İŞLETME İLKELERİ - Ünite 2: İşletme ve Çevresi Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 2: İşletme ve Çevresi

İşletmeyi Etkileyen Çevresel Faktörler

İşletmeleri etkileyen çevresel faktörleri makro, mikro ve işletme içi çevre olmak üzere 3 boyutta sınıflandırdık. Bununla birlikte tüm bu çevresel faktörleri kapsayan, teknolojinin olanaklarıyla şekillendiren küresel çevre adını verdiğimiz bir çevre unsuru daha bulunmaktadır.

Küresel Çevre ve Teknoloji

Küresel çevre, başta ekonomik, politik ve teknolojik olmak üzere küreselleşmenin işletmeler üzerindeki tüm etkilerini ifade eder. Bu etkilerin en önemli özelliği tüm dünyadaki işletmeleri ve ekonomileri etkilemesi ve iş yapma biçimlerini büyük ölçüde değiştirmesidir.

Küresel çevrenin önemli aktörlerinden biri de ülkelerin katılımlarıyla oluşan küresel organizasyonlardır. Küreselleşme ile yaşanan değişimler yeni kurumları da beraberinde getirmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda ülkelerin kalkınmak için ihtiyaç duyduğu yatırımları finanse etmek için kurulan Dünya Bankası (1944), aynı dönemde ticareti canlandırmak amacıyla kurulan Uluslararası Para Fonu (1945), dünyada barışı tesis etmeyi amaçlayan Birleşmiş Milletler (1955) ve ülkeler arasındaki ticareti düzenlemek için kurallar oluşturan Dünya Ticaret Örgütü (1995) bu kurumlara örnek olarak verilebilir.

Makro Çevre

Makro çevre, işletmelerin faaliyet gösterdiği ülke ya da ülkelerdeki ekonomik, politik, yasal, sosyo-kültürel ve demografik unsurlar ile ilgilidir. İşletmeler, hangi ürünleri üreteceklerine, bu ürünleri nasıl fiyatlandıracaklarına, müşterilere hangi yolla ulaştıracaklarına kısacası ham maddelerin temininden ürünlerin satış sonrası hizmetlerinin sağlanmasına kadar gerçekleştirilen tüm iş süreçlerinde makro çevre faktörlerini dikkate almak zorundadır.

Ekonomik Çevre; Ekonomi, kıt kaynakların sonsuz insan ihtiyaçlarını karşılamak için nasıl kullanılacağı ile ilgilenir. Bu nedenle, toplumların üretim, değişim, bölüşüm ve tüketim yapısını inceler.

Ekonomik çevrede yer alan tüm değişkenler birbirlerini etkiler. Bir değişkende meydana gelen bir değişim, artış ya da azalış diğer değişkenleri de etkisi altına alır. Dolayısıyla ekonomik çevreyi analiz etmek isteyen yöneticiler bu etkileri de hesaba katmalıdır.

Politik ve Yasal Çevre; Bir ülkenin yönetim rejimini, kamu kurumlarının örgütlenme şeklini ve bu yapının toplumsal hayatı düzenlemek için oluşturduğu yasaları ifade eder.

Politik ve yasal çevredeki değişimler faaliyet alanlarına göre işletmeler için fırsatlar ya da tehditler oluşturabilir. Bazı işletmelerin kârlılığını artırırken bazılarına ek maliyetler yükleyebilir, hatta bazı işletmeler ürünlerini, faaliyet gösterdikleri sektörleri değiştirmek zorunda kalabilir.

Sosyo-Kültürel Çevre; Kültür, toplumun bir parçası olarak insanın sahip olduğu, düşündüğü ve yaptığı her şey olarak tanımlanabilir. Buna göre kültür, maddi (somut) ve maddi olmayan (soyut) unsurlardan oluşmaktadır. İnsanın tarih boyunca hayatını kolaylaştırmak, doğayı kontrol etmek için geliştirdiği tüm araçlar kültürün maddi boyutunu temsil etmektedir. Toplumsal hayatın, birlikte yaşamın bir ürünü olan adetler, gelenekler, değerler, normlar ve fikirler ise kültürün maddi olmayan yönüdür. Kültür, maddi ve maddi olmayan unsurlarıyla insan davranışlarını şekillendirir.

Kültür, hangi ürünlerin tüketim için kabul göreceğini belirlemenin ötesinde ülkedeki ticari hayatı ve alışkanlıkları da belirler. Ürünlerin teslimat sürelerine ve yapılan sözleşmelere uyum düzeyi, kararların sezgilere mi yoksa makro ve mikro çevreden toplanan sağlıklı bilgilerin analizine mi dayandığı, yöneticilerin risk alma sınırları gibi işletme faaliyetleri için hayati önem taşıyan konularda kültür belirleyici olabilir.

Demografik Çevre; Demografi, nüfus bilimi anlamına gelmektedir. Bir ülkedeki nüfusun yapısı ve gelecekteki seyri demografinin ilgilendiği temel konuları oluşturmaktadır. Üretim faaliyetlerinin en temel amacı insanların ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bir ülkede yaşayan nüfusun gençlerden mi yaşlılardan mı oluştuğu, cinsiyet dağılımı, eğitim düzeyi, ortalama yaşam süresi ve çoğunlukla kentlerde mi yoksa kırda mı yaşamına devam ettiği ekonominin üretim birimleri olan işletmelerin faaliyetlerini yönlendiren önemli unsurlardır.

Mikro Çevre

Mikro çevre, işletmelerin faaliyet gösterdikleri sektörde sürekli etkileşim hâlinde oldukları, ürün, para ve bilgi paylaştıkları tüm aktörleri ve bu aktörlerin davranışları ile oluşturduğu çevreyi ifade eder. Mikro çevrede ilgi alanımız, makro çevreden farklı olarak işletmenin faaliyet gösterdiği sektör ile ilgilidir.

Müşteriler; işletmelerin ürettiği ürünleri satın alan kişi ya da kurumlardır. Bir ürün ya da hizmeti üretmek için katlanılan tüm maliyetlerin gelire dönüştüğü, çabaların karşılığının alındığı an satış olduğundan işletmeler için müşteri bulmak, var olan müşterileri elde tutmak hayati önem taşımaktadır.

İşletmeler, müşteri istek ve ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan örgütler olduğundan müşterilerinin ürünleri ile ilgili düşüncelerini, fikirlerini ve önerilerini sürekli takip etmelidir. Böylece ürünlerin geliştirilebilecek yönleri müşteri gözünden ortaya çıkarılmış olur.

Tedarikçiler; bir işletmenin faaliyetleri sırasında ihtiyaç duyduğu girdileri satın aldığı kişi ya da kurumlara tedarikçi adı verilir. Tedarikçi dediğimiz zaman aklımıza ilk olarak işletmenin üretim sürecinde kullandığı ham madde veya ara ürünleri satın aldığı işletmeler gelir.

İşletmelerin ürettikleri ürünlerin kalitesi kullandıkları ham maddelerin kalitesi ile yakından ilgilidir. İşletme için istenilen kalitede ve miktarda ham maddenin arzu edilen zamanda temin edilmesi faaliyetlerin kesintisiz sürdürülebilmesi bakımından çok önemlidir.

Uygun tedarikçinin bulunamadığı hâllerde ise işletme ihtiyaç duyduğu ham madde/ara ürünleri kendisi üretmek için yatırım yapabilir.

Rakipler ve Rekabet; bir işletmenin rakibi, kendisi ile aynı sektörde faaliyet gösteren, aynı müşteri grubunun ihtiyaçlarını karşılayan, benzer ürünleri üreten işletmelerdir. İşletmeler pazar paylarını artırmak, daha fazla kar elde etmek için sürekli birbirleri ile rekabet hâlindedir. Rekabet, bir sektörde yaratılan gelirin sektörde yer alan işletmeler tarafından nasıl paylaşıldığını belirler.

İş Gücü Piyasası; işletmelerin faaliyetlerini başarı ile sürdürebilmeleri için ihtiyaç duydukları kaynaklardan biri de iş gücüdür. İş gücü piyasası, insan kaynaklarına ihtiyaç duyan işletmeler ile çalışmak isteyen insanların buluştukları piyasa olarak tanımlanabilir. İş gücü piyasasında nitelikli iş gücünün varlığı, işletmelerin daha verimli faaliyet göstermesini ve yeni ürünler üretebilmesini sağlar.

Bir sektöre nitelikli iş gücünün kazandırılması uzun vadeli çabalarla mümkün olur. Eğitim kurumlarının, meslek liselerinin, belirli alanlarda uzmanlaşmış araştırma enstitülerinin varlığı gerekli bilgi ve becerilere sahip çalışanların yetiştirilmesi için çok önemlidir.

Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar; enerji, bankacılık, iletişim, finans vb. sektörlerde kamu yararını artırmak adına faaliyet alanlarına özgü düzenlemeler oluşturan, standartlar belirleyen ve denetimler yapan kamu kurumları yer almaktadır.

İşletme İçi Çevre

İşletme içi çevrenin en önemli aktörleri; işletme sahipleri, yöneticiler, çalışanlar ve tüm bu insanların birlikte çalışması ve etkileşimiyle oluşan örgüt kültürüdür.

İşletme Sahipleri; işletmenin mülkiyetine sahip olan, üretim faktörlerinin bir araya getirilmesi için gerekli olan sermayeyi işletmeye sağlayan kişilerdir. Genellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde işletme sahibi aynı zamanda işletmenin yöneticisidir. İşletmelerin ölçeği büyüdükçe, şubelerinin sayısı arttıkça ya da çok sayıda işletmeden oluşan işletme grupları (holdingler) ortaya çıktıkça işletme sahipleri faaliyetleri yönetemez hâle gelir ve işletmeleri amaçlarına ulaştırmaları için profesyonel yöneticiler istihdam ederler. Böylece işletme sahibi yönetim yetkisini işletme yöneticisine devretmiş olur.

Yöneticiler; işletmeleri amaçlarına ulaştırmak için işletme kaynaklarının etkili ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayan kişilerdir. İşletmenin ücretli çalışanları olan yöneticilerin temel görevi sorumlu oldukları alanlarla ilgili kararlar almaktır. İşletmelerde üst, orta ve alt düzey yönetici olmak üzere üç tür yönetici görev alır. Üst yöneticiler, işletmenin geleceğini kurgulayan kararları, stratejileri ve kaynakların nerelere tahsis edileceğini belirlerler, orta düzeydeki yöneticiler bu stratejileri sorumlu oldukları fonksiyonlarda uygulamaya çalışırlar.

Çalışanlar; işletme bünyesinde istihdam edilen, çeşitli görevleri belirli bir ücret karşılığı yapan kişilerdir. İşletmelerin başarısı için çalışanların katkısı ve motivasyonu çok önemlidir. Uygun ücret başta olmak üzere huzurlu bir çalışma ortamı, kararlara katılım, iş sağlığı ve güvenliği koşullarının iyileştirilmesi çalışanların işletmelerden en önemli beklentilerini oluşturur. Alt düzey yöneticiler ise orta düzey yöneticilere bağlı olarak alınan kararları çalıştıkları birimlerde uygularlar.

Örgüt kültürü, işletmenin problemlerini çözerken elde ettiği deneyimlere dayanan, bu deneyimlere bağlı olarak işe yaradığı test edilmiş davranış kalıplarıdır. Bu nedenle işletmeye yeni katılan çalışanlara karşılaşacakları problemlere karşı nasıl çözüm bulacaklarını göstermek için aktarılması gerekir (Schein, 1990). Müşterilerle nasıl iletişim kurulacağı, işletmede kararların nasıl alındığı, çalışma saatleri ve koşulları, işletmede terfilerin nasıl yapıldığı gibi pek çok sorunun cevabı işletmenin örgüt kültürüne bağlı olarak değişir.

İşletme ve Çevresel Belirsizlik

Çevresel belirsizlik, işletme yöneticilerinin makro ve mikro çevre faktörleri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve işletme faaliyetleri için gerekli kaynakları (finansal kaynaklar, ham maddeler vb.) temin edemedikleri zaman ortaya çıkar. Geleceğe ilişkin öngörülerde bulunmayı zorlaştıran çevresel belirsizlikler ani gelişen politik ya da ekonomik krizler gibi makro çevre faktörleri nedeniyle ya da işletmenin tedarikçilerinin iflas etmesi, sektördeki rekabet koşullarının ve üretim sistemlerinin değişmesi gibi mikro çevre faktörlerinden kaynaklanabilir. İşletme, çevresel değişkenler ile ilgili bilgileri ve faaliyetleri için gerekli kaynakları (finansal kaynaklar, ham maddeler vb.) temin edemediği zaman geleceğe ilişkin doğru kararlar veremez. Bu tür durumlarda işletmeler hangi ürünleri, hangi miktarda üreteceklerini, maliyetleri ve ürün fiyatlarını tespit etmekte güçlük yaşar.

İşletmeleri etkileyen çevresel faktörlerin sayısı ve bu faktörlerin değişim hızını dikkate alarak çevresel belirsizliği 4 boyutta sınıflandırabiliriz:

  • Düşük Belirsizlik: İşletme birbirine benzeyen az sayıdaki dış çevre faktöründen etkileniyor ve çevre faktörlerindeki değişim yavaşsa düşük çevresel belirsizlik söz konusudur.
  • Düşük-Orta Düzey Belirsizlik: İşletme çok sayıda farklı dış çevre faktöründen etkileniyor ve çevre faktörlerindeki değişim yavaşsa işletme düşükorta düzey çevresel belirsizlik koşullarında faaliyet göstermektedir.
  • Orta-Yüksek Düzey Belirsizlik: İşletme birbirine benzeyen az sayıda dış çevre faktöründen etkileniyor ve çevre faktörleri sık sık değişiyor ise orta-yüksek düzey belirsizlik koşulları söz konusudur.
  • Yüksek Belirsizlik: İşletme hem çok sayıda farklı dış çevre faktörü ile etkileşim hâlinde hem de çevre koşulları hızla değişiyorsa işletme yüksek belirsizlik koşullarında faaliyet göstermektedir.

Çevresel Belirsizlik ve Dış Çevreye Uyum

İşletmeler faaliyet gösterdikleri çevresel belirsizliklere uyum göstermek, belirsizlikleri aşacak stratejiler geliştirmek zorundadır.

Paydaşlarla güvene dayalı yakın ilişkiler geliştirmek: Paydaşlar, işletmenin faaliyetlerinden etkilenen ve işletme faaliyetlerini etkileyen tüm kişi, grup ya da örgütler olarak tanımlanabilir. İşletmenin paydaşları ile güvene dayalı yakın ilişkiler geliştirmesi çevresel belirsizlik koşullarında işletmenin en çok ihtiyaç duyduğu kaynak olan ve geleceğe dönük ön görülerde bulunmayı sağlayacak olan “bilgileri” edinmeyi sağlayabilir.

Diğer işletmelerle birleşmek veya ortak girişimler kurmak: İşletmelerin çevresel belirsizliklerin etkilerini azaltmak için uyguladıkları stratejilerden biri de diğer işletmeler ile birleşmek veya ortak girişimler kurmaktır. Birleşme, iki ya da daha çok işletmenin tüm varlıklarını birleştirerek tek bir işletme hâline gelmesidir. Böylece işletmeler daha önce sahip olmadıkları bilgi, beceri, deneyim ve finansal kaynakları birbirlerinden temin edebilir.

Esnek ve organik örgüt yapılarını benimsemek: İşletmede esneklik, değişen koşullara göre üretim ve organizasyon yapısını en az maliyet ve sürede yeniden kurgulayabilmek olarak tanımlanabilir.

Dış çevreyi analiz etmek için tahmin tekniklerinden yararlanmak: Çevresel belirsizliği azaltmanın yollarından bir diğeri de uygun tahmin teknikleri ile mevcut bilgileri analiz edip geleceğe ilişkin öngörülerde bulunmaktır.

PEST Analizi: Makro çevre faktörleri olan politik, ekonomik, sosyo-kültürel ve teknolojik çevre faktörlerinin baş harflerinden oluşan PEST analizi, tüm bu faktörlerin birlikte ele alınarak işletme üzerindeki etkilerini tahmin etmeye odaklanır.

SWOT Analizi: Swot analizi, işletmenin güçlü yönlerini (Strengths), zayıf yönlerini (Weaknesses) işletmenin karşılaşacağı fırsatları (Opportunities) ve tehditleri (Threads) sistematik bir şekilde incelemeyi sağlar. İşletmenin güçlü ve zayıf yönleri işletme içi çevreye yönelik faktörleri kapsarken işletmeyi etkileyebilecek fırsatlar ve tehditler dış çevreye yönelik faktörlerden oluşur.

Delphi Tekniği: işletme yöneticileri sektörlerini tanıyan, deneyim sahibi uzmanlara geleceğe yönelik beklentilerini sorarlar. Uzmanların birbirlerinden habersiz bir şekilde görüşlerini bildirmelerinin ardından işletme yöneticileri tüm görüşleri derler ve tekrar uzmanlara gönderirler. Böylece tüm uzmanların fikir alışverişi sonucunda bir uzlaşmaya varmaları ile geleceğe ilişkin izlenimler elde edilmiş olur.

Senaryo Hazırlama: işletmenin uygulamaya koyacağı bir karar öncesinde çevre faktörlerini göz önüne alarak muhtemel eylem planları hazırlamasıdır. Böylece tahmin edilen olay ve risklerle karşılaşınca hızla uygulamaya geçilebilir.

Trend Analizi: işletmenin geçmiş verileri inceleyerek geleceğe yönelik tahminlerde bulunmasıdır. İleriye yönelik talep tahminleri, gelecekte belirli bir bölgede yaşayacak nüfusun belirlenmesi gibi geçmişe yönelik sağlıklı verilere işletmenin erişebildiği koşullarda trend analizinden yararlanılabilir.