HAVAYOLU YÖNETİMİ - Ünite 3: Havayolu İşletmeciliğini Etkileyen Ekonomik Düzenlemeler Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 3: Havayolu İşletmeciliğini Etkileyen Ekonomik Düzenlemeler

Ekonomik Düzenlemelerin Tanımı ve Amaçları

Düzenleme; işletmelerin eylemlerini kontrol altına alarak yönlendirmek, sınırlamak, teşvik etmek, eylemlerini yönlendirecek karar seçim ölçütlerini, haklarını, sınırlarını ve yükümlülüklerini belirlemek amacıyla kullanılan, yasal dayanağı olan, devletlerin bu konuda yetkilendirdiği kamu otoritesi tarafından tasarlanan ve uyumu izlenen kurallar bütünüdür.

Düzenlemelerin, genel olarak hangi amaçla tasarlandıkları aşağıda verilmektedir:

  • Hava taşımacılığı faaliyetlerinin emniyetli ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilerek kamu sağlığının korunması,
  • Sosyal refahın ve ulusal gelişmişlik düzeyinin artırılması, sosyal devlet gereklerininkarşılanması,
  • Ulusal çıkarların korunması ve savunma ihtiyaçlarının karşılanması,
  • Bazı bölgelerin ekonomik ve sosyokültürel açıdan desteklenmesi,
  • Uluslararası ekonomik ve ticari faaliyetlerin gerektirdiği taşımacılık hizmetlerinin sağlanması,
  • Turizm gibi belirli sektörlerin desteklenmesi,
  • Döviz girdisi sağlanması,
  • Posta taşımacılığı ve doğal afetlerde ortaya çıkan taşımacılık ihtiyacının karşılanması,
  • Hava taşımacılığında sürdürülebilirliğin elde edilmesi,
  • Yolcu haklarının korunması.

Bir ülkedeki hava taşımacılığına ilişkin teknik ve ekonomik düzenlemeler, ülkelerin egemenlik hakları çerçevesinde, ulusal kapsamda oluşturulur ve uygulanır. Fakat ülkelerin kendi hükümranlık alanlarında ve hava sahasındaki ulusal ya da yabancı tüm hava taşımacılığı faaliyetlerini kapsar.

Havayolu işletmeciliğini etkileyen ekonomik düzenlemeleri; sektörün yapısını, havayolu işletmelerinin piyasada ekonomik sonuçlar doğuracak davranışlarını ya da her ikisini de ekonomik açıdan kontrol etmeye ya da yönlendirmeye çalışan devletin oluşturduğu kurallar ve yaptırımlar bütünü olarak tanımlamak mümkündür.

Düzenlemelerin kapsadığı kontrol ve yönlendirme, havayolu işletmeleri ile müşterilerin birbiriyle çatışma potansiyeli taşıyan ve ekonomik sonuçlar doğuracak beklentilerini dengelemelidir.

Havayolu taşımacılığındaki ekonomik düzenlemeler pazarı sıkı bir şekilde kontrol altına alarak rekabeti azaltması muhtemel sonuçlar doğurabilir. Ya da tam tersine rekabeti artıracak sonuçlar yaratabilir. Hatta rekabeti engelleyeceği öngörülen işletme davranışlarını sınırlandıran düzenlemeler bile söz konusudur. Havayolu işletmelerinin rekabetçi mi yoksa tersine rekabeti engelleyen davranışlarının mı sınırlandırılacağını devlet ve hükümet politikaları belirler.

Otoritelerin, ekonomik düzenlemeler kapsamında yürüttükleri diğer bir faaliyet türü ise ruhsat işlemleridir. Bunlar; havayolu taşımacılığı hizmetinin verilebilmesi için gerekli ruhsat başvurularının kabulü, incelenmesi, geri çevrilmesi, koşullara bağlanması, ruhsatın verilmesi, ruhsat gerekliliklerinin kontrol edilmesi, ruhsatın askıya alınması gibi işlemlerdir.

İkili Havayolu Taşımacılığı Anlaşmaları

İkili havayolu taşımacılığı anlaşmalarının temeli 1919 yılında çok taraflı olarak imzalanan Paris Konvansiyonu’na dayanır. Uluslararası havayolu pazarlarına ilişkin ekonomik düzenlemeler iki taraf arasında imzalanan İkili Havayolu Taşımacılığı (İHT) Anlaşmalarında hükme bağlanır. Uluslararası havayolu taşımacılığının düzenlenmesinde “karşılıklılık” ilkesi vardır. Bir ülkenin diğer bir ülkeye karşı olumlu ya da olumsuz tutumu, müzakerelerde diğerinin karar ve davranışlarına yön verebilir.

Hava taşımacılığına ilişkin uluslararası ikili ve çok taraflı anlaşmalar ülkelerin ulusal düzenlemelerinin üstündedir. Bu tür anlaşmalar ülkelere uluslararası alanda uymaları gereken bazı yükümlükler getirir. İkili Havayolu Taşımacılığı (İHT) Anlaşmalarını taraf devletler imzalarlar. Havayolu işletmelerinin bu anlaşmaları imzalama yetkisi yoktur.

Ülkemizde havayolu taşımacılığı pazarındaki ekonomik düzenlemelerden ve İHT anlaşmalarından sorumlu olan kuruluş Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüdür. Ülkemizde bir İHT anlaşmasının yasal açıdan yürürlüğe girebilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde oylanıp kabul edilmesi gerekir.

İHT Anlaşmaları özünde tarifeli havayolu taşımacılığını düzenler. Fakat ikili görüşmelerde zaman zaman tarifesiz havayolu taşımacılığı düzenlemelerinin de gündeme geldiği bilinmektedir. Tarifeli ve charter havayolu işletmeleri aynı pazarda faaliyet gösterdiğinde charter taşımacılığını düzenleme çabası artmaktadır. Buna karşın uluslararası tarifeli havayolu taşımacılığında dahi liberalleşme artarken charter taşımacılığının düzenlemesi gündemden giderek düşmektedir.

Şikago görüşmelerindeki anlaşmazlık sonucunda ortaya çıkan boşluk birbiriyle ilişkili üç ayrı mekanizmayla doldurulmuştur. Bunlardan;

  • İlki, İHT anlaşmaları,
  • İkincisi IATA’nın ücret tarifesi belirleme süreçleri,
  • Sonuncusu ise havayolu işletmeleri arasında yapılan ve gelir dağılımı ile bazı durumlarda uçuş sıklığı ve kapasitenin belirlendiği “Havuz” ve “İşletme Payı” anlaşmalarıdır.

Ekonomik Düzenlemelerin Temel Bileşenleri

ICAO’ya göre, havayolu işletmelerini ilgilendiren ekonomik düzenleme kapsamındaki unsurlar; pazara erişim, pazara giriş, sahiplik ve kontrol, kapasite, fiyat, havayolu işbirlikleri, kod paylaşımı, franchising, yolcu hakları, slot tahsisi, kur dönüşümleri, kazancın transferi, yabancı personel çalıştırma, dağıtım kanalları, e-ticaret uygulamaları ve hava araçlarının (leasing) kiralanmasıdır.

Pazara erişim, ülke ve havaalanı çiftleri arasında sefer yapılıp yapılamayacağını belirler. Pazara erişim bileşeninin liberalleştirilmesi erişim olanağı verilen pazar sayısının sınırsız olması anlamına gelir. Erişim hakkı verilen pazar sayısı sınırlandıkça bu bileşen daha sıkı hale gelmektedir.

SHGM, pazara erişim noktalarının belirtildiği İHT anlaşması bölümüne hat cetveli adını vermektedir. Temelde havaalanı çiftlerini belirleyen pazara erişim düzenlemeleri bu noktalar arasındaki seferlerin nasıl yapılacağını da düzenlemektedir. Bu kapsamdaki seçenekler toplamda 8 adet olan trafik hakları (traffic rights) olarak adlandırılır (S:61, Şekil 3.1). 3. ve 4. trafik hakları bir ülkeden diğer bir ülkeye ticari amaçlı havayolu taşımacılığı yapma imkânı sunmaktadır. 5. trafik hakkının kullanıldığı pazarlar daha liberal olarak değerlendirilir.

Pazara erişim bileşeninin liberalleştirilmesi erişim olanağı verilen pazar sayısının sınırsız olması anlamına gelir. Erişim hakkı verilen pazar sayısı sınırlandıkça bu bileşen daha sıkı hale gelmektedir.

Pazara giriş, pazara erişim açıldığında erişim hakkını taraf ülkelerden kaç tane havayolu işletmesinin kullanabileceğini ve bunların sahip olması gereken özellikleri düzenler. Başka bir deyişle, erişime açılan pazara havayolu işletmelerinin girişini düzenler. Pazara girebilmek için sahip olunması gereken özellik sahiplik ve yönetimde etkin kontrol (SYEK) adı verilen alt bileşene işaret etmektedir. Bu alt bileşen işletme sahipliğinin ve yönetimindeki etkinliğin hangi ülke vatandaşlarında olduğunu düzenler. Sahiplik ve yönetimde etkin kontrol düzenlemesi işletme sahipliğinin ve yönetimindeki etkinliğin hangi ülke vatandaşlarında olabileceğini düzenleme altına alır.

Taraf ülkenin kendisi adına pazara giriş hakkını kullanacak havayolu işletmesini ismen belirlemesi tayin etme (designation) işlemi olarak adlandırılır. Uluslararası havayolu pazarlarında dünya genelinde en sıkı tutulan ekonomik düzenleme SYEK’tir. Çok taraflı olarak tamamen serbest olduğu tek yer AB ülkeleri arasındaki pazardır. Sadece tek bir havayolu işletmesine tayin edilme hakkı tanıyan durum en sıkı düzenleme seçeneğine karşılık gelir. İki havayolu işletmesinin pazara girişine izin verilmesi biraz daha liberal bir seçenektir. Pazara girecek havayolu işletmesi sayısına herhangi bir sınırlama getirilmeyen düzenleme en liberal olanıdır.

Havaalanı slotu havayolu işletmelerine belirli bir zaman dilimi içinde havaalanına iniş kalkış yapma ve bu faaliyetlere ilişkin tüm havaalanı hizmetlerini kullanma hakkını veren bir çeşit pazara giriş düzenlemesidir. Havaalanlarındaki slot uygulamaları sadece kapasite problemi yaşanan havaalanlarında ve zaman dilimlerinde söz konusudur. Kapasite sorunu olmayan havaalanları slot uygulamasına tabi değildir.

Kapasite düzenlemeleri, pazara arz edilecek havayolu hizmet sunumunun miktarına ilişkin düzenlemeleri kapsar. Belirli bir zaman diliminde pazara arz edilecek kapasitenin miktarı, uçuş tarifesindeki sıklık ve uçağın koltuk kapasitesi çarpılarak hesaplanmaktadır. Sıklık (frekans), günlük ve haftalık sefer sayısı ile ölçülür. Koltuk sayısı uçak tipiyle ilişkili olduğundan uçak tipi de bir kapasite belirleyicisidir. Kapasitenin nasıl belirlendiği ve havayolu işletmelerinin sunacakları kapasiteyi zaman içinde nasıl değiştirecekleri en önemli kapasite düzenleme bileşenleridir. Çünkü bunların havayolu yönetimine etkisi daha fazladır. Kapasite düzenlemeleri kendi içinde, özellikleri pazarı daha sıkı ya da liberal hale getiren farklı alt bileşenler barındırır. ICAO bunları şöyle sıralamaktadır:

  • Kapasitenin ve talebin belirlenmesi,
  • Kapasitenin talebe bağlı olarak zaman içinde değiştirilebilmesi,
  • Kapasitenin taraf ülkelerin yaratacağı talebe göre belirlenmesi,
  • Kapasitenin taraf ülkelerin havayolu işletmelerine eşit ve karşılıklı fayda sağlayacak şekilde düzenlenmesi,
  • Havayolu taşımacılığının gelişmesi ve büyümesinin kamu yararına olacak şekilde ve uygun ekonomik temeller üzerinde sağlanması,
  • Tarifeli ve tarifesiz havayolu taşımacılığında sunulacak kapasitenin toplam talep dikkate alınarak uygun hale getirilmesi.

ICAO kapasitenin belirlenmesinde üç farklı seçenek tanımlar. Bunlar;

  • Ön belirleme,
  • Bermuda-1 ve
  • Serbest belirleme yöntemleridir.

Ön belirleme yöntemi en sıkı kapasite düzenlemesidir. Sivil havacılık otoriteleri kapasiteyi Bermuda-1 yönteminde önceden belirlemez, kesin sınırlamalar ya da paylaşım oranları koymazlar. Talep ve kapasiteyi tayin edilen havayolu işletmeleri kendi aralarında birlikte belirler. Kapasitenin pazar şartlarında sadece havayolu işletmelerinin kendileri tarafından belirlenmesi ve özgürce değiştirilebilmesi en liberal kapasite düzenlemesidir.

Fiyat tarifesi kapsamındaki ekonomik düzenlemeler yolcu, bagaj ya da kargonun taşınması için talep edilecek bedelin nasıl belirleneceğini düzenleme altına alır. Bu kapsamdaki alt bileşenler tarifenin yürürlüğe girmesi sürecindeki sıraya göre aşağıda verilmiştir:

  • Fiyatları belirlerken dikkate alınması gereken faktörler,
  • Taraf devletlerin fiyat tarifelerine itiraz edeceği durumlar,
  • Tarife belirlemede kullanılacak araçları,
  • Tarifenin yürürlüğe girebilmesi için başvuru yapma gerekliliği,
  • Tarife başvurusunun öngörülen yürürlük tarihinden ne kadar süre öncesinde yapılacağı,
  • Tarifelerin onaylanmasında kullanılacak yöntem,
  • Tarifelerin eşitlenmesi gerekliliği,
  • Tarifenin yürürlüğe giriş biçimi,
  • Tarifeye ilişkin görüşme gerekliliği, görüşmenin yöntemi ve anlaşmazlıkların nasıl çözüleceği.

Tarifelerin onaylanmasına ilişkin yöntem, fiyatları belirlemede dikkate alınması gereken faktörler, tarife belirleme araçları ve tarife başvurusunun yapılacağı süre havayolu yönetimini etkileme potansiyeli açısından daha önemli alt bileşenlerdir.

Ücret tarifesi belirlenirken IATA süreçlerine başvurulması engelleniyorsa bu seçenek daha liberaldir. Fiyatların belirlenmesini en liberal yapan seçenek fiyatların tamamen pazar ve rekabet dinamiklerine göre serbest bir biçimde belirlenebilmesidir. Fiyat tarifesinin öngörülen yürürlük tarihinden ne kadar süre öncesinde otorite onayına sunulması gerektiğini belirleyen süre uzadıkça pazar daha sıkı düzenleniyor anlamına gelir.

Onaylama yöntemlerine ilişkin seçenekler şunlardır:

  • Çifttaraflı onaylama yöntemi,
  • Başlangıç ülkesi yöntemi,
  • Esnek fiyatlama aralıkları yöntemi,
  • Çift taraflı itiraz yöntemi,
  • Tayin eden ülke itirazı yöntemi,
  • Serbest fiyatlama yöntemi.

Gerçek hayat koşullarındaki fiyat düzenlemelerinin dünya genelinde yaygınlaşan ve derinleşen liberalleşme karşısında çok daha liberal hale geldiği bilinmektedir. Kâğıt üzerindeki sıkı fiyat düzenlemelerinin şikâyet edilmediği sürece liberal bir şekilde uygulandığı görülmektedir.

IATA’nın Ekonomik Düzenlemelerdeki Rolü

IATA (Uluslararası Hava Taşımacılığı BirliğiInternational Air Transportation Association), Şikago Konvansiyonu’ndan sonra havayolu işletmelerinin kendi haklarını korumak için kurdukları bir çeşit üretici birliğidir. Şikago görüşmelerinde fiyat tarifesi düzenlemeleri konusunda çok taraflı bir anlaşmaya varılamamış olmasının yarattığı boşluk IATA’nın fiyat taifesi belirleme süreçleri tarafından doldurulmuştur .

Günümüzde fiyat düzenlemeleri dünya genelinde giderek liberalleşmekte ve fiyat etkili bir rekabet aracına dönüşmektedir. Bu gelişim IATA’nın fiyat belirleme rolünü de giderek zayıflatmaktadır.

Ekonomik Düzenlemelerin Havayolu Yönetimine Etkisi

Ekonomik düzenlemeler; hangi noktalar arasında sefer düzenlenebileceğini, havayolu ürünü bileşenlerinin özelliklerini, üretim miktarını ve satış fiyatını etkileme potansiyeline sahip olduğundan havayolu işletmelerinin davranışlarını sınırlandırabilmekte ve yöneticilerin kararlarına yön verebilmektedir.

Pazara erişim, seferin başlangıç ve varış noktalarını düzenlediğinden havayolu taşımacılığı ürününün üretilip üretilmeyeceğini belirler. Havayolu işletmesinin hangi ürünü üreteceği önemli bir yönetsel karardır ve havayolu işletmelerinin bu noktada bağımsız hareket edememeleri yaratıcılığı ve dolayısıyla rekabet ortamından beklenen faydaları olumsuz yönde etkileyebilir.

Uçuş tarifesi uçuş programı anlamına gelir. Bir çeşit plan olan uçuş programı; hangi uçağın hangi uçuş kodu ile hangi gün ve saatte, nereden nereye uçacağının kararlaştırılması sonucunda ortaya çıkar.

Pazara erişim düzenlemeleri, havayolu işletmesinin hangi noktalara uçuş yapacağını belirlediğinden uçuş ağının doğrusal, çapraşık ya da Topla-Dağıt türünde olmasını etkiler. Pazara erişim düzenlemeleri uçuş ağının büyütülmesi ve genişletilmesinde belirleyici olduğundan ASBN-ASVN arasındaki toplam seyahat süresini etkiler.

Pazara giriş düzenlemesi olan SYEK, havayolu işletmelerinin uluslararası alanda birleşme ve satına almalara yönelik stratejik hamleler yapıp yapamayacağını belirler.

SHY-6A Yönetmeliği; havayolu işletmesi içinde bir kalite güvence ile emniyet yönetim sistemi birimlerinin kurulmasını ve bir sorumlu müdürün (accountable manager) belirlenmesini zorunlu tutmaktadır. Yönetmelik; uçuş, yer işletme, uçak bakım ve eğitim faaliyetlerinden sorumlu birer yöneticinin (post holders) görevlendirilmesini, havayolu işletmesinin bir bakım sistemi kurmasını ve güvenlik faaliyetleri için de bir sorumlu yönetici atanmasını gerektirmektedir.

Pazara erişim ve giriş düzenlemeleri pazardaki rekabet koşullarını etkileme potansiyeli taşır. Bu düzenlemeler havayolu işletmelerinin hangi pazarlarda oyuncu olabileceklerini, bir havayolu pazarındaki havayolu işletmesinin sayısını, pazara erişim ya da giriş hakkını kullanacak ya da ilk kez kurulacak havayolu işletmelerinin özelliklerini belirlemektedir. Bu durumda, pazara erişim ve/veya girişin önündeki engellerin büyüklüğü, kuşkusuz piyasanın rekabet özelliklerini; monopol, düopol ya da tam rekabet piyasası yaratacak şekilde belirleyecektir.

Kapasite düzenlemeleri sıklık miktarını belirleyerek ASBN-ASVN arasındaki toplam seyahat süresini etkiler. Pazara erişim, giriş ve kapasite düzenlemeleri birlikte ele alındıklarında bu düzenleme özelliklerinin havayolu işletmelerinde stratejik yönetimi etkiledikleri görülür. Havayolu işletmelerinin Pozisyon Okulu’nun rekabet stratejilerinden farklılaşma stratejisini izleyip izlemeyecekleri bu düzenlemelerden etkilenir.

Fiyat düzenlemeleri serbestleşmeden düşük maliyetli havayolu iş modelinin tercih edilmesi mümkün değildir. ABD’deki ve AB’deki havayolu işletmeleri maliyet liderliği stratejisini pazardaki fiyat düzenlemeleri serbestleştikten sonra kullanabilmişlerdir. 26 Nisan 2001 tarihinde 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 25. Maddesindeki fiyat düzenlemesi serbest hale getirilmeseydi, Türkiye iç hatlar havayolu pazarı ne kadar kârlı bir pozisyon (konum) olursa olsun Pegasus Havayolu işletmesinin maliyet liderliği stratejisini kullanması mümkün olmayacaktı.

Ekonomik Düzenlemelerdeki Liberalleşme

Ekonomik düzenlemeler kapsamında ele aldığımız temel bileşenlerin kısıtlayıcı özelliklerinin hafifletilmesi ya da tamamen ortadan kaldırılmasına serbestleşme adı verilir. Serbestleşme eylemi iç hatlar pazarını kapsamaktadır. Benzer amaç ve sonuçlara işaret eden “liberalleşme” kavramı ise uluslararası havayolu pazarlarındaki serbestleşme olarak görülebilir.

Dünyanın en uluslararası olagelmiş sektörlerinden olan havayolu taşımacılığı, diğer sektörler liberalleşirken sıkı düzenlemelerin etkisi altında kalmaya devam etmiştir. Devletlerin ve/veya hükümetlerin havayolu taşımacılığını sıkı bir biçimde kontrol altında tutmak istemelerinin nedenleri aşağıda sıralanmaktadır:

  • Havayolu taşımacılığının bir kamu hizmeti olarak görülmesi,
  • Havayolu taşımacılığı kamu hizmeti olarak görüldüğünden pazardaki istikrarın korunmak istenmesi,
  • Yıkıcı rekabetin yaratabileceği kaynak israfına engel olma isteği,
  • Havacılık emniyetinin ancak sıkı düzenlemeler sayesinde sağlanabileceği inancı,
  • Havayolu işletmelerinin, başta bayrak taşıyıcılar olmak üzere, ülkelerin politik ve askeri amaçlarına hizmet ediyor olması,
  • Bayrak taşıyıcı konumundaki havayolu işletmelerinin ülke imajının korunması ve güçlendirilmesinde önemli bir araç olarak görülmesi.

ABD iç hatlar havayolu pazarı 1978 yılında serbestleştirilerek havayolu işletmelerinin pazara girişleri kolaylaştırılmış, uçuş ağlarını, kapasitelerini ve fiyatlarını istedikleri gibi belirlemeleri mümkün hale getirilmiştir. ABD Şikago Konvansiyonu’ndan bu yana uluslararası havayolu pazarlarında liberalleşmeyi savunmuş ve bu politikasını özellikle 80’li yıllardan sonra dünya geneline yaymaya çalışmıştır.

İki taraflı liberalleşme eğilimleri 1990’lı yılların başlarında açık semalar adı verilen çok daha liberal bir duruma evrilmiştir.

Liberalleşme ya da sıkı düzenlemeler tercihini devlet ve hükümetlerin ekonomi politikaları belirlemektedir. Buna karşın, liberalleşmenin dünya geneline yayıldığı ve derinlik kazandığı bir gerçektir. Yazın liberalleşmenin hem olumlu hem de olumsuz etkiler yarattığını açıklamaktadır.

Havayolu pazarlarını liberalleştirmenin en önemli amacı rekabeti artırmaktır. Rekabetin havayolu işletmelerini etkinlik, verimlilik ve hizmet kalitesini artırmaya, fiyatları ise azaltmaya zorlayacağı öngörülmektedir. Liberalleşmenin olumlu etkileri şöyle sıralanabilir:

  • Rekabet artmaktadır.
  • Havayolu işletmelerinin verimliliği artmaktadır.
  • Bilet fiyatları düşmektedir.
  • Uçuş ağı küreselleşmektedir.
  • Uçuş sıklığı artmaktadır.
  • Havayolu trafiği artmaktadır.

Bilet fiyatlarının düşmesi, uçuş ağının büyümesi ve genişlemesi, sıklığın artması müşterilerin önemli istek ve ihtiyaçları arasındadır. Eğer liberalleşme gerçekten bu etkileri yaratırsa hizmet kalitesinin artacağı da söylenebilir.

Havayolu pazarının liberalleşmesi, olumlu sonuçlarının yanı sıra, olumsuz sonuçlar da yaratmaktadır. Yazında en çok vurgulanan olumsuzluklar; adil olmayan rekabet ortamının oluşması, giderek daha az sayıda işletmenin daha çok trafik taşıması, buna bağlı olarak monopolleşmenin geri gelmesi ve sektörün kararsız bir yapıya dönüşmesidir.

Havayolu sektörü güçlü ve liberal bir pazara sahip ülkeler olumsuz etkilerin temel kaynağı olarak gösterilmektedir. Bu durumun özellikle küçük ve zayıf bir ekonomiye sahip ülkeleri etkilediği iddia edilmektedir. Liberalleşmenin olumsuz şöyle sıralanabilir:

  • Rekabet ortamında yarışı kazanan her zaman en etkin ve verimli işletme olmayabilir. ABD gibi iç hat pazarı büyük olan ülkelerin uçuş ağlarını daha iyi besledikleri ve bu sayede rekabetçi üstünlük kazandıkları bilinmektedir.
  • Daha güçlü işletmeler rekabet yarışı kazandığında yenilenler pazardan çıkarsa rekabet azalabilir ve pazar tekrar monopol bir yapıya dönüşebilir. Güçlü işletmeler uyguladıkları stratejiler ile faaliyet gösterdikleri pazara giriş engelleri yaratarak monopol ya da düopol yapıyı güçlendirebilir.
  • Liberal bir ortamda faaliyette bulunan güçlü işletmeler pazar odaklı olduklarından daha karlı bir pazar bulmaları halinde mevcut pazardan çekilebilirler. Bu durumda pazarda ya hiç işletme kalmaz ya da pazar tekrar monopol yapıya döner.