MUHASEBE VE HUKUK - Ünite 2: Muhasebe Hukuku ve Temel İlkeler Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 2: Muhasebe Hukuku ve Temel İlkeler

Muhasebe - Hukuk İlişkisi

Muhasebe ile hukuk her zaman iç içe geçmiş bir ilişki içindedir. Bazı durumlarda hukuki bir olayın karara bağlanması için muhasebe verileri kullanılabilirken, bazı durumlarda da yasalar muhasebeyi yönlendirir ve ona şekil verir. Muhasebe verilerinin hukuki bir olayda dikkate alınabilmesi için muhasebe verilerinin kanıt gücüne sahip olması aranır. Kanıt gücüne sahip olma durumun da yasaların istediği bazı özelliklerin muhasebe kayıtlarında varlığı aranır. Muhasebede tutulan kayıt, defter ve belgelerin kanun karşısında kanıt olarak kullanılabilmesi için yasalarda öngörülen asgari koşulları taşıması gerekir. Bu koşulları taşımayan kayıt ve belgeler hukuki olayın aydınlatılmasında ve karara bağlanmasında kanıt olarak kullanılamaz. Bu konuda karşımıza iki önemli kanun çıkmaktadır: 1) Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 2) Vergi Usul Kanunu (VUK). Muhasebe defter ve belgelerinin taşıması gereken özellikler TTK’nın 64-83. Maddelerinde düzenlenmiştir. Bu özellikleri taşımayan muhasebe kayıtları kanun karşısında kanıt olarak kullanılamaz. Belgeler konusu ise, VUK’un 227. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

Ticari İş; TTK’ nın 3. Maddesine göre “Bu kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir”. Kanuna göre ticari işlerde uygulanacak kurallar üç grupta toplanabilir:

  • Ticari Hükümler
  • Ticari Örf ve Âdetler
  • Genel Hükümlere

Öncelikle bir ticari iş hakkında kanunlarda özel hüküm varsa o hüküm uygulanır. Mahkeme, hakkında ticari bir hüküm bulunmayan ticari işlerde, ticari örf ve âdete göre, bu da yoksa genel hükümlere göre karar verir.

Ticari İşletme; TTK’ nın 11. Maddesine göre ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.

Ticari İşletmeler Türk Hukuk Sistemine göre temel olarak üç Kanunun hükümlerine tabidirler. Bunlar; (a) Borçlar Kanunu, (b) Türk Ticaret Kanunu ve (c) Sermaye Piyasası Kanunudur. Ayrıca Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Vergi kanunları da işletmeleri yakından ilgilendirmektedir.

Muhasebe Meslek Hukuku

Ülkemizde muhasebe mesleğine ilişkin ilk yasal düzenleme 13 Haziran 1986 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 3568 Sayılı Kanundur. Daha sonra 26 Temmuz 2008 tarihinde 5786 Sayılı Yasa ile de bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu kanunda ana hatları ile aşağıdaki konular düzenlenmiştir:

  • Muhasebe Mesleğinin Konusu ve Kapsamı,
  • Mesleğe Giriş Koşulları,
  • Meslek Unvanları,
  • Meslek Mensuplarına Uygulanacak Disiplin Cezaları ve
  • Meslek Örgütünün Yapısıdır.

Muhasebe Mesleğinin Konusu ve Kapsamı; Muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu Kanunun 2/a Maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Buna göre aşağıda sayılan işleri; bir işyerine bağlı olmaksızın yapanlara serbest muhasebeci mali müşavir (SMMM) denir. SMMM’ler gerçek ve tüzelkişilere ait teşebbüs ve işletmelerin;

  • Genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve ilgili yasalar gereğince;
  • Defterlerini Tutmak,
  • Bilançolarını Düzenlemek,
  • Kâr-Zarar Tablosunu Düzenlemek,
  • Beyannamelerini ve Diğer Belgelerini Düzenlemek ve Benzeri İşleri Yapmak.

Yeminli mali müşavirlik mesleğinin konusu ise, muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik, muhasebe, finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak.

Meslek Unvanları; Kanuna göre muhasebe mesleğini yürütecek olan kişilerin alabileceği unvanlar (i) Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) ve (ii) Yeminli Mali Müşavir (YMM) olmak üzere iki başlık altında ele alınmaktadır.

Mesleğe Giriş Koşulları; Muhasebecilik ve mali müşavir olabilmenin genel ve özel şartları Kanunun 4. Maddesinde sayılmıştır. Buna göre meslek mensubu olabilmenin genel şartları şunlardır:

  • T.C. vatandaşı olmak (yabancı serbest muhasebeci mali müşavirler hakkındaki hüküm saklıdır),
  • Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmak,
  • Kamu haklarından mahrum bulunmamak,
  • Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak,
  • Ceza veya disiplin soruşturması sonucunda memuriyetten çıkarılmış olmamak ve
  • Meslek şeref ve haysiyetine uymayan durumları bulunmamak.

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Sınavı: Kanunun 7. Maddesine göre serbest muhasebeci mali müşavirlik sınavı Birlik (Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği - TÜRMOB) tarafından yazılı olarak yapılır. Sınav Komisyonu 7 üyeden oluşur. Üyelerin 2’si Maliye Bakanlığını temsil eder. Diğer 3 üye Yüksek Öğretim Kurulunca teklif edilecek 5 aday arasından, diğer 2 üye ise Birlikçe teklif edilecek 4 üye arasından Maliye Bakanı tarafından seçilir.

Yeminli Mali Müşavir Olabilmenin Özel Şartları: Kanunun 7. Maddesine göre yeminli mali müşavir olabilmek için aranacak şartlar şunlardır:

  • En az 10 yıl serbest muhasebeci mali müşavirlik yapmış olmak,
  • Yeminli mali müşavirlik sınavını vermiş olmak,
  • Yeminli mali müşavir ruhsatını almış olmak.

Meslek Mensuplarına Uygulanacak Disiplin Cezaları; Meslek mensuplarına uygulanacak disiplin cezaları Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliği' nde düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğin 4. Maddesinde disiplin cezası türlerine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre uyarma, kınama, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma, yeminli sıfatını kaldırma ve meslekten çıkarma cezaları verilebilecektir.

  • Uyarma: Meslek mensubuna ve aday meslek mensubuna, mesleğin yürütülmesinde daha dikkatli davranması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
  • Kınama: Meslek mensubuna ve aday meslek mensubuna, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
  • Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma: Mesleki sıfatı saklı kalmak koşuluyla altı aydan az, bir yıldan fazla olmamak üzere, mesleki faaliyetten alıkoymadır.
  • Yeminli sıfatını kaldırma: Yeminli Mali Müşavirin yeminli sıfatının kaldırılması ve mührünün geri alınmasıdır.
  • Meslekten çıkarma: Meslek mensubunun ruhsatnamesinin geri alınarak bir daha mesleği yürütmesine izin verilmemesidir.

Uyarma Cezası; Uyarma cezası aşağıdaki durumlarda uygulanır:

  • Müşterilerin işlerine karşı, kayıtsız ve ilgisiz kalınması,
  • Birlikçe yayımlanan, genelge ve yönerge hükümlerine aykırı olarak, meslek disiplinini bozucu hareketlerde bulunulması,
  • Aday meslek mensubunun, mesleğin vakar ve onuru ile bağdaşmayan işler yapmasına neden olunması veya bilerek izin verilmesi veya bu eyleme göz yumulması,
  • Diğer meslek mensubu hakkında, ilgili kuruluşlara asılsız ihbar veya şikayette bulunulması,
  • Yasal düzenlemelere uygun tabela asılmaması,
  • Müşteri bildirim listelerinin odaya verilmemesi,
  • Kanun ve Yönetmeliklerde öngörülen sosyal sorumluluk hükümlerine uyulmaması,
  • En az iki kez yazı ile istenmesine rağmen, oda aidat borçlarının haklı gerekçe olmaksızın ödenmemesi,
  • Adres değişikliklerinin, Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak süresinde bildirilmemesi,
  • Mesleğin yürütülmesi esnasında; görevi ile ilgisi olmayan konularda, çıkar çatışmalarına taraf olunması,
  • Yukarıda sayılanlar dışında, mesleğin vakar ve onuruna aykırı davranışlarla, görevin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunulması.

Geçici Olarak Mesleki Faaliyetten Alıkoyma Cezası; Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası aşağıdaki hallerde uygulanır:

  • Üç yıllık bir dönem içinde kınama cezası gerektiren hallerin ve eylemlerin yinelenmesi,
  • Çalışanlar listesinde kayıtlı bulunan meslek mensuplarınca sahip olunan unvanla Kanunun 2. Maddesinde yer alan işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilere bağlı ve onların işyerlerine bağımlı olarak açık veya gizli hizmet sözleşmesi ile çalışılması,
  • Meslek mensuplarınca mesleği yapmaları yasaklanmış kişilerle işbirliği yapılması,
  • Ticari faaliyet yasağına uyulmaması,
  • Meslek mensuplarınca, beyanname ve bildirimlerin imzalanması ve denetimi ile ilgili yasal düzenlemelerdeki ilke ve kurallarla, ilan olunmuş norm ve standartlara kasten aykırı davranılması veya beyanname imzalama yetkisinin kasten gerçeğe aykırı olarak kullanılması,
  • Yeminli Mali Müşavirlerce, tasdike ilişkin yasal düzenlemelerdeki ilke ve kurallarla, ilan olunmuş norm ve standartlara kasten aykırı davranılması veya tasdik yetkisinin kasten gerçeğe aykırı olarak kullanılması.

Yeminli Sıfatını Kaldırma Cezası; Yeminli Mali Müşavirlerin, mükerrer şekilde, tasdike ilişkin yasal düzenlemelerdeki ilke ve kurallarla, ilan olunmuş norm ve standartlara kasten aykırı davrandıklarının veya tasdik yetkilerini mükerreren kasten gerçeğe aykırı olarak kullandıklarının anlaşılması ve bu durumun mahkeme kararı ile kesinleşmesi halinde, Yeminli sıfatını kaldırma cezası verilir ve mührü geri alınır.

Meslekten Çıkarma Cezası; Meslekten çıkarma cezası aşağıdaki hallerde uygulanır:

  • Beş yıllık dönem içinde iki defa mesleki faaliyetten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasından sonra bu cezayı gerektiren eylemin yeniden işlenmesi,
  • Mesleğin yürütülmesi sırasında, meslek dolayısıyla işlenen suçlardan dolayı ağır hapis cezası ile cezalandırılmış olunması,
  • Meslek mensuplarının kasten vergi ziyaına sebebiyet verdiklerinin mahkeme kararı ile kesinleşmesi,
  • Meslek ruhsatnamesinin bir başkasına kiraya verilmesi veya herhangi bir şekilde bir başkasına kullandırılması,
  • Başka meslek mensuplarının ad ve unvanları kullanılarak, beyanname düzenlenmesi ve imzalanması, Meslek mensuplarının Kanunun 4. Maddesindeki koşulları taşımaması veya bu koşulların sonradan kaybedilmesi.

Aday Meslek Mensuplarının Disiplin Esasları; Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Serbest Muhasebecilik Staj Yönetmeliği uyarınca, Kanunun ve bu Yönetmeliğin meslek mensupları hakkında düzenlemiş olduğu disiplin esasları “aday meslek mensuplarına” da uygulanır.

Disiplin Cezalarında Farklı Uygulama; Üç yıllık bir dönem içinde iki veya daha fazla disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan meslek mensubuna her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanabilir. Ancak, disiplin cezası kesinleşip ilgiliye bildirildikten sonra, aynı cezayı gerektiren bir eylemin yinelenmesi durumunda bir üst ceza uygulanır.

Disiplin Cezalarının Uygulanması; Disiplin cezaları kesinleşme tarihinden itibaren ilgili oda yönetim kurulu başkanlığınca uygulanır. Oda disiplin kurulu kararlarının birer onaylı örneği, karar tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Birlik Disiplin Kurulu Başkanlığına gönderilir.

Uyarma ve kınama cezaları hariç diğer disiplin cezaları; Maliye Bakanlığı ile diğer ilgili kurum ve kuruluşlara duyurulur. Duyuru yapılan ilgili kurum ve kuruluşlar gerekli önlemleri alırlar. Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma, meslekten çıkarma ve yeminli sıfatını kaldırma cezaları; Resmi Gazete ve yöresinde uygun araçlarla ilan olunur. Disiplin cezaları, meslek mensubunun dosyasında saklanır.

Disiplin Cezaları İle İlgili Yasaklara Uymama; Meslekten çıkarılanlar, yeminli sıfatı kaldırılanlar ve geçici olarak mesleki faaliyetten alıkonulanlar; bu yasakların gereklerini derhal yerine getirirler. Bu gerekleri yerine getirmeyenler hakkında odalar veya Birlik tarafından Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulur.

Meslek Örgütünün Yapısı; Muhasebe meslek mensupları illerde Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası ve/veya Yeminli Mali Müşavirler Odası adı altında örgütlenmişlerdir. Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirlere ait bütün Odaların katılacağı Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) kurulmuştur. TÜRMOB, kısaca birlik olarak ifade edilir. Birlik, tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur. Birliğin merkezi Ankara’dadır. Birlik kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamaz.

Temel Muhasebe Varsayımları

Her bilim alanında olduğu gibi muhasebe de belli kabullerden hareket eder. Bu kabuller o alanın en geniş şekilde çerçevesini çizerler. O alanda yapılan her şey bu kabullerin dışına (özel durumlar hariç) çıkamaz. Fizikteki “yer çekimi”, matematikteki “sıfır bir doğal sayıdır”, hukuktaki “suçu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur” kabulleri örnek olarak verilebilir. Fizikte her olay ve olgu yer çekimi prensibi etrafında incelenir. Matematikte tüm sayı sistemleri sıfırın bir doğal sayı olduğu kabulünden yola çıkarak şekillenmiştir. Hukuk sistemleri suçu kanıtlanmamış herkesi suçsuz sayar.

İşletmenin Sürekliliği; İşletmeler kurulurken sonsuza dek faaliyetlerine devam edecekleri varsayımına göre kurulurlar. İşletmelerin finansal tabloları normal olarak işletmenin devamlılığı ve öngörülebilir bir gelecekte de faaliyetlerini sürdüreceği varsayımına dayanılarak hazırlanırlar.

Tahakkuk Esası; İşlemlerin ve diğer olayların etkisi, nakit veya nakit benzerleri alındığında veya ödendiğinde değil, bu işlem ve olaylar olduğu zaman tahakkuk ettirilir ve ilgili oldukları dönemin muhasebe kayıtlarına kaydedilerek o dönemin finansal tablolarında raporlanırlar. Tahakkuk esasına göre hazırlanan finansal tablolar, kullanıcıları, sadece geçmişteki nakit tahsilatlar ve nakit ödemelerle sonuçlanan işlemler hakkında değil, gelecekte nakit ödemesi gerektirecek mevcut yükümlülükler ve gelecekte nakde dönüşecek mevcut kaynaklar hakkında da bilgilendirir.

Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri

“Muhasebenin Temel Kavramları” olarak da ifade edilen bu konu muhasebeye yön veren, muhasebede çeşitli politika ve yöntemlerin kullanılmasında bir çerçeve görevi HUK109U-MUHASEBE VE HUKUK Ünite 2: Muhasebe Hukuku ve Temel İlkeler 4 görür. Bu ilkeler geçmiş yılların deneyimleri sonucunda ortaya çıkmış, dinamik bir yapıya sahiptirler.

Sosyal Sorumluluk İlkesi; Bu ilke muhasebenin amacını ve yerini belirler. Muhasebe sisteminin kurulmasında, muhasebe uygulamalarının yürütülmesinde, finansal tabloların düzenlenmesinde belli bir grubun değil, tüm toplum çıkarlarının gözetilerek bilgi üretiminde ve raporlanmasında işletmenin gerçeğine uygun, tarafsız, dürüst davranılmasının gerekliliğini ifade eder.

Kişilik İlkesi; İşletme, onun sahip veya ortaklarından ve diğer ilgililerden ayrı bir kişiliğe sahiptir. Yapılan tüm işlemler bu kişilik adına muhasebeleştirilir.

İşletmenin Sürekliliği İlkesi; Kurulan her işletme (özel durumlar hariç) sonsuza kadar faaliyette bulunmayı amaçlar. İşletmelerin, ortaklar veya sahiplerinin ömründen bağımsız bir ömrü vardır. Faaliyetlerini de belli bir süreye bağlı kalmaksızın sürdüreceğinin kabul edilmesidir.

Dönemsellik İlkesi; Muhasebede dönem bir yıldır ve birbirinden bağımsızdırlar. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması bu kavramın gereğidir.

Parayla Ölçülme İlkesi; Bu ilke ancak parayla ölçülebilen olayların muhasebeye kaydedilmesine izin verir ve ortak bir ölçü birimi olarak paranın kullanılmasını ifade eder. Muhasebede işlemler ulusal para birimi ile yapılmaktadır.

Maliyet Esası İlkesi; İşletme varlıkları, parasal varlıklar ve parasal olmayan varlıklar olarak sınıflandırılabilir. Örneğin alacaklar parasal kalem, stoklar parasal olmayan kalemlerdir. İşletmelerin parasal varlıkları dışındaki bütün varlıklarının elde edilme maliyetleri ile muhasebeleştirilmesi gerekir.

Tarafsızlık ve Belgelendirme İlkesi; Muhasebede kayıtlar fatura, makbuz, fiş ve ödeme emri gibi bir belgeye dayanmalıdır. Belgeler, tarafsız ve önyargısız hazırlanmış olmalıdır. Muhasebe sonuçlarının güvenirliği ve doğruluğu, kayıtların dayanağını oluşturan belgelerin doğruluğuna bağlıdır. Bu ilkeye göre belgesiz kayıt yapılamaz. Her belgenin bir kaydı veya her kaydın bir belgesi olmalıdır.

Tutarlılık İlkesi; Muhasebe uygulamaları için seçilen muhasebe politikalarının birbirini izleyen dönemlerde değiştirilmeden uygulanması gereğini ifade eder. Bu finansal tabloların karşılaştırılabilir olmasının gereğidir. Benzer olaylarda kayıt düzenleri ve değerleme ölçülerinin değişmezliğini ve finansal tablolarda biçim ve içerik yönünden tekdüzeni öngörür.

Tam Açıklama İlkesi; Finansal tabloların ve mali raporların bunlardan yararlanacak kişi veya kuruluşların karar vermelerine yardımcı olabilecek tüm noktaları kapsayan, gereksiz konuları devre dışı bırakan bir mali rapor hazırlamayı emreder. Hangi hususun önemli sayılacağı, verilen bilgilerin kullananlar tarafından ve bunların kullanacağı amaçlar yönünden ayırıma tabi tutulmaları gerekmektedir.

İhtiyatlılık İlkesi; İşletme yöneticileri risk ile savaşırlar. Bazen riskli işlemler yaparlar. Bu ilke muhasebenin, işletmelerin karşılaşabilecekleri riskler için önlem almalarını ifade etmektedir. Mevcut ve olası zararlar için gerekli karşılıkların ayrılması gerekmektedir. Bu kavram gereğince bir gelir ancak gerçekleştikten sonra gelir olarak kaydedilebilirken; gider ve zararlar kesinleşmese de ortaya çıktıklarında işletmenin sonuç hesaplarında gider ve zararlar arasına katılır.

Önemlilik İlkesi; Önemlilik ilkesi, diğer hesap kalemlerine göre finansal tabloyu kullananların kararlarını etkileme durumunu ve derecesini ifade eder. Önemli hesap kalemleri, finansal olaylar ve diğer hususların finansal tablolarda yer alması zorunludur. Üretilen bilgilerin muhasebe raporlarına aktarılmasında belli özetlemeler yapılarak bu raporların kullanıcılar tarafından kolayca anlaşılması ve yorum yapılabilmesi sağlanmalıdır.

Özün Önceliği İlkesi; İşlemlerin muhasebeye yansıtılmasında ve onlara ilişkin değerlendirmelerin yapılmasında biçimlerinden önce finansal özellikleri ve işletme için ifade ettiği değerin göz önünde tutulmasıdır. Genel olarak işlemlerin biçimleri ile özleri paralel olmakla birlikte bazı durumlarda farklılıklar ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda özün biçime önceliği esas alınır.

Muhasebedeki Diğer Düzenleyiciler

Muhasebe ve muhasebeci iş yaparken yalnızca yukarıda sayılan varsayım ve ilkeler çerçevesinde hareket etmez. Bunların yanında bir de içinde bulunduğu ülkenin kanun ve benzer yasal düzenlemeleri ile uluslararası örgütlerin muhasebe alanındaki kuralları da dikkate alınmak zorundadır. Bu bağlamda aşağıdaki kanunlar ülkemizdeki muhasebe uygulamalarına yön vermekte ve ülkemiz muhasebe uygulamalarını şekillendirmektedir.

  • Vergi Usul Kanunu
  • Gelir Vergisi Kanunu
  • Kurumlar Vergisi Kanunu
  • Katma Değer Vergisi Kanunu
  • Türk Ticaret Kanunu
  • Borçlar Kanunu
  • Sermaye Piyasası Kurulu Düzenlemeleri
  • Diğer otoritelerin düzenlemeleri

Uluslararası Muhasebe Standartları ülkemizde şu ana kadar uygulanmakta olan muhasebe anlayışını derinden ve kökten değiştirecek bir gelişmedir. Çünkü bunlar farklı bir muhasebe anlayışı ve muhasebe kültürünün ürünüdürler. Ülkemizde muhasebe vergi odaklı tutulurken uluslararası muhasebe standartları sermaye piyasası odaklı, bilgi için muhasebe anlayışına sahiptir. En büyük değişim bu noktada olacaktır.