ORTAÇAĞ-YENİÇAĞ AVRUPA TARİHİ Dersi GÜNEŞ KRAL ÇAĞI (1648-1697) soru cevapları:

Toplam 52 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU:

Fronde İsyanı’nı tetikleyen unsurlar nelerdir?


CEVAP:

Fronde İsyanı 1624-1642 yılları arasında Fransa başbakanı olan Kardinal Richelieu’nün soyluların nüfuzunu kırarak meclisin gücünü azaltmaya yönelik politikalarına bir tepki olarak ortaya çıkmıştı. Richelieu’den sonra Fransa başbakanı olan Mazarin’in de aynı politikaları, daha da ileri götürerek devam ettirmesi 1648’de Paris’te Fronde İsyanı’nın çıkmasına sebep olur.


#2

SORU:

Fronde’nin kelime anlamı nedir?


CEVAP:

Fronde kelime anlamı olarak ‘sapan’ demekti. İsyana bu ismin verilmesinin sebebi asillerin Mazarin ve taraftarlarını sapanlarla taşa tutmalarıydı. Daha sonra geniş kitlelere yayılmak için broşür ve kitapçıklara da yer verildi.


#3

SORU:

Versay (Versailles) Sarayı hangi tarihte ve hangi hükümdar döneminde yapılmıştır?


CEVAP:

XIV. Louis, dönemin en önemli mimar ve sanatçılarını himayesine alarak Paris’in dışında görkemli bir saray inşa ettirmeye karar verir ve 1661’de yapımı uzun yıllar sürecek olan Versay (Versailles) Sarayı’nın inşasına başlanır. XIV. Louis ancak 1682’de sarayına yerleşebilir.


#4

SORU:

Versay Sarayı’nın yapılış amacı ve önemi nedir?


CEVAP:

Fransa kralı bu sarayla Antik Çağ’ın büyük eser bırakanlarıyla eşit duruma gelmek ister. Bahçeleri ve binalarıyla devasa bir kompleks olan bu yapı ‘Güneş Kral’ XIV. Louis’nin gücünü ve görkemini yansıttığı gibi, kendisini Paris şehir merkezindeki sıradan insanlardan da uzak tutmaktadır. XIV. Louis’nin bir başka amacı ise tek güç olarak Fransız aristokrasisini Versay Sarayı’nda toplamak, kral olarak hem onlara üstünlüğünü kabul ettirmek hem de onları kontrol altında tutmaktır. Asiller böylece kendi toprak ve şatolarından uzakta kalarak eski güçlerini kaybederler.


#5

SORU:

XIV. Louis döneminde Maliye bakanı olan JeanBaptiste Colbert’in ekonomik kalkınma alanında nasıl bir yöntem izlemiştir?


CEVAP:

Fransa tarihinin en ünlü bakanlarından olan JeanBaptiste Colbert, merkantilist bir ekonomi anlayışı sergileyerek çağına damgasını vurur. Colbert’in ekonomi anlayışı temelde korumacıydı. Ekonominin, devletin yönlendirmesi ile planlı bir şekilde büyümesini öngörmüş, bu bağlamda ihracatı olabildiğince fazla arttırarak sermayeyi Fransa sınırları içinde tutmayı ve kendi kendine yeten bir ekonomi oluşturmayı planlamıştı. Colbert’in önlemleri sayesinde, Fransa mali bunalımdan çıkar ve Avrupa’da ekonomisi en güçlü devletlerden biri haline gelir.


#6

SORU:

Merkantilizm nedir?


CEVAP:

Bir ülkenin zenginliği ve gücünün, sahip olduğu değerli madenlerle ölçülebileceği fikrine dayanan bir ekonomik sistemdir. Toprağa dayalı Feodalite yerine, zenginliğin kaynağı ticarettir. İhracatı mümkün olabildiğince artırmak, ithalatı ise mümkün olabildiğince düşük seviyede tutmak temel amaçtır. Devlet, yatırımları ve ekonomik faaliyetleri yönlendirip, teşvik eder ve denetlerdi.


#7

SORU:

XIV. Louis döneminde Fransa ile Osmanlı İmparatorluğu’nun ilişkilerinin bozulma nedenleri nelerdir?


CEVAP:

Fransa krallarının, geleneksel unvanlarından ‘En Hristiyan Kral’ unvanına dayanarak Katolikliğin koruyucusu olmak isteyen XIV. Louis, Fransa’nın kadim düşmanı olan fakat Katolik inancına sahip Avusturya’ya Osmanlı İmparatorluğu ile 1663-1664 yılları arasında devam eden savaşında destek verir. XIV. Louis, Fransa’nın 16. Yüzyıldan itibaren müttefik olarak Habsburglar’a karşı beraber mücadele ettiği Osmanlı İmparatorluğu karşısında saf değiştirir. Fransa, bu dönemde ayrıca Girit savaşlarına asker göndererek Venedik’e Osmanlı’ya karşı yardım eder. Bu gelişmeler üzerine Osmanlı İmparatorluğu ile Fransa’nın arası bozulur.


#8

SORU:

Aix-la-Chapelle (Aachen) Antlaşması kaç yılında, kimler arasında yapılmıştır?


CEVAP:

Fransızlar, Conde Prensi komutasında, yine İspanyollar tarafından yönetilen Franche-Comte’ye taarruz ettiler. Halkı Fransızca konuşan, İsviçre sınırındaki bu bölge ele geçirildi. Besançon ve Dole zapt edildi. Ancak, Hollanda, İsveç ve İngiltere’nin baskısından rahatsız olan Fransa, barış yapmaya mecbur kaldı. Taraflar arasında, 1668’de Aixla-Chapelle (Aachen) Antlaşması imzalandı. Antlaşma ile Fransa savaşta ele geçirdiği Lille’i ilhak etti, ancak Franche-Comte’yi İspanyollar’a geri vermek zorunda kaldı.


#9

SORU:

İngiltere Kralı II. Charles ile Fransa arasında 1670 yılında imzalanan Dovet Antlaşması’nın şartları nelerdi?


CEVAP:

Bu antlaşmaya göre Fransa, Hollanda’ya saldırdığı zaman İngiltere de Fransa’ya yardım etmek amacıyla donanmasını Hollanda sahillerine göndermeyi, buna mükabil Fransa da İngiltere’ye yıllık 225 bin stern vermeyi taahhüt eder. Ayrıca yine bu antlaşmaya göre II. Charles kendisinin belirleyeceği bir tarihte Katolik olduğunu ilan edecekti ve buna muhalefet edilmesi halinde fransa askeri yardımda bulunacaktı. İngiltere’nin Fransa ile antlaşma imzalaması Üçlü İttifak’a vurulmuş büyük bir darbe idi.


#10

SORU:

Nijmegen Antlaşması hangi devletler arasında imzalanmıştır ve şartları nelerdir?


CEVAP:

1678’e gelindiğinde hem Fransa hem de Hollanda ve İspanya için barış arzu edilen bir şey haline geldi. Aslında barış görüşmeleri daha 1676’da İngiltere’nin tavassutu ile Hollanda’nın Nijmegen şehrinde başlatılmıştı. 1678’e gelindiğinde barış görüşmeleri yeniden hız kazandı. Önce Hollanda ile 10 Ağustos 1678’de daha sonra da İspanya ile 17 Eylül 1678 ve 5 Şubat 1679’da üç antlaşma imzalandı. Bu üç antlaşmaya da daha sonra ‘Nijmegen Antlaşması’ denildi. Bu antlaşmaya göre Fransa, Charleroi’yı İspanya’ya geri veriyor, buna mükabil İspanya Franche Comte’yi (Burgondiya) Fransa’ya bırakıyordu. Fransız işgali altındaki Maastricht, Hollanda’ya geri verilirken, Fransa, Felemenk’te Ypres’e hâkim oldu. Antlaşöa ile Fransa’nın diğer müttefikleri de barışa dâhil oldu. Antlaşma Hollanda için bazı önemli kazanımlar ihtiva etmekle beraber müttefiki İspanya için tam manasıyla bir hezimetti.


#11

SORU:

Sebastien Vauban kimdir?


CEVAP:

Avrupa tarihinin en önemli askeri mimarlarından biridir. 16. Yüzyılın ikinci yarısından beri uygulanmakta olan Trace Italienne (Yıldız şeklinde, kalın ve alçak duvarlı tahkimat modeli) tekniğini mükemmel formuna ulaştırmıştır. İnşa ettiği, 300’e yakın irili ufaklı tahkimat sayesinde Fransa, XIV. Louis’nin iktidarının son döneminde hücum inisiyatifi düşmanlarına geçtiği zamanda bile fethettiği kaleleri korumayı büyük ölçüde başarmıştı.


#12

SORU:

Nantes Fermanı’nın kaldırılma süreci nasıl gelişmiştir ve kaldırılma sebepleri nelerdir?


CEVAP:

1598’de Fransa Kralı IV. Henri tarafından yayımlanan ve Kalvinistler’e haklar tanıyan Nantes Fermanı, XIV. Louis’nin emri üzerine 1685 Ekim’inde kaldırıldı. Zira XIV. Louis, mutlak bir iktidar kurmak istemekte, bunun için de ‘Bir inanç, bir yasa, bir kral’ tezini savunmaktaydı. Nantes Fermanı, tedrici bir takım gelişmenin sonunda kaldırıldı. Önce 1663’te Katolikler’in din değiştirmeleri yasaklandı, Prostestanlıktan ayrılıp Katolik olmak isteyenler devlet eliyle teşvik edilmeye başlandı, Kalvinistler’in yeni kiliseler inşa etmesi yasaklandı. Kalvinistler devlet dairelerinden uzaklaştırıldılar ve Kalvinist mahallerine Fransız askerler yerleştirildi. Kalvinistler’e yönelik bu baskılar sonucunda 1681’de yaklaşık 38 bin kişi Katolikliğe geçti. Kralın, 2 Ekim 1685’te yayımladığı Fontainebleau Fermanı ile de Nantes Fermanı geçersiz kılındı.


#13

SORU:

Fontainebleau Fermanı’nın getirdiği sonuçlar nelerdir?


CEVAP:

Fontainebleau Fermanı’na göre Kalvinistler’e ait bütün tapınaklar yıkılacak, rahipleri sürgün edilecekti. Bu fermandan sonra Fransa’daki Kalvinistler hızla ülkeden ayrılmıştır. Bazı tahminlere göre yaklaşık 300 bin kişi Fransa’yı terketmiştir. Bunlar arasında zenginler, düşünürler ve yazarlar da bulunmaktaydı. Bunların büyük bir kısmı İngiltere’ye, Hollanda’ya, İsviçre’ye, Almanya’ya veya Amerika’ya kaçtı. Kalvinistler’in ülkeyi terketmesi sonucunda ülkede büyük bir ekonomik kriz baş gösterdi. Huguenotlar’a uygulanan bu baskı, zaten diplomatik ilişkilerin gergin olduğu Protestan ülkelerin halklarında Fransa’ya karşı bir kızgınlık doğmasına neden olmuştu. Bunun sonucunda Avrupa’nın büyük bir kısmının katıldığı, Fransa’yı zora sokan ve 1688-1697 yılları arasında devam eden Dokuz Yıl Savaşları başladı. Ülkede kalan Kalvinistler ise 1702’de artık baskılara dayanamayarak büyük bir isyan başlattılar. Fransa bir iç savaşa sürüklendi ve çatışmalar 1710’a kadar devam etti. 1710’da ise Fransa ordusu, Kalvinistler’in isyanını kanlı bir şekilde bastırdı.


#14

SORU:

İngiltere’de Oliver Cromwell iktidarında görülen gelişmeler nelerdir?


CEVAP:

İngiltere Kralı I. Charles idam edildikten sonra, Oliver Cromwell, parlamentonun, yürütme heyetinin ve yargının yapısını değiştirdi. Cumhuriyete geçişte önce Devlet Konseyi kuruldu ve sonrasında Rump (Artık) Parlamento olarak bilinen meclis 19 Mayıs 1649’da İngiltere’nin resmen bir Cumhuriyet (Commonwealth) olduğunu ilan etti. Cromwell, Katolikliği yasaklar ve bölgeyi İskoç ve İngilizler’in yerleşimine açar. Oliver Cromwell’e rağmen, parlamento vergilerin azaltılması, inanç esasları ve seçimlerin yenilenmesi ile alakalı kararlar alınca, Cromwell, adamlarıyla beraber meclisi kuşattı ve parlamentoyu kapatır. Meclisin yerine tamamen din adamlarından müteşekkil Barebone Parlamentosu’nu oluşturduysa da bu parlamentoyu da kısa bir süre sonra fesheder. Katolikler’e karşı sert tedbirler alıp, baskı kuran Cromwell, Katolik olan İspanya’ya savaş açar ve Fransa ile olumlu ilişkiler kurar. Ancak kurduğu sistem özellikle aristokrasi tarafından şiddetle eleştirilir.


#15

SORU:

İngiltere’de 1689’da kabul edilen Haklar Beyannamesi’nin (Bill of Rights) şartları nelerdi?


CEVAP:

1689’da kabul edilen Haklar Beyannamesi (Bill of Rights) hala İngiliz hukuk sisteminin temel yasalarından biri olan, insan hakları ve ifade özgürlüğü konusunda tarihteki en ünlü metinlerden biridir. Bu metinle, kral parlamentonun üstünlüğünü kabul etmekteydi ve bu Avrupa demokrasileri için bir milattı. Yine bu beyanname ile kralın yasalarının yapılmasına ve uygulanmasına müdahalesi önlendiği gibi, barış zamanlarında bir ordu oluşturması da yasaklandı. Ordu artık kralın ordusu değil parlamentonun, dolayısıyla da halkın ordusu olmuştu. Bunun yanında Haklar Beyannamesi’nde gelecekteki bütün hükümdarların İngiliz Protestan Kilisesi’nin üyesi olması ve yalnızca Protestanlar’ın silah taşıma hakkı olduğuna dair kanunların bulunması bu beyannamenin eşitlikçi yapısına gölge düşüren maddelerdi.


#16

SORU:

İsveç’in iç politikada uyguladığı ‘reduktion’ modeli nedir?


CEVAP:

İsveç, sahip olduğu üstünlüğü koruyabilmek için, iç politikada ‘reduktion’ modelini uyguladı. Bu sisteme göre fethedilen yerlerde gelirleri toplama hakkı ve bu bölgelerden asker toplama mesuliyeti asillerin uhdesine bırakılıyordu.


#17

SORU:

İsveç’te yaşanan Büyük Kıtlık’ın sebebi nedir ve ne gibi sonuçlar doğurmuştur?


CEVAP:

İsveç’in yönetiminde bulunan Baltık kıyılarında 1695 yazı normalden çok daha serin ve yağışlı geçmiş ve bugünkü Estonya ve Letonya’da sonbahardan itibaren don olayı gözlemlenmişti. 1696’da soğuk daha da artarak devam ettiği gibi kıtlık bugünkü İsveç ve Finlandiya’ya sirayet etmişti. Kıtlık yüzünden, bölgeye, tahıl tüccarları vasıtasıyla gıda ithalatı gerçekleştiyse de yapılan bu yardımlar bu bölgedeki açlığı engelleyememişti. Aynı soğuk ve kıtlık 1697’de devam etmiş ve açlıktan toplu ölümler baş göstermişti. Üç yıl süren kıtlık sürecinde, İsveç’in kontrolünde bulunan Finlandiya, Estonya ve Letonya’da halkın dörtte biri, yani yaklaşık 150 bin kişi ölmüştü.


#18

SORU:

‘Lex Regia’ nedir?


CEVAP:

İsveç’te Gustav Adolf’un devlet yönetiminde kişisel ağırlığını arttırması, bölgenin en güçlü devleti haline gelmesi ve Danimarka’nın bu ülke ile yaptığı savaşları kaybetmesi Kral III. Frederick’i, gelirleri artırmaya ve devlet yönetimini daha etkin hale getirmeye yönelik reformlar yapmaya sevketti. 1665’te kraliyet kanunu olarak nitelendirilebilecek ‘Lex Regia’ kabul edilerek Danimarka’da kral merkezli mutlak monarşiye geçildi.


#19

SORU:

Enterdi nedir?


CEVAP:

Bir ülkenin dinen gayrimeşru bir yönetim her türlü vaftiz, evlenme, uygulamasının geçersiz hale gelmesidir.


#20

SORU:

Rönesans hareketiyle Katolik kilisesi arasında nasıl bir ilişki vardı?


CEVAP:

Rönesans hareketi, İtalya’yı 15. yüzyılın ikinci yarısında ve 16. Yüzyılda Avrupa’da sanatın ve kültürün merkezi haline getirdi, ancak ülkede bir türlü siyasi birlik sağlanamadı. Nitekim Rönesans, aslında bir değişim hareketi veya kiliseye karşı bir tepki değil, bizzat Katolik kilisesinin desteklediği, organize ettiği bir hareketti. Zira Rönesans düşünürlerinin önemli bir kısmı din adamıydı. Hatta bunlar arasında II. Pius ve reform hareketinin, Güney Avrupa’ya sirayet etmesinden çekinen Katolik Kilisesi, Rönesans vasıtasıyla insana daha çok vurgu yaparak, sanat ve sosyal eserler aracılığıyla, toplumun kiliseye olan tepkisini önlemeye çalıştı. Bu bağlamda, Güney Avrupa’nın büyük ölçüde Katolik kalması, Rönesans’ın siyasi bakımdan büyük ölçüde başarıya ulaştığının deliliydi.


#21

SORU:

İtalya üzerinde nüfuz kazanmaya çalışan Fransa ve Habsburglar (İspanya ve Avusturya) haricinde hangi devletler hüküm sürmekteydi?


CEVAP:

Venedik, Toskana Grandükalığı, Ceneviz Cumhuriyeti ve Savoy Dükalığı.


#22

SORU:

Pireneler Antlaşması hangi devletler arasında imzalanmıştır, koşulları nelerdir?


CEVAP:

1658’de İngiliz ve Fransız birlikleri Dunes Muharebesi’nde İspanya’yı mağlup ettiler. Bu yenilgiden sonra İspanya barış talebinde bulundu. İspanya’nın bu talebi İngiltere ve Fransa tarafından kabul gördü ve Kasım 1659’da Pireneler antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Fransa, İspanya’ya ait Artois, Flanders’in bazı bölgelerini, Roussillon ve Cerdagne’yi kendi topraklarına kattı. İngiltere ise Dunkirk’e hâkim oldu. Antlaşmaya göre Fransa Kralı XIV. Louis ile İspanyol Prenses Maria Theresa evleneceklerdi ve bu 1660’ta gerçekleşti. Böylece Fransa, İspanya veraseti üzerinde hak sahibi olma hakkını kazandı. Pireneler Antlaşması, İspanya’nın artık Avrupa’daki ikinci derecedeki devletler seviyesine düştüğünün tescillenmesiydi. Pireneler Antlaşması’ndan sonra İspanya, Portekiz’e boyun eğdirmeye çalıştı, fakat 1663 ve 1665’te Portekiz karşısında aldığı ağır yenilgiler bu plandan da vazgeçmesine sebep oldu. 1668’de de Portekiz’in bağımsızlığını resmen tanıdı.


#23

SORU:

Vestfalya Antlaşmasının İspanya ve Avusturya üzerindeki etkileri nelerdir?


CEVAP:

Otuz Yıl Savaşları’nın en büyük kaybedeni Habsburg Monarşisi’ydi. Habsburglar’ın gerek İspanya kanadı gerekse de Avusturya kanadı Otuz Yıl Savaşları sonunda imzalanan Vestfalya Antlaşması’nda büyük bir siyasi güç ve prestij kaybına uğramışlardı. İspanya, Hollanda’nın bağımsızlığını kabul ederken, aynı zamanda denizlerdeki üstünlüğünü de bu ülkeye kaptırmaktaydı. Avusturya ise, Vestfalya ile Protestanlık’ın meşruiyetini kabul etmesinin yanında, Almanya üzerindeki nüfuzunu da kaybetmişti.


#24

SORU:

1699’da imzalanan Karlofça Antlaşmasının şartları nelerdir?


CEVAP:

Bu antlaşmayla birlikte Avusturya, Macaristan’ı yönetme fırsatı buldu ve bu durum batıda da Fransa’nın elini zayıflattı. Zira Türk tehdidinin azalması, Viyana’nın batıdaki savaşlarda daha rahat hareket etmesine ve daha geniş tabanlı ittifaklar kurmasına olanak sağlamıştı. Nitekim Avusturya’nın da katıldığı 1688-1697 yılları arasında oluşturulan Büyük İttifak savaşlarında Fransa’nın ilerleyişine son verilmişti.


#25

SORU:

‘Büyük İttifak’ denilen Fransız karşıtı koalisyon kurulmasının sebepleri nelerdir?


CEVAP:

Fransa’nın agresif ve yayılımcı politikalrından rahatsız olan Avrupa devletleri, tek başlarına XIV. Louis’yi durduramayacaklarını bildikleri için bir çatı ittifakı oluşturma arayışına giriştiler. Avrupa devletlerinin Fransa’ya karşı birleşme nedenlerinden biri de Fransa’nın uyguladığı merkantilist politikalardı. Maliye bakanlığına Colbert geçtikten sonra, deniz ticaretinde, Fransa; İspanya, İngiltere ve Hollanda’ya rakip hale gelmiş ayrıca, uyguladığı yüksek ithalat vergileriyle limanlarını büyük oranda yabancı tüccarlara kapatmıştı.


#26

SORU:

Dokuz Yıl Savaşları sonunda imzalanan Ryswick Antlaşması’nın sonuçları nelerdir?


CEVAP:

1697’de taraflar arasında Ryswick Antlaşması imzalandı. Antlaşma ile Fransa ele geçirdiği toprakların bir kısmını iade etmeyi taahhüt etmekteydi. Antlaşma, ‘status quo ante bellum’, prensibine göre hazırlanmıştı. Fransızlar, Nijmegen Antlaşması ile sahip oldukları kazanımlarını, ayrıca Ren Bölgesi’nin en önemli şehirlerinden Strazburg’u ellerinde tutuyorlardı. Buna mukabil, işgal altında tuttukları Lorraine Dükalığı’ndan ve Ren’de işgal ettiği Freiburg ve Philippsburg’tan çekileceklerdi. Ayrıca Fransa, III. William’ı İngiltere’nin meşru kralı olarak tanıyacak, II. James’e verdiği destekten vazgeçecekti.


#27

SORU:

Osmanlı İmparatorluğu, Dokuz Yıl Savaşları sonunda nasıl bir fayda sağlamıştır?


CEVAP:

Dokuz Yıl Savaşları, Osmanlı İmparatorluğu’nun yararına olmuştur. Çünkü bu savaş dolayısıyla Avusturya ve Alman Prenslikleri kuvvetlerinin bir kısmını batıya kaydırmak zorunda kaldılar ve böylece Türk tarafı rahat bir nefes alabildi. Osmanlılar, Dokuz Yıl Savaşları’nı avantaja döndürmeyi de bildiler ve 1688-1690 arası süreçte Sırbistan’ı yeniden fethettiler.


#28

SORU:

İngiltere’de Empirizm’in kurucusu olduğu düşünülen Francis Bacon’un savunduğu düşünce tarzı nedir?


CEVAP:

Francis Bacon, tabiat karşısında aciz bir varlık olarak insanın elindeki en büyük silahın ve gücün bilgi olduğunu savundu. Bacon’a göre bilginin bizatihi kaynağı da bu dünya ve tabiat olmalıydı. İngiliz düşünüre göre bu ikisinin dışında bir bilgi kaynağı yoktu ve bu kaynaktan bilgiler ancak deney yoluyla elde edilebilirdi. Bacon’un bu görüşleri Empirizm’in temellerini attı ve ana ilkelerini oluşturdu.


#29

SORU:

17. yüzyılda Rasyonalizm’in kurucusu olduğu varsayılan Fransız düşünür Rene Descartes’ın savunduğu düşünce tarzı nedir?


CEVAP:

Fransız düşünür Descartes ise ‘mutlak hakikat’in peşinde koşan bir hakikat araştırıcısıydı. Bacon’un aksine iyi bir matematikçi de olan Descartes, bu özelliğini de kullanarak ‘kesin bilgiler’ edinmenin yollarını aramıştır. Descartes’e göre matematik dışında hiçbir bilgide kesinlik yoktur ve matematiksel bilgiyi kesin kılan özellik neyse bu keşfedilip diğer bilim dallarına da teşmil edilmelidir. Bu elde edilebilirse bütün bilim dallarında üniversal bir kesinlik elde etmek mümkün olacaktır.


#30

SORU:

17. yüzyılda matematik alanında öne çıkan bilim adamları hangileridir?


CEVAP:

17. yüzyılda matematik gelişmelerinin yaşandığı bir dönem olmuş ve önemli matematikçiler yetişmiştir. Rene Descartes, Pierre de Fermat, Blaise Pascal, Maclaurin, Parent, Clairault ve Euler gibi matematikçiler Analitik Geometri’nin temellerini atmışlardır. Diferansiyel ve İntegral Hesap alanlarında ise öne çıkan isimler Isaac Newton ve Godfrei W. Leibnitz’dir. Bu yüzyılda matematikte Kombinatuar Analiz ve İhtimaliyet teorisinde de önemli buluşlar olmuştur.


#31

SORU:

17. yüzyılda Galileo Galilei fizik alanına getirdiği yenilikler nelerdir?


CEVAP:

Galilei, Tecrübî Fiziğin kurucusudur. Daha 17 yaşında iken araştırma, deney ve keşiflere başlayan Galilei, sonraki yıllarında sistematik araştırmalara başladı. Bu araştırmalar esnasında öncelikle Aristo’nun yanlışlarını keşfetti. Bu keşif fizik bilimi adına olduğu kadar Galilei’nin kendi hayatı için de bir dönüm noktasıydı. Galilei, serbest düşme teorisini geliştirerek kuş tüyü ile demir güllenin yere aynı zamanda ve aynı hızda düştüklerini keşfetti. Bu Aristo fiziğine vurulan ilk büyük darbe idi. Üzerine hiçbir dış kuvvet etki etmeyen bir cismin sabit bulunduğu hareket halini sonsuza kadar devam ettirdiğini ileri sürdü ve böylece Aristocu hareket kavramına da darbe vurdu. Galilei’nin başını sıkıntıya sokan en önemli buluşu ise Aristo’nun ileri sürdüğü gibi evrenin merkezinde dünya değil güneşin bulunduğu tezi idi.


#32

SORU:

17. yüzyılda astronomi alanında öne çıkan bilim adamlarından Johannes Kepler’in öne sürdüğü bilimsel görüşler nelerdir?


CEVAP:

1) Gezegenlerin güneş etrafındaki yörüngeleri dairesel değil eliptiktir. 2) Bir gezegen güneş etrafındaki deveranı esnasında eşit zamanlarda eşit alanlar kateder. 3) Gezegenlerin güneşe olan ortalama uzaklıklarının küplerinin periyotlarının karelerine oranı sabittir.


#33

SORU:

Fronde İsyanları'nın sebepleri nelerdir?


CEVAP:

Fransa, İspanya ile savaşa devam ettiği yıllarda ülkede Fronde İsyanı denilen büyük bir isyan başladı. Fronde İsyan›, aslında 1624-1642 yıllar› arasında Fransa başbakanı olan Kardinal Richelieu’nün soyluların nüfuzunu kırarak meclisin gücünü azaltmaya yönelik politikalarına bir tepki olarak ortaya çıkmıştı. Richelieu’den sonra Fransa başbakanı olan Mazarin’in de aynı politikaları, daha da ileri götürerek devam ettirmesi 1648’de Paris’te Fronde İsyanı’nın çıkmasına sebep oldu.


#34

SORU:

Fronde İsyanı'nın ikinci aşamasının birincisinden farkı nedir?


CEVAP:

1650’deki isyanı, öncekinden farklı kılan diğer bir özellik de asilere XIV. Louis’nin kuzeni Condé Prensi’nin katılmasıydı. Condé Prensi’nin isyana katılması sebebiyle isyanın ikinci dalgasına “Prensler Ayaklanması” da denilir. Condé Prensi, Bourbon iktidarını ele geçirme ümidi kalmayınca asilerin safına katılmaya karar verdi ve bu yüzden 18 Ocak 1650’de tutuklandı. Fakat bu, isyan ateşini daha da arttırdı. Condé Prensi’nin yandaşları silahlandılar. 1650 Ocak’ından itibaren asilerin iki ana isteği dile getirilmeye başlandı. Bunlar Condé Prensi’nin serbest bırakılması ve Mazarin’in görevden alınmasıydı.


#35

SORU:

Jean-Baptiste Colbert'in ekonomik anlayışı nasıldır?


CEVAP:

Fransa tarihinin en ünlü bakanlarından (aynı zamanda başvekil görevi üstlenmiştir) olan Colbert, merkantilist bir ekonomik anlayış sergileyerek çağına damgasını vurdu. Colbert’in ekonomik
anlayışı temelde korumacıydı. Ekonominin, devletin yönlendirmesi ile planlı bir şekilde büyümesini öngörmüş, bu bağlamda ihracatı olabildiğince fazla arttırarak, sermayeyi Fransa sınırları içinde tutmayı ve kendi kendine yeten bir ekonomi oluşturmayı planlamıştı.


#36

SORU:

Merkantilizm nedir?


CEVAP:

Bir ülkenin zenginliği ve gücünün, sahip olduğu değerli madenlerle ölçülebileceği fikrine dayanan bir ekonomik sistemdir. Toprağa dayalı Feodalite yerine, zenginliğin kaynağı ticarettir. İhracatı mümkün olabildiğince artırmak, ithalatı ise mümkün olabildiğince düşük seviyede tutmak temel amaçtır. Devlet, yatırımları ve ekonomik faaliyetleri yönlendirip, teşvik eder ve denetlerdi.


#37

SORU:

İntikal Savaşları'nın çıkış nedeni nedir?


CEVAP:

Fransa, XIV. Louis’nin iktidarı döneminde neredeyse 50 yıl boyunca, çeşitli fasılalarla, Avrupa’daki diğer ülkelerle savaş hâlinde oldu. Bu sürecin başlangıcı 1667’de patlak veren İspanya ve Hollanda’ya karşı “İntikal Savaşları”dır. İspanya kralının kızı Maria Theresa ile evli olan XIV. Louis, kayınpederi IV. Philip’in ölümü üzerine, eşinin mirası olarak Fransa’ya İspanyol Felemenki’nin (bugünkü Belçika) kendisine verilmesi gerektiğini ilan etti. Tabii, bu durumu İspanya kabul etmeyince, Fransa savaş açarak, taleplerini gerçekleştirmeye çalıştı.


#38

SORU:

Sebastien Vauban kimdir?


CEVAP:

Avrupa tarihinin en önemli askeri mimarlarından biridir. 16. yüzyılın ikinci yarısından beri uygulanmakta olan Trace Italienne (Yıldız şeklinde, kalın ve alçak duvarlı tahkimat modeli) tekniğini mükemmel formuna ulaştırmıştır. İnşa ettiği, 300’e yakın irili ufaklı tahkimat sayesinde Fransa, XIV. Louis’nin iktidarının son döneminde hücum inisiyatifi düşmanlarına geçtiği zamanda bile fethettiği kaleleri korumayı büyük ölçüde başarmıştı.


#39

SORU:

Dovet Antlaşması'nın şartları nelerdir?


CEVAP:

Bu antlaşmaya göre Fransa, Hollanda’ya saldırdığı zaman İngiltere de Fransa’ya yardım etmek amacıyla donanmasını Hollanda sahillerine göndermeyi, buna mukabil Fransa da İngiltere’ye yıllık bin sterlin vermeyi taahhüt etti. Ayrıca yine bu antlaşmaya göre II. Charles kendisinin belirleyeceği bir tarihte Katolik olduğunu ilan edecekti ve buna muhalefet edilmesi hâlinde Fransa askerî yardımda bulunacaktı.


#40

SORU:

Nijmegen Antlaşması'nın sonuçları nelerdir?


CEVAP:

Nijmegen Antlaşması, XIV. Louis’nin zaferini yansıtıyordu. Fransa, Charleroi’yı, İspanya’ya geri veriyor buna mukabil İspanya Franche Comte’yi (Burgondiya) Fransa’ya bırakıyordu. Fransız işgali altındaki Maastricht, Hollanda’ya geri verilirken, Fransa, Felemenk’te Ypres’e hakim oldu. Antlaşma ile Fransa’nın diğer müttefikleri de barışa dahil oldu. Antlaşma Hollanda için bazı önemli kazanımları ihtiva etmekle beraber müttefiki İspanya için tam manasıyla bir hezimetti. 


#41

SORU:

Nantes Fermanı hangi aşamalarla kaldırılmıştır?


CEVAP:

Nantes Fermanı, tedrici bir takım gelişmenin sonunda kaldırıldı. Önce 1663’te Katolikler’in din değiştirmeleri yasaklandı, Protestanlıktan ayrılıp Katolik olmak isteyenler devlet eliyle teşvik edilmeye başlandı, Kalvinistler’in yeni kiliseler inşa etmesi yasaklandı. Kalvinistler devlet dairelerinden uzaklaştırıldılar ve Kalvinist mahallelerine Fransız askerler yerleştirildi. Kalvinistler’e yönelik bu baskılar sonucunda 1681’de yaklaşık 38 bin kişi Katolikliğe geçti. Kralın, 2 Ekim 1685’te yayımladığı Fontainebleau Fermanı ile de Nantes Fermanı geçersiz kılındı.


#42

SORU:

Fontainebleau Fermanı'nın sonuçları nelerdir?


CEVAP:

Fontainebleau Fermanı’na göre Kalvinistler’e ait bütün tapınaklar yıkılacak, rahipleri sürgün edilecekti. Bu fermandan sonra Fransa’daki Kalvinistler hızla ülkeden ayrılmıştır. Bazı tahminlere göre yaklaşık 300 bin kişi Fransa’yı terketmiştir. Bunlar arasında zenginler, düşünürler ve yazarlar da bulunmaktaydı. Bunların büyük bir kısmı İngiltere’ye, Hollanda’ya, İsviçre’ye, Almanya’ya veya Amerika’ya kaçtı. Kalvinistler’in ülkeyi terketmesi sonucunda ülkede büyük bir ekonomik kriz başgösterdi.


#43

SORU:

İlk Gazete nerede, ne zaman kurulmuştur?


CEVAP:

En önemli kültür olaylarından biri olarak 1631’de ilk gazete Paris’te yayınlandı. Kralın saray tarihçisi Renaudot tarafından “La Gazette” ismiyle çıkarılan gazetede haberler ve iş ilanları vardı. Pahalı satıldığı için orta gelirliler beş-on kişi toplanarak gazete alırlardı. Zenginler arasında gazete
okumak moda olmuştu.


#44

SORU:

İngiltere'de Cumhuriyet'in kuruluşu sırasında Cromwell hangi isyanlarla uğraşmak zorunda kalmıştır?


CEVAP:

İskoçlar, Cromwell’in üstünlüğünü benimsemediler I. Charles’ın oğlu II. Charles’a sadık olan David Leslie önderliğinde ayaklandılar, ancak bu İskoç ordusu Cromwell tarafından 1650’deki Dunbar Muharebesi’nde mağlup edildi. Cromwell, kendisine en çok muhalefet eden İrlandalılar’ı da mağlup etti. Katolikliği yasakladı ve bölgeyi İskoç ve İngilizler’in yerleşimine açtı.


#45

SORU:

Breda Beyannamesi'nin maddeleri ve sonuçları nelerdir?


CEVAP:

II. Charles, 1660’da Brüksel’den gelerek, tahtına oturmadan evvel Breda Beyannamesi’ni ilan ederek, eski toprak düzenine dönülmesini, mülkiyet hakkının kabulünü, askerlere olan borcun ödenmesini ve genel bir af ilanını kabul etti. 25 Mayıs 1660’da İngiltere’ye döndü ve 29 Mayıs 1660’da taç giydi. Böylece, cumhuriyet dönemi bitti ve İngiltere’de bir restorasyon süreci başladı.


#46

SORU:

III. William'ın İngiltere tahtına çıktıktan sonra yayınladığı bildirgeler nelerdir?


CEVAP:

III. William, tahta çıktığı yıl inanç özgürlüklerini belirleyen “Act of Toleration”u (Müsamaha Bildirgesi) yayınladı. Ancak bu dönemin en önemli siyasal metni 16 Aralık 1689’da kabul edilen Bill of Rights (Haklar Beyannâmesi) olmuştur ki bu belge hâlâ İngiliz hukuk sisteminin temel yasalarından biri olan, insan hakları ve ifade özgürlüğü konusunda tarihteki en ünlü metinlerden biridir. Bu metinle, kral parlamentonun üstünlüğünü kabul etmekteydi ve bu Avrupa demokrasileri için bir milattı. Yine bu beyanname ile kralın yasaların yapılmasına ve uygulanmasına müdahalesi önlendiği gibi, barış zamanlarında bir ordu oluşturması da yasaklandı. Ordu artık kralın ordusu değil parlamentonun dolayısıyla da halkın ordusu olmuştu. Bunun yanında Bill of Rights’da gelecekteki bütün hükümdarların İngiliz Protestan Kilisesi’nin üyesi olması ve yalnızca Protestanlar’ın silah taşıma hakkı olduğuna dair kanunların bulunması bu beyannâmenin eşitlikçi yapısına gölge düşüren maddelerdi.


#47

SORU:

“İkinci Kuzey Savaşları" nasıl sonuçlanmıştır?


CEVAP:

Danimarka, 1660’da Kopenhag Antlaşması’nı imzalayarak, son Danimarka toprağı olan Skane’yi ve Bornholm’u İsveç’e bıraktı. Barış hazırlıklarının yapıldığı dönemde X. Şarl’ın ölümü üzerine XI. Şarl İsveç kralı oldu.


#48

SORU:

Olivia Barışı'nın sonuçları nelerdir?


CEVAP:

Bu barış ile Lehistan, İsveç tahtı üzerindeki iddialarından vazgeçti ve İsveç’in Letonya ve Estonya’daki üstünlüğünü tanıdı. 1661’den itibaren İsveç, gittikçe güçlenen Rusya ve demografik kapasitesi kendisinden çok daha fazla olan Lehistan’a karşı bölgedeki üstünlüğünü korumak için dönemin en güçlü devleti olan Fransa ile işbirliğine gitti. Fransa ile İsveç’in ilişkileri Otuz Yıl Savaşları başladığından beri iyiydi ve Fransa kendisi savaşa dahil olmadan önce İsveç’e malî yardımda bulunmuştu. Fransa, XIV. Louis döneminde de, Avrupa’daki diplomatik üstünlüğü elinde tutmak amacıyla İsveç’e yardım etti.


#49

SORU:

İsveç'te yaşanan Büyük Kıtlığı anlatınız?


CEVAP:

İsveç’in yönetiminde bulunan Baltık kıyılarında 1695 yazı normalden çok daha serin ve yağışlı geçmiş ve bugünki Estonya ve Letonya’da sonbahardan itibaren don olayı gözlemlenmişti. 1696’da soğuk daha da artarak devam ettiği gibi kıtlık bugünki İsveç ve Finlandiya’ya sirayet etmişti. Kıtlık yüzünden, bölgeye, tahıl tüccarları vasıtasıyla gıda ithalatı gerçekleştiyse de yapılan bu yardımlar bu bölgedeki açlığı engelleyememişti. Aynı soğuk ve kıtlık 1697’de devam etmiş ve açlıktan toplu ölümler başgöstermişti. Üç yıl süren kıtlık sürecinde, İsveç’in kontrolünde bulunan Finlandiya, Estonya ve Letonya’da halkın dörtte biri, yani yaklaşık 150 bin kişi ölmüştü.


#50

SORU:

“Lex Regia" nedir?


CEVAP:

İsveç’te Gustav Adolf’un devlet yönetiminde kişisel ağırlığını arttırması, bölgenin en güçlü devleti haline gelmesi ve Danimarka’nın bu ülke ile yaptığı savaşları kaybetmesi Kral III. Frederick’i, gelirleri artırmaya ve devlet yönetimini daha etkin hâle getirmeye yönelik reformlar yapmaya sevketti. 1665’te kraliyet kanunu olarak nitelendirilebilecek “Lex Regia” kabul edilerek Danimarka’da kral merkezli mutlak monarşiye geçildi.


#51

SORU:

Enterdi nedir?


CEVAP:

Bir ülkenin dinen gayrimeşru bir yönetim her türlü vaftiz, evlenme, uygulamasının geçersiz hâle
gelmesidir.


#52

SORU:

“Büyük İttifak” olarak bilinen bu Fransa karşıtı koalisyon kimler tarafından, neden kurulmuştur?


CEVAP:

“Büyük İttifak” olarak bilinen bu Fransa karşıtı koalisyon, Kutsal Roma-Cermen İmparatoru Leopold ile Hollanda Kralı III. William Orange’nin önderliğinde kurulmuştu. Koalisyonun amacı, Ren bölgesinde yer alan Palatin Elektörlüğü’nü, Fransa’nın saldırılarından korumaktı. Bu ittifak 1686’da Augsburg’ta teşekkül ettiğinden Augsburg Ligi olarak da anılmaktaydı.