MİTOLOJİ VE DİN - Ünite 8: Ortadoğu Kökenli Dinler Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 8: Ortadoğu Kökenli Dinler

Giriş

Ortadoğu, Dinler Tarihi araştırmalarında önemli bir konumdadır. Yahudilik, Mecusilik, Sabiilik, Hristiyanlık ve İslamiyet burada ortaya çıkmıştır. Günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlası bu bölgede ortaya çıkan inançlara inanmaktadır. Ortadoğu’nun İnanç çeşitliliği ve kültürel zenginliği tarih boyunca bu inançların birbirlerini dini, siyasi ve sosyal açıdan etkilemelerine de sebep olmuştur.

Yahudilik

Yahudiliğin Tarihçesi: Yahudilik tarihi Hz. İbrahim ile başlatılmaktadır. Hz. İbrahim günümüzde Basra yakınlarında Sümerlilerin bir şehri olan Ur’da doğmuştur. Sümerliler putperestti ve çok tanrılı bir inanca bağlıydılar. Sümer Tanrıları yeryüzünde yaşayan insan suretinde, insanüstü güçlere sahip tanrılardı. Hz. İbrahim’in inandığı ve anlattığı din ise her şeyi gören gözeten, tek ve görünmeyen bir tanrı anlayışını telkin ediyordu.

Hz. İbrahim ve eşi Sare’nin yaşları ilerlemiş olmasına rağmen çocukları olmamıştır. Sare’nin de ısrarı ile cariyesi Hacer ile evlenen Hz. İbrahim’in İsmail adlı ilk çocuğu olmuştur. Aynı dönemde Sare’den de İshak adlı ikinci bir oğlu olmuş, Sare’nin kıskançlığı sebebiyle Hacer ve İsmail Hz İbrahim tarafından Mekke’ye götürülmüştür. Daha sonraki dönemlerde İsmail Arapların atası olmuş, İshak ta Yahudilerin atası olarak kabul edilmiştir.

Tevrat’a göre Yahudilerin nesli İshak’tan itibaren oğlu Yakub ile devam etmiştir. Hz. Yakub İsrail unvanı verilen ve bu yönüyle öne çıkan bir peygamberdir. Bu topluluğa İsrailoğulları denmesinin sebebi de Hz. Yakub’a verilen bu sıfat sebebiyledir. Hz. Yakup’un on iki çocuğu vardır. Bunlardan en çok sevgi beslediği Yusuf’tur. Yusuf Filistin bölgesindeki ailesi ve kavmini Mısır’a almış, sosyal sıkıntılara sebep olan barbar Hiksoslar ile yerli Kıptiler arasında mümbit bir araziye İsrailoğullarını yerleştirmiştir.

Yahudiler Mısırda köle olarak yaşarken Mısır firavunu bir rüya görmüş ve rüyasını kahinlere yorumlatmıştır. Kahinler; yakında İsrailoğulları arasında bir erkek çocuğun dünyaya geleceğini ve bu çocuğun kendisini tahtından indireceğini söylemişlerdir. Firavun bunun üzerine İsrailoğullarından doğan tüm erkek çocuklarının öldürülmesi emrini vermiştir. O yıl doğan Musa’yı annesi ölüm korkusu ile bir sepette Nil nehrine bırakmıştır. Firavunun kızı tarafından bulunan sepetteki sevimli çocuk, dönemin en güçlü imparatorluğunun sarayına alınmış ve firavunun çocuğu ile beraber aynı ortamda yetişmiş, aynı eğitimi almıştır. Bir gün şehirde gezerken Musa, bir Mısırlı ile İsraillinin kavga ettiklerini görmüş ve aralarını ayrıştırmak isterken Mısırlının ölümüne sebep olmuştur. Bunun üzerine Mısır’ı terek etmiş, Medyen’e gitmiştir. Medyen’de Şuayp (Tevrat’ta Yetro) peygamberin yanında uzun yıllar çalışmış, O’nun kızı ile evlenmiştir. Medyen’de iken Musa’ya peygamberlik verilmiş ve kavmini Mısır’dan çıkarması emredilmiştir.

Hz. Musa kavminin başında kırk yıl Sina çölünde peygamberlik yaptı. Görevi süresince Allah’ın vahyettiği ayetlerle On Emir levhalarını özel yapılmış Ahit Sandığı’na koymuştu. Tevrat’ta sık sık vurgulanan Yahudilerin Mısır’a gelmeden önce yaşadıkları Kudüs ve civarı, Arz-ı mevut denilen kutsal topraklara Hz. Musa kavmini götürememiştir. Sina çölünün Filistin’e yakın bölgesinde, Moeb diyarında Hz. Musa yüz yirmi yaşında vefat etmiş ve oraya gömülmüştür. Peygamberliği döneminde Yahudilik itikat, ibadet, ahlak ve hukukla ilgili kurallar açısından tamamlanmıştı.

Hz. Musa’dan sonra kavmin başına geçen Yeşu, İsrailoğullarını kutsal topraklara götürmüştür. Yeşu’dan sonra bir süre lidersiz kalan İsrailoğulları Samuel peygamber ve onun kral tayin ettiği Saul (Talut) döneminde çevrelerindeki yerleşik kabilelerle önemli savaşlar yaptılar. Bu savaşlarda büyük başarı gösteren Hz. Davut, İsrailoğullarının yeniden bir araya gelmesini sağlamış ve Kudüs’ü fethederek krallığını kurmuştur.

Kudüs’teki Moriah Dağı’nda yapılan mabet hem Hz. Süleyman’ın krallığının yönetim merkezi hem de Yahudi dininin ibadet merkezi olarak uzun yıllar faaliyet göstermiştir. Birinci Mabet Dönemi de böylece başlamıştır. İsrailoğulları Hz.Süleyman’ın yönetiminde dönemin en refah toplumu ve en zengin devleti konumuna gelmiştir. Bölgede önemli bir güç, stratejik bir merkez ve zengin bir ülke oluşu düşmanlarını da artırmıştır.

Hz. Süleyman’ın vefatından sonra kuzeyde başkenti Samariye olan İsrail Krallığı ile güneyde başkenti Kudüs olan Yahuda Krallığı olmak üzere devlet ikiye bölünmüştür. Kısa zaman içerisinde İsrail Krallığının başındaki Yerobeam halkın Kudüs mabedine teveccühünü azaltmak için yaptırmış olduğu altın buzağılara tapmalarını istemiş, Tevrat’ın hükümlerini yürürlükten kaldırmış, putperest bir yaşantıyı kurmaya çalışmıştır. MÖ 722 yılında Mezopotamya’da hakim olan Asur İmparatorluğunun saldırısı ile İsrail Krallığı yıkılmıştır. Asur’lular krallığın her tarafını talan etmişler, Yerobeam’ın yaptırdığı mabedi yıkmışlardır.

Yahudiliğin Özellikleri: Yahudiliği diğer dinlerden ayıran bazı özellikler vardır. Bunlar; Kutsal Toprak, Mabet, Seçilmişlik ve Mesih’tir.

Kutsal Toprak ; Hz. Musa’ya Medyen’de Şuayp a.s. yanında iken Allah tarafından verilen peygamberlik görevi esnasında kavmini Mısır’dan çıkarma emri de verilmişti. İsrailoğullarının Tevrat’taki ifadesiyle kölelikten kurtulacakları, zenginlik ve refaha kavuşacakları yer kutsal topraklar (arz-ı mevud) olarak isimlendirilmiştir.

Mabet; Yahudilik mabet merkezli bir dindir. Bu mabet yeryüzündeki herhangi bir mabet olmayıp yeri Tanrı tarafından belirlenen ve Hz. Süleyman döneminde yapılan Kudüs’teki Süleyman Mabedi’dir. Mabedin adı BetHamikdaş’tır. Mabet ibadet merkezi olmanın yanında devletin yönetim merkezi olmuş, Tanrı için kesilen kurbanlar burada sunulmuş Yahudi birliği bu mabet sayesinde sağlanmıştır.

Seçilmişlik; Yahudilere göre Tanrı İbrahim, İshak ve Yakup ile bir ahit yapmış ve onların soyunu kendisi için özel bir millet olarak seçmiştir. Tanrı Tevrat’ı da seçilmiş millet olarak kabul ettiği Yahudilere vermiştir.

Mesih; Hz. Davut ile kurulan kırallık Yahudilerin dini ve sosyal bütünlüğünü sağlamış Yahudiler refah ve huzur içerisinde yaşamışlardır. Asur’lular tarafından yıkılmasından sonra eski günlerin özlemi Babil sürgünü döneminde canlanmış MS 70 yılında Roma’lıların mabedi tekrar yıkması ile de Mesih beklentisi pekiştirilmiş bir duygudur.

Yahudiliğin Diğer Toplumlara Bakışı; Yahudi hukukuna göre Yahudi olmayanlar “Nuhiler” ve putperestler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Nuhi denilen kişiler Hz. Nuh’un getirdiği esasları kabul eden toplumlardır. Yahudilerin gözünde bir Hristiyan veya Müslüman Nuhi kabul edilmektedir.

Yahudilikte İbadet; Yahudilikte sabah, öğle ve akşam yapılan günlük ibadetlerin yanında cumartesi günleri Sinagogda yapılan haftalık ibadetleri ve Yom Kippur (tövbe günü) da yapılan yıllık ibadetler vardır. İbadet esnasında Kudüs’e dönülür. İbadet (Amida) kıyama benzer bir duruş ve dua okumaktan ibarettir. Yahudilikte ibadet ferdi olarak evlerde gerçekleştirilir. Toplu ibadetler ise on iki yaşını geçmiş en az on kişinin bulunduğu Sinagoglarda yapılır.

Günümüzde Yahudi Mezhepleri: Günümüzde Yahudiliğin önde gelen mezhepleri dört tanedir. O rtodoks Yahudilik, Muhafazakar Yahudilik, Reformist Yahudilik ve Rekonstrüksiyonist (yeniden yapılanmacı) Yahudilik.

Yahudiliğin Kutsal Metinleri: Yahudiliğin Tanrı tarafından Tur dağında Hz. Musa’ya verilen On Emir’in bulunduğu levhalar ile Hz. Musa’nın bir araya getirdiği vahiylerin bulunduğu ahit sandığı Sina çölünde iken ibadet çadırının bir köşesinde ayrı bir bölümde korunmuştur.

Mecusilik

Mecusiliğin Tarihçesi: Mecusilik İran ve çevresinde eski dönemlerde ortaya çıkmış ve yayılmış bir dindir. Aslında İran dini durumu ile Hint dinleri arasında paralel birçok husus vardır. Arilerin İran üzerinden Hindistan’a gittikleri söylenmektedir. Hinduizm’in kutsal metni Vedalar ile Mecusiliğin kutsal metni Avesta arasındaki paralel anlatımlar bu yakınlığı ortaya koymaktadır. Mecusilik için batılı araştırmacılar Zerdüştilik demektedirler. Ateşe tapanlar olarak ifade edilir. Mecusi terimi aslen Zerdüşt anlamına gelmektedir. Zerdüşt, bu dinin kurucusunun adıdır.

Mecusiliğin Özellikleri: Mecusilik’te iki Tanrı anlayışı vardır. Başlangıçta Ahura Mazda iyilik ve kötülükle bağlantılı her şeyi yaratan, gözeten ve kollayan bir konumda iken Ahura Mazda’ya iyiliklerin yaratıcısı anlamında Hürmüz, kötülüklerin ve dünyadaki bütün fenalıkların yaratıcısı olarak ta Ehrimen,Tanrı olarak kabul edilmiştir. Oysa kutsal metinleri Gatha’larda Ahura Mazda tek Tanrı olarak ifade edilmektedir. Ahura Mazda önceleri manevi bir nur olarak kabul edilirken Zerdüşt’ten sonra bu nur ateş olarak tasavvur edilmiş ve ateş kültü Mecusilik’te gelişmiştir.

Mecusiliğin Kutsal Metinleri: Mecusiliğin kutsal kitabı Gathalar ve Avesta’dır. Gathalar, Avesta’nın en eski bölümüdür. Gatha temiz ve pak şarkılar demektir. Zerdüşt’e ait olduğu hemen hemen tüm araştırmacılar tarafından kabul edilen Gathaların bir bölümü Avesta’nın içerisinde yer almaktadır. Avesta üzerine yapılan yorumlara Zend denilmiştir. MS 8. asırda din adamları tarafından yapılan bu yorumlar Avesta ile birleştirilmiştir. Yorumların da bulunduğu kitaba Zend Avesta denilir.

Sabiilik

Sabiiliğin Tarihçesi: Sabiilik Ortadoğu kökenli bir inançtır. Fakat Sabiilerin inançlarının bölgede var olan kültürlerle karışmış olması araştırmacıların zaman zaman yanlış yorumlamalarına neden olmuştur. Sabiiler için bazı kaynaklarda yıldıza tapanlar oldukları söylenilir. Bu konu İslam kaynaklarında özellikle tefsirlerde en çok vurgulanan husustur. Bir diğer husus Sabiilerin köken olarak Babil’deki büyü ve sihrin de hakim olduğu bir inançla bağlantılı oldukları görüşüdür. Bu görüşlerin temelinde Harranlılar bulunmaktadır.

Harranlılar tarihte yıldıza tapan bir topluluktur. Günümüzde Urfa ile Halep şehirleri arasındaki bir bölgede yaşamış olan topluluğun inanç geçmişi çok eski yüzyıllara kadar ulaşmaktadır. Yıldıza tapma yanında büyüsel ve sihirsel faaliyetler günlük yaşantılarında büyük öneme sahiptir.

Sabiiliğin Özellikleri: Sabiilerin dinsel anlayışları tümüyle gnostik düalizm temeline dayanmaktadır. bu ikili anlayışta, bir yanda “ışık evreni” , diğer yanda ise “karanlık evreni” bulunmaktadır. Işık Evreni’nin yöneticisi, “ Yüce Hayat ”, “ Kudretli Ruh ” ya da “ Yüceliğin Efendisi ” gibi niteliklerle de adlandırılır. Işık kralı’nın, en üstün niteliklere sahip ve tüm noksan sıfatlardan uzak bulunduğuna inanılır. Düalizmin diğer yönünü oluşturan karanlık evreni de benzer bir yapılanmaya sahiptir. Bu evrenin başında, bir adı da “büyük canavar” olan Karanlık Kralı bulunur. O, kötülüklerin yaratıcısı ve yayıcısıdır. Karanlık evreni yokluk, eksiklik ve düzensizliği simgeleyen “ kaos ” ilkesi tarafından yaratılmıştır.

Sabiilerin İnançları içerisindeki Hayat, Ruh ve Peygamberlik anlayışı onların diğer inançlardan farklılıklarını ortaya koymaktadır. Sabiilere göre hayat, bütün varlıklardan, kutsal sudan, ışıktan ve nurdan önce vardır ve her şey onun tarafından yaratılmıştır. Sabiilerin peygamberlik anlayışı Hz. Yahya’yı Peygamber kabul etmeleri ile bağlantılıdır. Onlar Yahudiliği bozuk bir inanç, Hristiyanlığı sapık bir din olarak görürken Hz. Musa ve Hz. İsa’yı da peygamber olarak kabul etmemektedirler. Sabiilerde ibadet öncesi su ile temizlik yapılmaktadır. Bu sebeple Sabiilerin mabetleri nehir kenarlarında yapılmışlardır. Mabedin ortasında devamlı akan bir havuz bulunur. Üç türlü temizlikleri vardır. Masbuta, Rişama ve Tamaşa’dır.

Sabiiliğin Kutsal Metinleri: Sabiilerin zengin bir kutsal kitap koleksiyonu vardır. Kutsal metinlerinin yaratılışta Tanrı tarafından Adem’e verildiğine inanırlar. Yapılan incelemeler, bu metinlerin genellikle MS 2-3. Yüzyıllarda derlendiğini ortaya koymuştur. Sabiiler’in kutsal metinleri Aramice’nin lehçelerinden biri olan Mandeence ile yazılmıştır. Günümüzde Arapça konuşan Mandeenler, bu dili sadece ibadet dili olarak kullanırlar. Mandeence’yi okuyup yazabilme ayrıcalığı yalnızca din adamlarına aittir. Kutsal metinlerin en önemlileri üç ayrı kitaptır: “Ginza”, “Draşia d’Yahya” ve “Qolasta”.

Hristiyanlık

Günümüzde dünya üzerinde nüfusu en kalabalık olan din Hristiyanlıktır. Filistin bölgesinde doğmuştur. Fakat bugün Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya da yaklaşık 1,8 milyar nüfusa sahiptir. Hristiyan kelimesi İbranice, “Maşiah” karşılığında Grekçe, “Hıristos” kelimesinden gelmektedir. “Yağlanarak kutsanmış” anlamındadır.

Hristiyanlığın Tarihçesi: Hz. İsa böyle bir ortamda gelmiş bir Yahudi’dir. O’nun doğuşu dünyada her şeyin bir sebep sonuç ilişkisi içerisinde olduğu anlayışına sahip olan Yahudiler tarafından kabul edilememişti. İsa, bir mucize olarak Bakire Meryem’in babasız bir şekilde hamile kalışı sonrasında dünyaya gelmiş dönemin tüm anlayışlarını alt üst etmiştir. Hz. Meryem’i Yahudiler iffetsizlikle suçlamışlardır. Fakat Hristiyanlar ve Müslümanlar ufak ayrıntılar dışında O’nun hamile kalışı ve İsa’nın doğumu ile ilgili hususlarda aynı yaklaşımı göstermektedirler.

Hz. İsa’nın tebliğe ne zaman başladığı net olarak bilinmemektedir. Fakat O’nun mesajları sadece Yahudilere değil, tüm insanlığadır. Hz. İsa kendisinden önceki Yahudi peygamberleri gibi topluma gerekli uyarıları yapmış ve etrafında bir cemaat oluşturmuştur. Yahudilerden O’na inanan bu ilk guruba Havariler denilmektedir. Hristiyanlık, kısa bir süre sonra Yahudi olmayanların arasında da yayılmıştır. Burada en büyük gayret Pavlos’a aittir. Yahudilerin ibadet ve geleneklerine uyum sağlayamayan ve Hristiyanlığı benimseyen putperest kökenli kişilerle Yahudiler arasındaki problemler artmıştı. Yahudilikten Hristiyanlığa gelenler örf ve adetlerinde taviz vermemişler, Yahudilikteki uygulamaları aynen devam ettirmişlerdir. Bunlara YahudiHristiyan (Judeo-Cretien) topluluk denilmiştir.

381 yılında İmparator Teodosius döneminde İstanbul’da gerçekleştirilen I.İstanbul konsilinde de Tanrısal üçlüğün üçüncüsü olan Kutsal Ruh kavramı kabul edilmiş ve böylece Teslis akidesi Baba-Oğul- Kutsal Ruh şeklinde tamamlanmıştır. 395 yılında Roma İmparatorluğunun doğu ve batı olmak üzere ikiye bölünmesinden sonra İstanbul ile Roma kiliseleri arasında dini ve siyasi liderlik tartışmaları da başlamıştır. Batı Roma İmparatorluğunun zayıflaması ile Papa, batı dünyasının dini ve siyasi lideri konumuna gelmiştir.

Hristiyan kiliselerindeki diğer önemli bölünme 1054 tarihinde gerçekleşmiş, temelde iki farklı kültürden gelen İstanbul Kilisesi “Rum Ortodoks Kilisesi” adı ile Roma Kilisesi ise “Latin Katolik Kilisesi” adı ile birbirinden ayrılmıştır. Kiliselerdeki bu ayrılık yönetimlerin kabullenemediği bir husus olmuştur. Buna dönemin sosyal ve siyasi krizleri de eklenince Katolik Kilisesi çözümü Haçlı seferlerini desteklemekte bulmuştur. 12 ve 13. yüzyıllarda gerçekleştirilen ve Kudüs’ü kurtarma sloganı ile hareket eden Batı dünyası İstanbul’da bir Latin devleti, Antakya ve Kudüs çevresinde de Latin kontlukları kurmuştur.

16. yüzyılın başında bir Alman rahibi olan Martin Luther tarafından Katolik Kilisesinin yanlışlarını düzeltmek için başlatılan hareket kısa zamanda tüm Avrupa’ya yayılmış Fransa’da Jean Calvin, İsviçre’de Huldrich Zwingli tarafından desteklenmiştir. Katolikler tarafından kendilerini protesto eden bu yeni harekete Protestanlık denilmiştir. Katolik Kilisesi bu reform hareketine tepkisiz kalmamış ve bir karşı reform hareketi başlatmıştır. Fakat bu da birlik açısından başarılı olamamıştır.

Hristiyanlığın Özellikleri: Hristiyanlığın da her dinde olduğu gibi kendine ait bazı özellikleri vardır. Bunlar Kilise, Sakramentler, Mesih anlayışı gibi kavramlarıdır.

Kilise; Kilise, Grekçe Eclesia kelimesinden gelmekte topluluk, cemaat anlamları taşımaktadır. Hristiyanlığa göre Hz. İsa’nın yolunu benimseyenleri ifade eder. Başlangıçta ilk Hristiyanlar arasında kilise kelimesi mabetten çok topluluğu ifade için kullanılmıştır.

Sakramentler; Sakrament inancın göstergesi için yapılan dinsel törenlere verilen isimdir. Hristiyanlara göre İsa yaşamaya devam etmektedir. Onun görünmeyen eylemleri Sakramentlerin yapılmasıyla anlaşılır. Hristiyan bir kişi Sakramentlere katıldığı takdirde Tanrı’nın lutfuna ulaşır. Hristiyan mezheplerinin hepsi bu Sakramentlerden ilk ikisini yani; Vaftiz ve Evharistiya’yı kabul etmektedirler. Mesih; Mesih fikri Hristiyanlığın Yahudilikten aldığı bir kavramdır. Hristiyanlar Yahudilerin beklediği Mesih’in İsa olduğunu iddia etmektedirler. Mesih olan İsa, insanları günahlardan kurtarmak için kendini çarmıhta feda etmiş ve göğe yükselmiştir. Kıyamete yakın bir zamanda O, tekrar dünyaya gelecek, Tanrısal kırallığı yeniden kuracaktır.

Hristiyanlığın Diğer İnançlara Bakışı ; Hristiyanlık için Yahudiliğin önemli bir yeri vardır. Zira Hz. İsa Yahudi soyundan gelmiştir. İlk Hristiyanlar Yahudi asıllıdır ve Yahudi kutsal metinleri Hristiyanların da kabul ettikleri kutsal metinleridir. Hristiyanlığın gelişi ile Yahudiliğin iptal edildiğini, Yahudilerin Hristiyanlığa girerek kurtuluşa erebileceklerini söylerler. Bu konuda şu iddialarda bulunurlar, eski ahitte geleceği bildirilen Mesih, haça gerilen Mesih İsa’dır. İsa’nın haça gerilmesinin cezası olarak Kudüs’teki Süleyman mabedi yıkılmıştır. Yahudilerin seçilmişliği, onların işledikleri günahlar sebebiyle Hristiyanlara geçmiştir. Hristiyanların İslam’a bakışı Yahudiliğe bakışlarından farklıdır. Zira Hristiyanlıktan sonra farklı bir coğrafi ortamda ortaya çıkan İslam, Yahudilik ve Hristiyanlıktan bağımsız gelişmiştir.

Hristiyanlığın Kutsal Metinleri: Hristiyanlığın kutsal kitabı “Kitabı Mukaddes” olarak isimlendirilir. Kitabı Mukaddes Yahudilerin Tanah dedikleri Hristiyanların eski ahit olarak isimlendirdikleri 39 kitap ile Tanrı’nın insanlığa karşı sevgisi neticesinde yeniden gerçekleştirdiği yeni ahit metinlerinden oluşmaktadır. Yeni Ahit 27 bölümden oluşmaktadır. Bunun ilk dördü İnciller, Pavlos’un yazmış olduğu Resullerin işleri ile 21 mektup ve vahiy bölümlerinden oluşmaktadır. Hristiyanlar dört İncil’den ilk üçüne muhteva açısından benzerlikleri sebebiyle “Sinoptik” İnciller demektedirler.

İslâmiyet

İslam kelimesi sözlükte itaat etmek, boyun eğmek, bağlanmak, bir şeye teslim olmak anlamlarına gelir. Müslüman ise, Allah’a teslim olup ona itaat eden Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği her şeyi benimseyen ve bunu yaşantısında gösteren kişiye verilen isimdir. İslamiyet Ortadoğu kökenli bir dindir. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 1,3 milyar inananı ile her kıtada yaygın olan bir dindir.

İslamiyet’in Tarihçesi: İslamiyet 7. yüzyılın başında Arabistan’da doğmuştur. Arap yarımadasındaki yerleşim yerleri arasında kavşak konumunda bulunan Mekke Mö. 19. yüzyılda Hz. İbrahim’in eşi Hacer ve oğlu İsmail’i getirdiği ve Kabe’yi inşa ettiği bir şehirdir.

İslam’ın ortaya çıktığı dönemde Arabistan ve çevresinde savaş, haksızlık, mezhep çatışması, kan davaları, kabilecilik anlayışları vb. olaylar yaygınlaşmıştı. Yanlış yorum ve uygulamalar sebebiyle peygamberlerin tebliğ ettiği dinler bozulmuş, yeniden canlandırılması gerekmiştir. Allah, bunun için Arap toplumundan bir peygamber seçmişti. Bu son peygamber Hz. Muhammed’di.

Hz. Muhammed 571 yılında Mekke’de dünyaya geldi. Doğmadan önce babasını, altı yaşında iken de annesini kaybetti. Küçük yaşta yetim ve öksüz kalan Hz. Muhammed’i dedesi Abdülmuttalip vefatına kadar himaye etmiş daha sonra amcası Ebu Talip gençliğinde O’nun ticaretle meşgul olmasında ön ayak olmuştur. 25 yaşında iken Hz. Hatice ile evlenmiştir. Hz. Hatice’den altı çocuğu olmuştur.

Hz. Muhammed kendisine peygamberlik görevi gelmeden önce sevilen ve güvenilen bir kişidir. Bundan dolayı Mekke’liler O’na el-Emin (güvenilen kişi) sıfatını vermişlerdi. O, peygamberlik öncesinde tefekkür etmek amacıyla zaman zaman Mekke’de bulunan Hira mağarasına gidiyordu. 610 yılında bir gün bu mağarada iken O’na “Oku!” emriyle ilk vahiy geldi. Cebrail aracılığıyla gelen bu ilk vahiy ile peygamberliği başlamıştı. Hz. Muhammed başından geçenleri eşi Hz. Hatice’ye anlattı. Hz. Hatice O’na iman ederek ilk Müslümanlardan oldu. Ardından Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir ve Zeyd bin Harise İslamiyet’e girdi, İslam hızla yayılmaya başladı. İslamiyet Hz. Muhammed’e 23 yılda gelen vahiyle tamamlandı.

İslamiyet’in Özellikleri : İslamiyet Hz. Muhammed’in peygamberliği ile tamamlanmış ve son şeklini almıştır. Kutsal kitabı Kuranı Kerimde belirtilen özellikleri şu şekildedir:

İslam’ın inanç ilkeleri ve iman esasları Kuran’da belirtilmiştir. İslam inanç ilkelerinin başında Allah’a iman gelir. İslam Allah’ın varlığı ve birliğini vurgular. İslam’da peygamberler dahil hiçbir insan olağanüstü ilahi özellikler taşımaz. Bu yönüyle hiçbir varlık mutlak manada mükemmel olamaz. Mükemmel olan sadece Allah’tır. İslamiyet’te ruhbanlık yoktur. İslam din adamları sınıfını kabul etmez. Bu konuda Kur’an’da Hristiyanlar eleştirilmiştir. İslam, insanla Allah arasına aracı girmesini de kabul etmez. Herkes Allah’a doğrudan ulaşabilir ve iyi amelleriyle Allah’ın rızasını kazanabilir. İslam dini bütün insanları doğuştan hür ve günahsız kabul eder. Günah ve sevap kavramları insanları ergenlikleri sonrasında hür iradeleriyle elde ettikleri kazanımlardır.

İslamiyet’te iman esasları arasında kurtarıcı bir Mesih inancı bulunmaz. İslam’ın ibadet anlayışı kişinin bütün hayatını kapsayan bir olgudur. Müslüman’ın çalışması, uyuması, yemesi ve yürümesi gibi bütün davranışları ibadet olarak değerlendirilir. İbadetlerde asıl olan şey imanla birlikte niyet, ihlas ve takva ile ifade edilebilecek samimiyettir. İslam’da ahirete iman, iman esaslarındandır. Kuranda birçok yerde Allaha iman ile birlikte zikredilmesi ahrete imanın önemli oluşundandır. Ahiret alemi; mahşer, cennet ve cehennemden oluşmaktadır. Mahşer, kıyamet koptuktan sonra bütün insanların toplandığı yerdir.

İslamiyet’in Kutsal Metni: İslamiyetin kutsal metni Kuranı Kerim’dir. Kuran temel kaynaktır. İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak esasları Kuran’a dayanır. Kuran tek kutsal metin, ilahi kitaptır. Hz. Muhammed’e 610-632 yılları arasında nazil olmuştur. Kuran ayetleri Hz. Muhammed zamanında yazılı ve sözlü olarak korunmuş vefatından hemen sonra Hz. Ebu Bekir döneminde kitap haline getirilmiş, Hz. Osman zamanında çoğaltılarak Müslümanların istifadesine sunulmuştur. Kuran günümüze kadar hem yazılı olarak hem de ezberleme yolu ile peygamber dönemindeki orijinal hali bozulmadan ve değiştirilmeden gelen son ilahi kitaptır. 114 sureden meydana gelen Kuran ayetlerinin sayısı 6236’dır.