RUSYA TARİHİ - Ünite 3: Moskova Knezliğinin Yükselişi Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 3: Moskova Knezliğinin Yükselişi

Merkezileşmiş Rus Devletinin Kuruluşu

Moskova Knezliği

On ikinci yüzyılda Rus toprakları bölününce başta Moğollar olmak üzere etrafındaki devletler tarafından saldırılara maruz kaldılar. Moğollardan başka Litvanya ve Lehistan ve İsveçliler de Rus topraklarına diğer yönlerden saldırdılar. Bu saldırılara en iyi karşılığı diğer kinezliklerden daha fazla Moskova Knezliği vermiştir. Moskova Knezi Aleksander Yaroslaviç’e başarılarından dolayı Nevsky ünvanı verilmiştir.

Kilise Yaşamı ve Manastır Hareketi

Kilise yaşamı ve manastır hareketi başlıca iki açıdan önemlidir. Birinci si Rusların bir kimlik kazanmasını sağlamıştır. İkinci olarak da konuştukları dili ifade edebilecek bir alfabe bir din adamı tarafından üretilmiştir. Bu dönemde ayrıca 1340-1440 tarihleri arasında Rusyanın kuzeyindeki en uç ormanlara kadar giden keşişler yeni kiliseler kurmuştur. Bu dönede 200 kilise açılmıştır. Bu hareket motivasyonunu Hesykhasm denilen dünya işlerinden çekilme ve tamamen tanrıya yoğunlaşma şeklindeki fikriyata dayanıyordu. Bu vesileyle yeni yerleşim yerleri kurulmuştur.145’de Ortodokslar Katoliklerden tamamen bağımsız olabilmiştir.

Moskova Knezliğinin Yükselişi

Moskova Knezliğinin yükselişi iki ana sebebe dayanmaktadır. Bunlardan biri diğer knezliklere olan coğrafi, diğeri ise ekonomik üstünlüğüdür. Altın Orda devleti ile iyi ilişkiler kurup topraklarını diğer knezlikleri de kendine katarak genişlettikçe Moğolları yenebilecekleri bir güce ulaşmışlardır.

Bunun dışında kuzeyde güçlenen diğer bir knezlik ise Tver idi. Tver ve Moskova temelde birbirine üstünlük sağlama amacıyla yaptıkları savaşın sonucunda iki knezliğinda knezleri hayatlarını kaybattiler. Bu durum yeni bir olayı tetikledi. Bu da bu Kuzey Doğu Rusya’nın birleştirilmesiydi.

İki knezlik arasındaki ciddi bir çekişme bulunuyordu. Ancak Moskova Knezliğinin yöneticileri daha ileri görüşlü idi. Ele geçen ilk fırsatta Altın Orda Devletinden yarlık aldılar ve vergi toplama işinin başına geçtiler. Bu onları daha da güçlendirirken Moskova’da inşaat çalışmalarına hız verip yeni güvenlik noktaları kurdular ve yıpranan duvarları onardırlar. Bunun dışında yine bir fırsattan istifade ile İstanbuldan gelecek olan Metropolit Tver Knezliğine hoş karşılanmayınca Moskova Knezliği metropolite sahip çıktı ve dini üstünlüğü de elde etti.

İki knezlik arasındaki üstünlük mücadelesi giderek artmıştı. Yarlık tekrar Tverlere geçtiğinde ise çok güçlenmiş ve Moskovanın merkezine bir kremlin yaptırmış olan Moskova Knezliği artık buna daha fazla tahammül edemedi. Halk da Moskova Knezliğinin yöneticilerinden yanaydı ve hem Altın Ordaya hem de Tver Knezliğine karşı Moskova Knezliği büyük bir umut olarak görülüyordu. Nitekim Moskova Tveri yenerek topraklarına kattı ve günümüze kadar bütün Rusya’nın hâkimi ve merkezi olduğunu kanıtladı.

Nitekim 13780’de Altın Orda Devleti ağır bir yenilgiye uğradı. Savaşın adı Kulikova Pole idi. Moskova Knezliği bu savaşa hazırlanırken ordusuna diğer knezliklerden de çok fazla insan katılmıştır. Bu Rusların birleşmesine anlamına geliyordu. Ardından 1382’de Altın Orda Hanı Toktamış Moskova’yı yağmaladı. Fakat bu kez Moskova Knezliği tek başınaydı. Bütün bu olaylar aynı neslin yaşadığı dönemde cereyan ettiğinden birleşik bir Rusya’nın önemi giderek artmıştı.

1430’larda Altın Orda Devleti topraklarında Kırım, Kazan, Astrahan ve Sibir Hanlıkları olmak üzere her biri kendi askeri gücüne ve idaresine sahip dört devlet ortaya çıktı. Bunu takip eden yüzyıl içinde bu Hanlıklar ve Moskova bölge topraklarının kontrolü için sık sık mücadele ettiler.

Bu arada İstanbul’un Türkler tarafından ele geçirilmesi Rusya’yı tek Ortodoks devlet haline getirdi. II. Vasiliy döneminde Moskova artık Altın Orda’ya bağlı bir devlet değil, kuzey doğu Rusya’nın lideri konumuna gelmişti. Rus devletinin kurulması ve ayrı ayrı müstakil knezlerin Moskova etrafında birleşme süreci takriben 50 yıl içinde, III. İvan Vasilyeviç’in (1462-1505) ve III. Vasiliy İvanoviç’in (1505-1533) devrinde hayata geçirildi. Birleşmenin temelini bilhassa Moskova knezleri atmıştı.

Moskova Knezi II. Vasiliy Tyomniy (Kör Vasiliy) (1425- 1462) öldükten sonra yerine yirmi iki yaşında olan oğlu III. İvan Vasilyeviç (1462-1505) geçti. II. Vasiliy öldüğü zaman Büyük Knez III. İvan tahta geçmeye hazardı. III. İvan ile Rusya’nın birleştirilmesi hızlandı. Rusya bağımsız bir devlet haline geldi. III. İvan sadece topraklarını genişletmekle kalmadı aynı zamanda Rusya’yı merkezi bir devlet haline getirecek bir takım kurumların da temellerini attı.

III. İvan (1462-1505) ve III. Vasiliy (1505-1533) Devirleri

III. İvan’ın temel hedefi tüm Rusya’nın Büyük Knezi olarak devraldığı yetkileri yerine getirmekti. III. İvan genç olmasına rağmen ileri görüşlü bir knez idi. Döneminde Novgorod alındı. Moskova tarafından ele geçirilen Novgord kendini yöneten şehir özelliğini kaybetti..

Rusya Çarları’nın, ülkeyi votçina haline getirmesi iki yüz yıl sürdü. Bu süreç XV. Yüzyıl’ın ortasında başladı ve XVII. Yüzyıl’ın ortasında tamamlandı. Novgorod’un sonu ile birlikte Rus topraklarının toplanması iyice kolaylaştı

Sarada Moskova’nın eski rakibi Tver Knezliği vardı. 1485’de Tver topraklarının Moskova topraklarına katılması ile bu Moskova’nın en büyük rakip ailelerinden biri ortadan kalkmış oldu.

III. İvan, İtalya ve Almanya gibi Batı Avrupa devletleriyle de ilişki kurdu. İvan, İtalyanların iyi yapı ustaları olduğunu örendikten sonra Venedik’ten mimar getirtmeye karar verdi. Moskova’da yapılacak Uspeski Katedrali’nin bir İtalyan mimar tarafından inşasını istiyordu. Venedik’te ünlü bir mimar olan Fioraventi Aristotel Moskova’ya geldi. Dört yıl içinde Moskova’nın en güzel yapıları inşa edildi. Moskova’nın İtalya ile ilişkileri Rusya’da yeni uyanmakta olan İtalyan Rönesans’ının uygulama alanı bulmasına yol açtı.

Üçüncü Roma Teorisi

Bu dönemde Rusya’nın İstanbul’un fethinden sonra tek Ortodoks kalan ülke olmasından dolayı kendini üçüncü Roma olarak görmesi söz konusudur.

IV. İvan (1530-1584) ve Fyodor (1584-1598) Devirleri

IV. İvan ya da Korkunç (Muhteşem) İvan (1530- 1584) ; İvan babası III. Vasiliy öldüğünde üç yaşında idi. Annesi Elena Glisnkaya naip ilan edildi. Bunu bir karışıklık dönemi izledi.1547’de İvan on altı yaşındayken taç giydi.

İvan, başpiskopos Makariy’nin de aralarında bulunduğu danışmanlardan oluşan bir kurulda bir dizi reform ortaya attı ve bunları da zemskiy sobor’da (halk meclisi/yurt mümessilleri meclisi) onaylattı. Soyluların hizmeti ve ordu bir düzene bağlandı.

Dış politikada İvan dönemi önemlidir. Bu dönemde Rusya, batıya ve doğuya doğru genişlemesini sürdürdü.

Kazançlarla ve kayıplarla şekillenen bir dönem olan IV. İvan devrinin en büyük başarısı Kazan, Astrahan ve Sibir’in ele geçirilmesidir. Terör ve baskı yılları birçok boyar ve ailesinin ölümüne sebep olurken Novgorod gibi şehirlerin yıkımı ekonomiye de zarar vermiştir. Livonya Savaşları masrafların artmasına yol açarken gerek ekonomi gerekse ordunun durumunu kötüleştirmiştir.

IV. İvan1584’de öldü. Tahta ikinci oğlu Theodore ya da Fyodor (1584-1598) geçti. Fyodor, dindar ve iddiasız bir kişi idi. İvan’ın ölümünü takip eden yıllarda Rusya on yıl sürecek olan bir karışıklık dönemine girdi. Rusya tarihinde bu döneme güçlükler veya anarşi dönemi adı verilmektedir.

Güçlükler Dönemi

XVII. Yüzyıl’ın başında (1603-1613) hem iç siyasette hem de dış siyasette tam bir fetret dönemi yaşayan Rus devleti bu belirtileri IV. İvan’ın ölümü sonrasında göstermişti.

Başta Kozaklar olmak üzere silahlı çeteler kırsal kesimde dolaşarak etrafa dehşet saçıyorlardı. Rusya’nın anarşiye direnebildiği üsler, Aziz Sergius’un Trinite Manastırı başta olmak üzere sadece surlarla korunmuş manastırlardı.

Dağılmanın eşiğindeki Rusya toparlandı ve kendine yönelen tehdidin üzerine yürüdü. Ulusal birliğin ve genel olarak kabul gören bir Çar seçiminin gerekli olduğu ortadaydı.

Romanov Hanedanlığı

Mihail Romanov (1613-1645)

IV. İvan’ın halk tarafından beğenilen ilk eşinin akrabalarından ve Güçlükler Dönemine egemen olan ayırımcılık ortamında uzlaşılabilmesi için 16 yaşındaki Mihail Fyodoroviç Romanov 1613’de Çar seçildi.

Mihail’in babası karışıklıklar döneminde Lehistan’a sürgüne gönderilmişti, bir tutukluydu. Patrik Filaret (Fyodor Nikitiç Romanov) unvanıyla geri döndü ve oğlunun hükümdarlığı döneminde onun naipliğini üstlendi. Filaret sadece patrik olmakla kalmadı. 1633’deki ölümüne kadar Moskova’nın izlediği dış politikada özellikle Lehistan ile ilgili siyasette etkili oldu. Bu dönemle birlikte Rusya’yı üç yüz yıl yönetecek Romanov Hanedanlığı tesis edilmiş oldu.

Aleksey Mihayloviç (1645-1676)

Çar Mihail Fyodoroviç Romanov 1645’de öldüğünde 16 yaşında bir genç olan oğlu Aleksis ya da Aleksey Mihayloviç (1645-1676) Çar olarak onun yerine geçti.

Aleksey ilk önce Rusya’yı babasının soktuğu yolda tutma gayreti içine girdi. Zeki ve dinine düşkün olan Aleksey, kilisenin bütün ritüellerini yerine getirmede büyük titizlik gösteriyordu, ama yenilikçi bir görünüme sahip değildi. Batı’ya karşı ilgisi çok fazlaydı. Bunun sonucunda ortaya çıkan yöntemler ve seçimler gelecekte I. Petro’nun istediği köklü değişiklikleri kolaylaştıracaktı.

Bundan başka takip eden dönemlerde kilisede baş gösteren, hizip hareketleri ve batılılaşma hareketlerinden söz edilebilir.

III. Fyodor (Theodore/Feodor) (1676-1682)

Fyodor, iyi eğitim görmüştü. Sadece Rusça ve kilise Slavcasını değil, Polotsk’lu Simeon tarafından verilen Lehçe ve Latince dillerine de sahipti. III. Fyodor’un kısa süren hükümdarlığı 20 yaşında ölümüyle son buldu. Ölümünden hemen önce Boyarların sadece ailelerince daha önce sahip olunan ya da kendilerinin aileleri içindeki statülerine eşdeğer ya da bunların üzerinde hizmet görevlerini kabul edebileceklerini öngören bir rütbe sistemi yani mestniçestvo bu kararla 1681-1682’de kaldırıldı.

XVII. Yüzyılda Rusya’nın Sosyal ve Ekonomik Durumu

Rusya Tarihinin Yeni Devri

XVII. Yüzyılda Rusya’nın sanırları genişlemeye devam etmekteydi. Sanırları Kırım Hanlığı, Kuzey Kafkasya ve Kazakistan’a kadar uzanıyordu. Nüfusu 10,5 milyona ulaşmıştı. Bu devirde halk ülkenin uzak bölgelerine gitmeye başladı. XVII. Yüzyılda sadece Sibirya’dan gelen gelir bütün devlet gelirinin 1/4’nü teşkil ediyordu. Böylece XVII. Yüzyılda Sibirya’nın ele geçirilmesi tamamlandı.

Feodal-Toprak Köleliği

XVII. Yüzyıl’ın Rusya Devleti tamamen hakim sınıfın iradesinin bir temsilcisi olup, devletin kendisi de halk kitlelerini istismar eden feodal rolünde idi. Özellikle bu açıdan baskı süratle büyüdü ve etkisi kanunlara kadar yayıldı. Bu sistemin tasdikinde 1649 Kanunnamesi büyük rol oynadı. Kanunname, kölelik sistemini şekillendirdi ve kölelik mevzuatının gelişimini sonlandırdı.

Rus Pazarının Kurulması ve Ticaret İlişkilerinin Gelişmesi

XVII. Yüzyılda ticaret ilerleme kaydetmeye başlayınca bazı ticaret merkezleri de oluşmaya başladı. Bunlar arasında Moskova, Torku özellikle önem taşımaktaydı ve ülkenin ana ticaret merkezi haline geldi. Kuzeyde esas tahıl ambarı Vologda ve Ustyug idi. İpek ve keten ticaret merkezi Novgorod, Smolensk, Pskov olup, et ve deri ticaret merkezi ise Kazan, Vologda ve Yaroslov idi. Demir ticaret merkezi de Tula ve Tihin oldu.