TEMEL SAĞLIK VE HASTALIK BİLGİSİ - Ünite 8: Bulaşıcı Hastalıklar Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 8: Bulaşıcı Hastalıklar

Giriş

Sağlıklı bir bireyin gelişebilmesi olumsuz faktörlere karşı uygun korunma ve kontrol yöntemlerinin bilinmesi ile olabilir. Bu da ancak olumsuzluğu oluşturan nedenleri tanımakla mümkündür. Dolayısıyla bireyin, yaşamı boyunca sağlığını tehdit edebilecek olumsuzlukların başında gelen bulaşıcı hastalıklar hakkında genel bilgi sahibi olması sağlıklı yaşam sürebilmesinin önemli bir basamağını oluşturacaktır. Bu ünite özetinde bireylerin sağlıklarını etkileyen bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgilere yer verilecektir.

Bulaşıcı Hastalıkların Tanımı

Vücutta gözle görülemeyecek kadar küçük ve görülebilecek kadar büyük patojenik özelliğe sahip zararlı organizmaların neden olduğu hastalıklara infeksiyöz hastalıklar denir. İnfeksiyöz hastalıklar içerisinde canlıdan canlıya bulaşma özelliği olan hastalıklar bulaşıcı hastalıklar olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle bütün bulaşıcı hastalıklar infeksiyon hastalığı olduğu hâlde bütün infeksiyöz hastalıklar bulaşıcı hastalık değildir. Bulaşmada hava, gıda, su, vücut sıvıları, temas, cinsel ilişki gibi yollar etkili olmaktadır. Ayrıca evcil ve yabani hayvanlar da hastalıkların bulaştırılmasında önemli rolleri üstlenirler. Hastalık etkenlerini vücut yüzeylerinde (mekanik vektörlük ) veya vücutlarında bulundurarak (biyolojik vektörlük) bir canlıdan bir canlıya aktaran eklembacaklılarda bulaşıcı hastalıkların yayılmasında önemli rol oynarlar.

Bulaşıcı Hastalıkların Özellikleri ve Önemi

Bulaşıcı hastalıklara sebep olan hastalık etkenleri farklı özelliklere sahiptirler. Bundan dolayı hastalığa neden olan etkenin özelliğine göre; hastalığın bulaşması, seyri, prognozu oluşturduğu olumsuz durumlar (semptomlar) ve vücutta oluşturduğu rahatsızlık durumu değişiklik göstermektedir. Hastalık etkeni olan mikropları etkileyen bazı faktörler bulunmaktadır. Bunların başında ısı, nem, uygun besin ortamı gelmektedir.

Geçmişten Günümüze Bulaşıcı Hastalıklar

Tarih öncesi dönemlerde bulaşıcı hastalıkların var olduğu geçmiş döneme ait fosillerin, iskelet kalıntılarının incelenmesi ile anlaşılmıştır. Başlangıçta bir lanet ya da büyü olarak atfedilen bu hastalıklara karsı tütsüler yapılmış, temizliğe önem verilmiş, yetiştirdikleri bitkilerden oluşturdukları karışımlarla çözümler aranmaya çalışılsa da çok fazla kayıplar verilmiştir. Aşının 18. yüzyılda keşfi ve 19. yüzyılda antibiyotiklerin geliştirilmesi hastalıkların engellenmesinde büyük bir adımdır. Her ne kadar aşılar ve antibiyotiklerin geliştirilmesi ile önemli gelişmeler sağlanmış olsa da günümüzde bulaşıcı hastalıklara karşı tam anlamıyla bir mücadelenin yapılabildiğini, insanlığın hastalıklara karsı galip geldiğini söylememiz maalesef mümkün değildir.

Bulaşıcı Hastalıkların Sınıflandırılması

Sindirim Sistemi (Ağız Yolu) ile Bulaşan Hastalıklar

Tifo ve Paratifo: Bir bakteriyel hastalık olan tifonun etkeni Salmonella typhi ’dir. Paratifo ise Salmonella paratyphi tarafından oluşturulur. Bulaşma enfekte su ve gıdaların ağız yoluyla alınması sonucu oluşur. Hasta veya taşıyıcı olan kişiler dışkı, idrar, solunum salgıları ve kusmukları ile bu bakteriyi bol miktarda çevreye yayarlar. Hastalığın ilk haftasında kırgınlık, iştahsızlık, bas ağrısı, ürperme ile başlayan semptomlara daha sonra 39-40 °C’ye ulasan ateş eklenir. Ayrıca bazen öksürük, kabızlık bazı hastalarda da ishal görülebilir.

Poliomyelitis (Çocuk Felci): Bilinen en eski hastalıklardan biri olan poliomyelitisin etkeni Enterovirus cinsinden virüslerdir. Klinik belirtiler, hafif ateş, hâlsizlik, iştahsızlık, boğaz ağrısı ile başlayan hafif dönem; bu semptomlara ek olarak baş ve kas ağrıları, yüksek ateş, kusma, vücutta hafif hafif uyuşmalar ve karıncalanmaların görüldüğü aseptik menenjit dönemi; bu semptomlara ek olarak farklı kas gruplarında ilerleyen zayıflık, ileri derecede kas ağrıları, reflekslerde kaybolma ve felçlerin görüldüğü paralitik poliomyelit dönemleri içerisinde gözlenir. Gebelikle nakledilen çocuk felci olguları ağır seyretmekte ve %50’si ölümle sonuçlanmaktadır.

Sarılık: A, B, C, D, E ve G harfleri ile isimlendirilen 6 farklı virüsle oluşan karaciğerin yaygın iltihabi hastalığına verilen isimdir. Sarılık hastalığında hâlsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst bölgesinde ağrı, derinin ve skleranın (gözün beyaz kısmı) sararması, idrarın renginde koyulaşma görülebilir. Bu klinik belirtiler bazen çocuklarda ve yetişkinlerin bir kısmında görülmeyebilir veya çok belirgin olmayabilir.

Botilismus Zehirlenmeleri: Besin zehirlenmelerinin en önemlilerinden biri olan botulismus, sporlu, anaerob (oksijensiz) ortamlarda üreyen, ısıya ve yüksek basınca karsı çok dayanıklı bir bakteri olan Clostridium botulinum’ un besinlerde ürettiği toksinlerinin besinlerle birlikte ağız yoluyla alınması sonucu oluşmaktadır. Tüm dünyada toprakta, bitkilerin üzerinde, hayvan dışkısında, göl, ırmak, deniz suyunda bulunur. Ürettiği toksinler A-G arasındaki harflerle adlandırılan farklı yedi tipten oluşmaktadır. Bunlardan A, B ve E insanlarda en çok botulismusa sebep olan toksin tipleridirler. Toksinler vücutta sinir ve kas kavşaklarında hareketi sağlayan asetilkolin salınımını engelleyerek felçlere sebep olmaktadır.

Kolera: İlk olarak 1883 yılında Koch tarafından bulunan Vibrio cholera ’nın neden olduğu bir hastalıktır. Etken sindirim yoluyla bulaşabildiği gibi enfekte kişilerin kullandığı araç-gereç, havlu, kıyafet ve yatak gibi malzemelerle de sağlıklı bireylere bulaşabilir. Hastalık gastroenterit tarzındadır. İlk klinik belirti ani kusmadır. Kusma gittikçe şiddetlenir. Belli bir süre sonra safralı kusma gözlenir. Kusmaya ishal de eşlik eder. İshal o kadar sıklaşır ki günde 20 kez ishal görülebilir. Devamlı ishal ve kusmaya bağlı olarak vücuttaki sıvı-elektrolit dengesi bozulur. Aşırı su kaybına bağlı olarak deri kurur. Vücut ısısı 36 °C’den 32 °C’ye kadar düşer. Elektrolit denge bozukluklarından dolayı vücutta kramplar ve deri yüzeyinde ilerleyen vakalarda renk değişiklikleri gözlenir.

Bruselloz (Malta Humması): Brusella etkenleri oksijenli ortamda üreyen sporsuz bakterilerdir. Hastalık, etkeni belirti göstermeksizin vücut salgıları ile etrafa yayan hayvanlarla temas eden kişilere direkt olarak bulaşır. Bulaşma en çok hijyenik kurallara göre kaynatılmamış, iyi pastörize edilmemiş enfekte süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi ve teması ile olmaktadır. Yoğun enfeksiyonlarda titreme, aniden yükselen ve düşen ateş, baş, kas ve eklem ağrıları, hâlsizlik, kırgınlık, sinirlilik, uykusuzluk ve iştahsızlık görülür. Hayvanlardan elde edilen süt ürünlerinin uygun koşullarda pastörize edilen sütlerden yapılması ve tüketilmesi çok önemlidir.

Toksoplazmoz: Toksoplasmoz, protozoon parazit olan Toksoplasma gondii ’nin neden olduğu bir hastalıktır. Etkenin iki farklı kist formu vardır. Kistler arakonakta beyin, karaciğer, akciğer, kalp ve iskelet kaslarına yerleşir. Son konak kedi ve kedigillerde ise incebağırsaklara yerleşir. Hastalığa yakalanan kişilerde ilk belirtiler lenf yumrularındaki şişkinlik ve hafif ateştir. Daha sonra ateş, baş ağrısı, kırgınlık, dalak ve karaciğerde aşırı büyüme, kaslarda ağrılar gözlenir. Korunmada et ve sakatatları iyi pişirilerek yenmesi, evde kedi besleniyorsa bunlara da çiğ et ve sakatat verilmemesi gereklidir.

Solunum Yoluyla Bulaşan Hastalıklar

Sars: Hastalık etkeni SARS Coronavirus’udur (SARS- CoV). Etken solunum ve sindirim sitemine yerleşme eğilimi göstermektedir. Hastaların hepsinde ilk olarak 38°C ateş görülür. Alt solunum yolları enfeksiyonları kuru öksürükle kendisini göstermekte ve genellikle 2-3 haftada iyileşme görülmektedir. Durumu ağır olan hastalarda solunum sorunları olduğu için solunum cihazlarına bağlanmaları gereklidir. Hastalık bu aşamada hafifleşiyormuş gibi görünse de aniden gelişen viral üremeye bağlı olarak hastanın durumu ağırlaşabilir. Hastalıkta burun akıntısı, boğaz ağrısı ve ishal gibi durumlar çok nadir gözlenmiştir. Hastalıkta ölüm oranları yas, bağışıklığı baskılayıcı hastalıkların olması durumuna göre değişebilmektedir. Etkenin, etanol (%75’lik), formaldehit gibi kimyasallara karsı dayanıksız olduğu bildirilmiştir.

Nezle (Soğuk Algınlığı): Hastalığın etkeni çeşitli virüslerdir. Hastalık birkaç günde kendiliğinden geçer. Etken virüs olduğu için tedavide antibiyotik kullanımının hiçbir faydası yoktur. Hastalıktan korunmada beslenmeye dikkat edilmeli ve bulunulan kapalı mekânların çok iyi havalandırılmasına dikkat edilmelidir.

Grip: Etkeni grip virüsüdür. Bulaşma nezlede olduğu gibidir. Semptomlar nezlede görülenlerle aynı olmakla birlikte daha ağır seyreder. Gripte ayrıca ateş, kas ve eklem ağrıları görülür. Hastalık nezleden daha ağır seyrettiği için hasta, tedavide yatak istirahatine ihtiyaç duyabilir. Antibiyotik kullanımının faydası yoktur. Korunmada sağlıklı beslenme, temiz havanın sağlanmasının yanında asılama da etkili olmaktadır. Aşılama kronik rahatsızlığı olan ve ileri yaslı bireylerde önerilmektedir.

Influenza: Alt ve üst solunum yollarına yerleşerek epidemilere ve pandemilere sebep olan akciğerde ciddi sorunlar oluşturarak ölümlere sebep olan viral bir hastalıktır. Bu virüsler sağlıklı kişiler tarafından havayla alınır. Hastalığın kuluçka süresi 1-5 gündür. Bu süreden sonra titreme, ateş, bas ve kas ağrıları, iştahsızlık, hâlsizlik görülür. Ateş 3-4 gün sürer. Daha sonra boğaz ağrısı, burun akıntısı, seste kalınlaşma ve kuru öksürük görülür. İlerleyen olgularda akciğer komplikasyonu ve pnömoni nedeniyle ölüm görülebilir.

Tüberküloz (Verem): Hastalığın etkeni çevre koşullarına oldukça dirençli bir bakteri olan Mycobacterium tuberculosis’ tir. İnsanlarda Mycobacterium bovis ve Mycobacterium africanum ’un da enfeksiyona neden olduğu bildirilmiştir. Hastalığın bulaşmasında öncelikli olarak solunum yolu etkili olurken sindirim, konjenital, genital, deri yoluyla da bulaşmanın olduğu bildirilmektedir. Etken akciğer dışında ve akciğerde enfeksiyonlara neden olabilir. Akciğer dışı gelişen birincil enfeksiyonlarda lenf bezleri, böbrekler, kemikler, eklemler, larenks, deri, bağırsaklar, periton, gözler etkilenir. Hastalarda öksürük, göğüs ağrısı, ses kısıklığı, yorgunluk, ateş, kilo kaybı görülen en belirgin semptomlardır. Öksürükle birlikte ağızdan bazen parlak renkte kan gelebilir. Hastalığın teşhisinde, akciğer röntgeninde akciğerin normal sınırındaki bozukluklar ve klinik bulgular yardımcı olur. Ayrıca deriye yapılan “ tüberkülin testi ” de teşhiste kullanılır.

Difteri: “Kus Palazı” olarakta bilinen hastalığın etkeni bir bakteri olan Corynebacterium diphtheriae’ dir. Klinik belirtiler burun, bogaz, larenks, deri, konjuktiva ve genital sistemde görülür. Boğaz ağrısı, hâlsizlik, ateşle başlayan semptomların gelişmesinden 2 saat sonra boğazda bir membran gelişir. Bu membran başlangıçta parlak-beyaz renktedir. Sonraları griden siyah renge kadar değişebilir. Hastalığın ilk iki günü verilen antitoksin ile tedavide başarı yakalanır. Ayrıca penisilin veya eritromisin de verilmektedir. Aşılama ile korunma mümkündür. Boğmaca ve tetanos asıları ile birlikte uygulanmaktadır.

Boğmaca (Pertussis): Hafif ateş, kuru öksürük ve nezle belirtileriyle başlayan kataral dönemden sonra nöbetler şeklinde art ardına 5-10 kez şiddetle görülen öksürükler, morarma, zorla çıkarılan balgam sonrası kusma refleksi ikinci dönem olan öksürük döneminde görülen belirtilerdir. Üçüncü dönem iyileşme dönemidir. En uygun antibiyotik eritromisindir. Haftalarca antibiyotik tedavisine karsın başarı geç elde edilebilir. Aşılama ile korunma mümkündür.

Suçiçeği (Varicella): Hastalığın etkeni varisella-zoster virüsüdür (VZV). İlk olarak hafif ateş, hâlsizlik, baş ağrısı gözlenir. Daha sonra yoğun olarak sırt, karın ve göğüs bölgesinde, daha az olarak da yüz, el, kol, ayak ve bacaklarda kasıntılı kırmızı lekeler gözlenir. Bunlar yüzeysel olarak yerleşim gösteren içi berrak sıvı ile dolu lezyonlardır. Bağışıklık sistemi baskılanmış çocuk ve erişkinlerde akciğer (pnömoni), karaciğer ve sinir sistemi, komplikasyonları oluştuğu taktirde hastalık tehlikeli bir hâl alabilir. Korunmada çocukların el ve tırnak temizliklerine dikkat edilmelidir. Korunmayı sağlayan aşısı mevcuttur.

Kızamık (Measles, Rubeola): Kızamık virüsü Paramyxoviridae ailesinden morbillivirustur. Hastalık solunum yoluyla bulaşır. Kuluçka süresi 10-14 gün kadardır. Bu süre yetişkinlerde uzayabilir. Hastalık hafif ateş, kas ağrıları, öksürük ve nezle tablosuyla baslar. Bu dönemden sonra, kızamıkta spesifik olarak yanağın iç kısmında, mukozada, azı dişlerinin hemen yanında ortası beyaz çevresi kırmızı renkte 1-2 mm çapında lezyonlar görülebilir. Hastalıkta herhangi bir komplikasyon olmadığı durumlarda hastanın ateşi düşürülmeye çalışılır.

Kızamıkçık (Rubella veya Alman Kızamığı): Hastalık etkeni Togavirus ailesinden Rubivirus’tur. Bulaşma solunum yoluyla olmaktadır. Hastalığın semptomları ve ilerleyişi kızamıktaki gibidir. Kızamıktan farklı olarak komplikasyon ve bakteriyel enfeksiyonlar nadiren görülür. Kızamıkçık nedeniyle ölümler çok nadir görülür. Bununla birlikte gebelikte geçirilen kızamıkçık sebebiyle ölü doğum ve anomalili bebek doğumlarına neden olması hastalığı tehlikeli hâle getirmektedir. Kızamıkçığın özel bir tedavisi yoktur. Korunma amacıyla 12-14 aylık yaş aralığındaki bebeklere asılama uygulanmaktadır. Aşı tek basına, kızamık, kızamıkçık ve kabakulak ikili veya üçlü karma aşı şeklinde bulunmaktadır. Gebelikle alakalı tehlikelerinin önlenmesi amacıyla özellikle 10-14 yaş arasındaki kız çocuklarına aşılama yapılmalıdır.

Kabakulak (Mumps): Hastalığın etkeni Paramyxovirus ailesinden bir virüstür. Orta derecede ateş, iştahsızlık, hâlsizlik, baş ağrısı başlıca semptomlardır. Hastalığa özgü olarak kulak ağrısı ve elle muayenede parotis bezinin ilk önce tek taraflı daha sonra ise çift taraflı şişkinliği dikkati çeker. Bazen çene altı ve dilaltı tükürük bezlerinin de şiştiği görülebilir.

Kızıl: A grubu beta hemolitik streptokokların toksinlerinin neden olduğu bakteriyel bir hastalıktır. Bulaşma solunum yoluyla olduğu gibi kontamine gıdalarla da olabilir. Kuluçka dönemi 1-7 gündür. Ateş, hâlsizlik, baş ve boğaz ağrısı, kusma titreme, mukoza ve deride döküntüler görülür. Döküntüler, etkenin ilk yerleştiği yer olan bademcik, yutak, dil ve damak mukozasında görülür. 1-2 gün sonra deride elle muayenede belirgin olarak hissedilen döküntüler gözlenir. Bu süre ortalama 21-28 gün olduğu gibi şiddetli olgularda 8 hafta kadar sürebilir. Etken penisiline duyarlı olduğu için tercih edilir.

Deri ve Mukoza Yoluyla Bulaşan Hastalıklar

Lepra (Cüzzam): Hastalığın etkeni bir bakteri olan Mycobacterium leprae ’dır. Hastalıkta klinik belirtiler, deri, mukoza, sinir dokuda, organ olarak da göz, kas, kemik ve testislerde görülür. Deride başlangıçta renksiz daha sonra bakır kırmızısı renkte üzerleri nemli olan benekler dikkati çeker. Bunlar daha sonra derinin kılsız olan birçok yerine dağılır. Bu beneklenmeler tedavi başlamadığı taktirde şişkinlikler, tüberküller ve nodüller hâline gelerek leprom denilen özel lezyonlar hâline gelirler.

Tetanos: Clostridium tetani ’nin ürettiği ekzotoksinlerden kaynaklanan devamlı kas kasılmaları, aşırı refleks gösterme gibi sinirsel semptomlarla karakterize oldukça öldürücü bir hastalıktır. Etken vücuda girdikten sonra tetanospazmin adı verilen bir nörotoksin salgılar. Etken sinir sistemi üzerine etkilidir. Çizgili kaslar başta olmak üzere çene, karın ve boyun kaslarında kasılmalar görülür. Solunum kaslarında ve larenkste görülen kasılmalardan dolayı solunumda düzensizlikler görülür. Yutak kaslarının felcinden dolayı yutmada zorluk görülür. Korunmada tetanos hastalığına karşı geliştirilmiş ve tam bir koruma sağlayan aşı bulunmaktadır.

Kuduz: Rhabdoviridae familyasından Lyssavirus genusundan bir virüs olan etken canlı dokuda sinir sistemine karsı affinite gösterir. Ses, gürültü, su, ışık gibi faktörlere karsı aşırı tepki gösterebilirler. Yutma güçlüğü, aşırı salya artısı, havadan ve sudan korkma gibi davranışlar sergilerler. Son aşamada ateş 40-42 °C’ye kadar yükselir. Solunum güçleşir. Solunum kasları ve diğer organları felci ile birlikte solunum ve dolasım bozuklukları gelişir. Buna bağlı olarak da ölümler şekillenir. Kuduz hastalığını tedavi eden bir ilaç bulunmamaktadır.

Trahom: Etken Chlamydia trachomatis’ tir. Göz konjuktivasında lezyonlara sebep olarak körlüklere neden olan bakteri ayrıca genital enfeksiyonlara ve yeni doğanlarda solunum sistemi enfeksiyonlarına da neden olmaktadır. Gözlerde çapaklanma, kuruma, bulanık görme önemli semptomlardandır. Gözde oluşan yangı ve damarlardaki genişleme sonrası gözde nedbe dokusu oluşur. Bu durumda körlük oluşabilir. Sineklerde mekanik olarak taşıyıcılık yapabilecekleri için bunlara karsı tedbir alınması gereklidir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

AIDS, sifiliz, gonore, sankroid, lenfogranuloma venereum, granuloma inguinale, üretritis, servisit, genital herpes gibi hastalıklar cinsel yolla bulaşan hastalıklardır.

Bazı Önemli Zoonoz Hastalıklar

Anthrax (Şarbon)

Etken sporlu, kapsüllü bir bakteri olan Bacillus anthracis’ tir. Hastalıkta bulaşma; sindirim, solunum ve deriden temas yoluyla olmaktadır. Sarbonlu hayvan etinin yenmesiyle alınan sporlardan bağırsak şarbonu oluşmaktadır. Esas ve tehlikeli bulaşma olarak görülen ve geçmişte de deri, post, yün, yapağı isleri ile uğraşanlarda çok fazla görülen solunum yolu bulaşması ile sporların direkt olarak akciğerlere yerleşmesi ile olmaktadır. Temasla ise deri şarbonu olarak bilinen formu oluşur.

Veba

Etken bir bakteri olan Yersinia pestis ’tir. Vebada pirelerin ısırdıkları bölgelerde kızarıklıklar ve sonrasında lenf bezlerinde şişkinlikler görülür. En çok ısırdıkları yerler bacaklar olduğu için burada kasıklarda bulunan lenf bezleri şişer. Hastalığın tüm vücuda dağılması lenf yoluyla olmaktadır. Tüm vücuda ve kan damarlarına kadar yayılabilen etken deride kanama odaklarına, bazen damar içinde kanın pıhtılaşmasına neden olabilir. Bundan dolayı periferde bulunan organlarda nekrozlar ve siyahlaşmalar gözlenebilir. Tedavide etkili olarak kullanılan antibiyotik streptomisindir.

Kuş Gribi (Avian Influenza)

Esas kanatlılarda hastalıklara sebep olan Influenza A virüsünün H5N1 tipi ile hasta olan hayvanlarla yakın temas hâlinde olan insanlarda da enfeksiyonlara neden olabileceği bildirilmiştir. İnsandan insana bir bulaşmanın olduğuna dair kesin bir delil yoktur. Korunma amacıyla kanatlı etlerinin 70 °C’de iyice pişirilerek yenmesi, yumurtaların önce sabunlu suyla yıkanarak en az 5 dakika boyunca 70 °C’de kaynatılması gerekmektedir. Eğer etkene temas durumu oluşmuş ise antiviral ilaçlardan oseltamivir 7-10 gün süreyle kullanılır.

Vektörlerle Bulaşan Hastalıklar

Hastalık etkenlerini vücutlarında bulundurarak mekanik veya biyolojik olarak nakleden eklem bacaklı canlılara vektör denir.

Mekanik Vektörlük: Etkeni hastalıkla ilgili herhangi bir gelişim evresine katkı bulunmaksızın sadece taşıyıp bulaştıran canlılar mekanik vektörlük yaparlar

Biyolojik Vektörlük: Parazitin gelişme evresinde zorunlu olarak yer alan ya da parazitin çoğalma ve gelişmesini sağlayan vektöre biyolojik vektör denir.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi: Hastalığın etkeni Bunyaviridae ailesinden Nairovirus türünden virüslerdir. Hastalığın klinik belirtileri kan işeme, kanlı kusma, rektumdan ve ağızdan kan gelmesi ve abdominal bölgedeki kanama odakları şeklinde kayıta alınmıştır. Kene ısırmasından 2-12 gün sonra inkübasyon dönemi tamamlanır. Hastalarda şiddetli bas ağrısı, ateş ve titremeler ilk görülebilen klinik belirtilerdir. Kas ve boğaz ağrısı, bulantı ve kusmalar da sıklıkla görülür. Hastaların %50’sinde karın ağrısı gözlenir. Hastalığın 2.-4. günlerinde konjuktivalarda kızarıklık izlenir. Hastalığın 3.-6. günlerinden sonra bölgesel döküntüler izlenir ve burun kanaması görülebilir.

Leishmaniosis (Tatarcık Humması): Leishmania soyuna bağlı protozoonların neden olduğu hastalığa verilen genel bir isimdir. Leishmania türleri memelilerin zorunlu paraziti olup enfekte tatarcık sineklerinin dişilerinin kan emmesi sırasında bulaştırılmaktadır. Son konağa kan emme esnasında verilen leishmania etkenleri deride primer enfeksiyon odaklarını oluştururlar. Bölünmeye ve çoğalmaya devam eden parazit sonunda yerleştikleri savunma hücrelerini parçalarlar. Hücrenin parçalanması sonucu serbest kalan hastalık etmeni parazitler yeni makrofajları enfekte edebilmekte ve dalak, karaciğer, kemik iliği gibi organlara dağılarak bu organlarda çeşitli patolojik bozukluklara neden olmaktadır. Tedavide insanlarda antimon bileşikleri kullanılabilir.

Malarya (Sıtma): İnsanlarda sıtmaya Plasmodium falciparum, Plasmodium ovale, Plasmodium malaria ve Plasmodium vivax türleri neden olmaktadır. Semptomlar, yüksek ateş, bol terleme, üşüme ve titreme ile karakterize akut sıtma nöbetleridir. Bazı durumlarda bulantı, kusma, şiddetli ishal, kanlı ve safralı ishal gözlenebilir. Kalp bölgesinde ağrılar ve bronkopneumoni tarzındaki semptomlar nadiren de olsa görülebilir.

Bulaşıcı Hastalıkların Bildirimi

Bulaşıcı hastalıklarla tam anlamıyla mücadele yapabilmesi üçüncü dünya da görülen bulaşıcı hastalıkların neler olduğunun ve bunların hangi sıklıklarda görüldüğünün bilinmesi gereklidir. Bu amaçla görülen hastalıkların bildirimlerinde belli standartlarda yapılması ve kayıt altına alınarak salgınlara karsı önlemlerin alınması gereklidir. Bulaşıcı hastalıklarla mücadele kapsamındaki bildirimlerdeki yetersizlikler sadece Türkiye için değil diğer gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde de sorun olarak devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) 2007 yılında yayımladığı “Daha Güvenli Bir Gelecek” başlıklı raporunda ülkelerden salgın hastalıkların bildirimlerinin özenle yapılması gerektiği ve bu konuda dayanışma içinde olunmasının yakın geleceğimizde salgın hastalıkların çok ağır hasarlar verebilmesinin önüne geçebileceği vurgulanmaktadır.

Ülkemizde Bildirimi Zorunlu Hastalıklar ve Bulaşıcı Hastalıkların Bildirimi

Türkiye’de Sağlık Bakanlığınca 2004 yılında yayımlanan ve 2005 yılında uygulanmaya başlanan genelge (2004/129 sayılı Daimi Genelge) ile bulaşıcı hastalıklar ile ilgili bildirim sistemi kapsamlı hale getirilmiştir. Bu genelge ile ülke genelinde gözlenen ve ihbarı zorunlu hastalıkların sayısı 39’dan 51’e yükseltilmiş, bu hastalıkların sadece klinisyenler tarafından değil, teşhis yapan laboratuvar tarafından da bildirileceği ifade edilmiştir. Bulaşıcı hastalık olarak teşhisi yapılan ve bildirilmesi zorunlu olan hastalıklar, bildirim şekline göre dört grupta toplanmıştır.