AFET BİLGİ SİSTEMLERİ VE HABERLEŞME Dersi Afet Yönetiminde Uzaktan Algılamanın Kullanımı soru detayı:

PAYLAŞ:

SORU:

Elektro – Optik Algılayıcıları açıklayınız.


CEVAP:

Uydu ve hava platformlarına yerleştirilen ve yeryüzünün çeşitli özelliklerini
toplayan elektro – optik algılayıcılar, esasen yüksek irtifalardan yer hedefleriyle
ilgili farklı bilgiler toplamak üzere üretilmiş, gelişmiş dijital fotoğraf makineleridir.Bir uydu görüntüsü, bir kamera ile film üzerine alınmış fotoğraf değildir. Hemen hemen bütün ticari uzaktan algılama uyduları, görüntüleri algılayıcıları sayesinde sayısal (dijital) olarak elde eder. Bu algılayıcılar dijital kameralarla aynı prensiplerde çalışmaktadır. Dijital kameralarda olduğu
gibi, bir uydu algılayıcısı yeryüzünden ve onun üstündeki objelerden yansıyan elektromanyetik enerjinin miktarını ölçen binlerce küçük alıcıdan oluşmuştur. Bunlar, spektral (bantsal) ölçümler olarak adlandırılırlar. Her spektral yansıma değeri bir dijital sayı olarak kaydedilir. Bu sayılar Dünya’ya (yer istasyonları)
geri gönderilerek bilgisayarlar tarafından renklere ve gri renk tonlamasındaki parlaklık seviyelerine göre fotoğrafa benzeyecek şekilde görüntüye dönüştürülür. Alıcıların duyarlılığına bağlı olarak algılayıcılar, yansıyan enerjiyi, görünen, yakın-kızıl ötesi, kısa dalga-kızılötesi, termal kızılötesi ve mikrodalga radar bölümlerinde (belirli bir dalga boyu aralığında) ölçebilir. Birçok uzaktan algılama
uydusu, enerjiyi tayfın (spektrumun) kesin olarak belirlenmiş özel dalga boylarında ölçer (Erbay, 2003).Yansıma değerlerinin ölçülmesi ve bu verilerden
yararlanılarak oluşturulan görüntüler çıplak gözle seçebileceğimiz- şekil, büyüklük, renk ve genel görünüm gibi yüzeydeki yapıları ve objeleri bize
çok doğru olarak sunar. Bunlar bir görüntünün mekânsal içeriği olarak adlandırılır. Dijital görüntüler bu uzaysal detaylardan çok daha fazlasını bize
gösterebilir. Yansıma değerleri kayaların mineral içerikleri, toprağın nemi, bitki örtüsünün sağlığı konusunda, binaların fiziksel bileşeni ve birçok
diğer gözle görülmeyen detay hakkında bize bilgi verebilir. Bunlar bir görüntünün spektral (tayf) içeriği olarak adlandırılırlar. Bu spektral bilgiler
dijital algılayıcılar için görünürdür çünkü onlarbizim gözlerimizle görmediğimiz bir elektromanyetik spektrum aralığındaki yansıyan enerjiyi ölçmektedir
(Gözlerimiz sadece kırmızı, yeşil ve mavi spektrum aralığındaki yansıyan enerjiyi algılayabilir. Gözlerimizle gördüğümüz tüm diğer ara renkler bu renklerin kombinasyonudur). Yoğunluk, su miktarı, kimyasal içerik ve diğer görülmeyen koşullar ve belli bir yüzeyin özellikleri, hepsi değişik dalga boylarındaki enerjinin bu yapıları nasıl etkilediğine ve nasıl yansıdığına bağlıdır (Erbay, 2003).Uydulara ya da helikopter, uçak, insansız hava aracı gibi hava platformlarına yerleştirilmiş optik algılayıcılar, pankromatik (tek bantlı siyah - beyaz genellikle yüksek
mekânsal çözünürlüklü görüntüler) ya da multispektral (çok bantlı –kırmızı, yeşil, mavi gibi- genellikle düşük mekânsal çözünürlüklü) görüntüler çekebilir. Pankromatik ve multispektral algılayıcılar tüm afet türlerinde kullanılabilir. Pankromatik ve multispektral algılayıcılardan gelen veriler birleştirilerek yüksek mekânsal çözünürlüklü renkli görüntüler elde edilmektedir. Bu görüntülerde çekilen sahnenin geometrik detayları insan gözüyle rahatlıkla görülebilmektedir. İnsan algısına uygunluğu bakımından bir operatörün gözle incelemesi için yüksek çözünürlüklü elektro-optik görüntüler önemli rol oynamaktadır.Termal bantta çalışan algılayıcılar elektro-optik tabanlı pasif algılayıcılardır. Diğer elektro-optik
algılayıcılardan ayrılan özelliği hassas olduğu dalga boyu aralığıdır. Termal bant olarak adlandırılan dalga boyları orta ve uzun dalga kızılötesi spektral aralığıdır. Kömür madenlerinde ısı artışı sonrası meydana gelebilecek kazaların önüne geçilmesi için termal bandı olan uydular ile sıcaklığın izlenmesi ve kaza olduktan sonra müdahale için yine termal bant kullanılarak bilgi edinildiği çeşitli çalışmalarda görülmüştür. Nükleer kazaların çevreye etkisi diğer kazalara göre oldukça fazla olmakta ve etkisi yıllarca devam etmektedir. Nükleer santrallerin çalışmaktayken veya bir kaza sonrasında soğutma havuzları veya atıklarını boşalttıkları denizleri sıcaklık değişimi yönünden inceleyen pek çok çalışma mevcuttur. Ancak termal kızılötesi bandın en çok kullanıldığı afet türü orman yangınlarıdır. Bu bant aralığında, sıcak noktalar ve aktif yangınlar
algılanabilir. Geceleri yangınları algılama başarısı daha yüksektir çünkü ısınan yüzey, sahil ve asfalt gibi objelerin ısısından daha az etkilenerek yangını daha kolay ayırt edilebilir. Orman yangını riskinin yüksek olduğu yerlerde daha hızlı müdahale edilebilmesi için uydu görüntüsünden elde edilecek veriler yerine kulelere termal kameralar da yerleştirilebilmektedir.