MEDYA HUKUKU Dersi Medyada Hukuki Sorumluluk soru cevapları:

Toplam 21 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU:

Yayınların hukuk sınırları içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için kabul edilen kıstaslar nelerdir?


CEVAP:

Yayınların hukuk sınırları içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti için bazı kıstaslar kullanılmaktadır. Bu kıstaslar kamu yararı, gerçeklik, ölçülülük ve güncellik olarak karşımıza çıkmaktadır.


#2

SORU:

Kitle iletişim faaliyeti icra eden kuruluşların yayınlarında temel ilke nedir?


CEVAP:

Kitle iletişim faaliyeti icra eden kuruluşların yayınlarında temel ilke, amacın kamu yararına hizmet etmesi olmalıdır. Kamunun bilgilenme, bilgiye ulaşma, haberleşme, düşünceyi açıklama ve yayma ve haber alma taleplerinin karşılanmasına yönelik olarak gerçekleştirilen yayınlarda amaç kamu yararıdır.


#3

SORU:

"Kamu yararı" kavramı, neyi ifade etmektedir?


CEVAP:

"Kamu yararı" kavramı, halkın gereksinimleriyle veya ulusal birliğin, devletin gereksinimleriyle ilgili olan ve bunları karşılayan, topluma ulusa, devlete yararlar sağlayan yarar olarak tanımlanabilir.


#4

SORU:

Kamuoyunun var olan ilgisi ile kamu yararı arasında, ne tür bir ilişki vardır?


CEVAP:

Kamuoyunun var olan ilgisi kamu yararı olarak kabul edilemez. Kamuya mal olmuş kişilerin yaşamlarına yönelik kamuoyunda var olan magazin ilgisinin kamu yararı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Kamuoyu ilgisi nedeniyle yapılan yayınlarda kişilik haklarına yönelik bir saldırı söz konusu olursa yayın hukuka aykırı olacaktır.


#5

SORU:

"Gerçeklik" kıstası ile ifade edilmek istenen nedir?


CEVAP:

Gerçeklik, yayının ve bir olaya dayanan eleştiride olayın gerçeğe uygun olmasını ifade etmektedir. Buradaki gerçeklik mutlak/somut gerçeklik değildir. Yayının yapıldığı andaki beliriş biçimine uygunluk şeklinde anlaşılan bir gerçekliktir. Yayının yapıldığı sıradaki olgulara, genel anlayış ve kavranış biçimine uygun haber gerçek haberdir. Sonuçta açıklanan bilginin gerçekle uyumsuzluğu ortaya çıksa dahi yayın fiili hukuka uygun olacaktır.


#6

SORU:

Yapılan yayının güncel olması (güncellik), neyi ifade etmektedir?


CEVAP:

Güncellik, yayın yapıldığı sırada kamu yararının belirlenme ölçütlerindendir. Yayın yapıldığı sırada haber veya yorumun toplum açısından önemi bulunmamakta ise, kişilik haklarının zedelenmesi sonucunu doğuran böyle bir yayının hukuka uygun olduğu iddia edilemez. Yayına konu olan durumların toplum çıkarı açısından önemini kaybetmiş olduğu durumlarda yayının güncellik koşulu ortadan kalkmış olacaktır.


#7

SORU:

"Kişilik" kavramı, nasıl tanımlanabilir?


CEVAP:

Kişilik, gerçek kişilerin doğumlarından ölümlerine kadar ayrılmaz bir şekilde sahip oldukları hukuken korunan değerlerin bütünü olarak tanımlanabilir.


#8

SORU:

Kişilik hakkının taşıdığı ayırıcı özellikler nelerdir?


CEVAP:
  • Kişilik hakkı mutlak haklardandır. Yani herkese karşı ileri sürülebilir ve herkes tarafından ihlal edilebilir. 
  • Kişilik hakkı şahıs varlığı haklarındandır. Koruduğu hukuki değerler ve varlıklar para ile ölçülemezler. Sınırları mal varlığı haklarının aksine belli değildir. 
  • Kişilik hakları tekelci haklardandır. Bu özelliği nedeniyle sadece hak sahibi tarafından kullanılırlar ve kişiye sıkı sıkıya bağlıdırlar.
  • Kişilik hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı oldukları için devredilmeleri ve vazgeçilmeleri mümkün değildir.

#9

SORU:

Kişilik hakkının konusunu oluşturan değerler nelerdir?


CEVAP:

Kişilik hakkının konusunu bu hakkın üzerinde geçerli olduğu ve hukuk düzenince korunan kişisel değerler ve varlıklar oluşturmaktadır. Kişilik hakkının konusuna giren değerleri maddi bedensel değerler, manevi değerler ve mesleki-ticari değerler olarak üçe ayırabiliriz.


#10

SORU:

Maddi bedensel değerler kapsamında ele alınabilecek unsurlar nelerdir?


CEVAP:

Maddi bedensel değerler kişinin yaşamı, vücut bütünlüğü ve sağlığı üzerindeki haklarından oluşur. Sağlık kavramına fiziki sağlığın yanı sıra ruhsal sağlık da girmektedir. Bu sebeple manevi acılar vererek kişinin ruh sağlığını bozmak kişilik hakkına saldırı niteliğindedir.


#11

SORU:

Kişinin kendi yaşam hakkı üzerinde tasarrufta bulunması mümkün müdür?


CEVAP:

Yaşam, kişinin maddi bedensel değerlerinin en önemlisidir. Zira diğer kişisel değerlerin varlığı için kişinin yaşıyor olması gerekmektedir. Yaşam hakkına herkes eşit olarak sahiptir ve bu hak üzerinde tasarruf hiçbir surette mümkün değildir. Yaşam hakkı üzerinde tasarrufta bulunmak mümkün olmadığından kişinin ne kendisi, ne de başka birisi onun yaşamına son veremez. Kişinin bu konuda bir rızası olsa dahi yapılan saldırıda hukuka aykırılık ortadan kalkmaz.


#12

SORU:

Vücut bütünlüğüne yönelik müdahaleler açısından rıza ne tür bir öneme sahiptir?


CEVAP:

Kişinin bedenine yapılacak müdahalenin hukuka aykırı olması için kişinin bu müdahaleye rıza göstermemiş olması gerekmektedir. Yani kişinin rızası dahilinde yapılan müdahaleler hukuka aykırı değildir. Ancak gösterilecek rıza, müdahalenin kişiye zarar vermemesi ve rızanın ahlak ve adaba, kamu düzenine aykırı olmaması şartıyla geçerlidir. Aksi halde rıza hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz, fakat hükmolunacak tazminatın indirilmesinde etkili olacaktır. 


#13

SORU:

Kişinin manevi değerleri nelerdir?


CEVAP:

Kişinin manevi değer ve varlıkları, unsurları ve buna ilişkin değerleri onun manevi kişiliğini oluşturur. Bunlar daha çok kişinin toplumsal ilişkilerinde doğan ve kişiye kişi olması sebebiyle tanınıp korunan dini ve vicdani inançları, şeref ve haysiyeti, toplum içindeki saygınlığı, gizlilik ve sır çevresi, özgürlükleri, isim ve resim üzerindeki değerleridir.


#14

SORU:

İsteğe bağlı isimlerin kişilik hakkı kapsamında korunması mümkün müdür?


CEVAP:

Takma isim, lakap, unvan gibi isimlerin kullanımı isteğe bağlıdır. Takma isim, kişinin belli bir faaliyet alanında özellikle edebiyat ve sanat alanlarında kullanmak üzere seçtiği isimdir. Lakap ise, kişiye toplum tarafından kişinin belli özellikleri veya tutumu dolayısıyla yakıştırılan isimdir. Bunlardan özellikle takma ad ve lakabın da isim gibi koruma altında olduğu kabul edilmektedir. Ancak isteğe bağlı bu isimlerin korunması kişinin o isimle tanınması ve zamanla bu isimle toplumda bir yer edinmesine bağlıdır. Özellikle takma isim hukuka aykırı bir amaçla veya üçüncü kişileri zarara uğratmak amacıyla kullanılıyorsa bu korumadan yararlanamayacaktır.


#15

SORU:

Hangi durumlarda ismin gaspı söz konusu olmaktadır?


CEVAP:

Bir kimsenin haksız olarak başkasının ismini kullanması halinde ismin gaspı söz konusu olur. Ancak ismin gaspı sadece başka bir şahıs tarafından haksız olarak kullanımla değil, ismin bir eşyaya verilmesi, bir marka olarak kullanılması, ismin deforme edilmesi, basın yayın organları tarafından gülünç duruma düşürülmesi gibi hallerde de söz konusudur. Bu gibi hallerde ismi gasbedilen kişinin hukuki korumadan yararlanabilmesi için Medeni Kanunun 25. Maddesine göre ismin ihtilafa sebebiyet vermesi veya gasp edilmesi ve aynı zamanda bunun ispat edilmesi gerekmektedir


#16

SORU:

Kişilik hakkının korunması, hangi hayat alanları açısından söz konusu olur?


CEVAP:

Kişinin hayat alanı ortak alan, özel alan ve gizli alan olarak üçe ayrılmaktadır. Kişilik hakkının korunması özel ve gizli hayat alanlarında söz konusudur. Kural olarak ortak alan kişilik hakkının korunmasından faydalanamaz. Buna karşılık özel ve gizli hayat alanına yapılan saldırılar hukuka aykırıdır.


#17

SORU:

Saldırının önlenmesi davasının açılabilmesi için aranan şartlar nelerdir?


CEVAP:

Saldırının önlenmesi davasının şartları şöyle sıralanabilir: 1. Kişilik haklarına saldırı yapılacağına ilişkin ciddi emarelerin, belirtilerin olması gerekmektedir. 2. Saldırının hukuka aykırı olması gerekir. Hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir durumun mevcut olmaması gerekmektedir.


#18

SORU:

Saldırının durdurulması davasının şartları nelerdir?


CEVAP:

Saldırının durdurulması davasının şartları şunlardır: 1. Kişilik haklarına saldırı: Bu davanın açılabilmesi için kişilik haklarına yapılan bir saldırının olması gerekmektedir. 2. Saldırının hukuka aykırı olması: Kişilik haklarına yönelen saldırının hukuka aykırı olması gerekir. Kişilik hakkı zedelenen kişinin rızası, daha üstün nitelikli özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden birisiyle haklı kılınmadıkça kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. 3. Saldırının devam ediyor olması: Saldırıya son verilmesi davasının açılabilmesi için saldırının devam ediyor olması gerekmektedir. Saldırı henüz başlamamış veya sona ermiş ise bu dava açılamaz.


#19

SORU:

Hangi durumlarda kişilik hakkına yönelik saldırı için tespit davası açılabilir?


CEVAP:

Tespit davası mevcut bir fiilin kişilik haklarına yönelik bir saldırı niteliği taşıyıp taşımadığının mahkemece tespit edilmesini sağlama amacına yöneliktir. Tespit davasının açılabilmesi için diğer dava yollarına başvuru imkânının olmaması gerekmektedir. Dava açmanın en önemli şartı davacının hukuki yararının bulunmasıdır. Örneğin davacının saldırıya son verilmesi davasını açma imkânı varken tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Tespit davası saldırının bitmiş, ancak, etkilerinin kısmen de olsa devam ettiği durumlarda açılabilecektir. Saldırı devam ediyorsa saldırının durdurulması, saldırı yakın bir zamanda gerçekleşecekse önleme davasının açılması daha uygun olacaktır.


#20

SORU:

Kişilik haklarına yapılan saldırı sonucu, maddi tazminat davası açabilmek için aranan şartlar nelerdir?


CEVAP:

Maddi tazminat davasının açılabilmesi için aşağıdaki şartların meydana gelmesi gerekir (B.K. 41 ve devamı): 1. Hukuka aykırı saldırı: Kişilik haklarına yapılan saldırının hukuka aykırı olması gerekir. 2. Kusur: Kişilik haklarına saldırıda bulunan kişinin kusurlu olması gerekir. 3. Zarar: Kişilik haklarına saldırıda bulunulan kişinin mal varlığında bir eksilmenin meydana gelmiş olması gerekir. Bu zarar kişinin aktifinde bir azalma veya pasifinde bir artış şeklinde olabilir. 4. İlliyet Bağı: Maddi zarar kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı saldırı sonucunda meydana gelmiş olması gerekir. Hukuka aykırı fiil ile zarar arasında sebep sonuç ilişkisinin olması gerekir.


#21

SORU:

Kişilik hakkının ihlali nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında hangi mahkemeler görevlidir?


CEVAP:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. Maddesine göre “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahsın varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir”. Sonuç olarak herhangi bir kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar nedeniyle kişilik hakkının ihlali nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davaları asliye hukuk mahkemelerinde görülecektir.