PSİKO-SOSYAL REHABİLİTASYON - Ünite 1: Psiko-Sosyal Rehabilitasyonun Tanımı ve Kapsamı Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 1: Psiko-Sosyal Rehabilitasyonun Tanımı ve Kapsamı

Psiko-Sosyal (Psikiyatrik) Rehabilitasyon: Tanımı, Amacı, İşlevi ve İlkeleri

Ülkemizde son yıllarda ruh sağlığı ve yaşlı bakımı alanında konuşulmaya başlanılan psiko-sosyal rehabilitasyon kavramını tanımlaya rehabilitasyon kavramının tanımlanmasıyla başlamak yerinde olacaktır. Rehabilitasyon ya da Türkçe karşılığıyla iyileştirme kavramı genel anlamda sahip olunan işlevlerin, yetilerin yeniden inşa edilmesidir ve yaygın bir biçimde sağlık alanında kullanılmaktadır (King, Lloyd ve Meehan, 2007). Rehabilitasyon denilince daha çok fiziksel sağlık alanında, özelliklede fizik tedavide kullanılan hizmetler akla gelmektedir. Ancak rehabilitasyon kavramı ruhsal sorunlar, hastalıklar içinde kullanılmaya başlamıştır.

Psiko-sosyal rehabilitasyon ile psikiyatrik rehabilitasyon kavramı bir birlerinin yerine kullanılabilmektedir. Nihayetinde psiko-sosyal rehabilitasyon daha çok ruhsal hastalıklar bağlamında psikolojik ve sosyal işlevlerin iyileştirilmesini hedeflemektedir.

Tedavi mi, İyileşme mi, Rehabilitasyon mu?

Tedavi, iyileşme ve rehabilitasyon kavramları bir birleriyle karıştırılmakta ve bu kavramların netleştirilmesi önemli görülmektedir. Tedavi, yaşanılan ruhsal hastalıklarla ilişkili belirtilerin ortadan kaldırılmasına yönelik tüm müdahaleleri içermektedir. İyileşme ise nesnel ve öznel iyileşme şeklinde ayrılarak tanımlanabilir. İyileşme ise nesnel ve öznel iyileşme şeklinde ayrılarak tanımlanabilir.

Psiko-Sosyal Rehabilitasyon Hizmetlerin Amacı

Süreğen ruhsal sorunu olan bireylerin toplum içerisinde ve bağımsız olarak en az destekle toplumsal, mesleki, eğitimsel ve ailevi rollerini sürdürebilmeleri için gerekli becerilerle donatılması ve yeterli toplumsal desteğin sağlanması psiko-sosyal rehabilitasyonun temel amacıdır (Yıldız, 2004). Ruhsal bozukluk nedeniyle tedavi gören tüm hastalar rehabilitasyon hizmetlerine gereksinim duyarlar. Ruhsal bozukluğu olanlar, kronik psikotik bozukluğu olanlar, ağır kişilik bozukluğu olanlar, ilaç ve alkol bağımlıları, ciddi öğrenme güçlüğü sorunu olanlar, rehabilitasyon hizmetlerine daha fazla gereksinim duyan hasta gruplarındandır. Psiko sosyal rehabilitasyonun amaçları şu şekilde sıralanabilir:

  • Hastalığın yol açtığı bozukluk ve yeti kaybı oranının azaltılmasını sağlamak,
  • Hastanın sosyal rolünü yerine getirmesi için var olan becerilerinin geliştirilmesini sağlamak,
  • Yetenek, beceri ve kapasitelerini güçlendirmek,
  • Hastanın sosyal, psikolojik uyumunu kolaylaştırmak,
  • Bireysel bağımsızlığını arttırmak,
  • Daha ileri bozulma ve yeti kayıplarını önlemek,
  • Hastanın bireysel sorumluluğunu arttırmak,
  • Hastada iyileşme duygusunu geliştirmek,
  • Aile, arkadaş gibi destek gurubu üzerindeki zorlamayı azaltmak (MEB, 2012).

Psiko-Sosyal Rehabilitasyon Hizmetlerinden Kimler Yaralanır?

Hizmetin sunulduğu özellikleri, aynı zamanda psikososyal (psikiyatrik) rehabilitasyonun içeriğinde olmuştur. Bu hizmetler, psikiyatrik bozukluğu olan ve bu bozukluğun neden olduğu yetersizliklere sahip olan kişilerle sınırlıdır.

Psiko-Sosyal Rehabilitasyon Hizmetlerin İşlevi

Ruhsal hastalığa sahip yaşlı bireylere sadece ilaçla tedavi hizmetlerinin sunulması, iyileşmenin önemli derecede gerçekleşmesi için yeterli olmamaktadır. Ruhsal hastalıkların tedavisinde ilaçlarla birlikte uygulanacak olan ruhsal ve toplumsal girişimler tıbbi tedavilere önemli katkılar sağlamaktadır.

Etkili bir psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetlerinin özellikleri aşağıda sırlanmaktadır:

  • Rehabilitasyon, hastanın ilaç tedavisine destek olarak en kısa süre içinde başlamalarıdır ve hastanın kendi rızası ile olmalıdır.
  • Aile ile işbirliği içinde sürdürmelidir. Aileden sürekli bilgi alınarak, hastayı daha iyi tanımak, ailenin desteğini ve katılımını sağlamak şarttır.
  • Hastanın kendisini ve kaygılarını ifade etmesine olanak sağlanmalıdır.
  • Doğru hedefler korunmalıdır. Hastalığın ne evrede olduğu ve ne kadar ilerleme kaydedilebileceği konusunda açık ve net olunmalıdır.
  • Rehabilitasyonun sürekliliği sağlanmalıdır. Hastaya ilaç tedavisine göstermesi gereken süreklilik ve özeni, rehabilitasyonda da sürdürmesi gerektiği aşılamalıdır (Özkan ve Uslu, 2014; s.21).

Psiko-Sosyal Rehabilitasyon Hizmetlerinde İlke ve Değerler

Birçok alanda olduğu gibi psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetlerinde de bu hizmetleri uygulamayla ilgili bazı ilkeler ve değerler bulanmaktadır. Bu ilkeler aşağıda sıralanmıştır:

  • Psiko-sosyal rehabilitasyon hizmeti sunan uygulamacılar, umut besler ve saygı duyarlar herkesin öğrenme ve gelişme kapasitesi olduğu inancına sahiptir.
  • Psiko-sosyal rehabilitasyon hizmeti sunan uygulamacılar, destek alan kişilerin belirlediği kişilerle bilgilendirme ve verilen kararları paylaşma yoluyla işbirliği yaparlar.
  • Psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetleri, destek alan bireylerin güçlü yanları ve yetileri üzerine inşa edilebilir.
  • Psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetleri, birey merkezlidir. Bireylerin farlı ihtiyaçlarına karşılık gelecek şekilde düzenlenir ve onların değerleri, umutları ve amaçlarıyla uyumludur.
  • Psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetleri, bireysel iyileşme ile uyumlu sonuçlar doğuran, sonuçları kanıtlanmış, umut vaat eden ve yeni gelişen iyi uygulamaları dikkate alınır.
  • Psiko-sosyal rehabilitasyon programları, destek alanların etkin katılımıyla gerçekleşen, program değerlendirme ve kalite geliştirme uygulamalarını içerir.

Psiko-sosyal Rehabilitasyonun Uygulama Yerleri

Rehabilitasyonun uygulandığı başlıca yerler; hastaneler, rehabilitasyon merkezleri, bakım evleri, huzur evleri, klinikler, hastanelerin poliklinik hizmetleri ve ev ortamıdır. Aşağıda rehabilitasyon hizmetlerinin verildiği yerlerin özellikleri özetlenmektedir:

Hastaneler: Hastalar hastaneye genellikle hastalıklarının başlangıç dönemlerinde tanısal ve diğer değerlendirilmelerin yapılması, kısa dönem tedavileri, taburculuk sonrası tedavi, izlem programının düzenlenmesi ve aile eğitimi için yatırılmaktadır.

Yataklı Rehabilitasyon Merkezleri: Sıklıkla hastanelerden bağımsız bir birim olarak çalışır ve rehabilitasyon ekibini oluşturan tüm sağlık çalışanlarını barındırır.

Bakım Evleri: özel bakıma ihtiyaç duyan yaşlıların bakım ve korunmalarını sağlamak amacıyla kurulan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır.

Huzur Evleri: Yaşlı kişileri huzurlu bir ortamda korumak ve bakmak, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır.

Ayakta Rehabilitasyon Programları: Bu programlar genellikle hastanelerin poliklinikleri tarafından uygulanır. Ayrıntılı rehabilitasyon programı şeklinde olabileceği gibi yalnızca fizik tedavi rehabilitasyon programı şeklinde yürütülebilir.

Evde Rehabilitasyon Programı: Bu programlar sıklıkla fizik tedavi, iş-uğraşı tedavisi ve hemşirelik hizmetlerinden oluşur. Bazen konuşma terapisti ve sosyal çalışmacı eşlik eder.

Yaşlılık Dönemine Özgü Psiko-Sosyal Değişimler

İnsan gelişimi gelişim psikologlarınca farklı kronolojik evreler halinde incelenmektedir. Gelişim her evresinde o döneme özgü biyo-psiko-sosyal değişimler ve gelişimler yaşanılır. Gelişim psikolojisinin önemli isimlerinden olan E. Havinghurst, her bir gelişim döneminde ortaya çıkan ve başarılması gereken “gelişim görevlerinden” bahseder. Havinghurst’un yaşlılık (ileri yetişkinlik) için tanımlamış olduğu gelişim görevleri (Baymur, 1985):

  • Azalan güç ve bozulan durumuna uyum sağlama,
  • Emeklilik durumuna ve azalan gelire uyum sağlama,
  • Eşin ölmesi ile meydana gelen yeni duruma uyum sağlama,
  • Kendi yaşıtlarının olduğu sosyal çevreye uyum sağlama,
  • Bu dönemde devam eden sosyal ve vatandaşlık görevlerini yerine getirme,
  • Durumuna uygun fiziksel yaşam çevresini düzenlemedir.

Yaşlının Yaşlanmaya Dair Algısı

Yaşlılık döneminde yaşanılan değişimlerle uyum sağlayıcı biçimde baş etme etki eden etmenlerden birisi, yaşlı bireyin yaşamakta olduğu değişimlere, gelişmelere dair algısıdır. Yaşlılığa yüklenilen anlam ve algı bireyin geride bıraktığı gelişim dönemlerini yaşama biçimine, yaşanılan kültüre, içinde bulunduğu mevcut biyolojik, psikolojik sosyal koşullara ve kişilik özelliklerine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Fiziksel ve Psikolojik Değişimlere Uyum Sağlama

Yaşlanma kendisini en belirgin biçimde fiziksel, bedensel niteliklerde gösterir. Duyularımızın kapasitesi azalır, ciltte lekelenme, sarkma, kırışma gibi değişmeler meydana gelir, artan yaşla birlikte güçsüzlük duyumu artar, fiziksel hastalıklar baş gösterir, cinsel işlevlerde yaşlanma veya bozulmalar ortaya çıkabilir.

Emekliliğe Uyum Sağlama

Yaşlı bireyler için uyum sağlanması gereken olağan gelişmelerden bir diğeri de emekliliktir. Atchley’e göre emeklilik süreci yedi alt evreden geçilerek yaşanılmaktadır:

  • Erken emeklilik öncesi evre: emekliliğin çok uzak göründüğü, orta yaştaki evredir.
  • Yakın emeklilik öncesi evre: bu evrede emeklilik fikri ürkütücü görünür. Bu duygu ile kişi emeklilik sonrasını planlamaya çalışır.
  • Balayı evresi: kişinin işe bağlı sorumluluklarından kurtulması nedeniyle kendisini özgür hissettiği ve sonrası için hayaller kurduğu dönemdir.
  • Düş kırıklığı evresi: bu evre emekliliğin kendisini boşlukta ve depresif hissettiği evredir. Bu duygular sağlık ve para sorunlarıyla bağlantılı olabilmektedir.
  • Yeniden uyum evresi: emeklilerin yeniden plan yaptıkları ve plan yapmada yardım arayabildikleridir.
  • Denge evresi: emekli bireyin aslında daha yapabileceği şeylerin olduğunu fark ettiği ve zamanını yeniden planladığı evredir.
  • Emekli rolünün yok edilmesi: emeklilik rolü, kişinin ölümü, kronik hastalığın ortaya çıkması, yeni bir kariyere veya işe yönelmesi veya iş veren rolüne girmesiyle son bulur (Akt. Özben, 2008).

Yaşlılık Depresyonu

Depresyon çağımızın en çok görülen ruhsal hastalıklarından birisidir ve çocukluktan başlayarak sonraki bütün gelişim dönemlerinde tanılanabilmektir. Ne var ki, depresyon yaygınlığı toplumda %5-8 iken 65 yaş üstündeki popülasyonda %10-15’tir ve bu oran bakım evlerinde kalanlarda %40’ın üzerine çıkmaktadır (http://www.psikiyatri.net/yaslilarda-depresyon/). Her gelişim dönemi, barındırdığı döneneme özgü değişim ve gelişimlerle, yaşanılan depresyona kendine özgü katkı sağlar.

Yalnızlık: Yalnızlık, bireyin kişiler arası ilişkilerde niceliksel ya da niteliksel olarak ortaya çıkan önemli bir bozulma, aksama olduğunda yaşadığı oldukça nahoş, rahatsız edici yaşantı olarak tanımlanmaktadır (Peplau ve Perlman, 1982).

Umutsuzluk: Psiko-sosyal Kişilik Gelişimi Kuramının kurucusu Erik Erikson, insanın kişilik gelişiminin 8 evreden oluştuğunu ileri sürmüş ve her bir evrede başarılması gereken gelişim bunalımlarından söz etmiştir. Gelişimin son evresi olarak tanımladığı olgunluk evresinde başarılması gereken gelişim bunalımı “ego” bütünleşmesidir.

Psiko-Sosyal (Psikiyatrik) Rehabilitasyon Hizmetleri

Ünitenin bu bölümünde; psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetlerinin düzeyleri ve çerçevesi, psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetlerinde, hizmetlere katılımın sağlanması ve psiko-sosyal rehabilitasyon hizmet uygulamaları ile bilgiler yer almaktadır.

Psiko-Sosyal (Psikatrik) Rehabilitasyon Hizmetlerinin Düzeyleri

Psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetleri içinde sunulan mücadelelerin temel amacı, hasta ve aile üyelerinin baş etme becerilerini geliştirmek ve hastalığa uyumuna arttırmaktır. Kronik fiziksel ve ruhsal hastalıklar, bireyi ve onun yaşamını birçok yönden etkilediği için sağlık profesyonelleri tarafından takip edilmelidir.

Psiko-sosyal bakım dört düzeyde ele alınmalıdır. Birinci düzey, temel iletişim ve tanımlama becerileridir. İkinci düzey becerilerde ise, hasta ve aileyle birlikte çalışma aşaması yer almaktadır. Üçüncü düzeyde ise özelleşmiş becerilerin kullanılması yer almaktadır. Psiko-sosyal bakımda dördüncü düzeydeki becerilerde ise, alanında uzmanlaşmış profesyonel (psikiyatrist, klinik psikolog, psikolojik danışman, psikiyatri hemşiresi, terapist tarafından yapılan bilişsel terapi, davranışçı yöntemler, aile terapisi gibi yöntemler bulunmaktadır.

Psiko-Sosyal Rehabilitasyonun Çerçevesi

Bu çerçeve, psiko-sosyal rehabilitasyonun takımını kullanır ve aşağıdaki merceklere sahiptir (Oades ve Deane,2007):

  • İyileşme merceği
  • Etik merceği
  • Deneysel mercek
  • Kavramsal mercek
  • Çevresel mercek
  • Güçlendirme merceği
  • Ekonomi merceği
  • Hizmet merceği
  • Kültür ve dil merceği
  • İlişki merceği

Psiko-Sosyal Rehabilitasyon Hizmetlerinde Değerlendirme

Psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetleri uygulamaya konamadan önce, hastanın bozulma, yeti yitimi ve işlevsel kayıplarının yanı sıra, sahip olduğu güçlü yanlarının, yetilerinin ve kaynakların da belirlenmesi ve değerlendirilmesi, istenilen amaçlara ulaşılmasını sağlar.

Hizmetlere Katılımın Sağlanması

Hastanın tedavi ilişkisine başarılı bir şekilde katılımının sağlanması psikiyatrik tedavi ve rehabilitasyonunun ilk ve en önemli aşamasıdır. Kapsamlı bir tedavi planının yürürlüğe girebilmesi için öncelikle hasta ve aile ile olumlu bir iş birliğinin kurulması gereklidir. Bazı hastaların aile desteğe yeterli olmayabilir. Bu hastaların katılımını sağlamak için diğer toplumsal kaynaklara başvurabilir.

Psiko-Sosyal Rehabilitasyon Hizmet Uygulamaları

Psiko-Sosyal Rehabilitasyon Hizmet Uygulamaları; beceri eğitimi, aile psikoeğitimi, uğraşı terapisi, bilişsel rehabilitasyon, kendine yardım grupları şeklinde yürütülmektedir.

Beceri Eğitimi: Ruhsal sağlık sorunu yaşayan bireylerin çeşitli alanlarda engellilik, işlev, yeti gibi sorunlar yaşadığı bilinmektedir. Bu durumun farkında olan kişi olumsuzluktan psikolojik olarak da etkilenmektedir. Psikoeğitimin ruh sağlılığı alanındaki kullanım amaçları aşağıda belirtilmiştir. Bu amaçlar;

  • Hastalığın bazı semptomlarını iyileştirmek
  • Aileye düşen yükü ve stresi azaltmak
  • Değişim umudunu arttırmak
  • Hastalığın yenilenmesini önlemek
  • Hasta ve ailenin yaşam kalitesinin artırmak
  • Bilişsel, duygusal ve davranışsal değişiklikler yapmak
  • Duygusal destek sağlamak
  • Tedavi uyumunu arttırmak

Dünyada ve Türkiye’de Psiko-Sosyal (Psikiyatrik) Rehabilitasyon Hizmetlerinin Gelişimi

18. yy.’ın sonlarında ortaya çıkan moral terapi hareketi, ruh sağlığı bozukluğuna dair aldığı ve tedavide son derece etkileyici bir değişime yol açmıştır. Fransa’da Philippe Pinel, İngiltere’de William Tuke ve ABD’de Dorothea Dix gibi öncü isimler ruh sağlığı bozuk olan hastaları hapishanelere, fakirhanelere veya kimsesizler evine mahkûm etmek yerine, nezaketin ve saygının olduğu kalıcı kurumlara yerleştirmişlerdir. Bu kişiler iş yaşamına katılım, serbest zaman etkileri ve sosyal yaşama yeniden katılım gibi daha insani ve kapsamlı bakıma alınmıştır.

Türkiye’de Psiko-Sosyal (Psikiyatrik) Rehabilitasyon Hizmetlerin Gelişimi

Ülkemizde rehabilitasyon çalışmaları ilk olarak 1930’lu yıllarda, Mazhar Osman döneminde başlamıştır. Hastanenin şehir dışında bulunan boş arazileri tarıma açılmış, hastalar buğday ekimi, çeşitli sebzelerin yetiştirilmesi ve bağ bozumunda çalışmışlardır. Yine bu dönemde eleman yetersizliği nedeniyle hastalar hastanede çalıştırılmaya başlanmıştır. Ecza hane, mutfak gibi bölümlerde yer almış, beraber olarak çalışmışlardır. 1938 yılında kurulan “Akıl Hıfzıssıhha Cemiyeti” rehabilitasyon çalışmaları için toplantılar düzenlemiş ancak çok başarılı olamamıştır. 1960’lı yıllarda Faruk Bayülgen döneminde rehabilitasyonla ilgili önemli gelişmeler olmuştur. Hastalara dikiş atölyesi, resim atölyesi, çiçek yetiştirme atölyesi, gibi yerler sağlanmıştır. Hastanede yıllardır kalmakta olan kronik hastalar buralarda çalışmışlardır.

Sonuç

Yalı bireler yaşlı olanın getirdiği çeşitli güçlüklerle baş etmek durumundadır. Bazıları ruhsal hastalıklarla mücadele etmektedir. Özellikle ruhsal bozukluğu olan yaşlı bireyler için sunulan psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetlilerinin ulaşılır olması önemlidir. Birçok uzmanın süreçte hizmet verdiği psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetleriyle, yürütülmekte olan psikiyatrik tedavi ek olarak, bireylerin hastalığa veya yaşlanmaya bağlı meydana gelen yeti yitimleri, işlev kayıpları yeniden inşa edilemeye çalışılır. Böylece yaşlı bireylerin uyum yeteneği artar, iyi oluş düzeyi yükselir ve yaşamdan daha çok doyum alırlar. Ülkemizde ünlü psikiyatr Mazhar Osman ile başlayan psiko-sosyal rehabilitasyon hizmetlerinin önemi ve işlevi her geçen gün artmaktadır. Dolayısıyla yaşlı bakımından sorumlu uzmanların, elemanların bu konuda bilgi sahibi olmaları ve hizmetlerin bir parçası olmaları kaçınılmaz görünmektedir.