YENİ TÜRK EDEBİYATINA GİRİŞ II Dersi 19. Yüzyılda Medeniyet Değişimi soru detayı:

PAYLAŞ:

SORU:

Osmanlı’nın Rönesans gerçeği çerçevesinde coğrafi, felsefi, sanatsal değişimler olurken neden çağı yakalama konusunda geri kalmıştır?


CEVAP:

En genel yanıt toplumun kültür yapısının ve zihniyetinin değişime açık olmamasıdır. Osmanlı’da bilimsel çalışmaların metodik bir biçimde kuşaktan kuşağa aktarıldığını ve zamanla geliştiğini söylemek pek mümkün değildir. Bir ekol oluşturulamaz. Yine çalışmaların topluma yayıldığı ve bir zihniyet değişimine yol açtığı da iddia edilemez. Osmanlı uleması büyük ölçüde statükocudur ve mevcut durumun devamını sağlamanın en iyi yol olduğuna inanır. Çünkü bilgi mutlaktır ve Kur’an-ı Kerim’le sunulur. Dünyadaki tüm canlıların Allah tarafından önceden belirlenmiş bir kader dairesi içinde yine kendisine ulaşacağına olan inanç, bilimin gözlem, deney ve sonuç silsilesine uymaz. Osmanlı ve İslam dünyasında bilimle elde edilen bilginin Kur’an-ı Kerim’le mutlak surette uyuşması beklenir. Sonuç olarak bilgiyi dinî kaynakların bilgisiyle sınırlamak, Osmanlı ulemasını çelişkiye ve çatışmaya düşürür. Dini, bilimle kavuşturup bilimin referanslarını dinde aramak, ulemayı güdük bir dairenin içine hapseder. Bu dairenin dışına çıkmak kolay olmadığı için en güvenli yol statükonun devamını sağlamaktır. Bu zihni yapı siyasette de kendisini aynı biçimde gösterir. Padişah Allah’ın gölgesi ve dinin temsilcisidir. Tanrısal bir ontolojisi vardır. Dolayısıyla her ne yaparsa yapsın tanrısallığı, yaptıklarının doğru ya da yanlış olduğuna bakılmaksızın kabul edilmesini gerektirir.