TEMEL VETERİNER PARAZİTOLOJİ - Ünite 2: Parazitlerin Genel Özellikleri Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 2: Parazitlerin Genel Özellikleri

Parazit Nasıl Bir Canlıdır?

Konak, bir parazitin hayatının tümünü veya bir kısmını içerisinde veya üzerinde geçirdiği, besin ihtiyacını veya korunmasını sağladığı organizmadır. Parazitler bitkisel ya da hayvansal orijinli olabilirler. Bitkisel kökenli olanlara fitoparazit, hayvansal kökenli olanlara zooparazit denir. Zooparazitler tek hücreli veya çok hücreli olabilmektedir. Tek hücreli parazitler protozoonlar’dır. Çok hücreli parazitler ise artropod adı verilen eklem bacaklılar ile helmintlerdir. Patolojik, anormal olan, bozulmuş, fizyolojik sınırların dışında olan anlamına gelir. Zoonoz ise hayvanlardan insanlara, insanlardan hayvanlara geçen hastalıklar için kullanılır. İnsan ve hayvanlar arasında ortak seyreden hastalıklardır. Zoonoz hastalıklar paraziter, viral ya da bakteriyel olabilir. Parazitlerin ortak özellikleri;

  • Parazitler konaklarında patolojik bozukluklara neden olarak hastalanmalarına hatta ölümlerine neden olabilirler.
  • Parazitler konaklarının çok değişik vücut kısımlarında, kanda ve lenfte bulunabilir.
  • Parazitlerin çoğu kronik seyirli hastalıklara neden olduğundan hayvanlarda uzun süre devam edip et, süt, yapağı gibi verimlerin düşmesine neden olurlar.
  • Paraziti taşıyan hayvan ya da insanlar diğerleri için bir hastalık kaynağı durumundadırlar.
  • Hayatlarını devam ettirebilmek için mutlaka başka bir canlıya ihtiyaç duyarlar.
  • Metabolizma bakımından yetersizdirler.
  • Bazı parazitler veya gelişme dönemleri üzerinde yaşadıkları canlının dokularında göç geçirebilir.
  • Bir konakta bir tür parazit bulunabileceği gibi birden fazla tür de bulunabilir.
  • Parazitler bir taraftan üzerinde bulundukları canlılardan yararlanırken diğer taraftan bu canlıların ve çevrenin zararlı etkilerinden kendilerini korumak zorundadırlar.
  • Parazitler üzerinde yaşadıkları konaklardan daha yüksek bir üreme potansiyeline sahiptirler.
  • Bazıları sadece hayvanlara, bazıları sadece insanlara bazıları da zoonoz karakterde olup hem insan hem de hayvanlarda yaşayabilirler.
  • Birkaç istisna hariç genellikle parazitler konaklarından küçüktür.

Parazitlerde Meydana Gelen Değişiklik ve Adaptasyonlar

Araştırmalarda zooparazitlerin kökenlerinin serbest yaşayan canlılar olduğu daha sonra geçirdikleri sürekli adaptasyon ve değişikliklerle paraziter hayata geçtikleri ortaya çıkmıştır. Paraziter hayata geçiş sürecinde canlılarda meydana gelen değişiklikler morfolojik ve fizyolojik adaptasyonlar şeklindedir.

Vücut Şekilleri ile İlgili Olan Değişiklikler

Konaklarının vücut yüzeylerine tutunmak, yapışmak veya kolay hareket edebilmek için ektoparazitlerin çoğunun vücudunda değişiklikler olmuştur. Bazı ektoparazitlerin boyları kısalmış, vücutlarındaki bölümlenmeler azalmış veya kaybolmuştur. Konaklarının iç organlarında bulunan endoparazitlerde ise dış çevre ile iletişimleri kesildiklerinden bazıları küresel bir şekil almışlardır.

Vücut Büyüklüğü ile İlgili Şekillenen Değişiklikler

Paraziter hayata geçen canlıların vücut büyüklüklerinde genellikle bir değişme olmamıştır. Olanlarda ise büyüklüğün artması şeklinde bir değişiklik oluşmuştur.

Sindirim Sistemlerinde Şekillenen Değişiklikler

Hipertrofi; dokuyu oluşturan hücrelerin sayıca değil de hacimce artış göstermesi, doku veya organın hücrelerin hacimce artışına bağlı olarak aşırı büyümesi ve absorbsiyon yani emilme ile besin almadır.

Sinir Sistemleri ve Duyu Organlarında Şekillenen Değişiklikler

Parazitlerin serbest yaşayan dönemlerinde görülen bazı duyu organları paraziter hayata geçince kaybolmaktadır.

Yumurta Şekillerinde Meydana Gelen Değişiklikler

Parazitlerin yumurtaları dokulardan geçip konaktan çıkmayı kolaylaştıracak dikenler, konaklara kolay bağlanabilmek için yapışkan sıvı salgılama gibi özellikler kazanmışlardır.

Üreme Organlarında Oluşan Değişiklikler

Cestod ve trematodlarda hermafroditizm sayesinde döllenme ve üreme kolaylaşmıştır. Diğer yandan paraziter hayata adapte olan canlının döl verme kapasitesinde artış meydana gelmiştir.

Hareket Organlarında Oluşan Değişiklikler

Daha çok endoparazitlerde olmak üzere hareket organlarının bazılarında dejenerasyonlar şekillenmiştir.

Solunum ve Boşaltım Sistemlerinde Oluşan Değişiklikler

Doku ve vücut boşluklarında yaşayan parazitlerin solunumu kendilerini saran vücut dokusu ile aynı şartlara sahiptir. Boşaltım sistemlerinde de önemli bir değişim olmamış ancak bazı protozoonlarda kontraktil vakuol kaybolmuştur.

Yapısal Değişiklikler

Bu değişiklikler genelde konakları ile sıkı bir bağ kurmak zorunda olan parazitlerin konağa tutunmasını sağlayacak çengel, vantuz, emici disk ve kıskaçlar gibi yapışma organelleri gelişmiştir.

Parazitlerin Vücut Yapıları

Değişik gelişme dönemlerinde yuvarlak, oval, çomak, mekik, armut gibi çok değişik şekillerde olabilirler. Protozoonların vücutları genellikle simetrik olmakla birlikte bazılarında asimetri görülebilir. Protozoonlar ancak mikroskopta görülürler. Vücutları çekirdek, sitoplazma ve hücre zarından oluşur. Hücre zarları yarı geçirgen, iki katlı bir yapıdadır. Bu zar protozoonlara şekil verir ayrıca onu dış ortamdan ayırır, korur, hareketlerine yardım eder ve dış ortamla ilişkisini de sağlar. Molekül ve iyon alış verişi gibi birçok biyolojik olay bu zar sayesinde gerçekleşmektedir.

Yapısında protein, lipid, karbonhidrat ve çeşitli enzimleri de bulunduran sitoplazma yapışkan ve homojendir. Bu haliyle protozoon için doğal yaşam oluşturur. Şeffaf yada renkli pigmentlere sahip olabilirler. Yuvarlak, oval veya benzeri şekillerde olabilen çekirdek genellikle protozoonun şekline uyumludur. Çekirdek protozoonun her türlü faaliyetinin yönetildiği bir merkezdir ve çekirdeksiz yaşam faaliyeti sürdüremezler. Protozoonlar bir veya birden fazla çekirdeğe sahip olabilirler.

Helmintler vücutları omurgasız, iki tarafı simetrik çok hücreli canlılardır. Bunların boyları farklı olup birkaç milimetreden metrelerce uzunluğa kadar ulaşabilirler. Kütiküla adı verilen vücut örtüleri genellikle sindirim enzimlerine dayanıklıdır ve üzerinde helmintin konak organizmanın dokularına girmesini ve yapışmasını sağlayan çeşitli organlar vardır. Çoğunluğu memeli ve kanatlı hayvanların sindirim sistemi ve karaciğer gibi organlarında parazitlenirler. Çoğu trematodda iki adet çekmen bulunur. Bunlardan önde olanına ağız çekmeni diğerine karın çekmeni denir. Bazı trematodlarda da genital deliği çevreleyen bir genital çekmen bulunmaktadır. Bazılarında ise tek çekmen bulunur. Bu çekmenler parazitin konak dokusuna tutunmasını, yapışmasını sağlarlar.

Cestodlar yukarıdan aşağıya yassı parazitlerdir. Olgun bir cestodun vücudu başlıca üç kısımdan oluşmaktadır:

  1. Skoleks : Parazitin konağa tutunmasını sağlayan vücut bölümüdür. Baş kısmında parazitin konak dokularına tutunmasına yarayan rostellum ve çekmen adı verilen bazı yapılar vardır. Rostellum üzerinde sayıları türlere göre değişn çengeller bulunabilir. Bazı cestodlarda ise yapışma organeli olarak bothria adı verilen yapılar bulunur.
  2. Proliferasyon bölgesi: Skoleksin hemen arkasında yer alır ve halkalar buradan oluşur. Buradan oluşan yeni halkalara genç halkalar denir.
  3. Strobila : Boyun bölgesinden sonra gelen kısım olup parazitin üremesinden sorumludur. Bu kısım halkalardan oluşmuştur. Genç halkalar’da genital organlar bulunmaz. Erkek ve dişi üreme organlarının oluştuğu halkalara ise olgun halka adı verilir. Bazı halkalarda uterusun etrafa yaptığı basınçtan dolayı diğer organlar dejenere olurlar ve sadece içi yumurtalarla dolu uterus kalır. Bu halkaya da gebe halka adı verilir.

Cestodların vücutları da trematodlarda olduğu gibi kütiküla ile örtülü olup parazitin beslenmesinde ve konağa tutunmasında önemli rolü vardır. Doğada yaygın bir şekilde bulunan nematodlar silindirik yapıda ve segmentsizdirler. Bu yapıları itibarı ile diğer helmintlerden kolaylıkla ayırt edilirler. Vücutları renksiz ve saydam bir kütiküla ile örtülmüştür. Kütiküla üzerinde bazen çizgiler bulunur. Dişiler genelde erkeklerden daha büyüktür. Solucana benzeyen nematodların dişilerinde arka uç sivriyken bazı türlerin erkeklerinde arka taraflarda kütiküla genişlemeleri şekillenmiştir.

Artropodların en önemli şekilsel özellikleri vücutlarının sert bir kitin tabakası ile örtülü olması, ayaklarının eklemli olması ve vücutlarının tek bir vücut boşluğuna sahip segmentleşme göstermesidir. Artropodlar iki yanlı simetrik ve omurgasız canlılardır. Vücudun dış yüzeyini örten kitin tabaka bir dış iskelet görevi yapar, vücudu dış etkilerden korur ve ayrıca vücut içindeki sıvının buharlaşmasını önleyerek artropodun kuruyup ölmesini engeller ve ona şekil verir. Kütiküla üzerinde renk veren pigmentler, kıl, tüy ve diken gibi oluşumlar bulunabilmektedir. Artropodların vücutları baş, torax ve abdomen olmak üzere üç bölümden meydana gelir. Artropodların baş kısmında anten, palp ve göz gibi organlar bulunur. Artropodların büyük bir kısmında üç çift bacak vardır ve bunlar göğüsten çıkarlar. Bazı artropodların nimf ve olgunlarında dört çift, çıyan gibi bazı artropodlarda ise daha fazla sayıda ayak bulunmaktadır. Bazı artropodlarda bir çift bazılarında ise iki çift kanatta bulunabilir.

Parazitlerde Beslenme

Parazitler metabolizma bakımından yetersiz oldukları için bu ihtiyaçlarını konaktan temin ederler. Parazitler genelde konaklarında sindirilmeye veya enerjiye dönüştürülmeye hazır gıda maddelerini kullandıkları için sindirim sistemleri az gelişmiş veya hiç yoktur.

Değişik birçok türü bulunan helmintlerin beslenmesi de sindirim organlarının bulunup bulunmamasına göre farklı şekillerde olmaktadır. Helmintler besin maddelerini vücut yüzeyinden absorbsiyon, az veya tam gelişmiş sindirim sistemlerinde bulunan ağız yoluyla olmaktadır. Trematodlar önde ağız ile başlayan ve arkada kör bir kese halinde sonlanan bağırsaklardan oluşan bir sindirim sistemine sahip oldukları için sindirilmeye hazır gıdaları ağızlarıyla alarak beslenirler. Başlıca besinleri kan, safra, bağırsak içeriği ve dokulardır. Özellikle genç trematodlar dokularda beslenebilirler.

Nematodların çoğunda sindirim sistemi ağız, bağırsak ve anüsten oluştuğu için tam kabul edilir. Konaklarının bağırsaklarında yaşar ve çoğu buradaki şeker ve aminoasitlerden zengin bağırsak içerikleriyle beslenirler. Protozoonların çok azı ihtiyaçlarını anorganik maddelerden sentezleyebilmektedirler. Büyük çoğunluğu organik maddelerle beslenebilirler. Hayvan ve bitkilerin metabolizma artıkları, hayvanların sindirim kanalındaki maddeler ve bakteriler, konağın kan veya lenfi, eritrositleri, dokuları protozoonlar için besin kaynakları olabilir. Protozoonlar içinde bulundukları sıvıdan veya dokudan besinleri absorbe ederek veya katı besinleri alıp sindirerek beslenebilirler. Çoğu zaman ortamdaki hem erimiş hem de katı besinlerden faydalanırlar. Protozoonlar buldukları besin maddelerini pasif transport, aktif transport ya da fagositoz ile hücre zarından içeri alırlar. Protozoonlarda başlıca iki tip beslenme görülmektedir. Bunlar heterotrof ve ototrof beslenmedir.

Heterotrof Beslenme

Bu beslenme şeklinde protozoon kendisine gerekli olan gıdaları organik maddelerden sağlar.

Sindirim olayının içeride ya da dışarıda oluşuna göre bu beslenme iki şekilde olmaktadır:

Saprozoik Beslenme: Bakterilerde de görülen bu tip beslenmede sindirim enzimleri dış ortamdaki besin maddeleri üzerine salgılanır ve sindirim dışarıda gerçekleşir. Bundan sonra da sindirilmiş olan besinler hücre içine alınırlar.

Holozoik Beslenme : Bu beslenme şeklinde alınan gıdaların sindirimi hücre içinde gerçekleşmektedir. Gıda maddeleri önce besin vakuollerine alınır daha sonra enzimler aracılığı ile sindirilir. Bundan sonra da vakuolü oluşturan zardan hücre sitoplazmasına girer. Paraziter yaşam süren protozoonların büyük çoğunluğu bu şekilde beslenir.

Ototrof Beslenme

Genellikle serbest yaşayan protozoonlarda görülür. Protozoonlar inorganik maddelerden kendisi için gerekli organik maddeleri sentezlerler. Fakat bunun için enerji kaynakları gerekir. Sentez için gerekli enerji kimyasal yolla sağlanıyorsa bu kemototrof beslenme güneş ışığı kullanılıyorsa fototrof beslenme denir. Protozoonlar aldıkları gıdaları ya ihtiyaçları için kullanırlar ya da depolarlar. Aktif olmadıkları kistik dönemlerde bu depoları kullanırlar. Gıdaların alınmasındaki en önemli organ olan ağız yapılarına göre de artropodların beslenme şekilleri olufşmuştur. Başlıca ağız tipleri; sokucu-emici ağız tipi, yalayıcı-emici ağız tipi çiğneyici ve ezici ağız tipidir.

Bazı artropodlarda ya da bazılarının gelişme dönemlerinde ağız atrofiye olduğunda besinlerini larva döneminde alırlar ve vücutlarında depolarlar. Larva; helmint ve eklem bacaklıların yaşam sikluslarında yumurtadan sonraki solucan veya kurt benzeri evredir. Nematodlarda ise parazitin her iki yanında seyreden ve boşaltı deliğine açılan boşaltı kanallarıyla dışarı atılır. Artık maddeler protozoonlarda vücut yüzeyinden difüzyon veya kontraktil vakuollerle, artropodlarda ise sayıları türlere göre değişen malpigi kanalları ile dışarı atılmaktadır.

Parazitlerde Hareket

Trematodlar vücutlarının uzayıp kısalmasıyla ve kıvrılmasıyla hareket ederler. Bu hareketlerinde vücutlarında bulunan diken ve çekmenler parazite yardımcı olurlar. Erişkin cestodlar önden arkaya doğru ilerleyen peristaltik kasılmalarla hareket ederler. Cestodların larval dönemlerinden biri olan korasidyumlar ise üzerlerindeki kirpikler sayesinde suda yüzerler. Nematodlarda hareket vücutlarında bulunan kasların sırasıyla kasılması ve gevşemesiyle olmaktadır. Bu harekete kasların yanı sıra hidrostatik bir iskelet görevi yapan içi sıvı ile dolu vücut boşluğu katkıda bulunur. Bunlardan dolayı nematodlarda hareket sinüzoidal bir harekettir. Parazitler içerisinde en bağımsız hareket etmeye yeteneğine sahip olan artropodlar eklemli ayaklarına sahip oldukları için daha iyi yaşam düzeyine sahiptirler. Hareketlerin gerçekleştirilmesinde kitin tabakasının iç yüzeyine yapışan kasların önemi büyüktür. Protozoonlar ise aktif veya pasif olarak hareket etmektedirler.

Pasif Hareket

Bu hareket şeklinde herhangi bir organele ihtiyaç duyulmamaktadır. Serbest yaşayan protozoonlarda bu hareket tipi görülmektedir.

Aktif Hareket

Bazı hareket organellerinin katılımıyla gerçekleşen bir hareket şeklidir:

Flagellumlar : İnce, uzun yapıda ip, kırbaç ya da kamçı benzeri organellerdir. Sayısı ve seyri türlere göre değişen kamçılar çoğalma esnasında bölünmezler. Hareketin yönünün tayin edilmesinde de görev yaparlar.

Siliumlar : Yapı olarak flagelluma benzemelerine rağmen onlardan daha kısa ve incedirler. Sayısal olarak ise flagellumlardan daha fazladırlar. Bazı protozoonların bütün yüzeyi bazılarının belli bölgeleri kirpiklerle kaplıdır.

Psöydopodlar : Yalancı ayaklar en ilkel hareket organelleridir.

Flagellum ve Siliumlar ile Hareket

Flagellumlar hareketleri ile ortamda akıntı meydana getirir ve protozoonun ileri-geri ya da kendi etrafında hareket etmesini sağlarlar. Kamçı bulunduran protozoonlar helezonik veya dönme hareketi yapabilirler.

Psöydopodlar ile Hareket

Amoboid hareket ortamın tuz yoğunluğu, osmotik basıncı, pH’sı ve ısısı gibi değişik faktörlere bağlı olarak meydana gelmektedir. Bu hareket tipinde protozoon sitoplazmasını bir veya birkaç yöne akıtmak suretiyle yalancı ayaklar oluşturur. Boşalan kısmı doldurmak üzere diğer kısımdaki sitoplazma harekete geçer. Böylece parazit sitoplazmanın yer değiştirdiği yere doğru hareket eder.

Kayma ve Kontraksiyon Yolu ile Hareket

Dokularda paraziter hayat süren protozoonlar genellikle kendi vücut kontraksiyonları ile hareket ederler. Bu hareketler hücre içindeki flament veya iplikçik gibi değişik organeller sayesinde gerçekleşir.

Parazitlerde Üreme ve Çoğalma

Üreme; canlıların nesillerini devam ettirebilmek amacıyla kendilerine benzer yavrular oluşturmalarıdır. Canlılar eşeyli ya da eşeysiz olarak çoğalırlar. Parazit olarak yaşayan canlılarda parazitlikten en çok etkilenen sistem üreme sistemidir.

Helmintlerde Üreme

Hermafroditizm; erkek ve dişi üreme organlarının aynı birey üzerinde bulunmasıdır. Tam, yetersiz ve sıralı olmak üzere üç tip hermafroditizm görülmektedir. Tam hermafroditizm; parazit başka bir parazite ihtiyaç duymadan kendi kendini dölleyebilir. Yetersiz hermafroditizm; parazitte erkek ve dişi üreme organları bulunmasına rağmen döllenme için başka bir bireye ihtiyaç duyulur. Sıralı hermafroditizm ; parazitte önce erkek üreme organları sonra dişi üreme organları gelişir. Bu olaya protandri denir. Trematodların büyük çoğunluğunda tam hermafroditizm görülmektedir.

Erkek ve Dişinin Çiftleşmesi ; Schistosoma türleri gibi bazı trematodlarda ise erkek dişi parazitler vardır ve birbirleri ile çiftleşerek çoğalırlar. Pedogenezis ; parazitin larva ve genç dönemlerinin döl meydana getirmesidir. Yani bir gelişim döneminden çok sayıda yeni gelişim dönemlerinin oluşmasıdır. Yumurtadan çok sayıda larva oluşmakta parazit larva döneminde eşeysiz olarak çoğalmaktadır. Cestodlar da hermafrodit canlılardır. Bunlarda sıralı hermafroditizm görülmektedir. Halkalı yapıya sahip olan cestodlarda üreme organları halkalarda bulunmaktadır. Cestodlarda protandridir. Döllenme parazitin bir halkası ile başka bir halkası arasında ya da başka bir parazitin halkası arasında gerçekleşir. Cestodlarda görülen bir diğer üreme şekli de boyun kısmında tomurcuklanma ile yeni halkalar üretilmesidir. Bu halkalar daha sonra gelişerek, yumurta üretirler.

Nematodların bazıları ovipar bazılarıda vivipar olup larva doğurarak çoğalırlar. Bazıları da içinde gelişmiş larva bulunan yumurtalar üretirler ki bunlara ovovivipar nematodlar denir. Bunun yanında bazı türlerde partenogenetik çoğalma da görülmektedir. Partenogenezis; erkek parazitin katılımı olmaksızın dişi parazitin yumurta veya larva üretebilmesidir.

Artropodlarda Üreme

Artropodlar genellikle ayrı eşeylidir. Bazen partenogenezis yoluyla üreme de görülür. Az sayıdaki bazı artropodlarda ise pedogenezis ve poliembriyoni görülebilmektedir. Poliembriyoni bir tek yumurtadan çok sayıda embriyonun oluşmasıdır. Artropodların gelişiminde metamorfoz da görülür. Başkalaşım; tam başkalaşım veya eksik başkalaşım şeklinde olmaktadır. Artropodların kış aylarında çevre şartları yaşamaları için uygun olmadığında inaktif hale geçerek şartların düzelmesini beklemelerine kış uykusu denir. Bazı artropodlar ovipar çoğalırken, bazıları vivipar olup larva doğururlar. Bazılarında ovovivipar gerçekleşir. Bazı artropodlar ise pupipar olup pupa olmaya hazır gelişme dönemlerini doğururlar.

Protozoonlarda Üreme

Temel olarak protozoonlar eşeyli veya eşeysiz olarak çoğalırlar.

Eşeysiz Üreme (Aseksüel Üreme)

Başlıca üreme şekilleri aşağıdaki gibidir.

  • İkiye bölünme : çekirdek sonra da sitoplazma ikiye bölünür. Bölünme öncesindeki hücreye ana hücre bölünmeden sonra oluşan hücrelere de kız hücreler denir. Çok sayıda bölünme: İkiye bölünmekte olan protozoon tam bölünmeden kız hücreler tekrar ikiye bölünürler.
  • Tomurcuklanma : Çekirdek bölünmesini takiben ana hücrenin dışında bir çıkıntı oluşur. Çekirdeklerden birisi buraya gider ve ardından sitoplazma bölünür. Daha sonra bu çıkıntı kopar ve yeni bir hücre meydana gelir.
  • Şizogoni : Çekirdek ikişer ikişer veya çoğa bölünür. Çekirdek bölünmesini takiben sitoplazma da çekirdek sayısı kadar bölünerek yeni çekirdeklerin etrafını sararlar. Çekirdeklerin etrafının sitoplazma ile sarılması sonucu oluşan genç hücrelere de şizozoit veya merozoit adı verilir.
  • Sporogoni : Seksüel üreme sonucu oluşan zigotun tabii olduğu bir aseksüel üreme şeklidir. Sporogoni neticesinde oluşan bu sporozoitler ookistlerin su veya gıdalarla alınması veya sporozoitleri taşıyan artropodların bunları konağa vermesi sonucunda konağın hücre ve dokularında şizogoniyi başlatır.

Eşeyli Üreme

İki protozoonun çekirdeklerinde birleşme ve genetik materyal alış verişi söz konusu ise bu üreme şekli eşeyli üreme olarak nitelendirilmektedir. Protozoonlar eşeysiz üremenin ardından türlerin dejenerasyonunu engellemek amacıyla genetik materyal değişimi yaparak eşeyli olarak çoğalırlar.

  • Singami : Eşeysiz bir üreme şekli olan şizogoniyi takiben oluşan eşeyli bir üreme şeklidir. Eşeysiz bölünme neticesinde oluşan hücrelerden erkek hücre olan mikrogametosit ve dişi hücre olan makrogametosit oluşur. Daha sonra bunlar olgunlaşarak mikrogamet ve makrogamet haline gelir. Oldukça hareketli ve kamçısı olan mikrogamet makrogameti döller ve zigot oluşur. Oluşan zigot bazı türlerde dışarı atılır. İndirekt gelişen bazı türlerde ise konakta şekillenen gametosit veya gametler vektör tarafından alınır ve zigot bu vektörde gerçekleşir. Singamiyi eşeysiz bir üreme şekli olan sporogoni takip eder.
  • Konjugasyon : Bu üreme şekli iki protozoon arasında pronükleusların değişimi ile gelişen zigot çekirdeğinin oluşumu ile birleşmenin tamamlandığı bir çoğalma şeklidir.