EKONOMİNİN GÜNCEL SORUNLARI Dersi YENİ DÜNYA DÜZENİ VE İKTİSAT POLİTİKALARI soru detayı:

PAYLAŞ:

SORU:

Enflasyonun dünya genelinde gerilemesindeki etkenler nelerdir?


CEVAP:

Enflasyonun dünya genelinde gerilemesindeki etkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilinir:
• Ülkelerin hemen tamamı bütçe denkliği politikasıyla hareket etmişlerdir. AB ‘Maast richt Kıstasları’ ile bütçe açığına bir yasal tavan getirmiştir. Bütçe denkliğini sağlayan ülkelerde, karşılıksız para basma olgusu artık yaşanmamaktadır (Bundan sapan Yunanistan, İtalya ve İspanya 2008 sonrası sorunu enflasyon olarak değil ama kamu geliri azlığı olarak yaşamışlardır).
• Küresel özellik kazanan finansman sektörü, istikrarsız ülkelere fon akışını önleyerek âdeta onları cezalandırmıştır. Böylelikle, 1970’li yıllarda yaygın olarak yaşanan açık bütçe finansmanı şeklindeki ulus-devlet politikalarının önüne geçilmiştir (Kuşkusuz olumsuz bir uygulamadan olumlu bir sonucun ortaya çıkması iyi bir şey değildir ama burada önemli olan olumlu olan sonucun yaratıldığının bilinmesidir).
• ‘Enflasyon Volkanı’ olarak anılan Latin Amerika ülkeleri kendilerine empoze edilmeyen demokratik bir oydaşmayla gerçekleştirilen ekonomik istikrar programlarını popülizm yapmadan, kararlılıkla sürdürerek, enflasyon oranını önce % 10’lara, daha sonra yüzde 10 oranının altına düşürmüşlerdir. Oysa unutulmasın, bu ülkelerin hemen tamamı, 1980-1993 döneminde % 200-350 arasında değişen bir enflasyon oranı yaşıyorlardı.
• Merkez bankacılığı, dünya genelinde 2000’li yıllarda çok anlamlı ve altı çizilmesi gereken bir bağımsızlaşma eğilimi içine girmiştir. Yaşanan krizler sonucu, Merkez Bankası’nın devletten ayrı bağımsız bir duruşu önce fikren kabul görmüş, daha sonra da bir politika biçimi hâline gelmiştir. Bunun, politik erk için zor benimsenen bir karar olduğunu kaydetmek gerekir. Bu bağımsız politika biçiminin en önemli ayağını bundan sonra ‘enflasyon hedeflemesi’ politikası oluşturmuştur. Böylelikle ulus-devletler, merkez bankalarının kamuoyuna yükümlendiği enflasyon oranı dışında, bir kamu harcaması yapamaz konuma gelmişlerdir. Bu politikalarda anlamlı sonuç alınması, merkez bankacılığının dünya genelinde bir kurum olarak itibarını arttırmıştır. Böylelikle merkez bankacılığı, ‘senyoraj hakkı’ dediğimiz, para basma hakkının çok ötesine giden bir ülkesel ekonomik politika aracı hâline gelmiştir. 2000 sonrasında yasal temelini ‘enflasyonu önlemek’ olarak açıklayan Avrupa Merkez Bankası da (AMB) bu etkende önemli bir paydaş olmuştur. Nitekim AMB, 2008 krizinden sonra üstündeki genişletici para politikası baskılarını reddetmiş, Yunanistan, İspanya ve İrlanda’nın fon desteği talebini reddetmiş, enflasyonu yükseltmemek adına politikasını onaylatmıştır.