KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİM - Ünite 8: Kültürlerarası İletişimin Kullanım Alanları Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 8: Kültürlerarası İletişimin Kullanım Alanları

Nedeni ne olursa olsun, dünya üzerindeki her göç, her yenilik, her savaş ve çevre koşullarında meydana gelen her değişiklik kültürel karşılaşmaları zorunlu hale getirir. Aşağıdaki maddeler farklı kültürlerden insanların bir araya gelmesinin nedenlerinden bazılarıdır:

  • Göç yoluyla yerlerini değiştiren insanlar başka kültürlerle karşılaşırlar,
  • Savaşlar genellikle farklı kültürlere sahip topluluklar arasında olur,
  • Siyasal kültürler zamanla kendi kültürlerini oluşturur,
  • Siyasal rejimler zamanla mevcut kültürde belirli değişimlere sebep olur,
  • Ekonomik gelişmeler farklı kültürlerden insanları bir araya getirir,
  • Eğitim kurumlarında öğrenmek, öğretmek ya da araştırmak amacıyla bir araya gelen insanların birçoğu farklı kültürlerin üyeleridir.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda gündelik yaşamın her alanında kültürlerarası karşılaşma kaçınılmaz ve kültürlerarası iletişim zorunludur.

Turizm ve Kültürlerarası İletişim

Kısa süre için yaşadığı yerden başka bir yere dinlenmek, eğlenmek ya da belirli işlerini görmek için giden insanlara konaklama, yeme-içme ve gezip görme hizmeti üreten bireylerin farklı kültürden insanlarla etkin iletişim kurma yeterliğine sahip olması zorunludur. Kişinin, ülke hakkındaki izlenim, duygu, düşünce, inanç ve çağrışımlar bütünü olarak tanımlanan ülke imajının oluşması hem bireysel deneyimler hem de bireye aktarılan bilgi ve enformasyon sayesinde gerçekleşir. Bunun farkında olan ülkeler imajlarının olumlu sunumlarını aktarabilmek için tanıtım etkinlikleri yapmakta ve bir yandan da insanların etkileşim süreçlerinde yanlış anlamaları önlemek için kültürlerarası yeterliği kazanmalarına gayret etmektedirler. Çünkü, turizm açısından bakıldığında ülke adları birer markadır ve bu markaların ayrı ayrı imajları vardır. Bir ülke hakkında oluşan imaj, o ülkeye gelen turistlerin zihnine kalıp düşünce olarak yerleşir. Bu düşünceler, yerli kültürün üyeleriyle etkileşimde önemli rol oynar ve anlam aktarımını etkiler. Her turizmci kültürün temsilcisidir ve turistin ülke imajı o ülkenin temsilcileri ile ilgili izlenimlerine dayanır.

Yabancıların bir ülkeyi, o ülkenin kültürünü tanımak için ziyaret etmeleri kültür turizmi olarak adlandırılmaktadır ve kültür turizmine katılanlar kültürel farklılıkların farkındadır. Kültür turizmi, olumlu ülke imajlarının oluşmasında önemli rol oynar. Her ülke, imajı nedeniyle belirli niteliklere sahip turistlerin hedefi olduğu gibi turizm alanındaki planları, hedefleri ve stratejileri doğrultusunda da belirli insan gruplarını hedef turist olarak seçer. Yanı sıra, turistik tesislerin tasarlanmasında ve turizm sektöründe istihdam edilen personelin yetiştirilmesinde kültürel farklılıklar önemli rol oynar. Turizm tesislerinin hem fiziki hem de insani koşulları hedef kitlenin kültürel niteliklerine uygun olarak tasarlanır ve gerçekleştirilir.

Sağlık ve Kültürlerarası İletişim

Her kültürde sağlık, hastalık, ağrı, sızı ve benzeri kavramlar farklı şekillerde anlamlandırılır. Bu durum insan davranışını da şekillendirmektedir. Her kültürde çekilen ağrı farklı şekillerde dışa yansıtılır. Sağlık personelinin eğitiminden devlet tarafından yürütülen sağlık kampanyalarına kadar sağlık sektörünün her alanında kültürün ilgili niteliklerini öğrenmek ve ilgili topluluğa ona göre davranmak gerekir. Kültür dikkate alınmadan yapılan sağlık kampanyaları etkili olamaz.

Sağlık sektöründe ortaya çıkan yanlış anlamalar, insan yaşamını tehlikeye soktuğu için mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Diğer sağlık çalışanları ile birlikte hekimlerin de iletişim ve kültürlerarasılık kavramlarını kavrayabilmeleri açısından gerekli eğitimlerden geçirilmeleri son derece önemlidir.

Eğitim ve Kültürlerarası İletişim

İlk göçlerden günümüze insanların toplu olarak yaşadığı yerler çok sayıda kültür grubunun birlikte yaşadığı yerlere dönüşmüştür. Bu nedenle de bu bölgelerdeki ülkeler, eğitim kuruluşlarında kendi topraklarında bulunan bütün kültürlere mensup insanlara eğitim vermek zorunda kalmıştır. Bu durum da çoğu zaman farklı farklı kültürlerden gelen öğrencilerin tek bir sınıfta eğitim görmesi sonucunu doğurmuştur. Bu bir taraftan öğrenciler için kültürel çeşitliliğe dayalı bir öğrenme fırsatı yaratırken diğer taraftan kültürel farklılıkların farkında olunmadığı zamanlarda bazı kültürlerden gelen öğrencilerin dezavantajlı duruma düşmesine neden olabilmektedir. Her kültürün düşünme ve öğrenme biçeminin farklı olduğunu her zaman akılda tutmak önemlidir.

Eğitim alanında kültürlerarasılık kavramı ile ilgilenen disiplin kültürlerarası pedagojidir. Bir ülkenin sahip olduğu bütün kültür gruplarını içine alan ve kültürel farklılıkları gözeterek, bütün yurttaşların eğitim fırsatlarından eşit derecede yararlanmalarını sağlayan bir eğitim sistemi oluşturması ancak ve ancak bu disiplinin donanımından yararlanması ile mümkündür.

Hukuk ve Kültürlerarası İletişim

Yasaların toplum tarafından nasıl algılandığı, yorumlandığı ve onlarla ilgili olarak geliştirilen tutumlar ve gözlenen davranışlar hukukla kültür arasında bir bağlantı oluşturur. Her kültürde hak anlayışı diğerinden farklıdır. Halk hukuku; gündelik yaşamdaki sorunların çözümünde yararlanılan, üzerinde uzlaşmaya varılmış, grubun çoğunluğu tarafından kabul edilmiş beklentiler, kurallar, kalıp davranışlar, iş yapma biçimleri, sınırlandırmalar, yasaklar ve tabular bunların yanında bunlara aykırılık durumunda uygulanacak yaptırımlar bütünüdür. Halk hukuku bileşenlerinin hiçbiri yazılı değildir ve bireyler çocukluklarından itibaren ailelerinden ve yakın çevrelerinden bu bütüne dair bilgiler edinirler.

Ülke genelinde geçerli olan ve devlet eliyle uygulanan yasalar, verilen haklar ve uygulanan yaptırımlar da kültürce şekillenen biçimde algılanır. Hukuk alanında çalışanlar ve hukukun üstünlüğünü sağlamaya çalışanlar grupların kültürlerini tanımalı, davranış normları ve bu normların arkasındaki yaptırımları öğrenmeli, yasal düzenlemelerde bunları göz önüne almalıdır. Eğer imkanı varsa yasaklayıcı yasalar çıkarmadan önce bu normlar eğitim yolu ile değiştirilmeye çalışılmalıdır. Bununla birlikte, hukuksal nedenlerle etkileşimde bulunan yargıç, sanık, tanık ile savunma ve iddia makamındaki bireyler kültürel farklılıkların farkında olmalıdır çünkü ifadesine başvurulan bireylerin ne demek istediklerini, iddialarını, şikayetlerini, isteklerini ve beklentilerini anlamının başka yolu yoktur.

Sanat ve Kültürlerarası İletişim

Sanat, bir toplumun kültürünü oluşturan temel bileşenlerden biridir. Bireyler aynı nesne ve olayları birbirinden farklı algılarken bu farklılıklar kültürler düzeyinde daha belirgindir. Bir kültüre mensup bireyler arasında aynı nesne ya da olayla ilgili farklı anlamlar bulunsa da bu anlamlar diğer kültürlerin üyelerininkilerden farklıdır.

Sanat eseri ise sanatçının çevresi ile ilgili algılama ve anlamlandırmalarının somutlaşmış halidir. Sanatçılar; çevrelerini sorgulayan kendilerine öğretilen kalıpların dışında bakıp görebilen kişilerdir dolayısıyla nesne ve olayları toplumun diğer üyelerinden daha farklı algılarlar. Toplumlar sanatçılara diğer bireylerden farklı bir statü verir ve onların alışılmışın dışında davranış sergilemelerine, alışılmış kalıpların dışında düşünmelerine, genel kabul görmüş fikir, hareket ve diğer kalıplara eleştirel gözle bakıp seçenekler ileri sürmelerine yani aykırılıklarına anlayış gösterir. Kültürel değişimlerin temelinde bu tip aykırı fikirler ve davranışlar yatar. Bu nedenle sanat, kültürel değişmeyi ve bunun sonucu olarak toplumsal değişmeyi sağlayan temel etkenlerden biridir. Zamanla toplumların değer verdiği, ayrı bir yere koyduğu sanat eserleri birer ticari nesneye dönüşmüş ve bunun sonucunda bir kültür endüstrisi ortaya çıkmıştır. Günümüzde kültür endüstrisi hemen her alana yayılmıştır. Medya üretilen sanat yapıtlarını diğer kültürlere aktarmakta böylece sanatçılar bir yandan kendi kültürel kodlarıyla yarattıkları anlamları aktarırlarken bir yandan da eserlerinin diğer kültürlerce anlaşılabilmesi için kültürlerarasılık kavramını dikkate almak zorundadırlar. Bu süreç içinde sıklıkla kültürlerarası karşılaşmaların kültür endüstrisi çerçevesinde kültür ürünlerine dönüştükleri gözlemlenmektedir.

Ekonomi ve Kültürlerarası İletişim

İnsanın gündelik yaşamını ilgilendiren hemen her alanda ekonominin etkileri görülür. Günümüz dünyasında uluslararası ilişkilerden turizme, eğitimden sağlığa, hukuktan çevrenin korunması ve sivil toplum hareketlerine her şey ekonomi ile bağlantılıdır. Günümüzde herhangi bir yatırımın ekonomik olabilmesi için üretilen mal ya da hizmetin yeterli düzeyde pazarlanması gerekir. Pazarlama üretici ve tüketici arasındaki bir köprüdür. Pazarlama iletişimi ise ürün, düşünce ve hizmetlerin yaratılması, fiyatlandırılması, dağıtımı ve tutunma çabalarını içeren daha geniş bir kavramdır. Pazarlama etkinliklerinin ilk muhatabı tüketicidir bu nedenle tüketici grubunun kültürel özellikleri pazarlama iletişimi açısından birincil derecede önemlidir.

Kültürlerarasılık kavramının ekonomi alanında giderek artan bir öneme sahip olmasının nedenlerinden biri küreselleşmedir. Küreselleşme ham madde, emek, taşıma ve pazarlama maliyetlerini azaltmak amacıyla üretim tesislerinin pazar olarak görülen ülkelere taşınmasıyla başlamış, zamanla çok uluslu şirketlerin artmasıyla hemen her alanda bu tip şirketlerin kurulmasına neden olmuştur. Türkiye de 1980’li yıllardan itibaren çok uluslu şirketlerin önemli pazarlarından ve konumlanma yerlerinden biri haline gelmiştir. Çokkültürlü çalışma grupları, kültürlerarası iletişim durumlarıyla daha sık karşılaşılmasına ve kültürlerarası iletişimin öneminin kavranmasına neden olmuştur. Her kültürün kendine özgü iş ve çalışma anlayışı vardır bundan dolayı iş yerinde kültürlerarası iletişimin önemi gün geçtikçe artmaktadır.

Yönetim ve Kültürlerarası İletişim

Yönetim, örgütlenmiş ilişkilerin amaca uygun sonuç almak üzere yönlendirilmesi ve denetlenmesini içeren bir kavramdır. Devlet yönetimi ise kuralları belirleyen yasama, kuralları uygulayan yürütme ve kuralların uygulanmasını belirleyen yargıdan ibarettir. Aynı devletin siyasal sınırları içinde yaşan bireyler tek bir kültüre mensup değildir ancak aynı siyasal rejimde ve aynı ekonomik düzeyde yaşayan insanların tarihsel ve coğrafi bağları nedeniyle belirli konularda ortak norm, inanç, değer ve davranış örüntülerine sahip olması olağan karşılanmaktadır. Sözü edilen tarihi, bölgesel ve kültürel ortaklıklar ulusal kültürü ortaya çıkarır. Ulusal kültür içinde bütün altkültürler paylaşılır. Aynı zamanda ulusal kültür ulusu oluşturan grupların bütün kültürünü kapsamaz. Kültürel zenginlik bu grupların farklı kültürlerine vurgu yapar. Kültürel çeşitlilik durumu, ülke yöneticilerinin yasama, yürütme, ve yargı görevlerini yerine getirirken kültürel farklılıkları dikkate almadan başarılı olamayacaklarını vurgular. Anadolu topraklarındaki kültürel çeşitlilik Balkan ülkelerinden, Akdeniz adalarından, Orta Doğu’dan, Kafkasya’dan, Orta Asya’dan ve Afrika’dan Anadolu’ya göç edenlerin yanında Selçuklulardan önce de Anadolu’da yaşayan insanların kültüründen de oluşmaktadır. Buna karşın, Türkiye’de kültürlerarasılık durumu ne yasama ne de yürütmede hak ettiği ilgiyi görememiştir.

Kültürlerarasılık sadece ülke gibi büyük ölçekli yönetimlerde değil köyler, kasabalar, semt ve mahalleler gibi küçük ölçekli yönetimlerde de önemli bir kavramdır. Aynı yerleşim yerinde doğmuş olmak yani hemşerilik çoğu durumda etkin bir iletişim aracı olabilmektedir.

Bunun yanında, işletme yönetimi de çalışanlarının ve tüketicilerinin kültürel niteliklerini tanımak zorundadır.