İCRA İFLAS HUKUKU - Ünite 7: İflâs Hukuku Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 7: İflas Hukuku

Giriş

İflâs, borçlunun tüm malvarlığının, iflâs organları tarafından alacaklıların alacağının tahsili amacıyla gerçekleştirilen cebrî bir tasfiye usûlüdür. İflâsa tâbi kişilerin iflâs yolu ile takip edilebilmesi alacaklılara tanınmış bir imkândır.

Borçlunun alacaklılardan birisinin talebi üzerine iflâsına karar verilmesi hâlinde, diğer alacaklıların alacaklarını borçlunun malvarlığından talep edebilmeleri için, onların da önceden takip yapmış olmalarına gerek yoktur. Borçlu hakkında iflâs kararı verilmesi üzerine tüm alacaklılar alacaklarını, hakkında iflâs kararı verilen borçlunun malvarlığından talep edebilirler.

İflâs Hukuku Hakkında Genel Bilgiler

İflâs sebeplerine göre iflâs,

  • takipli iflâs
  • takipsiz (doğrudan) iflâs olarak iki şekilde gerçekleştirilir.

Takipli iflâsta alacaklı, borçluya karşı öncelikle icra dairesinde iflâs takibini başlatır. Bu takip üzerine takip konusu borç süresi içinde ödenmezse, alacaklı, borçlunun iflâsına karar verilmesi için asliye ticaret mahkemesinde iflâs davası açar. İflâs kararı verildikten sonra, iflâs dairesi ve seçilen özel iflâs organlarınca yürütülecek iflâs tasfiyesi sonunda alacaklıların alacakları ödenmeye çalışılır.

Doğrudan doğruya (takipsiz) iflâsta ise, alacaklı veya bizzat borçlunun kendisi, icra dairesinde bir iflâs takibi başlatmadan, doğrudan asliye ticaret mahkemesine başvurarak iflâsa karar verilmesini talep eder. Mahkeme iflâsa karar verirse, bundan sonraki aşama kural olarak takipli iflâsta olduğu gibidir.

Bir borçluya karşı iflâs yoluyla takip yapılabilmesi için, söz konusu borçlunun iflâsa tâbi kişilerden olması gerekir.

Kural olarak tacirler iflâsa tâbidir (İİK m. 43; TTK m. 18). Bazı kişiler aslında tacir olmadıkları hâlde tacirler hakkındaki hükümlere tâbidirler. Bunun sonucu olarak bu kimseler hakkında iflâs hükümleri de uygulanır. Bazı kişiler tacir olmadıkları ve tacir sayılmadıkları hâlde özel kanun hükümleri gereğince iflâsa tâbidirler.

İflâs Organları

Takipli iflâsta, iflâs takibi alacaklının icra dairesine verdiği bir takip talebi ile başlar. İflâs takip talebini alan icra dairesi borçluya bir iflâs ödeme emri gönderir. Borçlu ödeme emrine karşı itirazını icra dairesine yapar (İİK m. 154, 155, 172). Ödeme emrine karşı yapılan itirazların incelenmesi ve borçlu hakkında iflâsa karar verilmesi asliye ticaret mahkemesinin görevidir. İcra dairesi ve asliye ticaret mahkemesi dışında iflâs idaresi, icra mahkemesi de bu prosedür içinde yer alan resmî organlardır.

İflâs davası bakımından yetkili mahkeme, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir.

Her iflâs takibi için o iflâs takibine özgü olarak ayrı ayrı oluşturulan organlar da iflasın özel organlarıdır. Bunlar iflâs bürosu, alacaklılar toplantısı ve iflâs idaresidir.

İflâs Sebepleri

İflâs yoluna başvurabilmek için alacağın mutlaka bir para yahut teminat alacağı olması gerekir. Bununla birlikte söz konusu alacağın miktarı iflâs yoluna başvurabilmek bakımından önem taşımaz.

İflâs prosedüründe, haciz yoluyla takipte olduğu gibi önce rehne müracaat kuralı ve bunun istisnaları geçerlidir.

Takipli İflâsta İflâs Sebepleri

Takipli iflâsta borçlunun iflâsına karar verilebilmesi için, öncelikle alacaklının icra dairesine takip talebi ile başvurması ve borçluya iflâs ödeme emri göndertmesi gerekir. Takipli iflâs yolu da alacaklının alacağını dayandırdığı belgelere göre ikiye ayrılır. Bunlar genel iflâs yolu (İİK m. 155–166) ve kambiyo senetlerine özgü iflâs yoludur (İİK m. 167, 171–176).

Takipli iflâs yoluna başvurabilmek için temel şart, borçlunun muaccel para veya teminat borcunu ödememiş olmasıdır. Bu şeklî sebep dışında borçlunun sahip olduğu malvarlığı durumunun veya davranış tarzının bir önemi yoktur.

Takipsiz (Doğrudan İflâsta İflâs Sebepleri)

Takipsiz iflâs veya doğrudan doğruya iflâs yolunda ise Alacaklı, belirli sebeplerin bulunması durumunda iflâs takibi başlatmadan doğrudan asliye ticaret mahkemesine başvurup borçlunun iflâsını isteyebilir. Ayrıca bu iflâs yolunda borçlu da ticaret mahkemesine başvurarak kendi iflâsını isteyebilir. Hatta bazı hâllerde borçlu kendi iflâsını istemek zorundadır.

Alacaklının Talebi ile Doğrudan İflâs Sebepleri

  • Borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması
  • Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması
  • Alacaklıların haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunulması veya buna teşebbüs edilmesi
  • Haciz yoluyla takip sırasında malların saklanması
  • Ödemelerin tatil edilmiş olması
  • Teklif edilen konkordatonun tasdik edilmemesi veya konkordato mühletinin kaldırılması yahut tamamen feshi
  • İlâma dayanan alacağın icra emriyle istendiği halde ödenmemesi
  • Kollektif ve komandit şirket ortaklarının doğrudan iflâsı
  • Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin borca batık olması
  • Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırmanın feshi
  • Uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırma projesinin ihlâli

Borçlunun Kendi İflâsını İstemesi (İhtiyarî İflâs Sebebi) İflâsa tâbi olan bir borçlu, aciz halinde olduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflâsını isteyebilir (İİK m. 178).

Borçlunun İflâs İstemesinin Zorunlu Olduğu Hâller

  • Borçlunun malvarlığının yarısına haciz konulup geri kalanının da borçlunun mevcut ve bir yıl içinde muaccel hâle gelecek borçlarını ödemeye yetmemesi hâlidir (İİK m. 178/III).
  • Sermaye şirketlerinin borca batık hale gelmesidir (İİK m. 179; TTK m. 376).

İflâs Talebi ve İflâs Davası

Takipli İflâs Yolu

Genel iflâs yoluyla takip yapmak isteyen alacaklının iflas takip talebini alan icra dairesi, borçluya bir iflâs ödeme emri gönderir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde ödeme emrine itiraz etmezse takip kesinleşir. Bu durumda borçlu, borcu, harç ve giderleri ile öderse takip son bulur. Takibin kesinleşmesine rağmen borç ödenmezse, alacaklı iflâs davası açabilir (İİK m. 156/I).

Alacaklı iflâs davasını, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde asliye ticaret mahkemesinde açmalıdır (İİK m. 156/IV).

İflâs davasının açılması üzerine, asliye ticaret mahkemesi öncelikle muhafaza tedbirlerinin alınmasına gerek olup olmadığına ve alınacak muhafaza tedbirlerine karar verir (İİK m. 159/I). İflâs davası basit yargılama usulüne göre ve duruşmalı olarak görülür (İİK m. 158/ II). Borçlu süresinde iflâs ödeme emrine itiraz etmişse, alacaklı iflâs davasında, borçlunun itirazının kaldırılmasını ve borçlunun iflâsına karar verilmesini ister. İflâs takibi kesinleştiğinde, bunun İİK’nun 166. maddesinin ikinci fıkrasına göre ilân edilmesi gerekir (İİK m. 158/I). İlân üzerine diğer alacaklılar, on beş gün içinde davaya müdahale ve itiraz ederek iflâsı gerektiren bir durum bulunmadığını ileri sürüp, mahkemeden talebin reddini isteyebilirler (İİK m. 158/I). İlân üzerine davaya müdahale ve itiraz eden diğer alacaklıların bu itirazları yerinde görülmezse, asliye ticaret mahkemesi bir depo kararı verir. Depo kararı ile mahkeme borçluya yedi gün içinde borcu faiz ve giderleri ile birlikte ödemesini veya mahkeme veznesine depo etmesini emreder; aksi hâlde ilk oturumda iflâsına karar verileceğini ihtar eder (İİK m. 158/II). Borçlu, bu ihtar üzerine yedi gün içinde belirtilen meblağı öder veya depo ederse, mahkeme iflâs davasının reddine karar verir. Süresinde depo kararının gereği yerine getirilmezse, mahkeme depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflâsına karar verir (İİK m. 158/II, c. son).

Kambiyo senetlerine özgü iflâs yolu, kambiyo senetlerine özgü haciz yolunun iflâs hukukundaki paralel düzenlemesidir. Kambiyo senedine bağlı alacak rehinle temin edilmiş olsa dahi iflâs yoluyla takip yapmak mümkündür (İİK m. 45/II, 167/I). Kambiyo senetlerine özgü iflâs yolu da takipli iflâs yolu olması sebebiyle genel iflâs yoluyla takibe benzer ve prosedür de aynıdır. İki iflâs takibi arasındaki farklar şeklî niteliktedir.

Takipsiz (Doğrudan İflâs Yolu)

Alacaklının Talebi ile Doğrudan İflâs; alacaklı, borçluya karşı icra dairesinden iflâs yoluyla takip yapmadan doğrudan mahkemeye müracaat ederek borçlunun iflâsını istemektedir. Genel iflâs yolundaki yapılan açıklamalar burada da doğrudan iflâsın özellikleri dikkate alınarak geçerliliğini koruyacaktır.

Bu yargılamada, özellikle alacaklı, alacağının varlığını ve doğrudan iflâs sebebini ispat etmelidir. Ancak İcra ve İflâs Kanunun 177. maddesinin bir ve ikinci bentlerindeki iflâs sebeplerinin varlığı hakkında tam ispat değil, yaklaşık ispat yeterlidir. Bu doğrudan iflâs işinde, takipli iflâsta söz konusu olan depo kararı hakkındaki hükümler uygulanmaz.

Bu açıklamalar dışında, iflâs davasındaki yargılama, muhafaza tedbirleri, giderler, iflâs kararı ve bu karara karşı kanun yolları, kararın ilânı hakkında daha önce genel iflâs yolunda yapılan açıklamalar geçerlidir (İİK m. 181, 159, 160, 164-166).

Borçlunun Talebi ile Doğrudan İflâs; borçlu mahkemeye müracaat ederek doğrudan iflâsını ister. Bu talep üzerine yapılan yargılama da bir çekişmesiz yargı işidir. Bu yargılamada da alacaklının doğrudan iflâs talebi üzerine görülen iflâs davası hakkında söylenenler geçerlidir.

İflâsın Hukukî Sonuçları

İflâsın Borçlu (Müflis) Bakımından Hukukî Sonuçları

İflâsın borçlu-müflis hakkında özel hukuk bakımından doğan bazı sonuçları şunlardır: Borçlunun iflâs masasına giren malları ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlanmış olur. Müflis, tasarruf işlemlerini yapamamakla birlikte, borçlandırıcı işlemler yapabilir.

İflâsın, müflisin tasarruf yetkisine sınırlama getirmesi yanında, kanunda borçlunun taraf olduğu dava ve takipler bakımından da bir takım sonuçlar düzenlenmiştir. Bunlar:

  • İflâsın açılmasından önce müflise karşı başlamış olan takipler iflâsın açılması ile kural olarak durur ve iflâs kararının kesinleşmesi ile de düşer; ayrıca, iflâs tasfiyesi sırasında müflise karşı yeni takip yapılamaz (İİK m. 193).
  • Burada takip yapma yasağı, iflâs alacaklıları için geçerlidir.
  • İflâs tasfiyesi sırasında duran takipler müflise karşı yapılan takiplerdir, müflis tarafından iflâstan önce başlatılmış takiplere iflâstan sonra, iflâs masası tarafından devam edilir.
  • Müflisin gerek davacı gerekse davalı olarak taraf olduğu, iflâstan önce açılmış ve halen derdest olan, iflâs masasına giren mal ve haklara ilişkin hukuk davaları iflâsın açılması ile durur.
  • Duran davalara ancak ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonra devam edilebilir (İİK m. 194/I, c. 1).

İflâsın kamu hukuku bakımından da adî iflâsla, taksiratlı ve hileli iflâs da bir takım sonuçlar doğurmaktadır.

Adî iflâsta, iflâs, müflisin kusuruna dayanmamaktadır. İflâs eden müflise ceza verilmez, ancak iflâs tasfiyesi tamamlandıktan sonra da borçlunun müflis sıfatı devam eder ve kamu hukuku bakımından bazı sonuçlar doğar. Özellikle, iflâs eden kimse bazı görevlere getirilemez ve bazı işleri yapamaz. Örneğin, iflâs eden kimse banka yöneticisi, Sermaye Piyasası Kanunu’na göre aracı kurum yöneticisi, avukat, noter olamaz. İflâs eden kimsenin bu işleri yapabilmesi için itibarının yerine getirilmiş olması gerekir (İİK m. 314).

Taksiratlı ve Hileli İflâs Bakımından İflâs organları, taksirli veya hileli iflâsı öğrendiklerinde, bunu, Cumhuriyet Savcılığına bildirmek zorundadır. Taksirli iflâsta, müflisin kusuru vardır; ancak hile düzeyinde değildir. Hileli iflâs da malvarlığını eksiltmeye yönelik tasarruflarda bulunmak, bu suçun maddi unsurunu oluşturmaktadır. Kişinin bu hileli tasarruflardan dolayı cezalandırılabilmesi için, failin iflâsına karar verilmiş olması gerekir. Fail cezalandırılır.

İflâsın Alacaklılar Bakımından Hukukî Sonuçları

Burada hukukî sonuçları düzenlenen alacaklar, iflâsın açıldığı anda mevcut olan iflâs alacaklarıdır. Bunlar;

  • Müflisin Borçlarının Muaccel Hale Gelmesi; iflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. Bu kural sadece borçlunun taşınmaz mallarının rehni (ipotek) ile garanti altına alınmış alacaklar bakımından geçerli değildir. Bu tür ipotekli alacaklar muaccel hale gelmez; vadeleri beklenir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları anaparaya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.
  • Faizlerin Durumu; İflâs kararı ile müflisin faizli borçlarına faiz işlemesi durmaz. İflâsın açılması ile birlikte iflâs masasına yazdırılabilecek olan alacaklar için faiz işlemeye devam eder.
  • Şarta Bağlı Alacakların Durumu; Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için de pay ayrılır, fakat ayrılan bu para ilgili alacaklıya, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenir.
  • Konusu Para Olmayan Alacakların Para Alacağına Çevrilmesi; para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazdırılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse, konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, borç konusu şeyi aynen ifa etmeyi (ödemeyi) tercih edebilir. Bu durumda alacaklı talep ederse iflâs idaresi teminat vermek zorundadır.
  • İflâsta Takas; Takas borcu sona erdirici sebeplerden biridir. İflâsta takas imkânı sınırlandırılmıştır.
  • Müflisin kefil olduğu borçlar vadeleri gelmese bile alacak olarak masaya kaydedilir.
  • Müşterek Borçluların Aynı Zamanda İflâsı Hali; alacaklılar alacaklarının tamamını müflislerden her birinin masasından isteyebilirler.
  • Müflisle Birlikte Borçlu Olanlardan Birinin Borcu Kısmen Ödemiş Olması ; müşterek borçlunun müflise rücu hakkı olsun olmasın, alacağın tamamı masaya kaydolunur.
  • Kollektif Şirket ve Ortaklarının İflâsı , aynı zamana denk gelirse, şirket alacaklıları bütün alacaklarını şirketin iflâs masası yanında ortağın masasına da kaydettirirler. Alacaklılar öncelikle şirket masasından para alırlar ve bu masadan alamadıkları kısmı iflâs etmiş ortağın masasından isteyebilirler.
  • Adî ve Rehinli Alacaklıların Sırası , Kanun koyucu iflâs tasfiyesi sonunda alacakların ödenme sırası bakımından ikili bir ayrım yapmış ve rehinle temin edilmiş alacaklara, diğerlerine göre bir öncelik tanımıştır. Adi alacak terimi, rehinli alacaklar dışındaki tüm alacakları kapsar. Adi alacaklar da kendi içinde imtiyazlı ve imtiyazsız alacaklar olarak ikiye ayrılır.

İflâs Tasfiyesi

Mahkeme iflâs kararını verince, bu kararını derhal yargı çevresindeki iflâs dairesine bildirir. İflâs dairesi derhal iflâs kararını ilân eder ve gerekli yerlere bildirir (İİK m. 166/II).

İflâs tasfiyesine ilişkin ilk işlemlerin başlayabilmesi ve ikinci alacaklılar toplantısına (İİK m. 237 vd.) kadar bu işlemlerin yürütülebilmesi için iflâs kararının kesinleşmesine gerek yoktur (İİK m. 164/II).

İflâs tasfiyesinin yürütülmesi özel iflâs organlarına bırakılmıştır. İflâs tasfiyesini yapıp tamamlamak iflâs idaresinin ve alacaklılar toplanmasının işidir. Tasfiye, iflâs masasının oluşturulması (İİK m. 208-220), masanın idaresi (İİK m. 221-240), masa mallarının paraya çevrilmesi (İİK m. 241-246) ve paraların paylaştırılması (İİK m. 247-253) aşamalarından oluşmaktadır.

İflâsın açılması ile müflisin haczedilebilen tüm mal ve haklarının oluşturduğu topluluğa iflâs masası denir (İİK m. 184/I).

Masa mallarının defterinin tutulmasından sonra malların defterde gösterilen kıymetlerine (İİK m. 214) göre üç ihtimal ortaya çıkar: Masaya ait hiç mal bulunamadığından, iflâs tasfiyesi tatil edilir (İİK m. 217) veya defteri tutulan malların bedeli adî tasfiye masraflarını karşılamayacağından basit tasfiye usulüne gidilir (İİK m. 218) ya da defteri tutulan malların bedeli adî tasfiye masraflarını karşılayacağından adî tasfiye yoluna gidilir (İİK m. 219). İflâs dairesi, iflâs kararının kendisine tebliğinden itibaren en geç iki ay içinde tasfiyenin hangi şekilde yapılacağına (adî veya basit tasfiye) karar vermek zorundadır (İİK m. 208/III).

İflâs masasına ait malların satışı açık arttırma yolu ile yapılacaktır. Ancak alacaklılar karar verirse pazarlık suretiyle de satış yapılabilir. İflâsta, haciz yolu ile takipten farklı olarak taşınmazlar da alacaklılar karar verirse pazarlık suretiyle satılabilir. Üzerinde rehin hakkı bulunan malların pazarlık suretiyle satılması ancak rehin alacaklısının izni ile mümkündür.

İflâsın sonunda, masa malları satılınca yapılması gereken işlem elde edilen paranın alacaklılar arasında paylaştırılmasıdır. Bu paylaştırmada kural olarak iflâsın ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesi gözetilir.