HUKUK DİLİ VE ADLİ YAZIŞMALAR - Ünite 8: Noter Belgeleri ve Sözleşme Örnekleri Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 8: Noter Belgeleri ve Sözleşme Örnekleri

Noter ve Noterlik Kavramı

1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun (RG. 5.2.1972, S. 14090) 1. maddesine göre, noterlik bir kamu hizmetidir. Noterler, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirir ve kanunlarla verilen başka görevleri yaparlar. Noterlik işlemleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nde de (RG. 13.7.1976, S. 15645) yer verilmiştir. Noterlikler dört sınıfa ayrılır. Birinci, ikinci ve üçüncü sınıf noterlikler, Türkiye Noterler Birliğinin mütalaası alınarak Adalet Bakanlığınca sınıflandırılır. Bu sınıflandırmada, her noterliğin yetki çevresi içindeki nüfus, iş yoğunluğu ve noterlik geliri esas tutulur. Genellikle, aynı mahkemeye bağlı noterlikler aynı sınıftan sayılır. Adalet Bakanlığı, her dört yılda bir noterliklerin durumunu inceleyerek yeniden yapacağı sınıflandırmayı Resmî Gazete’de ilan eder. Dört yıllık süre içinde açılan yeni noterlikler, sürenin bitimi beklenmeden Kanun’da belirtilen şartlara göre ve tahmini gayrisafi gelirleri de göz önünde tutulmak suretiyle sınıflandırılarak Resmî Gazete ile ilan olunur. Dördüncü sınıf noterlikten üçüncü sınıfa geçirilecek olanlar, her yılın Nisan ayı başında tespit edilerek ilan olunur. Yeni sınıflandırma ilan oluncaya kadar, eski sınıflandırmaya göre uygulama yapılır (NK m. 4). Noterler ise üç sınıfa ayrılır. İlk defa üçüncü sınıf bir noterliğe atanarak mesleğe girenlerin, işe başladıkları tarihte üçüncü sınıf hizmeti başlar. Noterin ikinci ve üçüncü sınıfta asgari hizmet süresi dörder yıldır. Bu sürenin sonunda noterin sınıfının yükselebilmesi, adalet müfettişi tarafından hakkında düzenlenen son hâl kâğıdında olumlu kanaat belirtilmiş olmasına bağlıdır. Noterliğin sınıfının yükseltilmesi noterin sınıfına tesir etmez. Sınıfı yükseltilen bir noterlikte hizmet gören noter, sınıflandırmadan önceki sınıftaki hizmet süresini doldurmamış ise bu sürenin dolduğu tarihten itibaren; bu tarihten önce adalet müfettişi tarafından hakkında düzenlenen son hâl kâğıdında yukarı sınıfa yükselmeye yeteneği olmadığının belirtilmiş olması hâlinde de olumlu kanaat belirten sonraki ilk hâl kâğıdının düzenlendiği tarihten itibaren, bir üst sınıf hizmeti aynı noterlikte yapmaya başlar.

Noterlerin Yükümlülükleri

Noterlik görevi ile birleşmeyen ve noterlerin yapmaktan yasaklı oldukları işler şunlardır: Kural olarak hiçbir hizmet ve görev noterlikle birleşemez ancak noterler, yargı mercilerinin vereceği işler, ilim ve hayır kuruluşları başkan ve üyelikleri, hakemlik, vasiyeti tenfiz memurluğu yapabilirler (NK m. 50/1). Noterler borsa oyunu oynamak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrasındaki anlamda ticaret yapmak, kefil olmak, kendilerine ait ücretlerden herhangi bir şekilde indirim yapmak, aracı kullanmak, reklam ve rekabet niteliğinde bir eylemde bulunmak ve her ne suretle olursa olsun noterlik ücreti hususunda kendi aralarında sözlü veya yazılı anlaşma yapmaktan yasaklıdırlar (NK m. 50/2). Noterlik dairesinde günlük çalışma, o yerdeki diğer resmî dairelerle birlikte başlar. Noterlik dairesindeki iş kabulü süresi, o yerdeki diğer resmî dairelerden en çok bir saat daha fazla olabilir. Noter, günlük çalışma süreleri dışında kural olarak iş kabul edemez (NK m. 51) ancak noterler tatil günlerinde ve iş günlerinin tatil saatlerinde vasiyetname düzenlenmesi ve onaylanması veya gecikmesinde zarar umulan noterlik işlemlerini yapabilirler. Tatil gün ve saatlerinde iş yapılması sebebinin belgede gösterilmesi gerekmektedir (NK m. 52). Noterlerin emredici hükümlere uyma zorunluluğu da bulunmaktadır. Daha açık bir ifadeyle noterler, kanunların emredici hükümlerine aykırı konularda işlem yapamazlar. İmza onaylaması yapılan işlemlerin içeriği bakımından da noterlerin emredici hükümlere uygun davranma zorunluluğu bulunmaktadır (NK m. 53). Noterlerin de bazı meslek gruplarında olduğu gibi sır saklama yükümlülüğü bulunmaktadır. Noter ve noterlik kâtipleri, görevleri dolayısıyla öğrendikleri sırları, kanunların emrettiği hâller dışında açıklayamazlar (NK m. 54). Örneğin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 249. maddesine göre, Kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığına başvurulacak kimseler, bu hususlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler. Noterler ve noter kâtipleri de bu hükme göre tanıklıktan çekinebilir. Ancak sır sahibi tarafından sırrın açıklanmasına izin verildiği takdirde, bu kimseler tanıklıktan çekinemezler. Noterlerin evrak ve defterleri de kural olarak gizlidir. Ancak noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sorgu hâkimliği ve Cumhuriyet savcılıklarınca veya resmî daireler tarafından, konusu da belirtilmek suretiyle, noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kimselerce incelenebilir. Noterlik evrak ve defterlerinin daire dışına çıkarılabilmesi, mahkemenin veya sorgu hâkiminin kararıyla mümkündür. Mahkeme veya sorgu hâkimi evrakında sonuna kadar dosyada kalmasına karar verirse bu takdirde evrakın bir örneği çıkartılıp aslına uygunluğu onaylanarak, aslının yerinde saklanmak üzere notere verilir. Noterin bulunduğu yerde inceleme imkânı bulunmaması sebebiyle evrakın başka bir yere gönderilmesi gerekiyorsa, noterin bulunduğu yer hukuk hâkimliğinin onaylayacağı örnek, aynı şekilde saklanır.

Noterlerin Görevleri

Noterlik Kanunu’nun 60. maddesinde noterlerin görevleri ve genel olarak yapacakları işler sayılmıştır:

  • Yapılması kanunla başka bir makam, merci veya şahsa verilmemiş olan her nevi hukuki işlemleri düzenlemek
  • Kanunlarda resmî olarak yapılmaları emredilen ve mercileri belirtilmemiş olan bütün hukuki işlemleri bu kanun hükümlerine göre yapmak
  • Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapmak
  • Bu kanuna uygun olarak dışarda yazılıp getirilen kâğıtların üzerindeki imza, mühür veya herhangi bir işareti veya tarihi onaylamak
  • Bu kanun hükümlerine göre yapılan işlemlerin dairede kalan asıl veya örneklerinden veya getirilen kâğıtlardan örnek çıkarıp vermek
  • Belgeleri bir dilden diğer dile veya bir yazıdan başka bir yazıya çevirmek
  • Protesto, ihbarname ve ihtarname göndermek
  • Kanunen tescili gereken işlemleri tescil etmek
  • Bu ve diğer kanunlarla verilmiş sair işleri yapmak.

Ayrıca noterler özel olarak;

  • tespit işleri (NK m. 61),
  • emanet işleri (NK m. 62 vd.),
  • defter onaylamak (NK m 68),
  • vasiyetname ve ölüme bağlı tasarruflarla ilgili işler (NK m. 69),
  • tebligat işleri (NK m. 70) ile

diğer işlemler olarak,

  • terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi (NK m. 71/A),
  • mirasçılık belgesi verilmesi (NK m. 71/A) işlemlerini de yaparlar.

Noterlik İşlemleri

Noterlerde yapılacak işlemlerde uygulanacak genel kurallar, Noterlik Kanunu’nun 72 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup noterlik işlemlerinin nasıl yapılacağına ilişkin ayrıntılı hükümlere de Kanun’un 84 vd. maddelerinde yer verilmiştir. Noterler, ilgililerin istemi üzerine, hukuki işlemleri belgelendirirler. Belgelendirme, Noterlik Kanunu’nun ilgili hükümleri ile diğer kanunlar ve yönetmelikte gösterilen şekilde yapılır. İlgili, belgelendirme isteminde bulunan kişidir. Noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür (NK m. 72). Noter senetleri medeni usul hukuku anlamında kesin delildir. Resmî senetlerin ispat gücü düzenleme ve onaylama şeklindeki noter senetlerine ilişkin olarak ayrı ayrı düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 204. maddesinin 1. fıkrasına göre, düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar. 204. maddenin 2. fıkrasına göre ilgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar. Ayrıca resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz (HMK m. 209/2). Resmî senetlerin de sahteliği ileri sürülebilir ancak resmî senetlerin sahteliğinin ileri sürülmesi ayrı bir dava açılmasıyla mümkündür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 208. maddesinin 4. fıkrasına göre, resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiasının incelenebilmesi ve karara bağlanabilmesi için ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek ayrı bir dava açması hâlinde mümkündür. Eğer görülmekte olan bir davada resmî senedin sahteliği ileri sürülmek isteniyorsa bu mümkün değildir, asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir (HMK m. 208/4). Noter, ilgilinin işitme, konuşma veya görme engelli olduğunu anlarsa işlemler engellinin isteğine bağlı olmak üzere iki tanık huzurunda yapılır. İlgilinin işitme veya konuşma engelli olması ve yazı ile anlaşma imkânının da bulunmaması hâlinde, iki tanık ve yeminli tercüman bulundurulur (NK m. 73). İlgili, Türkçe bilmezse işlem sırasında yeminli bir tercüman da bulundurulur (NK m. 74). İlgililerle tanık, tercüman ve bilirkişi imza atamadıkları ve imza yerine geçen bir el işareti kullanmadıkları takdirde, varsa mühür, yoksa sol elinin başparmağı, bu da yoksa diğer parmaklarından biri bastırılır ve hangi parmağın bastırıldığı yazılır.

Sözleşme Örnekleri

Türk Borçlar Kanunu (RG. 4.2.2011, S. 27836) Birinci Kısım “Genel Hükümler” ve “İkinci Kısım Özel Borç İlişkileri” olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Birinci kısım birinci bölümde düzenlenen borç ilişkisinin kaynakları üç çeşittir: Sözleşmeler (TBK m. 1 vd.), haksız fiiller (TBK m. 49 vd.) ve sebepsiz zenginleşme (TBK m. 77 vd.). Vekâletsiz iş görmeden doğan borçlar (TBK m. 526 vd.) da borcun kaynakları arasına eklenmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun ikinci kısmında yer alan, vekâletsiz iş görme (TBK m. 526 vd.), ticari temsil ve ticari vekâlet (TBK m. 547 vd.), havale (TBK m. 555 vd.) hükümleri dışında kalan hükümlerin tamamı sözleşmelerin ayrıntılı şekilde düzenlendiği hükümlerdir. Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü (zımni) olabilir (TBK m. 1). Sözleşmenin varlığı için mutlaka iki tarafa ihtiyaç vardır. Sözleşme ilişkisinde bir taraf borçlu diğer taraf alacaklı sıfatına sahiptir. Ancak mutlaka iki tarafın da borç altına girmesi yani karşılıklı olarak iki tarafın da birbirlerinden alacaklı ve borçlu olmaları şart değildir. Tek tarafa borç yükleyen sözleşmeler de vardır. Bu sebeple sözleşmeler tek tarafa borç yükleyen sözleşmeler ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olarak ayrılmaktadır. Örneğin, kira sözleşmesi, satış sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler arasında yer almaktadır. Bağışlama sözleşmesi ise tek tarafa borç yükleyen sözleşmelere örnek olarak verilebilir. Bağışlama sözleşmesinde bağışlayan taraf borç altına girmekte, karşı tarafın ise herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Buna karşılık örneğin satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 207/1). Sözleşmenin tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklanmasıyla kurulacağından söz etmiştik. Tarafların karşılıklı irade açıklamaları “öneri” (icap) ve “kabul” olarak isimlendirilmektedir. Sözleşmenin kurulması için zaman itibarıyla öncelikle açıklanan irade öneri, bu öneriden sonra açıklanan irade ise kabul beyanıdır. Öneri, tek taraflı ve karşı tarafa varması gerekli bir irade açıklamasıdır. Türk Borçlar Kanunu’nda öneri, “süreli öneri” ve “süresiz öneri” olarak düzenlenmiştir. Süreli öneride, karşı tarafın kabulü için süre belirleyerek bir sözleşme yapılmasını öneren, bu sürenin sona ermesine kadar önerisiyle bağlıdır. Kabul bu süre içinde kendisine ulaşmazsa öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur (TBK m 3). Süresiz öneri ise “hazır olanlar arasında” ve “hazır olmayanlar arasında” şeklinde ayrılmaktadır: Hazır olanlar arasında yapılan öneride, kabul için süre belirlenmeksizin öneride bulunulmaktadır ve hazır olan bir kişiye yapılan bu öneri hemen kabul edilmezse öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur. Telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır (TBK m. 4). Hazır olmayanlar arasında kabul için süre belirlenmeksizin yapılan öneri, zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar, önereni bağlar (TBK m. 5/1). Bu hâlde önerenin üç aşamadan oluşan bir süreyi hesaplaması gerekir: Önerinin ulaşması için gereken süre; kabul açıklamasında bulunacak karşı tarafın düşünmesi için gereken süre ve kabul açıklamasının önerene varması için gereken süre. Bu sürelerin toplamında eğer kabul açıklaması öneren taraf ulaşmışsa sözleşmenin kurulması için gerekli karşılıklı irade açıklaması da artık vardır. Öneren, önerisini zamanında ulaşmış sayabilir (TBK m. 5/2). Zamanında gönderilen kabul, önerene geç ulaşır ve öneren onunla bağlı olmak istemezse durumu hemen kabul edene bildirmek zorundadır (TBK m. 5/3).