İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ Dersi KÜLTÜR VE MEDENİYET soru cevapları:

Toplam 40 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU: Toplumun tarifi kısaca nasıl yapılabilir?


CEVAP: Toplum, insan davranışlarını hem hürriyete kavuşturan hem de sınırlandıran, öte yandan gruplaşmalara ve bölünmelere yol açan değişken bir sosyal örgütler ve ilişkiler ağı şeklinde tanımlanabilir.

#2

SORU: Toplumsal ilişkiler bağlamında fiziki ilişki nedir örneklendiriniz?


CEVAP: Varlıkların birbiriyle haberleşmeden ve varlıklarının bilincine ermeden kurdukları ilişkiler fizikî ilişkidir. Bir bilgisayarla masa arasında, dünya ile güneş arasında, ateşle duman arasında, iki kimyasal unsur arasındaki ilişkiler böyledir.

#3

SORU: Toplumsal ilişkiler bağlamında sosyal ilişki nedir açıklayınız?


CEVAP: Eşyanın karşılıklı haberciliği temeline dayanan ilişkiye sosyal ilişki denir. Toplum, sosyal varlıkların, birbirinin varlığını tanımalarıyla ortaya çıkmış usullerle karşılıklı davranışlarda bulundukları yerde vardır.

#4

SORU: Sosyal ilişkiler açısından kurum(müessese) kavramı nedir?


CEVAP: İnsanlar, birlikleri meydana getirdikleri zaman genel faaliyetlerin çabuk yerine getirilmesi ve üyelerin birbiriyle olan ilişkilerinin düzene konulması için usuller ve davranış kuralları meydana getirmek zorundadırlar. Bu usul ve davranış kurallarına kurum (müessese) denir. Başka bir anlatımla, bir menfaat birliğini meydana getiren fertlerin, bu birliği yürütebilmek, fonksiyonlarını yerine getirebilmek üzere kurdukları veya kurulmuş olarak buldukları usullere kurum (müessese) denir.

#5

SORU: Sosyal ilişkilerde birim ve kurum tanımları arasındaki fark nedir açıklayınız?


CEVAP: Eğer bir şeyi organize olmuş bir grup olarak dikkate alıyorsak o şey bir birlik, bir muamele şekli olarak ele alıyorsak o takdirde bir kurumdur. Birlik üyeliğe, kurum ise hizmet usul ve araçlarına delâlet eder. Bu durumda bir okul, öğretmenler ve öğrenciler grubu olarak düşünüldüğünde bir birlik, bir eğitim ve öğretim sistemi olarak ele alındığında bir kurumdur. Kurumlar insan faaliyetlerinin ürünleri oldukları halde genellikle insanlara hâkim olurlar.

#6

SORU: Taylor’a göre kültürün tanımını yapınız ve açıklayınız?


CEVAP: Kültür bilgiyi, imanı, sanatı, ahlâkı, hukuku, örf ve âdetleri ve insanın toplumun bir üyesi olması dolayısıyla kazandığı diğer bütün maharet ve alışkanlıkları ifade eden karmaşık bir bütündür.

#7

SORU: Ziya Gökalp’e göre kültürün tanımını yapınız?


CEVAP: Ziya Gökalp’e göre kültür, bir milletin dinî, ahlâkî, hukukî, aklî, bediî, lisanî, iktisadî, fennî hayatlarının aklî bir bütünüdür. Böylece Gökalp, belirli bir topluma ait sosyal davranışların kültürü meydana getirdiğini ifade etmekte, kültürde millî özellikler görmekte ve bu sebeple genellikle millî kültür tabirini kullanmaktadır.

#8

SORU: Bilim adamlarına göre Kültür ve Medeniyet nasıl tanımlanmaktadır?


CEVAP: Bazı bilim adamları kültürün manevî unsurlarını kültür, maddî ve teknik unsurlarını medeniyet olarak değerlendirmişlerdir. Bir kısım ilim adamları da; medeniyet, milletlerarası ortak değerler seviyesine yükselen kültür unsurlarıdır, tanımını yapmışlardır.

#9

SORU: Batı medeniyetine bağlı milletlerde kültür ve medeniyet anlayışı nasıl görülmektedir?


CEVAP: Batı medeniyetine bağlı milletlerden her biri ayrı bir kültür topluluğudur. Bilimde benzer anlayış içinde olmalarına, tekniği üretme ve kullanmada birbirlerine yakın yollar izlemelerine rağmen dilleri, gelenek ve görenekleri, ahlâk anlayışları, edebiyatları, masalları, destanları, güzel sanatları, folkloru ve hatta giyinişleri aynı değildir. Hepsi Hıristiyan oldukları halde din karşısındaki tutumları da farklı olabilmektedir.

#10

SORU: İslam medeniyetine bağlı milletlerde kültür ve medeniyet nasıl görülmektedir?


CEVAP: İslâmiyet de çok geniş bir alana yayılmış ve değişik milletler bu dini benimsemişlerdir. Müslüman olup İslâm medeniyeti havzasında yer alan milletlerin ortak İslâm medeniyetinden ayrı millî kültürleri vardır. Bu husus sanatta, örf ve âdetlerde, giyimde özellikle kendisini gösterir. Hindistan’da yapılan bir mimari eser, meselâ bir cami ile Anadolu veya Fas’ta yapılan bir cami farklı mimarî özellikler taşır.

#11

SORU: Ziya Gökalp’e göre kültür ve medeniyet arasındaki başlıca farklar nelerdir?


CEVAP: Ziya Gökalp’e göre kültür milli, medeniyet ise milletlerarasıdır. Mesela, batı medeniyetini temsil eden milletler ortak bir medeniyeti benimsedikleri halde dikkat edilirse aynı medeniyetin içinde İngiliz, Fransız, Alman, Amerikan hatta Rus kültüründen söz edilebilmektedir

#12

SORU: Ziya Gökalp’e göre amaç ve araç arasında kültür ve medeniyet arasındaki farkı açıklayınız?


CEVAP: Medeniyet, insanın fayda elde etmek düşüncesiyle bir amaca erişmek için kullandığı araçların tümünü ifade eder. Kültürler ise kendi başlarına amaç olan şeylerdir. Bu bakımdan bir spor faaliyeti kültürü, spor salon veya aletleri medeniyeti; okumak ve bilgi edinmek kültürü, bunu sağlamak için üretilen kâğıt, kalem, matbaa vb. medeniyeti ifade eder.

#13

SORU: Toplumsal olaylar nasıl gelişir?


CEVAP: Toplumsal olaylar sebep-sonuç ilişkisi içinde gelişir. Bu olayların öznesi insandır. Araştırmalar göstermiştir ki tarihte ne kadar geriye gidilirse gidilsin temel insan davranış ve eğilimlerinde çok büyük farklılıklar görülmemektedir. Bu nedenle yeryüzünde geçmişte yaşamış, bugün yaşamakta olan değişik insan topluluklarının ortaya çıkardıkları kültür ve medeniyet unsurlarında benzerlikler ve ortak yönler bulmak her zaman mümkündür. İnsanın bulunduğu her yerde mutlaka kültür ve medeniyet izlerine rastlanır. Bu, birlikte yaşamanın ve ortak amaçlara yönelmenin doğal sonucudur.

#14

SORU: Bir kültürün meydana gelmesindeki temel ihtiyaçlar nedir?


CEVAP: Bir kültürün meydana gelmesi ve gelişmesi, insanın, biyolojik, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılama isteğine bağlıdır. Bu ilk ve temel ihtiyaçlar kültürün meydana gelmesine sebep olur. Bu üç tür ihtiyacın tatmininde rol oynayan her vasıtaya kültür unsuru denir. Bunların meydana getirdikleri birleşimlere de kültür faaliyetleri denmektedir.

#15

SORU: Maddi kültür unsurlarının toplumsal hayattaki yeri neresidir örneklendiriniz?


CEVAP: Maddî kültür, insan eliyle yapılan alet, eserler ve el emeği yeteneğinin hammaddeyi işlemesiyle oluşur. Maddî kültür teknik ve fizikî değerleri içine alır, ancak doğal olanları değil, insan eliyle yapılmış olanları kapsar. Maddî kültür unsurları arasında dikkat çeken en önemli şey teknolojidir. Teknoloji, bilginin pratik amaçla organize edilmesi veya daha değişik bir anlatımla, bilginin pratiğe aktarılmasıdır. Değişim, gelişim ve süreklilik teknolojinin en önemli özelliğidir.

#16

SORU: Manevi kültür unsurları nelerdir ve bu kültür unsurlarının insan ve kültür için önemini açıklayınız?


CEVAP: İnsanın sosyal ve psikolojik ihtiyaçları, kültürün manevî unsurları ile karşılanır. Bir kültürün özünü ve temelini bunlar oluşturur. Bir milletin hayat telâkkisi; siyasî, hukukî, iktisadî, ahlâkî, estetik vb. anlayışları ve müesseseleri onun manevî kültürü içinde yer alır.

#17

SORU: Dilin manevi kültür unsuru olarak rolü ve önemini açıklayınız?


CEVAP: Manevî kültür unsurlarının en önemlisi dildir. Her dil, anlamı olan kelimelerden oluşur. Anlam ise maddî olmayıp zihnî ve fikrî bir ürün, yani manevî bir değerdir. Dil, kültürlerin gelişmesine ve yeni kuşaklara geçmesine, toplumların sürekliliğine ve sosyal grupların etkili bir şekilde fonksiyonda bulunma ve kontrol edilmelerine imkân verir. Bir konuşma aracı olan dilin en açık özelliği sosyal mahiyette oluşudur. Zira insanlar düşünce, duygu ve amaçlarını başkalarına temelde konuşma ve dil yoluyla iletirler. Şu halde her kültürün en önemli parçası olan dil, bütün bir kültür özünün anahtarıdır.

#18

SORU: Medeniyete karakter kazandıran kültür hangi alanlarda öne çıkar?


CEVAP: Bazı medeniyetler kültürün maddî kısımlarında, özellikle teknikte öne çıkmıştır. Diğer bir kısmı da insanî ilişkileri düzenlemede, sosyal teşkilâtta, yönetim ve siyasette varlık göstermişlerdir. Bazı medeniyetlerin ise ilimde, felsefede, bilhassa sanatta büyük bir kabiliyet, başarı, üstün bir maharet, ince ve işlenmiş bir zevk gösterdiklerini tespit etmek mümkündür. İşte bu farklılaşmaya bazı kültür unsurlarının diğerlerine göre daha çok önem kazanmaları ve ön plâna çıkmaları sebep olmaktadır. Meselâ, Batı medeniyetinde tekniğin, eski Yunan medeniyetinde sanat ve felsefenin fazla gelişmiş olmasına, birinde maddî kültür unsurlarına, diğerinde de özellikle estetik değerlere daha çok yer ve önem verilmesi büyük ölçüde etki etmiştir. İslâm medeniyetinde ise tevhid inancı ve ahlâkî değerlere yapılan vurgu ona kendi karakterini kazandırmıştır.

#19

SORU: Kültür öğrenilmiş davranışlar topluluğu olarak nasıl bir özellik gösterir?


CEVAP: Sosyal mirasın tümü olarak değerlendirilebilecek olan kültür, içgüdüsel ve biyolojik kalıtım sonucu kazanılmış bir değer olmayıp her ferdin doğumundan sonraki hayatı içinde kazandığı alışkanlıklardır, yani davranış ve tepki eğilimleridir.

#20

SORU: Kültürü tarihi ve sürekliliği bakımından ele alarak açıklayınız?


CEVAP: Bütün hayvanlar öğrenme kabiliyetine sahiptirler. Fakat canlılar arasında yalnız insan, edindiği alışkanlıkları ve elde ettiği bilgileri yavrusuna öğretebilen bir varlıktır ve bunu diliyle yapabilmektedir. Her toplumda kültür muhtevası eğitim yoluyla kuşaktan kuşağa geçer. Bu durum kültür muhtevasının nesiller boyu akıp gitmesi demektir. Böylece kültür hem bir geçmiş hem bir gelecek kazanmış olur

#21

SORU: Kültür toplumsal olarak neden önemlidir?


CEVAP: Bir grubun üyeleri tarafından paylaşılan alışkanlıklar, kabul edilen davranış, tutum ve değerler o grubun kültürüdür. Bu da kültürün toplumsal bir ürün olduğu ve ancak toplumun bulunduğu yerde kültürden söz edilebileceğini, zira toplum üyelerinin paylaşmış olduğu değer ve inanç sistemlerinin kültürü meydana getirdiğini gösterir. Şu halde toplumun olmadığı yerde kültür olmaz.

#22

SORU: İnsanın temel ihtiyaçları açısından önemi nedir?


CEVAP: İnsanın temel ihtiyaçlarını gidermesi kültürü doğurur. Fakat bir ihtiyaç giderilince yeni bir ihtiyaç doğar. Kültür işte bu yeni ihtiyaçları karşılama özelliğine sahiptir.

#23

SORU: Büyük İslam düşünürü İbn Haldun insan ihtiyaçlarını nasıl sınıflandırmıştır açıklayınız?


CEVAP: Büyük İslâm düşünürü İbn Haldun, ihtiyaçları zarurî/tabiî, hâcî ve kemâlî/tahsinî olmak üzere üçe ayırır. Ona göre ihtiyaçların bu sıralama doğrultusunda (yani çok, orta ve az derecede) giderilmesi kültür ve medeniyetin doğuşunu hazırlayan ana mekanizmadır. Sadece zarurî (doğal) ihtiyaçlarını karşılayan bir toplumda ne ilim ne sanat olur. İlimler ve sanatlar, son iki merhale içinde gelişme imkânı bulur ve medeniyet böylece ortaya çıkar.

#24

SORU: Kültürün sürekli değişme göstermesi nedendir?


CEVAP: Kültür bir kuşaktan diğerine aktarılırken bazı değişikliklere uğrar. Bu değişiklikler, özellikle âdetler, inançlar ve uygulamalarda çok yavaş olur. Kültürdeki bu değişme ya zaman içinde doğal şartlara uyum sağlama veya yayılma yoluyla başka kültürlerden etkilenme veya fertlerin yeni ihtiyaçlarını karşılama mecburiyetinden vb. kaynaklanır.

#25

SORU: Medeniyetlerin doğuşundaki temel faktör nedir açıklayınız?


CEVAP: Bir medeniyetin doğuşunda ve yayılışında temel unsur insandır. İnsanın bulunmadığı yerde kültür ve medeniyetten söz edilemez. İnsan, belli bir coğrafî çevrede yaşayan ve her an tabiî ve sosyal etkilere açık olan bir varlıktır. Bundan dolayı bir medeniyetin doğuşunda insan, toplum ve coğrafî çevrenin rolü görülür.

#26

SORU: Kültürlerin gelişmesinde topumun etkisi nedir?


CEVAP: Bazı bilim adamları toplumu canlı bir organizmaya benzetirler. Sosyal ve kültürel olayların açıklanmasında toplumu temel unsur olarak ele alırlar. Kültür unsurları toplumun ortak değerleridir. Fertlerin ortaya koyduğu kültürel belirtilerin toplum tarafından kabul edilmesi gerekir. Bu sebeple kültürlerin gelişmesinde toplumun etkisi kesin olarak kabul edilir. Bütün sosyal faaliyetler toplum dediğimiz bütünün içinde ortaya çıkar. Toplum olmadan, meselâ, ekonomik ve kültürel faaliyetlerin varlığı düşünülemez. Bir milletin hemen bütün fertlerinin fikrî ve manevî yapılarını meydana getiren millî düşünceden söz edilemez. Bütün bunlar bir kültür veya medeniyetin doğuşunda toplumun ne denli etkili olduğunu gösterir.

#27

SORU: Kültürlerin gelişimini coğrafi çevre nasıl etkiler açıklayınız?


CEVAP: İbn Haldun, göçebe ve yerleşik halk kültürlerini, büyük çapta coğrafyanın eseri olarak görür. Montesqiueu de coğrafyanın kültürler üzerinde büyük role sahip olduğuna inanır. Gerçekten de dikkatli bir araştırma ile coğrafyanın insan hayatındaki yerini ve önemini bütün açıklığıyla ortaya koymak mümkündür. Özellikle geri kalmış toplumlarda bu etki çok açık bir şekilde görülmektedir. Yerleşim alanlarının, iklim ve doğal imkânların kültürün gelişmesine, teknolojik ve ekonomik ilerlemeye olan etkisini görmemezlikten gelemeyiz.

#28

SORU: Coğrafi çevrenin insan üzerine etkisi nasıl olur?


CEVAP: Coğrafî çevrenin insan üzerinde doğrudan ve dolaylı etkileri vardır. Bu etki kültür ve medeniyetlerin doğması ve gelişmesini sağladığı gibi onlara değişik özellikler de kazandırır. Coğrafî çevrenin işte bu etkisiyle; nehir tipi, yayla tipi, takımadalar tipi, bataklık tipi veya kara tipi medeniyetler ortaya çıkmıştır.

#29

SORU: Gelişme teorisini, medeniyetlerin doğuşu bakımından açıklayınız?


CEVAP: Gelişme teorisi, evrimci bir yaklaşımla oluşturulmuştur. Biyolojik evrimin kültüre uygulanmasını ifade eder. Bu teoriye göre medeniyet, vahşet devirlerinden günümüze kadar sürekli bir ilerleme gösteren insan kültürünün eseridir. Bu ilerleme ya tek bir istikamet izlemiş (doğrusal evrim), ya aynı şartlar altında paralel ilerlemeler görülmüş (paralelci evrim) veya zaman zaman duraklamaların yaşandığı bir ilerleme olmuştur (basamaklı evrim).

#30

SORU: Gelişme teorisini benimseyenler insan ruhunu nasıl değerlendirirler açıklayınız?


CEVAP: Gelişme teorisini benimseyenler insan ruhunun birlik ve aynılığını kabul ederler. Ancak bu durumda dünyanın her yerinde tek ve benzer bir kültür ve medeniyetin olması gerekirdi. Hâlbuki dünyada farklı kültürler, değişik karakterde medeniyetler yaşamıştır.

#31

SORU: Yayılma teorisini savunanlar insanı nasıl ele alırlar?


CEVAP: Bu görüşü benimseyenlere göre insan, yeni bir şey keşif ve icat etmekten çok taklit etmeye eğilimlidir. Medeniyet, belirli bir bölgede, belli bir dönemde ve belli bir toplumda bir kere ortaya çıkınca oradan komşu toplumlara ve giderek dünyaya yayılır. Tıpkı suya atılan bir taşın sebep olduğu halkaların genişleyerek dağılıp yayılması gibi. Bu görüş sahiplerine göre medeniyetin ortaya çıkabilmesi için uygun bir ortama ihtiyaç vardır. Mısır, bunun için gereken bütün imkânlara sahiptir. Öyleyse medeniyet Mısır’dan dünyaya yayılmıştır. Ancak bazı eleştirilerden sonra Mısır yerine veya Mısır’la birlikte Mezopotamya, Hindistan, Anadolu gibi başka medeniyet alanları da kabul edilmişti.

#32

SORU: Medeniyetin doğuşunu vahye dayandıran görüşü açıklayınız?


CEVAP: Bu görüş sahipleri, genel olarak dinin, kültür ve medeniyetin ortaya çıkışında oynadığı role dikkat çekerler. Günlük hayatın herhangi bir safhasında din kadar derin etkiler yapan başka bir sosyal kuruma rastlamak mümkün değildir. Bu, ister ilkel, ister gelişmiş olsun bütün toplumlarda böyledir. Üstelik dinin insan faaliyetlerine etkisi sadece Allah’la kul arasındaki ilişkilere indirgenemez. Aksine bu etki bütün beşerî faaliyetler için söz konusudur.

#33

SORU: Vahye dayalı kültürün yayılımı nasıl gerçekleşir?


CEVAP: Hz. Âdem ve çocuklarının vahye dayalı kültürü, gerek daha sonra gönderilen peygamberlerin tebliğleri, ilk çağların en özlü kültürlerini oluşturmuş ve bu tebliğleri kabul eden insanlar eliyle dünyanın her tarafına taşınmıştır. Şu halde kültür ve medeniyetin doğuşunu dinde aramak gerekir. İlk dinle başlayan ve özünde vahye dayalı unsurlar bulunan kültür, her yeni gelen peygamberin tebliği ile desteklenerek sürekli bir gelişme göstermiş ve dinle birlikte bir yerden başka bir yere, bir toplumdan başka bir topluma yayılma imkânı bulmuştur.

#34

SORU: Hz Adem’in kendisine yönelik hitabı anlaması ve aktarması nasıl mümkün olmuştur?


CEVAP: İslâm Kültürün ve medeniyetin doğuş ve yayılmasını vahye göre açıklayan dinî görüşe göre, Hz. Âdem’in ilk insan ve vahye mazhar ilk peygamber olması, ilk kültürün de vahye dayalı olmasını gerektirmektedir. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de Bakara sûresinin 31. ayetinde, Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti buyuruyor. Gerçekten Hz. Âdem’in kendisine yönelik hitabı anlayabilmesi, anladıklarını çocuklarına iletebilmesi bir dile sahip olmasıyla mümkündü. Aksi halde ne babalık, ne de peygamberlik görevini yapamazdı. Ve bu durum (dilsizlik) yaradılışın mantığıyla uzlaşmazdı. Sorumluluk altındaki bu insan, belli davranışlar içine girecek ve bunları çocuklarının hayatına geçirecekti. Bu da bilgi ve kültürle mümkündü. Nitekim o, bilgi ve kültüre sahip kılınmıştı.

#35

SORU: İslam dininin doğuşunun kültürlere etkisi nasıl olmuştur açıklayınız?


CEVAP: İslam dini, VII. yüzyılda yayılmaya başladıktan kısa bir süre sonra Çin’den Fas’a kadar çok geniş bir coğrafyada inananlar buldu. Müslüman olan milletler hızla İslâm inançlarını benimsediler. Tevhit akidesini özümsediler. İslâm ahlâkı onların ferdî hayatlarına ve sosyal ilişkilerine yön vermeye başladı. Bu yeni dinin etkisiyle kültürleri değişikliğe uğradı. Özünde İslâm dininin yer aldığı yeni bir medeniyet dairesi oluştu.

#36

SORU: Müslüman milletlerin kültürel dönüşümünü açıklayınız?


CEVAP: Müslüman milletlerin dinî ve kültürel varlıklarının belirleyici unsurları olan ortak değerler dönüşümde etkili oldu. Böylece kaynağını İslâm’dan alan yeni bir medeniyet doğdu. Günümüzde İslâm coğrafyası dikkate alınacak olursa bölge, ırk, soy, sosyal ve kültürel farklılıklar ne olursa olsun Müslümanlar arasında hâlâ bu ortak değerlerin etkili bir şekilde varlıklarını sürdürdükleri görülür. Her medeniyet gibi İslâm medeniyeti de tarih sahnesine çıkarken kendi dışındaki birikimleri miras olarak aldı. Fakat kısa süre içinde her alanda kendi özgün formlarını üretmeyi de başardı.

#37

SORU: İslam medeniyeti kavramını tanımlayıp açıklayınız?


CEVAP: İslâm medeniyeti, İslâm dinini kabul eden milletlerin el birliği ile meydana getirdikleri ortak bir medeniyetin adıdır. Ancak bu medeniyetin kuruluş ve gelişmesinde Araplar, İranlılar ve Türklerin büyük payları olduğu bir gerçektir. İslâm medeniyetinin günümüz Batı medeniyetine etkileri de unutulmamalıdır. Bodley’in (1546-1613) Rönesansı İslâmiyet’e borçluyuz sözü, bu gerçeği dile getirmektedir.

#38

SORU: İslamiyet’in özü kavramını açıklayınız?


CEVAP: İslâm medeniyetinin özünün İslâm olduğu yahut İslâm’ın esasının tevhid, yani Allah’ın her şeyin tek, mutlak ve üstün yaratıcısı olduğu konusunda hiç şüphe yoktur. Bu temel iki keyfiyet çok açıktır. İslâm medeniyetine mensup veya en azından ona katılmış kişiler bu esaslardan asla şüphe etmemişlerdir.

#39

SORU: Geleneksel olarak tevhid kavramı nedir açıklayınız?


CEVAP: Geleneksel olarak ve basitçe ifade etmek gerekirse, tevhid Allah’tan başka hiçbir ilâhın olmadığına kanaat getirmek ve şahitlik etmektir. Bu olabildiğince açık, olumsuz cümle, İslâmiyet’in içindeki en büyük ve en zengin mânâları taşır. Bazen, bütün bir kültür, bütün bir medeniyet veya bütün bir tarih bir cümleye sıkıştırılmış yatar. Bu, aynen İslâm’ın Kelime’si, başka bir deyişle Şahadet’i için geçerlidir

#40

SORU: Farklı unsurları etkileyen Tevhidin bu etkideki işlevi nasıl oluşur?


CEVAP: Medeniyetin özü -burada tevhid- farklı unsurları birbirine bağlarken onları kendi kalıbıyla etkiler. Onları birbirleriyle ahenkli hale getirir ve diğer elemanları karşılıklı olarak destekler. Tabiatlarını değiştirmek zorunda kalmaksızın bu öz, unsurları, medeniyeti kuracak şekle dönüştürür; onlara o medeniyetin parçaları olabilecek yeni karakterlerini verir.