ULUSLARARASI TİCARET HUKUKU - Ünite 4: Teslim Şekilleri Özeti :

PAYLAŞ:

Ünite 4: Teslim Şekilleri

Ünite 4: Teslim Şekilleri

Giriş

Bir önceki ünitede ödeme yöntemlerini inceledik ve bunlar hakkında bilgi sahibi olduk. Başka bir deyişle alıcının, yükümlülüğü olan para verme borcunu ne şekilde ifa edeceği konusu, önceki bölümün esasını teşkil etmekteydi. Bu bölümde ise satıcının borcunu nasıl yerine getireceği hakkında bilgiler verilecektir. Daha açık anlatımla, satıcı malı teslim etme borcunu ne şekilde yerine getirecektir sorusunun cevabı bu bölümde verilmeye çalışılacaktır.

Hazırlar arasında, satıcı sattığı malı doğrudan doğruya teslim etmek suretiyle borcunu ifa edeceği için kural olarak herhangi bir sorun yaşanmaz. Bu anlamda olmak üzere satıcı, eşyayı teslim edeceği gibi o eşyayı kullanmaya yarayan araçları da teslim edebilir. Örneğin, kalem satısında kalemi bilfiil teslim ederiz. Ancak eğer bir otomobil satmış isek bunu doğrudan teslim etme imkânımız yoktur. Bu durumda otomobili kullanmaya yarayan araçları teslim ederiz. Daha açık anlatımla o otomobilin kontak anahtarının teslimi aracın teslimi anlamına gelir.

Tarafların aynı mekânda olmaması ve hatta farklı ülkelerde bulunmaları durumunda teslimin nasıl yapılacağı, teslime ilişkin masrafların kim tarafından karşılanacağı, malın hangi anda teslim edilmiş olacağı, nakliye esnasında ortaya çıkan zararlardan kimin sorumlu olacağı gibi hususlar önem kazanmaktadır. Olası sorunların mümkün mertebe ortadan kaldırılabilmesi için farklı teslim şekilleri oluşturulmuştur. Bu oluşumlar, eski tarihlerden beri süregelen ticaretin alışkanlıklarından, tecrübelerinden kaynaklanmaktadır.

Teslim seklinin ne olduğu, hangi şartları kapsadığı gibi hususlar, satıcının maliyet hesabında dikkate aldığı, dolayısıyla, fiyatın belirlenmesini doğrudan etkileyen faktörlerdendir. Bu bağlamda, satıcının (ihracatçının) fiyat vermeden önce, hangi teslim sekli konusunda uzlaşmaya varıldığını bilmesi gerekmektedir. Zira bu sayede satıcı, sözleşme nedeniyle harcayacağı değerlerin toplamını sağlıklı verilerle elde etmiş olacaktır.

Teslim Şekillerinin Hukuki Dayanağı

Taraflar, aralarında akdettikleri sözleşme ile teslimin hangi şekilde yapılacağını özgür iradeleri ile kararlaştırabilirler (TBK m. 1). Bu bağlamda, teslimin ne şekilde yapılacağının temel kaynağı sözleşmedir. Zaten sözleşmeler, taraflar arasındaki ilişkinin kanunu niteli grindedir. Ancak aynı dili konuşmayan, aynı hukuki kurallara tabi olmayan, farklı hukuk kültürlerinden gelen tarafların, kavramları farklı şekillerde yorumlamaları sık karşılaşılan bir durumdur.

Teslim sekli konusunda bir uyuşmazlık çıktığında, taraflar arasında teslim hakkında detaylı bir anlaşma yoksa, mahkeme kanunlar ihtilâfı kuralları uyarınca tespit edeceği bir devletin hukukunu uygulayacaktır. Bu ise tarafların, öngörmedikleri durumlarla karşılaşmalarına neden olabilir. Uluslararası ticari sözleşmelerde böylesi kavram ve/veya anlam karmaşalarının önüne geçmek ve tarafların yeknesak bir sonuca ulaşmalarını sağlamak amacıyla INCOTERMS (International Commercial Terms) adı altında kurallar oluşturulmuştur. ICC tarafından ilk olarak 1936 yılında oluşturulan bu kurallar, malların nakliye ve teslimine ilişkin kuralların yorumuna dair hükümler içerirler. Taraflar, sözleşmede INCOTERMSden birine atıf yapmak suretiyle, bu düzenlemenin aralarındaki ilişkiye uygulanmasını sağlarlar. Bu sayede, malın teslim koşulları, mala ilişkin risk ve masrafların taraflardan hangisine ait olacağı konusunda yaşanabilecek tüm belirsizlikler ortadan kalkar.

Genel Olarak Teslim Şekilleri

Teslim şekilleri konusundaki INCOTERMS mutabakatı, ICC’nin özenli çalışmaları sayesinde sağlanmıştır. Söyle ki bu kuralların başlangıcında, gelişiminde ve son hâlini almasında ICC, temsilciliklerinin bulunduğu ülkelerdeki ticari kuruluşların, tacirlerin ve konunun uzmanlarının görüşlerini almış ve bunlardan istifade etmiştir. Farklı sistemlerden hukukçuların ve tacirlerin üzerinde konsensüs sağlaması, uluslararası ticaretteki gel isim ve yenilikleri gözetmesi bu hükümlerin uygulamada çok tercih edilmesinin temel nedenlerini oluşturmaktadır. INCOTERMS’de yer alan düzenlemeler, hukuk düzenlerini de etkilemiş; birçok devlet, teslime dair düzenlemelerini yaparken bu kurallardan yararlanmışlardır.

Teslim şekillerini belli gruplara ayıran INCOTERMS, taraflara on bir adet farklı alternatif sunmaktadır. Birazdan bu teslim şekillerini gruplarına göre ayrı ayrı inceleyeceğiz.

Bu incelemelere geçmeden su hususun önemle belirtilmesi gerekir. Tarafların, aralarındaki sözleşmede INCOTERMS’e atıf yapmamaları ve sözleşmeye uygulanacak olan hukukun da Türk hukuku olması hâlinde Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacak ve teslim yeri bizim kanunumuza göre belirlenecektir. Söz konusu hükme göre para borçları ödeme zamanında alacaklının yerleşim yerinde, parça borçları sözleşme kurulduğu zaman borç konusunun bulunduğu yerde, diğer borçlar ise borç doğduğu zaman borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir (TBK m. 89). Konuyu bir örnekle canlandıracak olursak, Diyarbakır’da yasayan A, Eskişehir’de yasayan B’ye 10.000.000 adet kalem satmıştır. Taraflar, borçların nerede ödeneceğini sözleşmede hükme bağlamışlarsa zaten sorun yoktur. Böyle bir kararlaştırma yok ise, B’nin para borcu alacaklı olan A’nın yerleşim yerinde yani Diyarbakır’da, A’nın borcu ise cins borcu olduğu için kalem açısından borçlu olan A’nın yerleşim yerinde yani Diyarbakır’da ifa edilecektir. Bunun anlamı sudur, gerek paranın Diyarbakır’a havale edilmesinden doğan masraflar ve gerekse kalemlerin Diyarbakır’dan Eskişehir’e nakliyesinin maliyetleri B’nin sorumluluğu altındadır. Tekrar etmekte fayda vardır ki taraflar aksi yönde kararlaştırma yapabilirler. Bu anlamda olmak üzere örneğimizde her iki masrafın da A’nın sorumluluğu altında olacağı veya her bir masrafa birinin katlanacağı yönünde bir anlaşma yapılabilir.

Teslim Grupları

INCOTERMS teslim şekillerini dört gruba ayırmıştır. Bu bölümleme, birazdan da görüleceği üzere, teslim seklinin İngiliz dilindeki kısaltmasının ilk harfi esas alınarak oluşturulmuştur. Örneğin, “C” harfi ile başlayanlar C Grubu, “D” harfi ile başlayanlar ise D Grubunu oluşturmaktadırlar. Biz de çalışmamızın bu bölümünde, INCOTERMS’in bu ayrımını esas alarak açıklamalarda bulunacağız. Hâl böyle olmakla birlikte, bu gruplandırma da tamamen harflerin tesadüfen bir araya gelmesi ile tespit edilmemiştir. Söyle ki, C Grubu teslimlerin ortak özellikleri “navlun ödenmiş”, D Grubu teslimlerin ortak özellikleri “varış”, F Grubu teslimlerin ortak özellikleri ise “navlun ödenmemiş” olmasıdır. E Grubu zaten tek bir teslim seklinden oluştuğu için bu konuda herhangi bir açıklamaya ihtiyaç yoktur. Yine de E Grubunu “çıkış” seklinde karakterize edebiliriz.

C Grubu Teslimler: C grubunda toplam dört adet teslim sekli bulunmaktadır. Bunlar CIF, CFR, CPT ve CIP seklinde kısaltmalarını ifade edebileceğimiz teslimlerdir. Bunların ortak özellikleri sadece “C” harfi ile başlamaları değildir. Bunun yanı sıra C grubu, yukarıda belirtildiği üzere “navlun ödenmiş” teslim şekilleridir. Simdi sırasıyla bunları inceleyeceğiz. Aşağıda, sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde malı hazırlamak, alıcının yaptığı ithalatı göstermek amacıyla satıcının ülkesinden tedarik edilecek belgeleri temin etmek, ihracata ilişkin gümrük işlemlerini yapmak ve gümrük vergilerini ödemek, yükleme işleminin gerçekleştirildiği ve muhtemel varış tarihi hakkında alıcıyı bilgilendirmek, düzenlenen tasıma belgesi ile diğer belgeleri alıcıya göndermek gibi genel satıcı yükümlülükleri gereksiz tekrardan kaçınmak amacıyla her bir teslim seklinde ayrı ayrı ifade edilmemektedir. Bunun yerine teslim şekillerinin, ayırıcı kılan özelliklerine vurgu yapılacaktır.

D Grubu Teslimler: D Grubunda, DAP, DAT ve DDP olmak üzere toplamda üç adet teslim şekli bulunmaktadır. Bu teslim formları “varış” baz alınarak biçimlendirilmiştir.

E Grubu Teslim: E Grubu, sadece bir adet teslimden oluşmaktadır. EXW olarak ifade edilen bu yöntem satıcı açısından son derece avantajlıdır.

F Grubu Teslimler: Navlunu ödenmemiş teslim modelleri olan F Grubu, FCA, FAS ve FOB olmak üzere toplamda üç teslim seklinden oluşur.