TÜRK İDARE TARİHİ - Ünite 7: II. Meşrutiyet Dönemi’nde (1908-1918) Yönetim Yapısı Özeti :

PAYLAŞ:

U¨nite 7: II. Mes¸rutiyet Do¨nemi’nde (1908-1918) Yo¨netim Yapısı

Jo¨n Tu¨rkler

19. yu¨zyıl bas¸larından itibaren hem Avrupa hem de Osmanlı’daki statu¨ko kars¸ıtı, ilerici ve liberal gruplar bu isimle nitelendirilmis¸tir.

Jo¨n Tu¨rkler olarak adlandırılan Abdu¨lhamid muhalifleri o¨nce Askeri^ Tıbbiye’de o¨rgu¨tlenmis¸ sonrasında toplumun degˆis¸ik kesimlerinden de taraftar kazanmıs¸lardır.

Askeri Tıbbiye’deki do¨rt genc¸, Fransız I·htilali’nin yu¨zu¨ncu¨ yılında, c¸o¨zu¨lme su¨recine bir c¸o¨zu¨m olarak, Osmanlı vatandas¸larının anayasa ve parlamento etrafında bir araya getirme fikri ile “I·ttihadi Osmani” yani “Osmanlı Birligˆi” adını verdikleri bir o¨rgu¨t kurdular.

1895 yılında Paris’te Mes¸veret isimli bir gazete c¸ıkaran Ahmed Rıza’nın temasa gec¸mesi ile o¨rgu¨tu¨n ismi “Osmanlı Terakki ve I·ttihat Cemiyeti” olarak degˆis¸ti. Hu¨ku¨metin yaptıgˆı kovus¸turmalar neticesinde o¨rgu¨tu¨n bazı u¨yeleri Paris’e kac¸arak Jo¨n Tu¨rk hareketine o¨ncu¨lu¨k ettiler.

1902 yılına kadar c¸es¸itli etnik unsurlardan olus¸an ve bu nedenle go¨ru¨s¸ ayrılıkları bulunan Jo¨n Tu¨rk o¨rgu¨tlerinin ortak yo¨nleri s¸unlardır:

a. Anayasanın tekrar yu¨ru¨rlu¨gˆe konması, meclisin tekrar ac¸ılması ve etnik unsurlara es¸it haklar sagˆlanması gerektigˆi kanısındadırlar.

b. Osmanlı’nın birligˆini “Osmanlılık” kavramını temel alarak vurgulamıs¸lardır.

c. Abdu¨lhamit rejimine kars¸ı eylem olarak sadece nes¸riyat/propaganda u¨retmis¸lerdir.

d. Kitleler ile bagˆları yoktur.

1902 yılındaki Jo¨n Tu¨rk kongresinde Prens Sabahattin’in adem-i merkeziyetc¸i du¨s¸u¨nceleri ve azınlık gruplara kars¸ı tavizka^r tutumu ve yakınlıgˆına kars¸ı Ahmed Rıza Bey’in hos¸nutsuzlugˆu go¨ru¨s¸ ayrılıklarını belirginles¸mis¸tir. Ahmed Rıza Bey ve c¸evresi bu gruplarından tamamen ayrılmıs¸tır.

Jo¨n Tu¨rk Kongresi’nin ertesinde Osmanlı Terakki veI·ttihat Cemiyeti 41 madde ve bir ekten olus¸an bir program yayınlamıs¸tır.

Prens Sebahattin fikirlerini yansıtan ve 1906 yılında yayınlanan programın ilk ve ikinci maddeleriyle devlet idaresinin, adem-i merkeziyet ve yetki genis¸ligˆi ilkelerine dayanarak ve yine vilayet meclisleri kanalıyla yapılacagˆı ilan ediliyordu.

Selanik merkezli Osmanlı Hu¨rriyet Cemiyeti, Ahmed Rıza grubu ile yakınlas¸mıs¸ ve 1907 yılında cemiyet ismini “Terakki ve I·ttihat” olarak degˆis¸tirmis¸tir. Aynı yıl du¨zenlenen I·kinci Jo¨n Tu¨rk Kongresi’nde cemiyet ortak hedeflerini s¸o¨yle belirlemis¸tir:

a. Mevcut hu¨ku¨metin du¨s¸u¨ru¨lmesi

b. Anayasanın yu¨ru¨rlu¨gˆe koyulması

c. Parlamentonun ac¸ılması.

Jo¨n Tu¨rkler, pozitivist okulun kurucularının fikirlerinden etkilenmis¸ler, Osmanlı’nın sorunlarının bilimsel yo¨ntemlerle c¸o¨zu¨mlenebilecegˆi kanısında olmus¸lar, ancak sec¸kinci bir yaklas¸ımla halka edilgen bir rol bic¸mis¸lerdir.

Sec¸kincilik, Jo¨n Tu¨rker’de Fransız sosyolog Gustave Le Bon’un fikirleriyle gu¨c¸lenmis¸tir. Kuvvetli hu¨ku¨met ve askeriyenin o¨nemi fikirleri Jo¨n Tu¨rklerin aklındaki devlet kavramını go¨stermektedir.

Sosyal Darwinizm, Charles Darwin’in du¨s¸u¨ncelerinin 1870’lerden itibaren sosyal bilimlere uyarlanması ile ulas¸ılan bakıs¸ ac¸ısıdır. Jo¨n Tu¨rkler fazla bic¸imsel bir devlet anlayıs¸ını ve organik bir yapıyı kabul etmemis¸lerdir.

20. yy bas¸larında gu¨c¸lenen “Hukuk Devleti” kavramının etkisiyle Jo¨n Tu¨rkler, “gu¨c¸lu¨ devlet” prensibini hararetle desteklemis¸lerdir. Osmanlı’nın mevcut hiyerars¸ik yapısını degˆis¸tirerek, en u¨st toplum katmanına “mektepli elit”lerin yerles¸mesi gerektigˆini iddia etmis¸lerdir.

Jo¨n Tu¨rkler, dini yo¨neticiler ve ayanlar gibi kesimlerin olus¸turdugˆu ikincil grupların devlet ile toplum arasında yer almaması gerektigˆi kanısındadırlar.

Hu¨rriyet’in I·lanı: Kaos & Savas¸

Hu¨rriyetin ilanından sonra, “hu¨rriyet” kavramı ayrılıkc¸ı azınlıklar tarafından “bagˆımsızlık” olarak yorumlanmıs¸ ve Jo¨n Tu¨rkler arasındaki fikir ayrılıklarının keskinles¸mesi ile rejimin temel ilkeleri anlas¸ılamamıs¸ ve yerles¸memis¸tir.

23/24 Temmuz 1908 aks¸amı Kanun-i Esasi ikinci defa ilan olunmus¸tur.

31 Mart isyanı, gu¨nu¨mu¨z takvimiyle 13 Nisan gu¨nu¨ gerc¸ekles¸en ve ittihatc¸ılara kars¸ı, statu¨ko yanlısı bir bas¸kaldırıdır. 31 Mart’tan sonra hu¨ku¨met Kanun-i Esasi yeniden du¨zenlemis¸tir. Bu du¨zenleme ile;

a. Rejimin agˆırlık merkezi yasamaya kaydırılmıs¸tır.

b. Sultanın go¨revleri yeniden tanımlanmıs¸tır.

c. Basın, kis¸i, toplanma hu¨rriyetiyle evrakın gizliligˆine vurgu yapılmıs¸tır.

d. Sadrazam ve S¸eyhu¨lislamın sec¸imi meclise onayı ise saraya verilmis¸tir.

e. Nazırların meclise kars¸ı yu¨ku¨mlu¨ oldukları belirtilmis¸tir.

f. Kanun-i muvakkat yani gec¸ici kanunun karar ve tasdik s¸artları belirlenmis¸tir.

g. Meclis feshinin kos¸ulları belirlenmis¸tir.

h. Kanun teklif ve onay su¨reci takvime bagˆlanmıs¸tır.

i. Ayan ve saray vetosunun o¨nu¨ kapatılmıs¸tır.

1911 sonbaharına gelindigˆinde, I·ttihatc¸ılar kurulus¸ilkelerinden verdikleri o¨du¨nler sonucunda, kendi ic¸inde bo¨lu¨nmu¨s¸ durumdadırlar. Yerel sec¸imleri Hu¨rriyet veI·tilaf’a kaybetmis¸ ve Anayasanın yo¨nu¨nu¨ tekrar saraya c¸evirme du¨s¸u¨ncesiyle, parlamentonun statu¨su¨nu¨ 1876 tarihine geri c¸evirmis¸ ve u¨lkeyi yeniden sec¸imlere go¨tu¨rmu¨s¸tu¨r. Yeni kurulan I·ttihatc¸ı parlamento, meclis feshini sadrazamın teklifi ve sarayın onayına bırakmıs¸tır. Aynı yıl ittihatc¸ı parlamento dagˆıtılmıs¸tır.

I·ttihatc¸ılar, kurulus¸ ilkelerinden uzaklas¸arak anayasayı mevcudiyetlerini sagˆlamlas¸tırmak amacıyla su¨rekli degˆis¸tirmis¸ler, 1913 yılında bir darbe yapmıs¸lardır. 1918’de yaptıkları bir du¨zenlemeyle de mes¸rutiyet fiilen bitmis¸tir.

Mes¸rutiyet Hu¨ku¨metleri ve Osmanlı Bu¨rokrasisi

Said Pas¸a Hu¨ku¨meti, anayasayı yu¨ru¨rlu¨gˆe koyan hu¨ku¨mettir, ancak u¨yeleri padis¸ah tarafından belirlenmis¸tir ve sadece iki hafta iktidarda kalmıs¸tır.

I·ttihatc¸ıların destegˆiyle kurulan Kamil Pas¸a hu¨ku¨meti yapısal reformlara giris¸mis¸ ancak reformlar destegˆini kaybetmesine neden olmus¸ ve 13 S¸ubat 1909 da gensoru ile du¨s¸u¨ru¨lmu¨s¸tu¨r.

Hu¨seyin Hilmi Pas¸a Hu¨ku¨meti, Kamil Pas¸a’nın bas¸lattıgˆı ekonomik degˆis¸imi su¨rdu¨rmu¨s¸ Devletin tu¨m birimleri sıkı bir mali disipline bagˆlanmıs¸tır ancak memur maas¸larındaki kesintiler ve is¸ten c¸ıkarmalar hos¸kars¸ılanmamıs¸ ve ayaklanmada payı olmus¸tur.

31 Mart olayından sonra, Zaptiye Nezareti kaldırılarak yerine mu¨lkiye ve hukuk mezunu personelle donatılan Emniyet-i Umumiye Mu¨du¨rlu¨gˆu¨ kurulmus¸ ve Da^hiliye Nezareti’nde bir teftis¸ birimi olus¸turulmus¸, kapı ka^hyalıgˆı birimi dagˆıtılmıs¸tır.

Meclis c¸ogˆunlugˆunu kaybeden I·ttihatc¸ılar, sistemi yeniden kurgulamak istemis¸ ve Hilmi Pas¸a Hu¨ku¨metinin du¨s¸u¨ru¨lerek Hakkı Pas¸a Hu¨ku¨meti’nin kurulmasını sagˆlamıs¸lardır.

Hakkı Pas¸a Hu¨ku¨meti bu¨tc¸e yapmakta zorlanmıs¸, o¨zellikle ic¸ gu¨venlik sorunları nedeniyle jandarma reformuna mesai ve kaynak ayırmaya c¸alıs¸mıs¸tır. Tes¸kilat Kanunu ve Memurlar Kanunu meclisin ısrarına ragˆmen keyfiyet sergilenerek c¸ıkartılmamıs¸tır.

Hakkı Pas¸a hu¨ku¨meti do¨neminde ittihatc¸ıların partizan tutumu, itilafc¸ı- ittihatc¸ı c¸ekis¸mesini keskinles¸tirmis¸ siyasi kamplas¸manın tu¨m topluma yayılmasına neden olmus¸tur. Trablusgarp Savas¸ı’nın bas¸laması sonrasında bu hu¨ku¨metin c¸ekilmesi ile reformların gelecegˆi tehlikeye du¨s¸mu¨s¸tu¨r.

Sonrasında kurulan Said Pas¸a Hu¨ku¨meti, ittihatc¸ı etkiden azade oldugˆunu ima eden bir hu¨ku¨mettir. Mali denetim, nizamiye mahkemeleri ve medrese mu¨fredatları programında yer almıs¸ ancak reformlar ic¸in vakit ve kaynak bulunamamıs¸tır. I·tilafc¸ı - I·ttihatc¸ı c¸atıs¸ması bu do¨nemde de su¨rmu¨s¸, Said Pas¸a ve I·ttihatc¸ılar 1912 Temmuz’unda gerc¸ekles¸tirilen bir darbe ile iktidardan uzaklas¸tırılmıs¸tır.

Sonrasında iktidara gelen, Gazi Ahmet ve Kamil Pas¸a Hu¨ku¨metleri memurlar u¨zerinde kurdukları baskı ile ittihatc¸ılarla aralarındaki gerginligˆi daha da arttırmıs¸lardır.

1913 Ocagˆına kalan perde arkasında kalan Cemiyet, Mahmut S¸evket Pas¸a Hu¨ku¨metinin kurulması ile iktidarı dogˆrudan eline almıs¸tır. Kamu alanında Arapc¸anın serbest bırakılmasının da aralarında oldugˆu birc¸ok reform hayata gec¸irilmis¸tir. Sulh ha^kimleri yasası ve Vilayet Kanunu bu do¨nemde c¸ıkarılmıs¸tır. Bu do¨nemde itilafc¸ılara bu¨rokratik makamlar teklif edilerek giderilmeye c¸alıs¸ılmasına ragˆmen, 12 Haziran’da S¸evket Pas¸a’nın suikast ile katledilmesi, I·tilafc¸ılar ve ittihatc¸ılar arasındaki husumetin su¨rdu¨gˆu¨nu¨ go¨stermektedir.

Sonrasında, ittihatc¸ıların ısrarla arkasında durdugˆu Said Halim Pas¸a Hu¨ku¨meti kurulmus¸tur. Osmanlı topraklarının tu¨mu¨ altı mu¨fettis¸lik bo¨lgesine ayrılmıs¸tır. Batılı devletler bu idari birimlerin yabancı uzmanlar denetiminde tes¸kilatlanmasını istemis¸ler, Batı Anadolu’da zirai kalkınma ic¸in yabancı uzman getirilmesi ve Dogˆu Anadolu’da demir yolu ins¸ası projesi Batılı devletlerin vetosuyla kars¸ılas¸mıs¸tır. Kasım 1914’te Osmanlı Du¨nya Savas¸ına girerken hu¨ku¨met, geneli ve sonucu etkilemeyen ku¨c¸u¨k c¸aplı reformlar ic¸erisindedir.

II. Mes¸rutiyet Yo¨netiminin Yapı Tas¸ları

Sultan : II. Mes¸rutiyet do¨neminde yo¨netimin bas¸ı Sultan idi. Hu¨ku¨mdarın yetkileri, anayasanın ilgili maddeleriyle sınırlanmıs¸tı.

Meclis-i Vu¨kela^ : Hu¨rriyet’in ilanından sonra nezaretler yeni bas¸tan ele alınmıs¸ ve bu degˆis¸im Meclis-i Vu¨kela^nın yapısına da yansıtılmıs¸tı. I·mparatorlugˆun sonuna kadar degˆis¸iklik go¨stermekle beraber Meclis-i Vu¨kela^ toplam on iki nazırdan olus¸acaktı; Sadrazam, fieyhu¨lislam, Hariciye, Harbiye, Adliye ve Mezahip Nazırı, fiura-yı Devlet Reisi, Da^hiliye, Maliye, Maarif, Nafia, Ticaret ve Ziraat, Evkaf, Posta-Telgraf-Telefon Nazırı. Nazırlar, Meclis-i Vu¨kelada temsil edilenler ve edilmeyenler olarak ikiye ayrılır ve girmeyenler genellikle da^hil olanlara bagˆlı olup nezaret unvanı tas¸ısa da (mu¨du¨r-i umu^mi) olarak isimlendirilirlerdi.

Mu¨stes¸ar : Nazırların en bu¨yu¨k yardımcıları mu¨stes¸arlardı.

Sada^ret : Sadrazam, Heyet-i Vu¨kela’nın reisi ve nazırların muhatabı olarak kendisinden sorulan konuları, egˆer mu¨zakere veya saray onayı gerektirmiyorsa dogˆrudan; mu¨zakereye ihtiyacı olup onay gerekenleri padis¸ah mu¨hru¨yle (iradei seniyye) tebligˆ ve uygulamaya koyardı.

Maliye Nezareti : II. Mes¸rutiyet’in ilanından hemen sonra mali merkeziles¸me adına Ru¨sumat Emaneti ve Posta- Telgraf Mu¨du¨rlu¨gˆu¨ de Maliye Nezaretine bagˆlanmıs¸tı. Mali is¸lerle ilgisi olan bir digˆer kurum da Defter-i Hakani Mu¨du¨rlu¨gˆu¨ydu¨. I·lk defa Kanuni Sultan Su¨leyman zamanında arazi tespitleri ic¸in kadastro komisyonları kurulmus¸tu. Komisyonların c¸alıs¸malarına da “kuyud-ı hakaniye” adı verilmis¸ti.

Da^hiliye Nezareti : II. Mes¸rutiyet’in ilanından sonra bas¸latılan tensikatla kurum go¨zden gec¸irilmis¸ ve merkez tes¸kilatı s¸u birimlerden olus¸turulmus¸tu; mu¨stes¸arlık dıs¸ında muhaberat-ı umu^miye dairesi, s¸ifre, evrak kalemleri, muhasebe idaresi, hukuk mu¨s¸avirligˆi, muhacirin, matbuat, memurin, hapishaneler, nu¨fus, sicill-i ahval idareleri, Haremeyn tercu¨manlıgˆı, mu¨lkiye mu¨fettis¸ligˆi.

Mes¸rutiyet Tas¸rası : Osmanlı tas¸rası, vilayet u¨nitesi etrafında yapılandırılmıs¸tı. Her vilayette Da^hiliye Nezaretine bagˆlı bir vali bulunurdu. Benzer s¸ekilde digˆer nezaretlerin temsilcileri de valinin alt personeli olarak yerlerini almıs¸tı. Buna go¨re defterdar maliyenin, maarif mu¨du¨ru¨ Maarif Nezaretinin ve istinaf ha^kimi, Adliye Nezaretinin tas¸radaki ajanlarıydı. Tas¸radaki yapının digˆer akto¨ru¨ askerlerdi. I·mparatorluk askeri^ anlamda yedi bo¨lgeye ayrılmıs¸tı. Tas¸ra tes¸kilatının zirvesinde, merkezin ajanı olarak da tarif edilen vali bulunuyordu.

Vilayet I·dare Meclisinin go¨revleri ise kabaca idari ve yargı olarak ayrıs¸tırılabilir. I·dari go¨revleri de yine kendi ic¸erisinde mu¨lki, beledi ve mali is¸levlerine ayrılmıs¸tı. Yargı go¨revleri ise birey ve devlet arasındaki ilis¸kilerde ortaya c¸ıkacak sorunlar c¸erc¸evesinde tanımlanmıs¸tı. Ancak o¨zellikle son kertede I·dare Meclislerinin go¨revinin “danıs¸ma” oldugˆu belirtilmelidir.

Vilayet Genel Meclisi ise ikisi Mu¨slim ve ikisi gayrimu¨slim olmak u¨zere her livadan sec¸ilmis¸ u¨yelerden olus¸uyordu. Meclisin toplantı su¨resi kırk gu¨nu¨ gec¸emezdi. Bu su¨re zarfında, vilayeti liva, kaza ve sancaklara bagˆlayacak yolların yapımı veya bakımı, kamu binalarının ins¸ası, zirai ve ticari tes¸ebbu¨slerin desteklenmesi, vilayet vergilerinin iyiles¸tirilmesi gibi konular hakkında mu¨zakerelerde bulunurlardı.

Belediyeyle ilgili ilk yasal du¨zenlemeler, Tanzimat Do¨nemi’nde bas¸lamıs¸tır. 1908 Devrimi’ni takip eden aylarda payitaht halkı, belediye u¨yelerini sec¸mek ic¸in ilk defa olarak sandık bas¸ına gitmis¸lerdi.