İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ - Ünite 3: Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Genel Görünümü Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 3: Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Genel Görünümü

Ünite 3: Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Genel Görünümü

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinden Sorumlu Kurum ve Kuruluşlar

Ülkemizde, iş sağlığı ve güvenliği konusuyla doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilenen çok sayıda kurum ve kuruluş vardır. Bunların başında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) gelmektedir. Bakanlığın örgüt yapısı içinde dört ayrı birim konuyla ilgilidir. Bunlar İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı, İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanlığı (İSGÜM) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÇASGEM) birimleridir. Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı da ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir. Milli Savunma Bakanlığı’nın konuyla ilgisi askeri işyerlerinin teftişiyle ilgilidir. Bakanlıklardan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), belediyeler, Sanayi ve Verimlilik Genel Müdürlüğü, Türk Standartları Enstitüsü ve üniversiteler kendi görev alanları itibariyle değişik açılardan ve değişik amaçlarla konuyla ilgilidirler. Bu kamu kurum ve kuruluşları dışında asıl önemli olarak konuyla ilgilenen bir diğer birim, işyerlerindeki 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK) m.22 gereğince faaliyette bulunan iş sağlığı ve güvenliği kurullarıdır.

İSGÜM, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün teknik yardımı ile kurulmuştur. AÇSHB İş Sağlığı Daire Başkanlığı’na bağlı olarak görev yapmaktadır. Merkezi Ankara’dadır. İSGÜM aşağıdaki birimlerden oluşmaktadır:

  • Kalite Bölümü,

  • İş Sağlığı ve Meslek Hastalıkları Bölümü,

  • İş Hijyeni Bölümü,

  • Laboratuvar Yetkilendirme Bölümü,

  • Kontrol Belgesi Bölümü,

  • Eğitim ve Organizasyon Bölümü,

  • Uluslararası İşbirlikleri,

  • Proje ve Strateji Bölümü,

  • KKD Bölümü,

  • İş Güvenliği Bölümü

Benzer amaçlı bir diğer merkez ise ÇASGEM’dir. ÇASGEM’in amaçları, çalışma hayatıyla ve sosyal güvenlikle ilgili konularda ulusal ve uluslararası düzeyde eğitim, araştırma, inceleme, yayın, dokümantasyon ve danışmanlık faaliyetlerinde bulunmaktır. ÇASGEM, hem AÇSHB’nin ve Bakanlığa bağlı veya Bakanlıkla ilgili kuruluşların personeline hem de özel sektör veya kamu sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların yöneticilerine ve çalışanlarına eğitim verebilir.

İSGÜM ve ÇASGEM’in yukarıda açıklanan görev ve fonksiyonları dışında iş kazalarının ve meslek hastalıklarının ortaya çıkarılması ve gerekli uygulamaların yapılması görevini uzun yıllar Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) yürütmüştür. Sosyal güvenlik alanında yapılan kapsamlı değişikliklerden sonra SSK, T.C. Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un tek çatı altında birleştirilmesiyle oluşan SGK bu görevi devralmış bulunmaktadır.

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği ile İlgili Uygulamalarda Karşılaşılan Sorunlar

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili karşılaşılan sorunları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

  • İşyerlerinin yapısından kaynaklanan sorunlar,

  • Kanuni düzenlemelerden kaynaklanan sorunlar,

  • İstatistiksel verilerden ve araştırma sonuçlarından kaynaklanan sorunlar,

  • Örgütlenme ve koordinasyon yetersizliklerinden kaynaklanan sorunlar,

  • Eğitimle ilgili sorunlar,

  • Kazalardan sonra ortaya çıkan sorunlar.

İşyerlerinin Yapısından Kaynaklanan Sorunlar

Ülkemizde genelde yaygın olan üretim sistemi, küçük ve orta ölçekli işletmelere dayanmaktadır. İşte bu durum, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin etkin bir şekilde uygulanamamasının en önemli nedenidir.

Kanuni Düzenlemelerden Kaynaklanan Sorunlar

Ülkemizde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili düzenlemeler Anayasa’da, ülkemizin onayladığı sözleşmelerde, 4857 sayılı İK’da, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK), 5510 sayılı SSGSSK’da, 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nda, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’da, 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da çeşitli maddeler yer almaktadır. Ayrıca, çok sayıda yönetmelik çıkarılmıştır.

Ancak hukuki düzenlemeler, iş sağlığı ve güvenliği konusunun sadece bir boyutudur. Konunun, ekonomik ve sosyal boyutları vardır. Mühendislik, tıp, fizik ve kimya gibi alanlar da konuyla çok yakından ilgilidir. Ayrıca teknolojide ve sanayideki gelişmeler, sürekli yeni ihtiyaçlar yaratmakta ve yeni düzenlemeleri gerektirmektedir.

İstatistiksel Verilerden ve Araştırma Sonuçlarından Kaynaklanan Sorunlar

Bütün işyerleri SSGSSK kapsamında olmadığı için iş kazası ve meslek hastalıklarına ilişkin olarak verilen rakamların gerçek rakamların çok altında olduğudur. Bağımsız çalışanların çalıştığı işyerlerine ait güvenilir rakamlar da yoktur. Ayrıca SSGSSK kapsamındaki işyerlerinde ortaya çıkan iş kazaları ve meslek hastalıklarının da ancak bir bölümü kayıtlarda yer almaktadır. Bu nedenle, yayınlanan rakamlar gerçekte olduğundan daha az sayıda iş kazası olduğunu ortaya koymaktadır.

Örgütlenme ve Koordinasyon Yetersizliklerinden Kaynaklanan Sorunlar

Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili kurum ve kuruluşlar, çok sayıda ve dağınıktır. Bunlar, değişik düzeylerde iş güvenliğine ilişkin çalışmalar yapmaktadırlar. Böylece ortaya koordinasyon yokluğu, kuruluşlar arasında dağınıklık, kurum ve kuruluşlar arasında görev benzerliği, etkili denetim yapılamaması ve adil yaptırımlar sağlanamaması ve standartlar geliştirilememesi gibi sorunlar çıkmaktadır.

Örgütlenme konusundaki dağınıklığın yarattığı ikinci önemli sorun, iş sağlığı ve güvenliği konusunda çok büyük önemi olan denetim sorunudur.

Eğitimle İlgili Sorunlar

Konuyla ilgili eğitimin ilk boyutu, konuyla ilgili herkesin bilinçlendirilmesidir. Bu bilinçlendirme, konunun önemini kavradıktan sonra herkesin iş sağlığı ve güvenliği konusunun gerektirdiği davranışları öğrenmesi ve uygulamayı uyarıya gerek kalmadan alışkanlık haline getirmesi anlamındadır.

Eğitimin konuyla ilgili ikinci boyutu ise her düzeyde elemanın yetiştirilmesidir. Müfettişlerin, güvenlik uzmanlarının, işyeri hekimlerinin, işyeri hemşirelerinin ve diğer görevlilerin eğitimi bu çerçevede yer almaktadır.

Konuyla ilgili eğitimin üçüncü ve en önemli boyutunu, fiilen çalışan işçilerin işbaşındaki eğitimleri oluşturmaktadır. Çalışanlar için hazırlanacak eğitim programları sürekli, istikrarlı ve amaca uygun olarak hazırlanmalıdır. Çünkü iş kazalarının ve meslek hastalıklarının sürekli olarak tehdidi altında bulunan kesim, bu kesimdir. İşte bunun için bu konuda işverenlere ve sendikalara önemli görevler düşmektedir. Denetimle görevli müfettişler de çalışanların eğitimi konusunda katkıda bulunmalıdırlar.

Eğitim sorununun bir başka boyutu da, değişik düzeylerdeki okulların ders programları içerisinde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili konuların yer almasının sağlanmasıdır.

İş Güvenliği Hakkının Anayasal Dayanağı

1982 tarihli Anayasa m.2’de, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sosyal hukuk devleti olduğu öngörülmüştür. Anayasa m.45’den itibaren başlayan üçüncü bölümünde ise kişilerin sosyal ve ekonomik hak ve ödevleri düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarında sosyal devlet, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve böylece toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir şeklinde ifade edilmiştir.

Sosyal devletin bir diğer amacı da, kişilerin özgürlüğünü geliştirmektir. Nitekim Anayasa m.17’de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu belirtilmiştir.

Anayasada iş güvenliği hakkını ilgilendiren bir diğer hükme göre, “Kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar”.

Anayasada yine, devletin sosyal güvenliği ve iş güvenliğini sağlama ödevinden bahsetmekte ve anayasal açıdan sosyal güvenlik ile iş güvenliği ilişkisi ortaya çıkmaktadır. Anayasa’da iş güvenliğine ilişkin olarak yer alan hüküm ve düzenlemeler, yalnızca kişilerin bu konuda devletten talepte bulunma hakkıyla sınırlı değildir. Kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda da anayasal düzenlemeler dikkate alınmalıdır. O halde, iş güvenliğine ilişkin mevzuat hükümlerinin yorumlanmasında ve uygulanmasında Anayasa’daki düzenlemeler esas alınmalıdır.

İş Güvenliğine İlişkin Mevzuatın Genel Yapısı

Ülkemizde, ilk kez 1961 Anayasası ile sosyal haklar anayasal bir düzenleme içine alınmış, “Sosyal ve İktisadi Haklar” başlığı altında iş güvenliğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. 1982 Anayasası’nda da esas itibarıyla iş güvenliğini ilgilendiren konularda önemli bir değişiklik yapılmamıştır.

İşverenin İşçiyi Gözetme Borcuyla İlgili Düzenlemeler

Bu düzenlemeler işverenler tarafından alınması gereken teknik tedbirler, işin düzenlenmesiyle ilgili sağlık ve güvenlik kuralları, işyerinin iş güvenliği konusunda örgütlendirilmesindeki kurallar ve işçiyi gözetme borcunu yerine getirmeyen işverenlere uygulanacak yaptırımlar olarak gruplandırılabilir. 5510 sayılı SSGSSK ise iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortası tarafından iş kazası veya meslek hastalığı sonrası yardımları düzenlemektedir.

İşverenin Yükümlülükleri

  • Risk değerlemesi ve risklerden korunmanın sağlanması

  • İş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gereken nitelik ve sayıda uzman, hekim ve diğer personelin sağlanması ve istihdamı,

  • İlk yardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma, yangınla mücadele konusunda ön hazırlıklar, acil durum planları gibi gerekli düzenlemeleri yapmak

  • Ciddi, yakın ve önlenemeyen tehlike ihtimallerine karşı gereken tahliye hazırlıklarını önceden yapmak, bu gibi durumlarda amirine haber veremeyen çalışanların duruma müdahale edebilmeleri için inisiyatif tanımak

  • İş kazaları ve meslek hastalıklarının kayıtlarını tutmak, raporlarını hazırlamak ve bunları gereken yerlere bildirmek

  • Çalışanların sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlamak

  • Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilgilendirilmelerini ve yeterli düzeyde eğitilmelerini sağlamak

  • Çalışanların görüşlerini almak, katılımlarını sağlamak ve çalışan temsilcisi görevlendirmek

  • İş sağlığı ve güvenliği kurulu oluşturmak ve bu kurulun kararlarını uygulamak

  • Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin faaliyet gösterdiği hallerde diğer işverenlerle iş sağlığı ve güvenliği konusunda koordinasyon sağlayacak şekilde çalışmak,

  • Yetkili bakanlık iş müfettişleri tarafından yapılan teftiş, inceleme, ölçüm, araştırma, numune alma çalışmaları esnasında ilgililere yardımcı olmak

  • Büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerleri için işyerlerinin büyüklüğüne göre işletmeye başlanmadan önce büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporu hazırlamak

  • İşveren, işin durdurulması nedeniyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya ücretlerinde bir düşüklük olmadan meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermekle yükümlüdür.

Çalışanların Yükümlülükleri

  • Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği konusunda aldıkları eğitim ve bu konudaki işveren talimatları doğrultusunda hem kendilerinin hem de kendi faaliyetlerinden etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşürmemek zorundadırlar.

  • Çalışanlar, işle ilgili makine, teçhizat, araç, malzeme ve üretim araçlarını ve bunların güvenlik donanımlarını doğru ve kurallara uygun şekilde kullanarak bunları keyfi ve izinsiz çıkarmamak ve değiştirmemek zorundadırlar. Benzer şekilde, kişisel koruyucu malzemeleri kurallara uygun ve doğru kullanmak ve korumak zorundadırlar.

  • İş sağlığı ve güvenliği açısından bina, tesis, makine ve araçlarda ciddi ve yakın tehlike görürlerse ve koruma tedbirlerinde eksiklik görürlerse hemen çalışan temsilcisini ve işvereni haberdar etmek zorundadırlar. Teftişler esnasında tespit edilen eksiklik ve hataların giderilmesi için ve iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak zorundadırlar.

Çalışanların Çalışmaktan Kaçınma Hakkı

Ciddi ve yakın tehlike ile karşılaşıldığında çalışanlar iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, bu kurulun olmadığı yerde işverene başvurarak durum tespitini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilirler. Karar, derhal verilir ve karar çalışanların talebi doğrultusunda olursa çalışanlar, gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilirler. Çalışılmayan dönem için çalışanların ücret hakları ile mevzuat ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakları saklıdır.

Ciddi ve yakın tehlike önlenemez durumda ise çalışanlar, kurula veya işverene haber vermek ve talepte bulunmak zorunda olmaksızın işyerini veya tehlikeli alanları terk ederek güvenli alanlara çekilebilirler.

İşçiyi Gözetme Borcunu Yerine Getirmeyen İşverenlere Uygulanacak Yaptırımlar

İş güvenliği önlemlerini alma borcunu yerine getirmeyen işverenler hukuki, idari ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalacaklardır. İşverenlerin hukuki sorumluluğu konusunda TBK m.417 ile İSGK m.25 ve m.26 temel hükümleridir.

Basın Yayın Kuruluşlarının Yükümlülükleri

Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile ulusal, bölgesel ve genel yayın yapan özel televizyon kuruluşları ve radyolar, ayda en az 60 dakika iş sağlığı ve güvenliği, çalışma hayatında kayıt dışılığın önlenmesi, sosyal güvenlik, işçi ve işveren ilişkileri konularında uyarıcı ve eğitici mahiyette yayınlar yapmak zorundadırlar.

İşverenin İşçiyi Gözetme Borcunun Hukuki Dayanağı

Genel Olarak İşverenin İşçiyi Gözetme Borcu

İş sözleşmesinin çalışan ile çalıştıran arasındaki ilişkileri düzenleyen diğer sözleşmelerden en belirgin farkı, işçi ile işveren arasında kişisel bir ilişki kuran niteliği ve işçinin işverene bağımlılığıdır. İşte bu durum, kişiler arasında karşılıklı bir sadakati gerektirir. İşçi, işvereninin ve işyerinin çıkarlarını korumaya çalışacak ve onlara zarar vermekten kaçınacak, buna karşılık işveren de işçisini koruyup gözetecektir.

Özel Hukuk Açısından İşverenin İşçiyi Gözetme Borcu

TBK, 2012 yılında yürürlüğe girdikten sonra özel hukuk açısından işverenin işçiyi gözetme yani iş güvenliği tedbirleri alma borcunu düzenleyen temel hüküm, TBK m.417’dir. Bu madde işverenin, iş güvenliği tedbirleri alma borcunun kapsamını eski Borçlar Kanunu’nda aynı konuyu düzenleyen m.332’ye göre oldukça genişletmiştir.

Borçlar Kanunu m.332 incelendiğinde işverenin önlem alma yükümlülüğünün, üç ana gruba ayrıldığı görülmektedir. Birincisi işletme tehlikelerine karşı işçinin korunması, ikincisi münasip ve sağlığa uygun çalışma yeri sağlanması, üçüncü ise işverenle beraber ikamet eden işçi için sağlığa uygun yatacak yer sağlanmasıdır.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İşverenin Gözetme Borcu

İşverenin, işçiyi koruma ve gözetme borcunun “gerekli iş güvenliği tedbirlerini alma” boyutu işverene sınırsız bir sorumluluk yüklemektedir. TBK’daki maddenin ikinci fıkrasında belirtilen son derece önemli bir husus ise işçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki bütün önlemlere uymakla yükümlü olduklarının belirtilmiş olmasıdır.

Türk Borçlar Kanunu Kapsamında İşverenin Gözetme Borcuna Aykırı Davranışından Doğan Hukuki Sonuçlar

İşverenin, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine yeteri kadar önem vermemesi hatta bazen tamamen ihmal etmesi, işçileri koruma ve gözetme borcuna aykırı davrandığını ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini gösterir.

İşverenin TBK kapsamında işçiyi gözetme borcuna aykırı davranmasının hukuki sonuçları şunlardır:

  • İş sözleşmesinin geçersizliği,

  • İşverenin alacaklı temerrüdüne düşmesi,

  • İşçinin iş sözleşmesini derhal fesih hakkı.

İş Sözleşmesinin Geçersizliği

İş güvenliği kurallarına aykırı iş sözleşmeleri kural olarak geçersizdir. Ancak geçersizlik yaptırımının uygulanmasında, işçi-işveren ilişkilerinin özellikleri dikkate alınmalıdır. Aksi takdirde, iş güvenliği kurallarıyla işçinin korunması amaçlanmışken tam tersi olabilir ve işçi zarara uğrayabilir.

Geçersizlik kuralının uygulanması, geçmişe etkili hüküm ve sonuçlar doğurur. İş sözleşmesi yapıldıktan belirli bir süre sonra geçersiz sayılırsa tarafların o zamana kadar yerine getirdiği edimlerin iadesi gerekebilir.

İşverenin Alacaklı Temerrüdüne Düşmesi

İşverenin gerekli olan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almaması, borcun ifası için kendisine düşen ödevleri yerine getirmemesi anlamına gelir. Bu durumsa işverenin, alacaklı temerrüdüne düşmesine yol açar. İşveren, gerekli tedbirleri alıncaya kadar işçi çalışmayı reddedebilir ve TBK m.408’e dayanarak alması gereken ücretini de talep edebilir.

İşçinin İş Sözleşmesini Derhal Fesih Hakkı

İşverenin, işçiyi gözetme borcu kapsamında iş güvenliği tedbirlerini alma yükümlülüğünü yerine getirmekten sürekli olarak kaçınması durumunda işçinin, TBK m.435’e göre haklı nedenden ötürü derhal fesih hakkı bulunmaktadır. Aynı zamanda, işverenin iş güvenliği tedbirlerini almaması halinde işçi, İK m.24’e dayanarak da iş sözleşmesini feshedebilir.

Kamu Hukuku Açısından İşverenin İşçiyi Gözetme Borcu

Kamu hukuku açısından işverenin işçiyi gözetme borcu aşağıdaki kanunlarda düzenlenmiştir:

  • 6331sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu,

  • 4857sayılı İş Kanunu,

  • 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu,

  • Umumi Hıfzısıhha Kanunu,

  • Belediye Kanunu.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda işverenin işçiyi gözetme borcu kapsamındaki sorumlulukları belli gruplar halinde ele alınabilir. Bunlar şunlardır:

  • Risk değerlendirmesi ve risklerden korunma,

  • Acil durum, yangınla mücadele, ilkyardım ve tahliye ile ilgili ön hazırlıklar,

  • İş kazaları ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildirimlerinin sağlanması,

  • Çalışanların sağlık gözetiminin sağlanması,

  • Çalışanların bilgilendirilmesi ve eğitim,

  • Çalışanların görüşlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması,

  • İş sağlığı ve güvenliği konusunda gereken sayıda ve nitelikte personelin görevlendirilmesi,

  • İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde koordinasyonun sağlanması,

  • İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerine AÇSHB desteği,

  • İşin durdurulması.

İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarının Kayıt ve Bildirimlerinin Sağlanması

İşverenin bu konudaki görevleri şunlardır:

  • Bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kayıtlarını tutmak, gerekli incelemeleri yapmak ve bunlarla ilgili raporları düzenlemek,

  • İşyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme yol açmamakla beraber işyeri ya da ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan olayları incelemek ve bunlarla ilgili rapor düzenlemek. İşverenlerin ayrıca SGK’ya bildirimde bulunması gereken haller vardır.

  • İş kazaları, kazayı izleyen 3 işgünü içinde SGK’ya bildirilecektir.

  • İşveren, sağlık hizmeti sunucularının veya işyeri hekiminin kendisine bildirdiği meslek hastalıklarını öğrendiği tarihten itibaren 3 işgünü içinde SGK’ya bildirecektir.

Çalışanların Görüşlerinin Alınması ve Katılımlarının Sağlanması

İş sağlığı ve güvenliği konusunda istenilen başarıların sağlanması sadece işverenlerin çabası ile sağlanamaz. Çalışanların da konunun önemini kavramaları, bu konuda kendi sorumluluklarının bilincinde olmaları gerekir. Bu nedenle çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği konusuna destek vermeleri çok önemlidir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunda Gereken Sayıda ve Nitelikte Personelin Görevlendirilmesi

İş Güvenliği Uzmanları: İş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere AÇSHB tarafından yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, AÇSHB ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemandır.

Teknik Eleman: Teknik öğretmen, fizikçi, kimyager ve biyolog unvanına sahip olanlar ile üniversitelerin iş sağlığı ve güvenliği programı mezunlarıdır.

İşyeri Hekimi: İş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere AÇSHB tarafından yetkilendirilmiş işyeri hekimliği belgesine sahip hekimdir.

Diğer Sağlık Personeli: İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde görevlendirilmek üzere AÇSHB tarafından belgelendirilmiş hemşire, sağlık memuru, acil tıp teknisyeni ve çevre sağlığı teknisyeni diplomasına sahip olan kişiler ile AÇSHB tarafından verilen işyeri hemşireliği belgesine sahip kişilerdir.

Çalışan Temsilcisi: İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalara katılma, çalışmaları izleme, tedbir alınmasını isteme, tekliflerde bulunma vb. konularda çalışanları temsile yetkili olan bir işyeri çalışanıdır.

Kamu Hukuku Düzenlemeleriyle Özel Hukuk Düzenlemelerinin İlişkisi

İşverenlerin, işyerlerindeki işletme tehlikelerine karşı işçileri koruyucu tedbirler alma yükümlülüğü, özel hukuk açısından esas itibariyle TBK m.417 ile kamu hukuku açısından da İK’nın ilgili maddelerinde düzenlenmiştir. Genel hukuk kuralları gereğince özel hukuk kurallarının müeyyideleriyle kamu hukuku kurallarının müeyyideleri farklıdır. Kısaca hatırlarsak, özel hukuk yaptırımları tazminat ödenmesini öngörür iken kamu hukuku yaptırımları idari ve cezai yaptırımlar olarak karşımıza çıkar.