ANAYASA HUKUKU Dersi Yasama Organı soru detayı:

PAYLAŞ:

SORU:

TBMM'nin kuruluşunu anlatınız.


CEVAP:

1961 Anayasası’nın Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu’ndan oluşan iki meclis- li bir yasama organı sistemini benimsemiş olmasına karşılık, 1982 Anayasası, 1924 Anayasası’nın tek meclisli sistemine geri dönmüştür. Bu konuda bir değerlendirme yapabilmek için, demokratik sistemlerin çoğunda iki meclisin neden gerekli görül- müş olduğunu açıklamak yerinde olacaktır.

Tarihsel kökeni bakımından iki meclis sistemi, demokratik gelişmenin bir aşa- ması olarak değil, tam tersine, bu gelişmeyi yavaşlatacak veya onun etkisini azal- tacak bir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü temsilî rejimlerin gelişmesindeki ilk aşamalarda, halkı veya halkın bir kesimini temsil eden birinci meclislerin yanında, aristokrasiyi (soylular) temsil eden ikinci meclisler var olmuştur. Böylece, halko- yundan çıkan birinci meclislerin yetkilerinin, aristokratik ikinci meclisler yoluyla sınırlandırılmasına çalışılmıştır. Bugün bile ingiltere’de ikinci meclis durumundaki Lordlar Kamarası, soyluları temsil eden ve üyeliğin seçim yoluyla değil, soyluluk pâyeleri dolayısıyla kazanıldığı bir meclistir.

Ancak demokratik gelişme, ikinci meclislerin kökenindeki bu aristokratik özel- liği, ingiltere dışındaki bütün modern demokrasilerde ortadan kaldırmıştır. Bugün ikinci meclisler de, tıpkı birinci meclisler gibi, halkoyundan çıkan organlardır. in- giltere’de Lordlar Kamarası’nın yetkileri zamanla daraltılmış ve bugün Avam Kama- rası’nın kabul ettiği bir kanun tasarı veya teklifini en çok bir yıl geciktirebilme yet- kisine inhisar etmiştir.

Günümüzde ikinci meclisler de halkoyuna dayandıklarına göre, bu sistemi sür- dürmeye niçin gerek görülmüş olduğu sorulabilir. Her iki meclis aynı seçmen kit- lesini temsil ettiklerine göre, acaba niçin tek bir meclis yeterli görülmemekte ve ya- sama organının iki meclise bölünmesine devam edilmektedir? Bu soruyu, federal devletlerle tek devletler açısından ayrı ayrı cevaplandırmak gerekir. Federal devlet- lerde iki meclis sistemi, federal yapının vazgeçilmez bir unsurudur. Çünkü bu sis- temlerde meclislerden biri, nüfus esasına göre halkı; diğeri ise, üye devletleri, ya da federe devletleri temsil eder. Bu sistem, federe devletlerin, federal devlet irade- sinin oluşumuna devlet olarak katılmalarını sağlar. Dolayısıyla üye devletleri, ku- ral olarak eşitlik esasına göre temsil eden ikinci bir meclisin varlığı, federal sistem- leri tek devletlerden ayıran en belirgin özelliklerden biridir. Nitekim ABD, Kanada, Avustralya, isviçre, Hindistan gibi ülkelerde ikinci meclislerin varlığı, bunların fe- deral yapılarının sonucu olarak açıklanabilir.

 

fiüphesiz, bütün federal sistemler iki meclisli olmakla birlikte, bütün iki meclis- li ülkeler federal bir yapıya sahip değillerdir. Diğer bir deyişle, tek devletler arasın- da da iki meclis sistemini kabul etmiş olanlar vardır (mesela ingiltere, Fransa, ital- ya ve 1961 Anayasası döneminde Türkiye). Tek devletlerde ikinci meclisler, başka gerekçelere dayanmaktadır. iki meclis sisteminin taraftarları, bu sayede kanunların aceleye gelmeyeceğini, daha iyi ve dikkatli görüşüleceğini, meclislerden birinin yapacağı hataların diğeri tarafından düzeltilebileceğini, anayasa üstünlüğünün ve hukuk devletinin daha iyi gerçekleşebileceğini ileri sürmektedir. Bu gerekçelerin, iki meclis sistemini demokratik rejimin vazgeçilmez bir unsuru hâline getirecek ka- dar güçlü olduğu söylenemez. Kanunların aceleye gelmemesi ve daha etraşı görü- şülmesi gereği, tek meclisli bir sistemde de mesela kanun teklif ve tasarılarının iki defa görüşülmesini ve bu iki görüşme arasında asgari bir süre geçmesini anayasal bir zorunluluk hâline getirmekle karşılanabilir. Öte yandan tecrübeler, anayasa üs- tünlüğünün ve hukuk devletinin gerçekleştirilmesi bakımından, siyasal organlar- dan çok, yargı organlarına güvenmek gerektiğini göstermektedir. Yargı bağımsız- lığının ve anayasa yargısının kabul edilmiş olduğu bir toplumda, ikinci meclisin bu konuda yapabileceği katkı, pek önemli olmasa gerekir. Nihayet, iki meclis siste- minden beklenebilecek bazı faydalar da çağımızın siyasal gerçekleri karşısında hayli teorik kalmaktadır. Her iki meclis aynı seçim sürecinden çıktığına göre bun- ların siyasal bileşiminin aynı veya benzer olması, yani her iki mecliste de aynı si- yasal parti veya partilerin çoğunlukta bulunmaları doğaldır. Böyle olunca, meclis- lerden birinin düştüğü bir yanılgının diğer meclis tarafından düzeltilmesi olasılığı büyük değildir. Seçim sistemindeki veya zamanındaki farklar nedeniyle, iki mecli- sin birbirinden farklı siyasal bileşimler gösterebileceği varsayılsa bile, bu durumda da hükûmetin her iki meclise karşı ayrı ayrı sorumlu kılınması hükûmet istikrarı açısından sakıncalıdır. Nitekim iki meclisli sistemlerin çoğu (mesela ingiltere, Fran- sa ve 1961 Anayasası döneminde Türkiye) bu nedenle, yasama yetkisini iki meclis arasında eşit olarak bölüştürmemişler, meclislerden birine açık bir üstünlük tanı- mışlardır.

1961 Anayasası, parlamentonun yetkilerini iki meclis arasında bölüştürürken, bu meclislerin tamamen eşit yetkilere sahip olmaları yolunu seçmemiştir. Tersine, 1961 Anayasası sisteminde ağırlık, açıkça Millet Meclisi’ndedir. Bunu parlamentonun baş- lıca görevleri olan kanun yapma, hükûmeti denetleme ve bütçeyi kabul etme ko- nularında gözlemlemek mümkündür. Millet Meclisi’ne daha büyük ağırlık tanınmış olması bu Meclis’in bütün üyelerinin genel oyla seçilmeleri, Cumhuriyet Senato- su’nun ise seçimsiz üyeleri de içinde bulundurması ile açıklanabilir. Sadece anaya- sa değişikliklerinin kabulünde 1961 Anayasası iki meclise eşit yetkiler tanımıştı.

1961 Anayasası döneminde Cumhuriyet Senatosu’nun Türk anayasa sistemin- deki yeri ile ilgili yaygın değerlendirme, bu meclisin uygulamada kendisinden beklenen yararları sağlayamamış olduğudur.

Bu sebeple, 1982 Anayasası’nda tek meclisli sisteme dönülmüş olması, kamu- oyunda kayda değer bir tepki veya eleştiri doğurmamıştır. 1982 Anayasası’nın ilk şekline göre (m. 75) “Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletçe genel oyla seçilen dört yüz milletvekilinden kuruludur”. Milletvekili sayısı, Anayasa’da 17.5.1987 tarihinde 3361 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle dört yüz elliye; 23.7.1995 tarihli Anayasa değişikliğiyle beş yüz elliye yükseltilmiştir. 1961 Anayasası’na göre Millet Mecli- si’nin seçim döneminin dört yıl olmasına karşılık 1982 Anayasası, TBMM’nin seçim dönemini beş yıl olarak tespit etmiştir. Beş yıllık süre 31.05.2007 tarihinde 5678 sa- yılı Kanun’la yapılan değişiklikle dört yıla indirilmiştir.

2017 Anayasa değişikliği ileyeniden beş yıla çıkarılmış ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile aynı günde yapılma- sı hükme bağlanmıştır (m.77). Aynı değişikliğe göre (m.116) bu süre dolmadan Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verebileceği gibi TBMM de üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Her iki durumda Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimleri birlikte yapılır. Süresi biten mil- letvekilleri yeniden seçilebilirler. Yenilenmesine karar verilen meclisin yetkileri, yeni meclisin seçilmesine kadar sürer (m. 77). Bu sonuncu hüküm, ülkenin geçici bir süre için de olsa, meclissiz kalmaması amacına yöneliktir. Savaş sebebiyle ye- ni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, TBMM, seçimlerin bir yıl geriye bıra- kılmasına karar verebilir. Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme ka- rarındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir (m. 78).