SOSYAL SORUNLAR Dersi Bir Sosyal Sorun Olarak Yoksulluk soru cevapları:

Toplam 30 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU:

Çağımızın önemli sosyal düşünürleri arasında gösterilen Amartya Kumar Sen, Poverty and Famines – An Essay on Entitlement and Deprivation(1982) isimli eserindeanlatılan şey nedir?


CEVAP:

Çağımızın önemli sosyal düşünürleri arasında gösterilen Amartya Kumar Sen, Poverty and Famines – An Essay on Entitlement and Deprivation(1982) isimli eserinde yoksulluğun en şiddetli yansımalarından biri olan kıtlık sorununu ve bu sorunun arka planını oluşturan ekonomi politikalarını çeşitli açılardan tartışır.


#2

SORU:

Amartya Kumar Sen, Martin Rein’in yoksulların tecrübe ettikleri sefalet ve yoksunluğu konusunda hangi yaklaşımı savunur?


CEVAP:

Sen, Rein’in sözlerine eleştirel bir bakış açısıy-la yaklaşır. Yoksulluğu mücadele edilmesi gereken bir sorun olarak tanımlarken, Rein’in yoksulların tecrübe ettikleri sefalet ve yoksunluğu temel almak yerine, onların yoksulluklarını yoksul olmayanlara zarar veren bir olgu olarak ele aldığı için sorunlu olduğunu belirtir.


#3

SORU:

Martin Rein’in 1970'li yıllardaki yoksulluk hakkında görüşlerinin dayanağı nedir?


CEVAP:

Rein, 1970’li yılların başında bu sözlerini ifade ettiğinde yoksulluk ve nedenlerine ilişkin olarak sert tartışmalar dönmekte ve yoksulluğu bireyin tembelliği ile ilişkilendirilmekteydi. Rein, yoksulluğun bireyin tembelliğinin mi yoksa toplumsal ekonominin işleyiş yapısının mı bir sonucu olduğu yönündeki tartışmaların ötesine geçerek, onu görmezden gelemeyeceğimizi çünkü her iki durumda da yoksulluğun toplum için bir sorun olarak ortada olacağını söylemektedir. Bir diğer deyişle Rein, yoksulluk so-rununun toplumsal yansımasının kaçınılmaz olacağını ileri sürerek onun bireysel değil, sosyal bir sorun olarak ele alınması gerektiği yönündeki perspek-tifleri güçlendirmekteydi.


#4

SORU:

Eşitliğin sadece dezavantajlı gruplar için değil, aynı zamanda ayrıcalıklı sosyal gruplar için de fayda sağlayacağını ifade eden yazarlar kimlerdir?


CEVAP:

Richard Wilkinson ve Kate Pickett


#5

SORU:

Richard Wilkinson ve Kate Pickett tarafından yazılan eşitliğin sadece dezavantajlı gruplar için değil, aynı zamanda yrıcalıklı sosyal gruplar için de fayda sağlayacağını anlatan eser hangisidir?


CEVAP:

The Spirit Level: Why Equality is Better for Everyone


#6

SORU:

Yoksulluğa ilişkin temel yaklaşımların tarihsel arka planının yoksulları hangi iki ana gruba ayrılır?


CEVAP:

Birinci grupta hak eden yoksullar (deserving poor) ikinci grupta ise hak etmeyen yoksullar (undeserving poor) olmak üzere ikili bir sınıflandırma yapılmaktadır.


#7

SORU:

Hak eden yoksul kavramını ortaya çıkaran durum nedir?


CEVAP:

Yoksullaşmama olanağına sahip olamama, yoksulluğu ortadan kaldıracak potansiyeli bulamama durumu hak eden yoksul kavramını rtaya çıkarır.


#8

SORU:

Hak eden yoksullar olarak tanımlanan kategoride kimler vardır?


CEVAP:

Hak eden yoksullar olarak tanımlanan kategoride, genel olarak yaşlılar, çocuklar, hasta ve bakıma muhtaç bireyler ve engelliler işaret edilir.


#9

SORU:

Hak eden yoksullar grubundaki bireylerin yoksulluklarının ortadan kaldırılması nasıl sağlanabilir?


CEVAP:

Söz konusu bu bireyler ara-sında yoksulluğa düşmüş olanların yoksullukları-nın ortadan kaldırılmasını ve bunu gerçekleştirmek için de toplumun yoksul olmayan bireylerinin ürettiği toplumsal zenginliğin bir kısmının çeşitli sosyal (gönüllü yardım kuruluşları, aşevleri ve benzeri uygulamalar) ve yasal araçlarla (yoksulluk yardımı, sosyal konutlar, gıda yardımı ve benzeri) yeniden dağıtılması yönündeki görüş savunulur.


#10

SORU:

Yoksulluk kavramı çerçevesinde ikinci grupta ise yani hak etmeyen yoksullar olarak tanımlanan kategoride kimler vardır?


CEVAP:

İkinci grupta ise yani hak etmeyen yoksullar olarak tanımlanan kategoride, çalışma yaşında ve sağlıklı olan fakat buna rağmen herhangi bir ücretli iş karşılığında kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu bireylerin ihtiyacını karşılamayan ve dolayısıyla da yoksulluk tecrübe eden bireyler yer almaktadır.


#11

SORU:

Yoksulluk kavramı çerçevesinde ikinci grupta neden hak etmeyen yoksullar olarak tanımlanır?


CEVAP:

Bu grupta yer alan bireylerin yoksulluklarının kendi başıboşluklarının, tembelliklerinin ya da muhtemel olarak adli bir suça eğilimli kişiliklerinin bir sonucu olduğu varsayılır. Dolayısyla, bu grupta yer alan bireylerin yoksulluklarının kendi kontrolleri altında olan koşulların bir sonucu olduğu varsayılarak, sosyal ya da yasal yoksulluk yardımlarını hak etmediklerini vurgulayan “hak etmeyen yoksullar” kavramsallaştırmasıyla tanımlanırlar


#12

SORU:

Yoksulluğun bireyin kendisinden kaynaklandığını savunan görüşün içeriği nedir?


CEVAP:

Yoksulluk sorununu bireyin kendisinden kaynaklanan bir sorun olarak ortaya çıktığını savunan bu bakış açısı, söz konusu iddiayı iki hat üzerinden yürütmektedir. Bunlardan birincisi, bireyi yoksulluğa iten karakteristik özelliklerin, bireyin ailesinden aktarılan genetik kimi özelliklerle ilgili olduğu yönündeki genetikçi görüştür. Bu görüş, bireylerin yoksulluk durumlarını ebeveynlerinden kendilerine aktarılan zekâ gibi kimi kalıtsal özelliklerin ye-tersizliğinin bir sonucu olarak görmeyi önermektedir. Buradan yola çıkarak, söz konusu genetikçi bakış açısı bireyin yoksulluğunu, nerede ya da hangi koşullar içinde doğduğuna bakarak açıklamaktan ziyade, kimden doğduğuna bakarak açıklamayı doğru bulmaktadır. Dolayısıyla, bireyin yoksulluğunun sebebi olarak yapısal ve sosyal koşulları reddetmekte ve yoksulluğu bireyin kendisine ilişkin bir sorun olarak görmektedir.

İkinci bir hat ise bireyi yoksulluğa iten karakteristik özelliklerin yoksul bireyin sahip olduğu/edindiği kültürel özellikler ile ilgili olduğu yönündeki bakış açısıdır. Bu bakış açısının sıklıkla işaret ettiği iki kavram bulunmaktadır. Bunlar, sınıfaltı (underclass) kavramı ve yardım bağımlılığı (welfare dependency) kavramıdır.


#13

SORU:

Yoksulluğa dönük genetikçi açıklamaların ilk örneklerinden olan  Henry Mayhew’in, 1840 ve 1860 yılları arasındayaptığı çalışmalar nerede yapılmıştır?


CEVAP:

Londra’nın gecekondu bölgelerinde yapılmıştır.


#14

SORU:

Kronik yoksulluk içinde olan sınıf-altı bireyler kimlerdir?


CEVAP:

İstihdam edilen yoksul bireyler ya da işçi sınıfının uzunca bir süredir istihdam edilememiş yoksul bireyleri değil , toplumun geleneksel sınıf yapısının dışına düşmüş ve sosyal yardımlara bağımlı olarak yaşayan bir sosyal katmanı oluşturmaktadır. Bu grubu oluşturan bireyler arasında genellikle yaşlılar, engelliler, süreklileşmiş sağlık sorunlarına sahip olan bireyler, uzun dönemli işsizler ve tek ebeveynli sosyal yardımlara bağımlı hâle gelmiş kişiler bulunmaktadır.


#15

SORU:

Sınıf-altı sosyal katmanı oluşturan bireylerin ayırt edici en önemli özelliği nedir?


CEVAP:

Bu sosyal katmanı oluşturan bireylerin ayırt edici en önemli özelliği ise

(1) piyasa ekonomilerinde oluşan geleneksel sosyal sınıf yapısının en altında yer alan işçi sınıfının dahi altında bir sosyal sınıfı oluşturmaları (bu anlamıyla geleneksel sınıf yapısının dışında yer almaları) ve

(2) sosyal yardımlara bağımlı olmalarıdır.


#16

SORU:

Sınıf-altı vurgusu, hangi yazarın hangi eseri ile popülerlik kazanmıştır?


CEVAP:

Amerikalı siyaset bilimci Charles A. Murray’ın Losing Ground: American Social Policy 1950- 1980(1984) isimli eseriyle popülerlik kazanmıştır.


#17

SORU:

Fulcher ve Scott'un sınıf-altı grubuna yaklaşımı nasıldır?


CEVAP:

Yoksulluk kültürü içinde yaşayan söz konusu bu bireyler içinde bulundukları koşullarını olağan ve doğal karşılayan, daha çok tembellik, gayrimeşruluk ve suç ile ilişki içindedirler. Daha çok yalnız-kadın ebeveynli ailelerin oluşturduğu bu grup içerisinde büyüyen çocuklar aile terbiyesinden ve disiplininden yoksun, erkek rol model görmeyen ve çalışma disiplini olmayan bir kültürel yozlaşma içerisinde yetişmekte ve dolayısıyla da devletin sağladığı sosyal yardımlara bağımlı hâle gelmektedir


#18

SORU:

Yoksulluğun birey dışı oluşması hangi nedenlere bağlı olabilir?


CEVAP:

Daha çok bireyin dışında ortaya çıkan ve gelişen yapısal koşullarla açıklayan bakış açısının ekonomik koşullar, sosyal değişkenler, emek piyasasında yaşanan değişimler, bireylerin eğitim hizmetlerine ulaşıp ulaşamaması, sosyal güvenlik sisteminin işleyişi gibi birçok farklı olgu bulunmaktadır.


#19

SORU:

Yapısal yoksulluk yaklaşımı nedir?


CEVAP:

Yapısal yoksulluk yaklaşımı, isminden de anlaşılacağı üzere yoksulluğu, bireysel bir sebebe bağlamamakta, aksine toplumsal, iktisadi, kültürel pek çok değişkenin bileşimi olan yapısal bir mesele olarak ele almaktadır.


#20

SORU:

İnsanların tembel ve cahil oldukları için yoksul olduklarını iddiasının kolaycı bir iddia olduğunu belirten Macionis ve Plummer (a.g.e.), Smith’in yoksulluğun yapısal kaynakları olarak ifade ettiği “yoksulluk tuzakları” nelerdir?


CEVAP:

Aile-Çocuk İş Gücü Tuzağı
Cehalet Tuzağı
Çalışma Tuzağı
Elverişsiz Koşullar Tuzağı
Borç Esareti Tuzağı
Bilgisizlik Tuzağı
Sağlıksızlık ve Besinsizlik Tuzağı
Düşük Becerili Olma Tuzağı
Yüksek Doğum Oranı Tuzağı


#21

SORU:

Mutlak yoksulluk nedir?


CEVAP:

Mutlak yoksulluk, belli bir düzeyde mal ve hizmet erişimine sahip olmayı bir tür yoksulluk sınırı olarak belirler ve bunun altında imkâna sahip olma durumunu yoksulluk olarak tanımlar. Öte yandan bu erişim imkânı yerine gelir ve giderin mali olarak hesaplanması daha kolay olduğu için, esas vurgu belli bir gelire sahip olup olmamak üzerine yapılmaktadır.


#22

SORU:

Mutlak yoksulluk yaklaşımının ilk örneği nerede karşımıza çıkar?


CEVAP:

Mutlak yoksulluk yaklaşımının ilk örneğini, materyal kaynaklara ulaşabilme ve bu kaynaklardan faydalanabilme odaklı olarak çerçevesi çizilmiş bir sosyal sınıf analizi gerçekleştirmek amacıyla Doğu Londra’da 19. yüzyılın sonlarında araştırmalar yapmaya başlayan Charles Booth’un eserlerin-den görmekteyiz.


#23

SORU:

Mutlak yoksulluk sınırı nasıl belirlenir?


CEVAP:

Mutlak yoksulluğun hesaplanabilmesi için, nelerin mutlak insan ihtiyaçları olduğunun da tespit edilmesi gerekir. Bu da diğer her türlü değişkenden bağımsız bir ihtiyaçlar kataloğu belirlenmesi anlamına gelir.


#24

SORU:

Yoksulluğun hesaplanmasında ve değerlendirilmesinde sosyal ve ekonomik bağlamın özgünlüğüne dikkat çeken ve bu anlamıyla onun göreli bir olgu olduğuna ilişkin vurguyu sistematik bir kavramsal ve analitik çerçeve içinde ortaya ilk kez koyan bilim insanı kimdir?


CEVAP:

İngiliz sosyolog Peter Townsend (1928 - 2009.


#25

SORU:

Townsend’a göre göreli yoksulluk nedir?


CEVAP:

Yoksulluk anlayışının genel tanımının en önemli eseri olarak kabul edilen Poverty in United Kingdom (1979) isimli çalışmasında Townsend şu şekilde yapmaktadır: “Bireyler, aileler ve gruplar ait oldukları toplumun geleneksel ya da çoğunlukça teşvik edilen ve onaylanan tüketim alışkanlıklarına, aktivitelerine, yaşam koşullarına ve imkânlarına katılmaları için gerekli olan kaynaklardan mahrum olduklarında yoksul olarak işaret edilebilirler”

Townsend’a göre göreli yoksulluğun temel biçimi göreli yoksulluktur ve göreli yoksulluğun nedeni temel ihtiyaçlar listesi değil, kaynakların hatalı dağılımıdır.


#26

SORU:

Yapabilirlikler yaklaşımının kuramsal çerçevesini oluşturan şey nedir?


CEVAP:

Yapabilirlikler yaklaşımı Birleş-miş Milletler Kalkınma Progrmı (BMKP) tarafından sıklıkla kullanılan “insani yoksulluk” ve “in-sani kalkınma” kavramlarının ve analizlerinin teorik arka planı, bir diğer deyişle kuramsal çerçevesidir denilebilir.


#27

SORU:

Amartya Sen, yapabilirlik olgusunu nasıl tanımlamaktadır?


CEVAP:

Sen, yapabilirlik olgusunu, bireyin bir nedene dayalı olarak değer verdiği aktiviteleri gerçekleştirme özgürlüğü olarak tanımlamaktadır.


#28

SORU:

Yoksulluğun ölçümünde kullanılan temel ihtiyaç liste oluşturan isimler hangileridir?


CEVAP:

Maslow, Morray ve Rotter, Lane, Doyal ve Gough, Andrew ve Withey, kapsamı itibari ile bu alandaki en geniş çalışma olma özelliği gösteren bir araştırmanın yazarları Narayan, Chambers, Shah ve Petesch.


#29

SORU:

Feminist siyaset felsefecisi Martha Nussbaum’ın on temel başlıktan oluşan yapabilirlikler listesi neyi ifade eder?


CEVAP:

Evrensel minimum iyi yaşam koşullarını ifade eder.


#30

SORU:

Yoksulluğun kadınlaşması ne demektir?


CEVAP:

Yoksullar içerisinde kadınların oranının erkeklere oranla daha fazla olduğunun tespiti, “yoksulluğun kadınlaşması” kavramını karşımıza çıkarır. Bir başka deyişle, “yoksulluğun kadınlaşması” yoksul nüfus içerisinde, dengeli dağılması durumunda eşit olması beklenen kadın-erkek oranının, böyle olmayıp yoksulluğun kadınlar için daha sık görülen bir olgu olmasını ifade eder.