MEDENİ HUKUK I - Bölüm 9: Miras ve Mirasçı Kavramı, Yasal ve İradi Mirasçılar, Şekli ve Maddi Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruf Türleri ve Mirasçılıktan Çıkarma Özeti :

PAYLAŞ:

Bölüm 9: Miras ve Mirasçı Kavramı, Yasal ve İradi Mirasçılar, Şekli ve Maddi Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruf Türleri ve Mirasçılıktan Çıkarma

Miras ve Mirasçı Kavramı, Yasal ve İradi Mirasçılar, Şekli ve Maddi Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruf Türleri ve Mirasçılıktan Çıkarma

Miras Hukukuna İlişkin Temel Kavramlar

Miras hukuku, bir medeni hukuk dalıdır. Bu hukuk dalı, bir gerçek kişi öldüğü veya ölüme denk tutulan ölüm karinesinin gerçekleştiği ya da bu kişinin gaipliğine karar verildiği zaman, yani kişi hak sahibi olma yeteneğini kaybettiği zaman, para ile ölçülebilen bütün hak ve borçlarının geleceğini düzenler.

Miras hukukuna ilişkin hükümler, Medeni Kanunun üçüncü kitabını oluşturmaktadır. Miras hukuku hükümleri aşağıda yer alan iki ana kısma ayrılmaktadır:

  1. Mirasçılar

  2. Mirasın geçmesi

“Mirasçılar” kısmı iki bölüme ayrılmaktadır:

a. Yasal mirasçılar

b. Ölüme bağlı tasarruflar

“Mirasın geçmesi” kısmı ise aşağıda yer alan üç konuya yer vermektedir:

a. Mirasın açılması

b. Mirasın geçmesinin sonuçları

c. Mirasın paylaşılması

Miras hukukuna özgü ünitede yer verilen 3 önemli kavram vardır. Bunlar:

  1. Tereke (Miras)

  2. Mirasbırakan (Muris)

  3. Mirasçı

Tereke (Miras): “Mirasbırakanın ölmesi veya ölümüne denk tutulan gaipliğine karar verilmesiyle mirasçılarına geçen ve parayla ölçülebilen bütün hak ve borçları ile hukuki ilişkilerinin tümüdür.

Mirasbırakan (Muris): Ölmesi, hakkında ölüm karinesinin gerçekleşmesi veya ölümüne denk tutulan gaipliğine karar verilmesiyle mirası, mirasçılarına geçen gerçek kişiye mirasbırakan denir. Mirasbırakanın mutlaka gerçek kişi olması gerekir.

Mirasçı: Mirasın intikal ettiği gerçek veya tüzel kişiye mirasçı denir. Tüzel kişiler mirasbırakan olamamalarına rağmen mirasçı olabilmektedirler. Ancak tüzel kişiler, yasal mirasçı olamazlar, sadece iradi mirasçı olma imkânları vardır.

Yasal Mirasçılar

Medeni Kanununda iki farklı tür mirasçı kabul edilmiştir. Bunlar aşağıdaki gibi sırlanabilir:

  1. Doğrudan doğruya kanundan doğan “yasal mirasçılık”

  2. Miras bırakanın iradesine dayanan “iradi mirasçılık”.

Yasal Mirasçılığın Kaynağı: Bir kanun hükmüne dayanan, kanun koyucu tarafından belirlenen mirasçılığa “yasal mirasçılık” denir. Yasal mirasçılardan bir kısmının mirastan pay almalarını bizzat kanun emretmiştir. Bunların mirasçılıkları mirasbırakanın iradesiyle bertaraf edilemez. Bu tür yasal mirasçıya “saklı paylı (mahfuz hisseli) mirasçı” adı verilir. Mirasbırakanın iradesiyle bertaraf edilemeyen paya da “saklı pay (mahfuz hisse)” denir. Mirasbırakan mirasçının saklı payı dışında kalan kısmı üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.

Yasal mirasçılığı belirleyen dört tür bağ vardır:

a. Kan bağı

b. Evlilik bağı

c. Evlatlık bağı

d. Uyrukluk bağı

Kan Bağına Dayanan Yasal Mirasçılık: Kan bağına dayanan mirasçılık derece (zümre) sistemine göre belirlenir; buna “parantel sistem” denir. Parantel Sistem; yasal mirasçılığın belirlenmesinde kuşakların birbirini takip etmesi esasına dayanan sistemdir. Hukukumuzda yasal mirasçılık üçüncü derecede sona ermektedir.

  • Birinci derece mirasçılar, mirasbırakanın altsoyu,

  • İkinci derece mirasçılar mirasbırakanın ana babasıı ile ana ve babadan üreyen kuşaklardır.

  • Üçüncü derece mirasçılar mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ile onların altsoyudur.

Evlilik Bağına Dayanan Yasal Mirasçılık: Evlilik bağına dayanan mirasçılıkta mirasçılık bağını doğuran husus eşler arasındaki resmi nikâh ilişkisidir. Sağ kalan eşin mirasçı olabilmesi için mirasbırakanın ölümü anında evlilik birliğinin devam ediyor olması gerekir.

Evlatlık Bağına Dayanan Yasal Mirasçılık: Evlatlığın mirasçılığı için mirasbırakanın ölümü tarihinde geçerli bir evlatlık ilişkisinin varlığı yeterlidir. Evlatlık tıpkı altsoy gibi mirasbırakanın birinci derece mirasçıları arasında yer alır.

Uyrukluk Bağına Dayanan Yasal Mirasçılık: Mirasbırakanın ilk üç derecede hiçbir mirasçısı yoksa eşi de kendisinden önce ölmüşse veya bütün mirasçıları mirası reddetmişlerse, mirasbırakan hiçbir kimseyi mirasçı olarak atamamışsa, yani iradi mirasçılık da söz konusu değilse, miras doğrudan doğruya devlete (Hazineye) geçer. Mirasbırakan hangi ülkenin vatandaşı ise, diğer bir ifadeyle hangi ülkeye uyrukluk bağı ile bağlı ise, mirası o ülkeye kalır.

Yasal Mirasçılıkta Derece Sisteminin İşleyişi:

  • Önce gelen bir derecede mirasçı varken, ondan sonra gelen mirasçılar mirasçı olamazlar. Ör: Mirasbırakanın çocuğu veya torunu varken, ana babası mirastan pay alamazlar.

  • Derecenin başı dururken ondan üreyenler mirasçı olamazlar. Ör: Mirasbırakanın çocuğu dururken torunu miras alamaz.

  • Bir derecede bir mirasçı mirasbırakandan önce ölmüşse, torunları halefiyet yoluyla mirasçı olurlar. Ör: Mirasbırakanın oğlu kendisinden önce ölmüşse, torunları halefiyet yoluyla mirasçı olurlar.

  • Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları altsoyudur. Altsoy ne kadar aşağıya inerse insin, mirasbırakana ne kadar uzak olursa olsun, mirasçı olmaları açısından bir sınırlama yoktur.

  • Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın ikinci derece mirasçıları ana ve babasıdır. Ana ve baba mirastan eşit pay alırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları, yani mirasbırakanın kardeşleri, kardeş çocukları alır.

  • Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, büyük ana ve büyük babalarıdır. Bu derecede dört kök başı vardır. Bunlar mirastan eşit pay alırlar.

  • Sağ kalan eşin mirasçılığının sebebini evlilik bağı oluşturmaktadır. Eşin koca veya karı olması mirastan alacağı payı etkilemez. Sağ kalan eş, mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte birini; mirasbırakanın ana ve baba derecesi ile birlikte mirasçı olursa mirasın yarısını; mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte üçünü, bunlar da yoksa mirasın tamamını alır.

Mirasbırakanın İradesine Dayanan Mirasçılık ve Ölüme Bağlı Tasarruflar

Ölüme bağlı tasarruf, bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği hususları bir hukuki işlem ile bildirmesidir. Mirasbırakan ölüme bağlı tasarrufla, iradi mirasçılarını belirleyebilir ve cenaze merasiminin nasıl yapılacağı, terekesinin paylaşımında uyulacak usuller gibi, diğer bazı arzularının nasıl yerine getirileceğini de düzenleyebilir.

Ölüme Bağlı Tasarrufun Anlamı: Ölüme bağlı tasarruflar hukuk dilinde iki farklı anlamda kullanılmaktadır:

  1. Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar (ölüme bağlı tasarruf deyimiyle büründüğü şekil kastedilir)

  2. Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar (bu şekle bürünmüş ölüme bağlı tasarrufun gayesi, muhtevası, konusu ifade edilir)

Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruf ile ifade edilen kişinin son isteklerini hangi şekil altında açıklayabileceği hususudur. Miras hukuku şekilci bir hukuk olup, mirasbırakana son arzularını açıklayabileceği iki farklı seçenek sunulmuştur. Bunlar vasiyet ve miras sözleşmesidir.

Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflardaki bu sınırlamaya karşılık kanun koyucu maddi anlamda ölüme bağlı tasarruf türlerini sınırlamamıştır. Kanuna, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmamak ve konusu imkânsız olmamak koşuluyla istenilen içerik ölüme bağlı tasarruflar bakımından mirasbırakanca kararlaştırılabilir.

Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflarda, mirasbırakana son arzularını açıklayabileceği iki farklı seçenek sunulmuştur:

a) Vasiyet: Vasiyet, mirasbırakanın mirası üzerinde tek taraflı iradesiyle tasarrufta bulunmasını sağlayan şekle bağlı ölüme bağlı tasarruf türlerinden biridir. Tek taraflı hukuki işlem niteliğini taşır. Mirasbırakan vasiyet yoluyla, mirasçı atayabilir, vakıf kurabilir, vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir, mirasın paylaşılma şeklini tayin edebilir. Vasiyet yapabilmek için, ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olmak gerekir. Vasiyetin geçerli olabilmesi için Medeni Kanunumuzun öngördüğü üç şekilden biriyle yapılması gerekir. Bunlar; “el yazısı vasiyet”, “resmi vasiyet” ve “sözlü vasiyet” tir. El yazısı vasiyetname, mirasbırakanın başından sonuna kadar kendi el yazısı ile yazdığı ve imzalamış olduğu vasiyet türüdür. Resmi vasiyetname, TMK. m. 532-537. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmi memur tarafından düzenlenir. Sözlü vasiyete ise sınırlı bir alan tanınmıştır. Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmi veya el yazısı vasiyetname yapamayacak durumdaysa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir

b) Vasiyetten dönme: Medeni Kanunumuz vasiyetten dönmenin üç farklı yolunu düzenlemiştir. Buna göre mirasbırakan her zaman yeni bir vasiyet yaparak ve açık ya da zımni olarak bu vasiyette bir önceki vasiyetten dönme iradesini açıklayarak vasiyetten dönebilir. Diğer bir yol yapılmış olan vasiyetin mirasbırakan tarafından yok edilmesidir. Son olarak da vasiyet ile bağdaşmayan sonraki sağlararası veya ölüme bağlı hukuki işlemler yoluyla da vasiyetten dönmek mümkündür.

c) Miras sözleşmesi: Miras sözleşmesi, iki taraflı hukuki işlem, yani bir sözleşme olduğu için karşılıklı ve birbirine uygun en az iki irade açıklamasını gerektirir. Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve ergin olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir. Vasiyet yukarıda belirtilen üç farklı şekilde yapılabildiği halde miras sözleşmesinin geçerliliği resmi vasiyetname şeklinde yapılmasına bağlıdır.

Maddi anlamda ölüme bağlı tasarrufların bazıları ise şunlardır:

a. Koşula bağlı tasarruflar

b. Yüklemeye bağlı tasarruflar

c. Mirasçı atama

d. Belirli mal bırakma

e. Yedek mirasçı atama

f. Art mirasçı atama

g. Mirastan feragat sözleşmesi

h. Vasiyeti yerine getirme görevlisi atama.

Bu örnekler sınırlı sayıda değildir, daha önce belirtildiği gibi mirasbırakan ölüme bağlı tasarrufun içeriğini belirlemede kural olarak serbestîye sahiptir. Mirastan çıkarma da esasen maddi anlamda ölüme bağlı tasarruf türü olmakla birlikte önemi nedeniyle ayrıca başka bir başlık altında incelenecektir.

Mirasçılıktan Çıkarma

Mirasçılıktan Çıkarma Sebepleri: Mirasçılıktan çıkarma Medeni Kanunun 510 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Yasal mirasçılar için öngörülmüş olan bir yoldur. Hatta kural olarak sadece saklı paylı mirasçılar için geçerlidir. Zira saklı paylı olmayan mirasçıların mirastan çıkarılmasına gerek olmayıp ölüme bağlı tasarruf yolu ile mirastan pay almamaları sağlanabilir.

Hukukta üç grup saklı paylı mirasçı vardır:

  1. Mirasbırakanın altsoyu

  2. Ana ve babası

  3. Sağ kalan eş

Mirasbırakan, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını iki durumda mirasçılıktan çıkarabilir:

  1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,

  2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

Hükümleri: Mirasçılıktan çıkarılan kimse,

a. Mirastan pay alamaz,

b. Tenkis davası açamaz.

Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.

İspat Yükü: Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.

Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.

Borç Ödemeden Aciz Sebebiyle Mirasçılıktan Çıkarma: Koruma Amacıyla Mirasçılıktan Çıkarma: Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.

Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya bu belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine gerçekleştirilen çıkarma tasarrufu iptal olunur.