ORTAÇAĞ-YENİÇAĞ AVRUPA TARİHİ - Ünite 7: Kuzey’in Yükselişi (1697-1748) Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 7: Kuzey’in Yükselişi (1697-1748)

İspanya Veraset Savaşları (1702-1714)

İspanya’yı Taksim Antlaşmaları

1690’lara gelindiğinde İspanya Kralı II. Carlos’un hastalanması ve yerine geçecek varisinin kim olacağı tartışılıyordu. İngiltere ve Fransa meseleyi halletmek için “Birinci Taksim” antlaşmasını imzaladı. Buna göre Bavyera Elektör Prensi Joseph Ferdinand kral olacaktı; ancak onun ölümüyle antlaşma bozuldu. 1699’da “İkinci Taksim Antlaşması” imzalandı. Buna göre Avusturya Kralı I. Leopold’un küçük oğlu Karl kral olacak, Fransa ise Napoli ve Milano’yu dukalıkları ile değiştirecekti.

İkinci Taksim Antlaşması’na İspanya ve Avusturya karşı çıktı. Özellikle I. Leopold İtalya’ya hakim olmak istiyordu.

İspanya ise hasta olan II. Carlos’a bir vasiyetname yazdırarak ölümünden sonra yerine Fransa kralı XIV. Louis’nin küçük torunu Philip of Anjou, V. Felibe olarak kral seçilecekti. Avusturya buna karşı çıkıyordu; çünkü bu olay İspanya’nın Fransa’nın etkisi altına girmesi demekti.

V. Felibe’nin tahta geçtikten sonraki faaliyetleri başta İngiltere ve Avusturya’yı tedirgin etti. 7 Eylül 1701’de Denizci devletler, İngiltere ve Avusturya Lahey Büyük İttifakı’nda bir araya geldiler.

Savaşın Başlaması

İngiltere kralı III. William’ın ölmesi, ittifakı daha da güçlendirdi. Savaşın ilerleyen yıllarında Prusya da ittifaka katıldı. Fransa daha fazla sıkıştırılmaya başlandı. Savaşın asıl mali yükünü İngiltere ve Hollanda çekmekteydi.

1704’te Fransa’ya ağır bir yenilgi yaşattılar. Müttefiklerin başarısının ardında İngiltere ve Hollanda’nın mali desteği kadar, Prusya’nın insan gücü, Marlborough Dükü John Churchill ile Avusturyalı Prens Eugen’in askeri dehaları da vardı. Fransa’yı hem doğudan hem batıdan kuşattılar ve başarılı oldular. Fransa güçlü ekonomisi ve asker ihtiyacı sağlayacak nüfusu sayesinde toparlandı ve 1707’de Brüksel’i yeniden işgal etti. 1708’de Eugen komutasındaki Avusturya ordusu İtalya’daki bütün İspanyol topraklarını ele geçirdi ve müttefik orduları Fransa’yı dört bir yandan kuşattı.

Müttefik orduların amacı Fransa’yı tamamen işgal etmekti; fakat 1708’den itibaren müttefikler arasındaki anlaşmazlıklar bunu imkansız hale getirdi. Avusturya daha fazla ilerlemek istemedi ve İngiltere zor durumda kaldı. İspanya’da ise Fransa’nın desteğini alan V. Felibe’yi tahttan indiremediler. Müttefikler Fransa’ya karşı kazandıkları zaferi, İspanya karşısında elde edemediler. 1709’dan itibaren barış görüşmeleri başladı.

Barış görüşmeleri

1709’da Lahey’de başlatılan görüşmelerdeki ağır şartlardan dolayı bir sonuç çıkmadı ve XIV. Louis, savaşa devam kararı aldı. Halkından destek istedi; ancak sonuçları hiç de iyi olmadı. Ülke ekonomik krize girdi, önlemler alınmaya çalışılsa da halk isyan etti ve Versay Sarayına saldırdı. XIV. Louis aleyhine tezahüratlar atılmaya başlandı. Aynı yıl şiddetli kış yüzünden nüfus 2 milyon azaldı. Bütün zorluklara rağmen savaş devam etti.

1710’daki barış görüşmeleri yarıda kesilse de İngiltere’deki kabine değişikliği ile barış mümkün oldu. Kabine, İngiltere’nin mali yükü çektiği savaşta İspanya’nın tamamen işgal edilebileceğine ve desteklediği Karl’ın kral olabileceğine inanmadı. Fransa ile gizli görüşmeler yaptı. Başarıların mimarlarından olan Marlborough’u 1711 Aralık’ında görevden aldı. Barışı hızlandıran diğer gelişme ise 17 Nisan 1711’de Kutsal Roma-Cermen İmparatoru I. Joseph’in varis bırakmadan ölümüydü. Onun yerine kardeşi VI. Karl geçti ve Avusturya artık Karl’ın İspanya kralı olarak da tanınmasını ısrar etmeye başladı. İngiltere bunu kabul edemezdi ve Fransa ile barış görüşmelerini hızlandırırken diğer müttefiklerine de barış konusunda baskı uyguladı.

Utrecht Antlaşması

Görüşmeler bir sene sürdü ve sonucunda 11 Nisan 1713’te İngiltere, Fransa, Hollanda, Savoy, İspanya ve Prusya arasında Utrecht Antlaşması imzalandı. Antlaşmaya göre V. Felibe, İspanya ve denizaşırı imparatorluğa, İngiltere, Cebelitarık ve Minorka’ya, Hollanda ise Fransa hakimiyetindeki Flanders’teki birkaç önemli şehre hakim olacaktı. Yine antlaşmaya göre V. Felibe, Fransa tahtı üzerindeki veraset haklarından feragat edecek; Fransa, İngiltere tahtında hak iddia eden III. James’i iade edecekti.

Avusturya bir sene sonra Mart 1714’te Fransa ile antlaşma imzalamak zorunda kaldı. İngiltere tahtına Protestan kralların geçmesi kabul edildi, Fransa ve İspanya krallıkları da daima birbirinden ayrı olacaktı.

Savaşın sonunda Fransa, Avrupa’daki nüfuzunu giderek kaybetmeye başladı. Savaş sırasında halktan yardım talebi sonrasında, artık mutlak gücün sadece kral değil halkın bizzat kendisi olduğu anlayışı yayılmaya başladı. Bu anlayış Fransız İhtilali’ne kadar giden sürecin temellerini oluşturdu.

Savaş sonunda en karlı ülke topraklarını genişleten Avusturya oldu ve Avrupa’nın en büyük devleti haline geldi. Utrecht Antlaşmasından sonraki 20 yılda Batı Avrupa devletleri sorunlarını, savaşarak ve ekonomik yükün altına girerek değil, antlaşmalar ile çözmeye çalıştı. Bu 20 yılda ekonomilerini iyileştirmeye ve siyasi istikrarı yeniden sağlamaya gayret ettiler.

Rusya’nın Bir Avrupa Gücü Haline Gelmesi

Kuzey Savaşları (1700-1721)

İsveç, 17. yüzyılda Avrupa’da askeri bir güç olarak ortaya çıktı ve en geniş sınırlarına X. Şarl (1622-1660) ile ulaştı. Savaşlar ve savaşlarda diğer ülkelerden alınan mali destekler İsveç’in ekonomik olarak en önemli kaynaklarıydı.

18. yüzyıla gelindiğinde ise İsveç güç kaybederken Doğu Avrupa’da güç dengeleri değişti ve bu yüzyıldan itibaren Rusya ve Prusya ön plana çıkmaya başladı.

1698’de Danimarka, İsveç aleyhinde bir koalisyon oluşturmak amacıyla Lehistan ile anlaştı, buna Rusya da dahil oldu. Petro liderliğindeki Rusya’nın asıl amacı İsveç aleyhine olacak şekilde sınırlarını genişletmekti. Güneyini garanti altına alabilmek için Osmanlı ile 1700’de İstanbul Antlaşması’nı imzaladı.

İsveç’in Kuzey İttifakı tarafından ortadan kaldırılmasının kendileri için iyi olmayacağını düşünen İngiltere ve Hollanda, İspanya Veraset Savaşları ile uğraşmalarına rağmen 1700 yılında İsveç’e yardım etti. Böylece Kuzey Savaşı ile İspanya Veraset Savaşı iç içe girmeye başladı.

Bu yardımla Kopenhag’ı kuşatan İsveç, başkenti işgal edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Danimarka’nın talebi ile 18 Ağustos 1700’de Travendal Barışı’nı imzaladı.

Ardından XII. Şarl, Rusya üzerine yürüdü ve Kasım 1700’de Narva’da Rus birliklerini bozguna uğrattı. Bu yenilgi, Rusya’da askeri modernleşme sürecini başlatmış fakat bunu daha önce savaş sahalarında kullanmayan Petro için önemli bir tecrübe oldu.

Narva başarısından sonra XII. Şarl, Livonya’ya yürüdü; ancak Lehistan’ın İsveç ordusunu arkadan kuşatma ihtimaline karşı Livonya’da ordugahını kurdu ve ilerlemedi.

1701 yılında Lehistan’a giren XII. Şarl 1706 yılına kadar uğraşmak zorunda kaldı meseleyi Lehistan Kralı II. August’ü silah zoruyla tahttan indirerek çözdü.

Poltava Savaşı (1709)

Narva hezimeti Petro’ya ders olmuştu. Bu dersten sonra mücadeleden vazgeçmedi, ordusunu yeniden kurdu ve en önemlisi St. Petersburg’u inşa ettirerek buraya güçlü bir donanma kurdu.

Bunlardan habersiz olan XII. Şarl, Moskova’yı işgal etmek için harekete geçti. Ancak gerekli yardımı alamaması kralı zora soktu. Petro’nun engellemeleri ve ağır kış şartları da bunda etken oldu. 20 bin İsveç askeri, 8 Temmuz 1709’da Poltava’da 50 bin kişilik Rus ordusu tarafından neredeyse tamamen imha edildi. İsveç büyük bir mağlubiyet alırken XII. Şarl Osmanlı’ya sığınmıştı.

Bu zaferden sonra Rusya, Şarl’ın zorla tahttan indirdiği August’ü tekrar tahta çıkardı.

Osmanlı’ya sığınan XII. Şarl ise Osmanlı’yı kışkırttı ve Osmanlı, Rusya’ya karşı savaş ilan etti. Prut mevkiinde Büyük Petro, Türk ordusu tarafından sıkıştırıldı ve Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa’dan barış istedi. 1711’de yapılan antlaşma ile Rusya, Karadeniz’deki kazanımlarından vazgeçti.

XII. Şarl 1714’te ülkesine döndü, kaybettiği yerleri tekrar almak için ordusunu toparlardı; ancak başarılı olamadı.

Nystad Antlaşması

İsveç’in kan kaybetmesi Kuzey İttifakı’nda çatlakların oluşmasına ve bölünmelere neden oldu. 1716’da Kuzey İttifakı ortadan kalktı. Mücadeleye İngiltere ve Hollanda da dahil olunca 1716’dan itibaren Kuzey Savaşı artık Avrupa’nın geneline yayıldı.

Bu durum İsveç Kralı XII. Şarl’ın elini güçlendirse de, Danimarka hakimiyetindeki Norveç’e saldıran Şarl, Aralık 1718’de Frederiksheld Kuşatması’nda öldürüldü.

Buna rağmen savaş devam etti. 5 Ocak 1719’da İngiltere’nin gayreti ile Avusturya, Hannover, Lehistan ile bir Viyana İttifakı kuruldu. İttifakın en önemli amacı Rusya’nın aşırı güçlenmesini engellemekti. İngiltere Prusya ile anlaştı, Fransa da İngiltere’yi destekledi. Böylece Rusya tek başına kaldı.

Buna rağmen Rusya karşısında kurulan bu ittifakta anlaşmazlıklar oldu ve Rusya ile İsveç 1721’de Nystad Antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşma ile İsveç artık Avrupa’nın en büyük devletlerinden değil, bir Baltık devleti seviyesine düştü ve Kuzey Savaşı sonra erdi.

Nystad Barışı, İsveç için bir çöküşü ifade ederken Rusya için ise bir Avrupa devleti olduğunun göstergesiydi. Başarının kahramanı Petro, artık bir imparatordu.

Büyük Petro’nun Reformları

Petro’nın reformları ile Rus modernleşmesi başladı.

Ülkeyi idare eden Sofiya rakibi olarak gördüğü Petro’yu başkent yakınlarındaki Preabrazenskoye köyüne sürdü. Petro burada kendini geliştirdi, Latince, Almanca, ve Flemenkçe öğrendi, Avrupa tarihine dair kitaplar okudu. Bu kitaplar sayesinde Batı medeniyeti ve modernleşmesine merak duymaya başladı. İsmini gizleyerek Avrupa’yı dolaştı. Oradaki tecrübelerinden sonra örnek modeller hazırlattı.

Sofiya’nın ve en büyük destekçisi Golitsin’in Kırım’a yönelik savaşta başarısız olması Petro’nun iktidara gelmesini kolaylaştırdı.

Petro en büyük payı, askeri reformlara ayırdı. Ateşli silahların kullanılmasını yaygınlaştırdı, askeri eğitime önem verdi. İlk Rus donanmasını kurdu, ülkeyi en azından Baltık Denizi’nde söz sahibi yaptı. Ekonomik açıdan savaşı finanse etmek için lonca sistemini geliştirdi, sanayinin gelişmesine ve millileşmesine çalıştı. En önemli sanayi sektörlerini devlet tekeline alan Petro, sübvansiyonlarla da yeni sektörlerin de doğmasını sağladı. Petro dönemindeki sanayileşmenin ana teşvik edici unsuru devletti.

Ülkesinin dış ticaret hacmini yedi kat arttırdı. Rus takvimini Avrupa’nın kullandığı takvime uygun hale getirdi. Slav alfabesini modernleştirdi. İlk Rus gazetesi Vedemosti’yi yayınlattı. 1724’te Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi’ni kurdu. Eğitim sistemini laikleştirdi. Batı dillerindeki kitapları Rusça’ya çevirtti. Reformların önündeki en büyük engellerden biri olarak gördüğü Ortodoks Kilisesi’ni bir devlet dairesi statüsüne soktu. Petro, Rusya’nın kaderini değiştiren adam olarak tarihe geçti.

Rusya’nın Doğuda Güçlenmesi

Rusya giderek dikkatini İran’a yoğunlaştırmıştı. Baltık Denizi’nde güçlü olmasını istemeyen İngiltere de Rusya’ya destek veriyordu.

İran üzerine giden Rusya’nın karşısına Osmanlı çıktı ve Fransa’nın da arabuluculuğu ile 24 Haziran 1724’de İstanbul Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla Osmanlı ve Rusya, İran’ın bir kısım topraklarını aralarında taksim ettiler. Rusya, Hazar Denizi kıyılarına ulaşarak İran ipek ticaretinin kuzey pazarını kontrol altına aldı.

Avrupa’da Geçici Sükunet ve Barış Dönemi (1715- 1730)

Utrecht Barışı, savaşa taraf olan devletlere ekonomilerini düzeltmeleri ve iç istikrarı yeniden sağlamaları için bir fırsat vermişti.

Avusturya, doğuda Osmanlı ile mücadelesinde Türklere karşı konumunu sağlamlaştırmak için İngiltere ile Westminster antlaşmasını imzaladı. Böylece Osmanlı ile bir savaş durumunda İspanya’nın kendisini arkadan vurmasını İngiliz donanması sayesinde engellemeyi hedefledi.

Bu antlaşmadan sonra İngiltere ve Fransa görüşmelere başladı ve Hollanda’nın da katılımıyla “Üçlü İttifak” kuruldu. Avusturya da prensipte ittifaka dahil olmayı kabul etti. İspanya ise direnerek kabul etmedi ve olası Avusturya saldırısına karşı Rusya, İsveç ve Osmanlı ile temasa geçti. Avusturya Osmanlı ile Pasarofça Antlaşmasını imzalayarak elini güçlendirdi ve sonrasında İttifaka dahil olmayı kabul etti.

İngiltere ve Fransa’nın baskıları sonuç vermedi. İngiltere sonunda, 11 Ağustos 1718’de Passaro Körfezi açıklarında İspanya donanmasını yok etti. Hala Direnen İspanya sonunda ikna oldu.

Zoraki ittifak fazla uzun sürmedi. Fransa ve İngiltere arasındaki ilişkiler biraz da olsa zorla kurdukları Dörtlü İttifak’ın dağılmasına sebep oldu.

Dengelerin Bozulması ve Yeni Savaşlar Dönemi

İspanya – Avusturya Antlaşması (1725)

Güneş Kral olarak tarihe geçen Fransa Kralı XIV. Louis öldü ve yerine beş yaşındaki oğlu XV. Louis tahta çıktı. 15 yaşına gelen XV. Louis soylu bir eşle evlendirilmek istendi; ancak Fransız devlet adamlarının aldığı kararla henüz yedi yaşında olan nişanlısı İspanyol prenses nişan bozularak İspanya’ya geri gönderildi.

Bu olay Madrid’de hiç iyi karşılanmadı. İspanyol prensesin geri gönderilmesi üzerine, İspanya ile Avusturya, Fransa’ya karşı 1725’te antlaşmalar imzaladı.

Bunun üzerine İngiltere ve Fransa, Viyana İttifakı’na karşı Hannover İttifakı kurdu. Buna karşılık olarak Avusturya da Rusya ve Prusya ile anlaştı. İngiltere Baltık Denizi’ne donanmasını göndererek Rusya ve Prusya’ya gözdağı verdi. Rusya da daha ileri gitmekten çekindi. Hannover İttifakı, Danimarka ve İsveç’i de katarak müttefikler arasında dengeyi buldu. Ancak dengeleri geliştiren bir gelişme oldu ve Avusturya ile Fransa Paris Antlaşmasını imzaladı. Böylece, savaş hazırlıklarını sonlandırdı. Bu gelişmeden sonra İngiltere-İspanya savaşı sonlandırıldı. Daha da önemlisi Rusya, artık İngiltere için bir ortak olarak görülmeye başlandı. İngiltere ve Avusturya arasında 16 Mart 1731’de imzalanan İkinci Viyana Antlaşması ile Fransa ile İngiltere arasındaki diplomatik işbirliği de sona erdi. Daha sonradan İspanya da bu ittifaka katıldı.

Lehistan Veraset Savaşları

Lehistan’ın II. August’den sonraki kralının kim olacağı meselesi komşuları başta olmak üzere diğer devletleri de yakından ilgilendiriyordu.

Bu konuda Avusturya, Rusya, Prusya Portekizli Emmanuel’i; Fransa ise XV. Louis’in kayınpederi olan Lehistan asıllı Stanislas Leszczynski’yi desteklemeye başladı.

12 Eylül 1733’te beklenildiği gibi Leszczynski Fransa’nın da desteğiyle kral seçildi. Fakat bu durumu Rusya ve Avusturya kabul etmedi. Bunun üzerine Rusya, Lehistan’a girdi ve III. August 5 Ekim 1733’de tekrar kral seçildi. Bu olay Fransa’nın tepkisine yol açtı. Çünkü seçimlerin bağımsız şekilde yapılamaması, Osmanlı ile imzalanan Karlofça Antlaşmasına da aykırıydı. Fransa çalışmalarını sürdürdü ve İtalyan devletçiklerinin en önemlilerinden Savoy ile bir antlaşma imzaladı. Savoy’dan aldığı destekle Avusturya’ya savaş açan Fransa, İspanya ile de diplomatik görüşmelere başladı. Bu görüşmelerin sonucunda 7 Kasım 1733’te “Birinci Family Compact”ın imzalandı. Böylece İspanya ve Fransa arasındaki Veraset Savaşlarından gelen düşmanlık da sona ermiş oldu.

İttifak Arayışları

Fransa, İngiltere ile temasa geçerek, savaşa dahil olmamasını istedi ve bazı tavizler verdi. Bu etkili oldu ve İngiltere, İkinci Viyana Antlaşması’na rağmen Avusturya’ya askeri destek vermeyeceğini ilan etti. Ayrıca İngiltere, 1734’te Rusya ile Ticaret antlaşması imzaladı. Rusya, İngiltere’yi Lehistan Veraset Savaşları’na çekmek istiyordu.

1735’e gelindiğinde ise Avusturya içinde bulunduğu zor durumdan kurtulmak için Fransa ile bir ön antlaşma imzaladı. 1736 Şubat’ında ise İspanya ve Savoy’un kabul ettiği Üçüncü Viyana Antlaşması kabul edildi. Bu antlaşma ile Fransa, Avrupa’nın hakemliği rolünü yeniden kazanmış oldu ve yükselişe geçti. Antlaşmadan karlı çıkan bir diğer devlet ise Rusya oldu. Zira Viyana Antlaşması ile III. August’ün Lehistan krallığı tanındı ve Lehistan üzerindeki Rus nüfuzu tescillendi.

Batı Avrupa’da Barış, Doğu Avrupa’da Savaş (1736- 1739)

Üçüncü Viyana Antlaşması ile Batı Avrupa’da barış dönemi başlarken Doğu Avrupa’da savaş için son hazırlıklar yapılıyordu. Rusya Karadeniz’e açılmak istiyordu. Harbiye Bakanı General Münnich, Osmanlı İmparatorluğu’nun İran karşısında kesin bir askeri başarı kazanamamasından sonra beklediği fırsat doğdu ve İran’a müdahale etti. Babıali de 1736 Mayıs’ında Rusya’ya savaş ilan etti.

1736’da Avusturya da savaşa dahil oldu. Böylece Türk tarafı hem Rusya hem de Avusturya’ya karşı mücadele etmek zorunda kaldı. Avusturya cephesinde başarılı olurken, Rus cephesinde ağır yenilgiler aldılar. Fransa’nın arabuluculuğuyla 1739’da Belgrad Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Türk tarafı önemli kazanımlar elde etti. Fransa’nın İstanbul’daki nüfuzu ve etki alanı arttı. Fransa, Rus yayılmasına bir denge getirmiş oldu. Avusturya ise giderek Fransa nüfuzuna girdi.

İngiltere – İspanya ya da Jenkins’in Kulağı Savaşı

Jenkins adındaki bir kaptanın, Avam Kamarası’na gelip kulağının İspanyollar tarafından kesildiğini iddia etmesi ile İngiltere, İspanya’ya 1739 Ekim’inde savaş ilan etmiştir. Savaşın arkasında ise İngiliz denizcilerin sömürge mücadelesinden daha fazla pay elde etme isteğiydi ve en büyük rakip hala İspanya’ydı.

Fransa, savaşta İspanya’nın yanında yer aldı fakat donanması İngilizler karşısında ağır yenilgiler aldı. Bu savaş bir Avrupa savaşına dönmedi; çünkü Avusturya’da Veraset Savaşları’nın başlaması dikkati Doğu Avrupa’ya kaydırdı.

Avusturya Veraset Savaşları (1740-1748)

1740 yılında Prusya Kralı I. Friedrich William, Rusya Çariçesi Anna ve Avusturya İmparatoru VI. Karl öldü. Bu üç ölüm yüzünden Avrupa’da herhangi bir savaşa sürükleneceği beklenmiyordu. Zira üç ülkede de kimin tahta geçeceği belliydi. Özellikle Avrupa’yı bir veraset savaşına sürüklemesi beklenen Avusturya’daki hükümdar değişikliği VI. Karl’ın 1712’de kabul ettirdiği “Pragmatic Sanction” ile garanti altına alınmıştı.

Veraset Savaşından Çıkar Savaşına

VI. Karl’ın vefatından sonra yerine geçen Maria Theresa’nın Avusturya imparatoriçesi ilan edilmesinden istifade etmek isteyen ilk ülke Prusya oldu. Prusya kralı seçilen II. Friedrich 1740 Aralık ayında Avusturya’ya ait Silezya’yı istila etti ve Avusturya Veraset Savaşları başladı.

Bu durum, Viyana’nın komşularının da iştahını kabarttı. Fransa, 1741’de Avusturya’yı parçalamak için İspanya, Prusya ve Bavyera ile görüşmeler yaptı. Avusturya lehine olan ittifakı genişletti ve bu ittifaka İsveç ve Lehistan’ı da dahil etti. Böylece Avusturya dört cepheden kuşatılmış oldu.

Fransa’nın daha da güçleneceğini ve dikkatini sömürgelere çevireceğini düşünen İngiltere ise tam tersine Avusturya ile ittifak anlaşması yaptı. Bu ittifaka göre İngiltere, Avusturya’ya asker ve para yardımında bulunacaktı. Bu gelişmeden sonra Fransa ve İspanya 1744’e kadar Avusturya’ya saldırmaktan çekindiler. Ayrıca İngiltere, Prusya’ya Avusturya ile barış antlaşması yapması için baskı uyguladı ve başarılı oldu.

1742’de Prusya ve Avusturya, İngiltere’nin tavassutu ile Breslau/Wroclaw Antlaşmasını imzaladı. Böylece Avusturya’nın eli biraz daha güçlenmiş oldu

1743’te İngiliz ordusu Frankfurt yakınlarında Fransa ordusunu mağlup etti. Fransa, İspanya ile 1743 Ekim’inde İkinci Family Compact’ı imzaladı. Bundan destek bulan Fransa, İngiltere ve Avusturya’ya resmen savaş ilan etti.

Fransa, İngiltere tahtı üzerinde hak iddia eden Charles Edward’ı destekleyerek İngiltere’de bir iç savaş da başlattı. Avusturya veraseti için başlayan savaş 1745’te İngiliz-Fransız çıkarları için yapılır hale geldi.

Aix-la-Chapelle Antlaşması

Barış görüşmeleri Aix-la-Chapelle/Aachen’de 1748’de başladı. Fransa içinde bulunduğu zor durumdan dolayı barış istemekteydi. Avusturya ve İspanya da razı edildikten sonra 18 Ekim 1748’de Aix-la-Chapelle Antlaşması kabul edildi.

Avusturya Veraset Savaşları, Prusya’nın bir Avrupa gücü olmaya başladığını gösterdi. Rusya ise Prusya’nın Avusturya ve Lehistan’da aleyhine olacak büyümesinden korunmak için için Avusturya ile 1746’da ittifak antlaşması imzaladı.

Avusturya Veraset Savaşları’nın bir diğer önemli sonucu ise İngiltere-Fransa mücadelesinin artık Avrupa’da değil sömürgelerle devam edeceğini ortaya koymasıdır.

Aix-la-Chapelle Antlaşması, Avrupa’ya 1756 yılına kadar devam edecek barış getirirken, Fransa ve İngiltere, Amerika Kıtası’nda mücadeleye devam ettiler.