İDARİ YARGI - Ünite 6: Davaların İncelenmesi Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 6: Davaların İncelenmesi

Dava Dilekçesi ve Dilekçelerin Mahkemelerce Alınma Usulü

Dilekçelerde Yer Alacak Hususlar ve Verileceği Merciiler

Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanması ve incelemelerin evrak üzerinde yapılması nedeni ile idari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış dilekçelerle açılmaktadır. Dilekçelerde: Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ile adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası; davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı deliller; davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi ve uyuşmazlık konusu miktar gösterilmelidir. Dava dilekçeleri, davaya ilişkin tüm evrak ve belgeler ilgili mahkemelere gönderilmek üzere idare ve vergi mahkemesi başkanlıklarına iletilmelidir. İdare ve vergi mahkemesinin bulunmadığı yerlerde evraklar asliye hukuk hâkimlikleri ya da yabancı ülkelerdeki Türk konsolosluklarına verilebilir. Dilekçelerdeki uyuşmazlık konusu miktarın gösterilmesi zorunluluğu konusunda unutulmaması gereken nokta; uygulamaya göre kamu görevlilerinin açtıkları davada, zararın tam olarak belli olmaması nedeni ile uyuşmazlık konusu miktarın gösterilme zorunluluğu aranmamaktadır.

Birden Fazla İşleme Karşı Tek Dilekçeyle Dava Açılması: Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılması gerekmektedir. Ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açmak mümkünüdür. Birden fazla işleme karşı bir dilekçeyle dava açılabilmesi için işlemler arasında maddi olay ve unsurlar bakımından birlik ya da sebep sonuç ilişkisi olmalıdır. Maddi yönden bağlılık dava konusu edilecek işlemlerin aynı maddi sebeplere dayanılarak oluşturulması halinde söz konusu olabilmektedir. Hukuki yönden bağlılık ise işlemlerin hukuki dayanaklarının aynı olması durumunu ifade etmektedir. Bir idari işlemin ortaya çıkardığı sonuç, başka bir işlemin sebebini ortaya çıkardığı takdirde bu işlemler arasında sebep sonuç ilişkisinin varlığından söz edilir.

Birden Fazla Kişinin Ortak Dilekçeyle Dava Açması: İYUK hem birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılmasına, hem de hak ve menfaatlerde iştirak olması ve davaya sebep olan maddi olay ya da hukuki sebeplerin aynı olması şartı ile birden fazla kişinin ortak dilekçeyle dava açabilmesine imkân sağlamaktadır. Birden fazla işleme karşı tek dilekçeyle dava açılması ve birden fazla kişinin ortak dilekçe aracılığı ile dava açmasının önemli iki noktasından söz edilebilir. Bunlar; aynı maddi olay ya da hukuk kuralının farklı mahkemeler tarafından farklı yorumlanmasını önlemek ve yargı sürecinin çabuklaştırılmasıdır. Aynı zamanda Anayasa’nın 142. maddesi de davaların en az giderle ve olabildiğince süratli sonuçlandırılmasını yargıya görev olarak vermiştir.

Dilekçelerin Mahkeme Tarafından Alınması Usulü

Kanun 6. maddede dava dilekçelerinin mahkemeler tarafından alınmasını şöyle düzenlemiştir: Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına veya buralara gönderilmek üzere ilgili mercilere verilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhal kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır. Davacılara, kayıt tarih ve sayısını gösteren imzalı ve mühürlü, pulsuz bir alındı kâğıdı verilir.

Mahkemelere gönderilmek üzere diğer yerlere verilen dilekçeler, en geç üç gün içinde Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlığına taahhütlü olarak gönderilir. Bu yerlerde harç pulları bulunmadığı takdirde bunlara karşılık alınan paraların miktarı ve alındı kâğıdının tarih ve sayısı dilekçelere yazılır.

Dilekçeler Üzerinde İlk İnceleme ve Dilekçelerin Karşı Tarafa Tebliği

Danıştay, idare mahkemesi ya da vergi mahkemelerine sunulan dava dilekçeleri, Danıştay’da daire başkanı tarafından görevlendirilen bir tetkik hâkimi, idari ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı ya da görevlendireceği bir üye tarafından ilk incelemeye tabi tutulur. Kanun gereği ilk inceleme işlemleri dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç on beş gün içerisinde sonuçlanmalıdır. Dilekçelerin kanuna aykırı görülmesi durumunda; görevli daire ya da mahkemeye bir rapor ile bildirilmektedir. Ancak tek hâkimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve ilgili hâkim gerekli işlemler yapar. Dilekçelerin başlık sıralarına göre inceleneceği ve kanuna aykırı görülmemesi halinde çözümlenmeye başlayacağı ilk inceleme kararları şu şekildedir:

Görev ve Yetki

Açılan davanın idari yargı düzeninde açılması gereken bir dava olup olmadığı ve idari yargı düzeni içinde davayı çözümlemekle görevli ve yetkili bir mahkemede açılıp açılmadığı yönünden incelenmesidir.

İdari Merci Tecavüzü

Dava açılmadan önce idareye başvurma zorunluluğu olan hallerde, bu başvuru yapılmaksızın dava açılması halinde oluşan duruma denmektedir.

Ehliyet

ptal davalarında davacının ihlal edilen bir menfaatinin, tam yargı davalarında ise ihlal edilen bir hakkının ve davacının medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olup olmadığı bu aşamada incelenmektedir.

İdari Davaya Konu Olacak Kesin ve Yürütülmesi Gereken Bir İşlem Olup Olmadığı

Yargının gerekli gereksiz şekilde meşgul edilmemesi için, ilk inceleme aşamasında ortada dava konusu edilebilir bir işlemin olup olmadığına bakılan aşamadır.

Süre Aşımı

Davanın süresinde açılıp açılmadığının incelenmesidir.

Husumet

Açılan davalarda hangi idari makamın hasım olarak gösterildiğinin incelendiği aşamadır.

Dilekçede Eksiklik Olup Olmadığı

Dava dilekçesinde bulunması gereken hususların İYUK’un 3. maddesinde düzenlenen şekilde olup olmadığının incelendiği aşamadır.

Tek Dilekçeyle Birden Fazla İşleme Karşı Dava Açılıp Açılamayacağı-Birden Fazla Kişinin Ortak Dilekçeyle Dava Açıp Açamayacağı

Aynı dilekçeyle birden fazla işleme dava açılmış olması durumunda bunun mümkün olup olmayacağı ve birden fazla kişinin ortak dilekçeyle dava açması durumunda ortak dilekçeyle dava açılabilecek bir işlemin söz konusu olup olmadığının incelendiği dilekçeler üzerindeki ilk incelemenin son aşamasıdır.

Dilekçelerin Karşı Tarafa Tebliği

Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya tebliğ edilmektedir. Davalı idarenin dava dilekçesine ilişkin savunması, dava konusu olan işleme ilişkin dosyaların aslı ve onaylı örneği de eklenerek Danıştay veya ilgili mahkeme başkanlığına gönderilir. Ayrıca davacının, idarenin cevabına karşı ikinci bir dilekçe hakkı daha mevcuttur. Bu durumda davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma ise davacıya tebliğ edilmektedir. Davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görüldüğü sırada anlaşılırsa davacıya cevap vermesi için bir süre verilmektedir. Bu hususun dışındaki hallerde davacı bu duruma cevap veremez.

Davalı idarenin dava dilekçesine ilişkin vereceği savunma da davacıya tebliğ olunur. Kanun tarafların yapılacak tebliğlere karşı cevap süresini, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün olarak belirlemiştir. Bu süre ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilmektedir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmemektedir. Ancak tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre ya da diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, ilgili harç ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olarak artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe de otuz gün içerisinde cevaplanmak üzere karşı tarafa tebliğ edilir. İYUK’un 16. maddesi davacının dilekçesinin ve eklerinin davalı idareye tebliği edileceğini açıkça belirtmesine rağmen davalının sadece savunmasının tebliğ edilmesinden söz etmektedir. Savunmanın eklerinin örneğinin davacıya tebliği konusunda açık bir hüküm olmaması nedeniyle, uygulamada davacıya bu ekleri ilgili mahkemede inceleme külfetini yüklemektedir. İşlem dosyasının örneğinin davacıya verilmesi, idarenin cevabına karşı daha donanımlı bir cevap yazılması, dolayısıyla da işlemin hukuka uygunluğunun belirlenmesine imkân sağlayacaktır. Aynı zamanda adil yargılanma hakkı, işlem dosyasının davacı tarafından incelenmesini durumunu da gerektirmektedir.

Dosyaların İncelenmesi

İdari yargılama usulünde, görülmekte olan davanın çözümlenmesi için gereken bilgi ve belgeler, idari yargı mercileri tarafından doğrudan araştırılmakta ve incelenmektedir.

Resen Araştırma İlkesi

Dava sürecinden tarafların sunmasına ya da talebinden bağımsız olarak her çeşit incelemenin mahkeme tarafından yapılması resen araştırma ilkesi olarak adlandırılmaktadır.

Resen araştırma ilkesi hem yargılamada, göz önüne alınması gereken kamu düzenine ilişkin konularda mahkemenin daha sağlıklı sonuçlara ulaşabilmesi için, hem de idari yargı denetiminin herhangi bir işlem ya da eylemin hukuka uygunluğunun bazen kapsamlı bir araştırma ve inceleme gerektirmesi nedeniyle önemli bir ilkedir. Ayrıca resen araştırma ilkesi aracılığı ile üstün yetkiler kullanan ve genellikle uyuşmazlığın çözümü için gereken bilgi ve belgelere sahip olan idarenin, bu üstünlüğünün davacılar bakımından yaratacağı sakıncalar bu yolla ortadan kaldırılabilmektedir. Resen araştırma ilkesi yargıca, ilgili kişi ve kuruluşlardan her türlü bilgi ve belgeyi isteme, keşif yapma ve özel bilgi gerektiren konuların açığa kavuşturulması için taraflara bu bilgi ve belgeleri sunma yükümlülüğünü getirmektedir. Ancak “her çeşit incelemeyi yapma” yetkisi uyuşmazlığın çözümü için gerektiği durumlarda ifade (beyan) alma, tanık dinleme yetkisini de içerecek şekilde yorumlanmalıdır.

Taraflardan Bilgi ve Belge İstenmesi

Kanun Devletin güvenliğine, yüksek menfaatlerine ya da Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı devletlere de ilişkin belgelerin verilmeyeceği şeklinde bir hükme bağlamıştır. Bu şekilde verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez. İstenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine veya Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Cumhurbaşkanı ya da ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir. Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez.

Duruşma

Kanun, idari yargıda, esas olarak yazılı yargılama usulü yapılması ile beraber duruşma yapılmasına da imkân tanımıştır. İYUK’un 17. maddesine göre: Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve bin lirayı aşan tam yargı davaları ile bin lirayı aşan vergi davalarında taraflardan birinin isteği üzerinde duruşma yapılabilmektedir. İlgili duruşma talebi dava dilekçesinde ya da cevap ve savunma dilekçelerinde yapılmalıdır. Ayrıca davayı gören mahkemenin de duruşma yapılmasına karar verebilmektedir.

İYUK 18. maddesindeki duruşmalara ilişkin esaslar kapsamında, duruşmaları Daire ya da mahkeme başkanı yönetmektedir. Duruşmalar açık olarak yapılmaktadır. Ancak genel ahlakın ya da kamu güvenliğinin gerekli kıldığı durumlarda, görevli daire ya da mahkeme kararı ile duruşmanın tamamı ya da bir kısmı gizli olarak yapılabilmektedir. Duruşmalarda yargıçlar, tarafları dinlemektedirler. Taraflara ikişer defa söz verilmekte ve duruşmalarda tutanak tutulmamaktadır. Danıştay’da görülen davaların duruşmalarında savcının bulunma zorunluluğu vardır. Savcı tarafları dinledikten sonra yazılı düşüncesini açıklar. İdari yargılama usulünde duruşma tarafların tüm iddia ve savunmaların sunulmasından sonra yapılmaktadır.

Kanun, ilk yargılama aşamasında duruşma yapılmasını tarafların istemine bağlı tutmuş, mahkemeye takdir yetkisi tanımamıştır. Ancak temyiz ve itirazlarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay ya da ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlıdır. Temyiz ve itiraz aşamasındaki duruşma isteminin kabul edilmemesi de mümkündür.

Tarafların Kişilik veya Niteliğinde Değişiklik Olması

İYUK’un 26. maddesine göre, dava görülürken ölüm ya da herhangi bir sebeple tarafların kişilik ya da niteliklerinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içerisinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, verilen yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Unutulmaması gereken nokta; sadece öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına takip hakkı vermeyen davalara ait dilekçeler iptal edilmektedir.

Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içerisinde yeni adres bildirmek koşulu ile yeniden işleme konulması hususunda bir başvuru yapılmamışsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanunu’nun Uygulanacağı Haller

İYUK, idari yargılama hukukunu tüm boyutlarıyla düzenleyen geniş kapsamlı bir hukuk metni değildir. Bu nedenle usule yönelik bazı konularda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine atışta bulunulmuştur. Ancak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile yürürlükten kaldırıldığı için yapılan atıflar bu Kanun’a yapılmış olarak sayılacaktır.

İYUK’un 31. maddesine göre: Bu kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanacak işlemler; hâkimin davaya bakmaktan memnuniyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sükûn ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler şeklindedir. Davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme ya da hâkim tarafından re’sen yapılmaktadır. İYUK ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, Vergi Usul Kanunu’nun ilgili hükümler uygulanmaktadır. Hukuk Usulü muhakemeleri Kanunu’na yapılan atıflar, idari davaların nitelikleri dikkate alınarak ve idari dava türleri ile bağdaştığı ölçüde uygulanmakta olması üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu şekilde yasa hükmünün, idari davaların niteliği ile bağdaşmaması nedeniyle uygulanmaması bir belirsizlik yaratmaktadır. Ne var ki; İdari yargılama usulünün ve idari davaların, özel hukuk uyuşmazlıklarından ve yargılama usulünden farklı olduğu da kabul edilebilir bir gerçektir.

Davaların Sonuçlandırılması

İdari yargıdaki bir dosyanın dilekçe aşamasının tamamlanması, gerekli bilgi ve belgelerin toplanması itibariyle, davaların da en geç altı ay içerisinde tamamlanması gerekmektedir. Bazı davalarda belirlenen öncelik sırası söz konusu olması nedeniyle bu tür davaların dosyanın tekemmülünden itibaren altı aydan daha kısa bir sürede sonuçlandırılması öngörülmektedir. İdari yargıdaki ağır iş yükünün davaların belirtilen sürelerde sonuçlandırılmasına engel teşkil ettiği göz önünde bulundurulması gereken bir noktadır. Danıştay dairelerine giden dosyalarının sayısının on binlere ulaştığı gerçeği göz önüne alınarak düşünüldüğünde, buna rağmen idare mahkemelerinin işleyişinin, iş yüküne göre hızlı olduğu yorumu yapılabilmektedir.

Kanun davaların karara bağlanması hususunu “Konular aydınlandığında meseleler sırasıyla oya konulur ve karara bağlanır.” şeklinde düzenlemiştir. Her dava dosyası için görüşmelere katılan başkan ve üyelerin, Danıştay’da düşünce veren savcının, tetkik hâkiminin ve tarafların ad soyadlarını, incelenen dosya numarasını, dava konusunu ve verilen kararın neticesini, çoğunlukta ve azınlıkta bulunanları gösteren bir tutanak düzenlenmektedir. İYUK’da idari yargı tarafından verilen kararlarda bulunması gereken kararlarda;

  • Tarafların ve varsa vekillerin temsilcilerinin ad ve soyadları ya da unvan ve adresleri,
  • Davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti, istem sonucu ile davalının savunmasının özeti,
  • Danıştay’da görülen davalarda tetkik hâkimi ve savcının ad-soyad ve düşünceleri,
  • Duruşmalı davalarda duruşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hazır bulunan taraflar ve vekil ya da temsilcilerinin ad ve soyadları,
  • Kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm; tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı,
  • Yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiği,
  • Kararın tarihi ve oybirliği ya da oyçokluğu ile mi verildiği,
  • Kararı veren mahkeme başkan ve üyelerinin ya da hâkimin ad-soyad, imza ve varsa karşı oyları,
  • Kararı veren dairenin ya da mahkemenin adı ve dosyasının esas ve karar numarası belirtilmektedir.

Kararların mahkeme başkanı ve üyeleri ya da hâkimi tarafından imzalı asıllarından biri, karar dosyasına, diğeri de dava dosyasına konur ve tasdikli birer örneği de taraflara tebliğ edilir.