıklarını başka bir şirketin daha verimli yönetimi altında daha iyi değerlendirmek,

  • Vergi yasalarının sağladığı avantajlardan yararlanmak,

  • Girişimcilerin yönetimsel veya finans alanındaki yeteneklerini gösterme arzusu, daha büyük bir şirketi yönetme tutkusu, şirketin devamını emniyet altına almak,

  • Diğer nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz: Kâr kaybını engelleme, Yeni bir alana girme isteği, Nakit sağlama isteği, Parçalı yapıdaki bir endüstride beraber kaynak oluşturma, Rekabeti ortadan kaldırma, Yeni fikirler kazanma, Yeni insanlar kazanma.

TTK’ye göre birleşecek şirketlerin aynı türden olmaları gereklidir.

Devralma-Katılma, bir şirketin diğer bir şirketi tüm varlık ve borçları ile içine almasıdır. TTK’nda birleşen şirketlerin nevilerinin aynı olması şart koşulmuştur.

Aşağıdaki durumların varlığı halinde yapılan birleşme, “devir” sayılır:

  • Birleşme sonucunda infisah eden(dağılan) kurum ile birleşilen kurumun kanuni merkezlerinin Türkiye’de bulunması,

  • Dağılan kurumun devir tarihindeki bilanço değerlerini birleşilen(devralan) kurumun, bir bütün olarak sayılması ve bunun aynen bilançoda yer alması,

  • Birleşilen kurumca dağılan kurumun ortaklarına, devralınan servet oranında hisse verilmesi.

Şirketlerde birleşme işlemlerine, birleşme görüşmeleriyle başlanır. Yetkili organların kararına göre birleşme görüşmelerini yapacak yetkililer belirlenir.

Birleşme görüşmelerinde;

  • Birleşme türü (hukuki yapısı),

  • Birleşmenin değişim koşulları,

  • Birleşme sonrası payların dağılımı,

  • Birleşmenin taraflara yükleyeceği borç ve yükümlülükler gibi konular tartışılarak sonuca varılmaya çalışılır.

Birleşme görüşmelerinde tarafların ortak kararları birleşme sözleşmesi haline getirilir. Birleşme sözleşmesi TTK hükümlerine göre şu bilgileri içerebilir:

  • Birleşen şirketlerin unvanları,

  • Şirketlerin esas sermayeleri,

  • Şahıs şirketlerinde ortakların adları,

  • Ortakların pay tutarları,

  • Taraflara yüklediği borç ve yükümlülükler,

  • Değişim ve ölçü oranları.

Birleşme kararlarının tescil ve ilanı yapılarak birleşme aşaması sonuçlandırılır.