TEMEL İDARE HUKUKU Dersi İdarenin Malları ve Kamulaştırma soru cevapları:

Toplam 70 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU: İdarenin sorumluluğu kaç bölüme ayrılır?


CEVAP: İdarenin sorumluluğu, idarenin medeni sorumluluğu ve idarenin idari sorumluluğu olmak üzere ikiye ayrılır.

#2

SORU: İdari sorumluluk nedir?


CEVAP: İdari sorumluluk, idarenin kamu hukukuna tabi olan ve uyuşmazlıkları idari yargıda çözümlenen mali sorumluluğudur.

#3

SORU: İdarenin idari sorumluluğu da kendi içinde kaça ayrılır?


CEVAP: İdarenin idari sorumluluğu da kendi içinde kusurlu sorumluluk ve kusursuz sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılır.

#4

SORU: İdarenin idari sorumluluğu başlığı altında kusurlu sorumluluk nedir?


CEVAP: Kusurlu sorumluluk idarenin kusurlu bir eylem veya işlemiyle zarar verdiği bir kişinin zararını tazmin etmesi yükümlülüğüdür.

#5

SORU: İdarenin idari sorumluluğu başlığı altında kusursuz sorumluluk nedir?


CEVAP: Kusursuz sorumluluk idarenin hukuka uygun eylem ve işlemlerinden doğan zararları, hiçbir kusuru olmasa dahi bazı durumlarda tazmin etmesi yükümlülüğüdür.

#6

SORU: İdarenin idari sorumluluğu başlığı altında kusursuz sorumluluk kaça ayrılır?


CEVAP: Kusursuz sorumluluk, risk sorumluluğu ve kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulmasından dolayı sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılır.

#7

SORU: Risk sorumluluğu nedir?


CEVAP: Risk sorumluluğu, idarenin, hiçbir kusuru olmasa bile yürüttüğü riskli faaliyetler veya kullandığı tehlikeli araçlar nedeniyle ortaya çıkan zararlardan sorumlu olmasını öngören bir kusursuz sorumluluk çeşididir.

#8

SORU: Kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulmasından dolayı sorumluluk nedir?


CEVAP: Kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulmasından dolayı sorumluluk, idarenin nimetleri tüm toplum tarafından paylaşılan hukuka uygun eylem ve işlemlerinden kaynaklanan külfetlerinin sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararın, idare tarafından, bir kusuru olmasa bile tazmin edilmesini öngören bir kusursuz sorumluluk çeşididir.

#9

SORU: Kusur kavramı altında hizmetin kötü işlemesi nedir?


CEVAP: Hizmetin kötü işlemesi, hizmetin gereği gibi yürütülmemesi demektir.

#10

SORU: Hizmetin geç işlemesi nedir?


CEVAP: Hizmetin geç işlemesi, hizmetin olağan sayılamayacak bir gecikme ile yerine getirilmesi demektir.

#11

SORU: Hizmetin hiç işlemesi durumu nedir?


CEVAP: Hizmetin işlemesi gerekirken, hiç işlememesi durumunda da hizmet kusuru olduğu kabul edilmektedir.

#12

SORU: Hizmet Kusuru nedir?


CEVAP: Hizmet kusuru, kamu görevlilerinin görevlerinin ifasından ayrılamaz nitelikte olan kusurları dır.

#13

SORU: Kişisel kusur nedir?


CEVAP: Kişisel kusur, kamu görevlilerinin görevlerinin ifasından ayrılabilir nitelikte olan kusurlarıdır.

#14

SORU: Hizmetten ayrılabilir nitelikte olan bu kusurlar kaç değişik şekilde ortaya çıkabilir?


CEVAP: Hizmetten ayrılabilir nitelikte olan bu kusurlar üç değişik şekilde ortaya çıkabilirler; • Kamu görevlisinin görevinin tamamıyla dışında olan kusurlar. • Görevin içinde işlenmekle birlikte, son derece ağır nitelikteki kusurlar. • Kamu görevlisinin görevi dışında ama görevi dolayısıyla işlediği kusurlar.

#15

SORU: Saf kişisel kusur nedir?


CEVAP: Kamu görevlisinin görevinin tamamıyla dışında, özel hayatında işlediği kusurlar hâliyle kişisel kusurdur. Bunlara saf kişisel kusur denir.

#16

SORU: Görevin içinde işlenmekle birlikte, son derece ağır nitelikteki kusurlar kaç durumda kusurun son derece ağır olduğu kabul edilmektedir?


CEVAP: • Kişisel saiklerle işlenmiş kusurlar (örneğin bir cezaevi gardiyanın kendi gözetimine bırakılan mahkûmlarla işbirliği yaparak hırsızlık yapması, bir memurun kendisine teslim edilen paraları zimmetine geçirmesi) • Aşırıya kaçan davranışlar (örneğin kamu görevlisinin hakaret veya küfür etmesi, polisin gözaltına alınan kişiye işkence yapması) • Mazur görülemeyecek hatalar (örneğin cephanelerle uğraşan askerlerin sigara içmesi)

#17

SORU: Kamu görevlisinin görevi dışında ama görevi dolayısıyla bu tür işlediği kusurlar kaç şekilde ortaya çıkabilir?


CEVAP: İki şekilde; • Birinci şekilde kişisel kusur, hizmetin ifası vesilesiyle işlenir. Örneğin belirli bir yere bir kamyonla malzeme nakletmesi için görevlendirilen askerî şoförün normal güzergâhından ayrılarak kendi anababasını ziyaret etmeye gitmesi ve bu arada normal güzergâhı dışında kaza yapması durumunda kişisel kusur vardır. • Hizmetin dışında ama idarenin kamu görevlisine verdiği araçlar sayesinde işlenen kusurlar da kişisel kusur olarak kabul edilir. Örneğin bir polis memuru, görev silahını kendi evinde arkadaşlarına gösterirken kazaen ateşlemesi ve bir arkadaşları öldürmesi durumunda kişisel kusur vardır.

#18

SORU: Risk sorumluluğu hâlleri nelerdir?


CEVAP: • Tehlikeli Şeyler • Tehlikeli Yöntemler • Meslekî Riskler: Kamu Görevlilerinin Görevleri Sırasında Uğradığı Zararlar

#19

SORU: Risk sorumluluğu hâlleri olan tehlikeli şeyler nelerdir?


CEVAP: Fransız Danıştayı içtihatlarından yola çıkılarak şu şeylerin tehlikeli olduğu söylenebilir. • Patlayıcı Maddeler (Örnek: Cephanelik bilinmeyen bir sebeple infilak etmiş ve çevredeki kişiler ölmüştür) • Ateşli Silahlar.- (Örnek: şüpheli bir otomobili durdurmak amacıyla polis otomobile ateş açmış, neticede bir kahvehanenin önünde oturan kişi ölmüştür). • Tehlikeli Bayındırlık Eserleri (Örnek: Doğal gaz boru hattı patlamış ve çevredeki kişiler ölmüştür). • Kan Ürünleri (Örnek: Hastaya kan verilmesi sonucu hastaya AİDS mikrobu bulaşmıştır).

#20

SORU: Fransız Danıştayı içtihatlarından yola çıkarak başlıca tehlikeli yöntemler nelerdir?


CEVAP: • Genç Suçluların Eğitimi, Örnek: Gözetimli eğitim kurumuna konulan genç suçlu, bu kurumdan kaçıp üçüncü kişilere karşı suç işlemiştir. Bu suçlunun üçüncü kişilere verdiği zarardan idare kusursuz sorumluluk esaslarına göre sorumludur. • Akıl Hastalarının Deneme Çıkışları, Örnek: Akıl hastanesinde tedavi gören akıl hastasının normal yaşama alışması için hastane dışına çıkmasına izin verilmiş, dışarı çıkan akıl hastası başkasına saldırarak zarar vermiştir. İdare bu zarardan risk sorumluluğu esaslarına göre sorumludur. • Mahkûmlara Verilen Çıkma İzinleri: Örnek: Bir mahkûma geçici olarak çıkma izni verilmiş; mahkûm dışarı çıkınca yeni suçlar işleyerek başkalarına zarar vermiştir. İdare bu mahkûmun işlediği suçlardan bir kusuru olmasa dahi sorumludur.

#21

SORU: Kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulmasından dolayı sorumluluk nedir?


CEVAP: Kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulmasından dolayı sorumluluk, idarenin, nimetlerinden toplumun tümü tarafından yararlanılan eylem ve işlemlerinin neden olduğu külfetlerin sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, idare tarafından, idarenin bir kusuru olmasa bile, tazmin etmekle yükümlü tutulmasıdır.

#22

SORU: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (Fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi) nedir?


CEVAP: Kamu külfetleri karşısında herkesin aynı oranda fedakârlıkta bulunması gerektiği düşüncesinden hareketle, idarenin işlem veya eylemleri nedeniyle bazı kişilerin diğer kişilere göre daha fazla fedakârlıkta bulunması durumunda, daha fazla fedakârlıkta bulunan kişilerin uğradıkları zararların idare tarafından tazmin edilmesini yani fedakârlıkların dekleştirilmesini belirten kusursuz sorumluluk ilkesidir.

#23

SORU: Kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulmasından dolayı sorumluluğun kaç çeşidi vardır?


CEVAP: Kamu külfetleri karşısında eşitliğin bozulmasından dolayı sorumluluğun üç çeşidi vardır; • Bayındırlık işlerinin daimi zararlarından dolayı sorumluluk, • Hukuka uygun idari işlemlerden dolayı sorumluluk, • Kanunlardan dolayı sorumluluk.

#24

SORU: İdarenin sorumluluğunun şartları nelerdir?


CEVAP: İdarenin sorumluluğuna başvurulabilmesi için şu şartlar gerekir; • Birinci olarak ortada idarenin bir fiili olmalıdır. • İkinci olarak bu fiil, kusurlu olmalıdır. • Üçüncü olarak ortaya bir zarar çıkmış olmalıdır. • Dördüncü olarak zarar ile fiil arasında illiyet başı bulunmalıdır.

#25

SORU: İdari işlem nedir?


CEVAP: İdari İşlem: İdare hukuku alanında idarenin tek yanlı irade açıklaması ile hukuksal sonuç doğuran, hukuk düzeninde değişiklik yapan kamu hukuku işlemlerine idari işlem denir.

#26

SORU: Maddi zarar nedir?


CEVAP: Maddi Zarar: Bir kimsenin iradesi dışında mal varlığında uğradığı kayıptır. Bir kimsenin mal varlığının çoğalmasına engel olan mahrum kalınan kazanç da maddi zarardır

#27

SORU: Manevi zarar nedir?


CEVAP: Manevi Zarar: Kişinin haysiyetine, vücut tamlığına veya yakınlarına yapılan saldırılar nedeniyle duyduğu bedensel ve ruhsal acı ve üzüntülerdir.

#28

SORU: Nedensellik (illiyet) bağı nedir?


CEVAP: Nedensellik (illiyet) bağı: İdarenin zararı tazmin borcunun doğabilmesi için zarar ile idarenin işlem veya eylemi arasında doğrudan doğruya bir neden-sonuç ilişkisinin bulunması gerekliliğini ifade eden kavramdır. 30. İdarenin sorumluluğuna başvurulabilmesi için bir fiile neden ihtiyaç vardır? Cevap: • İdarenin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için ortada idarenin bir fiilinin bulunması gerekir. Ortada idarenin bir fiili bulunmadan idarenin sorumluluğundan bahsedilebilmesi mümkün değildir. • İdarenin sorumluluğu için ortada idarenin eylem ve işleminin bulunması şartı idarenin hem kusurlu sorumluluğu, hem de kusursuz sorumluluğu için geçerlidir. Sorumluluğun şartı olan fiilin idareden çıkmış veya idareye isnat edilebilir bir fiil olması gerekir.

#29

SORU: İdarenin sorumluluğuna başvurulabilmesi için kusur neden önemlidir?


CEVAP: İdarenin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için ikinci olarak idarenin fiilinin kusurlu olması gerekir. Ancak kusur şartı, idarenin kusursuz sorumluluğu için değil, sadece kusurlu sorumluluğu için geçerli olan bir şarttır.

#30

SORU: İdarenin sorumluluğuna zararın varlığına ilişkin şartlar ve taşıması gereken özellikler nelerdir?


CEVAP: • Ortada bir zarar olmalıdır. • Zarar gerçekleşmiş olmalıdır. • Zarar kesin olmalıdır. • Zarar hukuken korunan bir menfaate yönelik olmalıdır. • Zarar parayla ölçülebilir nitelikte olmalıdır. • Zarar özel olmalıdır. • Zarar anormal olmalıdır. (Son iki şart sadece idarenin kusursuz sorumluluğu için geçerlidir.)

#31

SORU: Nedensellik bağını kesen hâller nedir?


CEVAP: Ortaya çıkan zarara, idarenin eylem ve işlemi dışında kalan bir başka sebep, kısmen veya tamamen sebep olmuş ise idarenin o zarardan dolay sorumluluğu kısmen veya tamamen ortadan kalkar. Zira idarenin eylem ve işlemi ile ortaya çıkan zarar arasındaki nedensellik bağı kısmen veya tamamen kesilmiş olur. İşte nedensellik bağını kesen ve idarenin sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldıran hâller şunlardır: • Mücbir sebep, • Beklenmeyen hâl, • Zarar görenin davranışı, • Üçüncü kişinin davranışı.

#32

SORU: Nedensellik bağının bulunmamasının sonucu nedir?


CEVAP: Nedensellik Bağının Bulunmamasının Sonucu; Eğer ortaya çıkan zarar ile idarenin eylem ve işlemi arasında bir nedensellik bağı bulunmuyorsa idarenin sorumluluğundan bahsedilemez. Nedensellik bağı idarenin sorumluluğu için olmazsa olmaz koşuldur. Üstelik nedensellik bağı şartı, idarenin hem kusurlu sorumluluğu, hem de kusursuz sorumluluğu için geçerlidir.

#33

SORU: İdarenin sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldıran hâller nelerdir?


CEVAP: : İdarenin sorumluluğunu kısmen veya tamamen ortadan kaldıran hâller şunlardır: • Mücbir sebep, • Beklenmeyen hâl, • Zarar görenin davranışı, • Üçüncü kişinin davranışı.

#34

SORU: Mücbir sebep nedir?


CEVAP: Mücbir sebep (zorlayıcı neden), idarenin iradesi yani faaliyet alanı dışında meydana gelen, öngörülmesi mümkün olmayan ve karşı konulamayacak ağırlıktaki olaylardır.

#35

SORU: Hangi koşullarda mücbir sebep teşkil eder?


CEVAP: Deprem, fırtına, sel, heyelan, yıldırım düşmesi gibi doğal felaketler mücbir sebep teşkil ederler.

#36

SORU: Bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için kaç şartı birlikte bulundurması gerekir?


CEVAP: Bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için üç şartı birlikte bulundurması gerekir.

#37

SORU: Bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için gerekli üç şart nelerdir?


CEVAP: • Dışlık; Bir olayın mücbir sebep olabilmesi için idarenin iradesinin yani faaliyetlerinin dışında gerçekleşmiş olması gerekir. Bu koşul sayesinde mücbir sebep biraz beklenmeyen hâlden ayrılır. • Öngörülemezlik; Bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için söz konusu olayın öngörülemez nitelikte bir olay olması gerekir. Örneğin deprem öngörülemez nitelikte bir olaydır. • Karşı Konulamazlık (Önlenemezlik); Bir olayın mücbir sebep olarak nitelendirilebilmesi için bu olayın karşı konulamaz, önlenemez derecede ağır bir olay olması gerekir.

#38

SORU: Beklenmeyen hal durumu nedir?


CEVAP: Beklenmeyen hâl (kaza), önceden öngörülmesi ve önlenmesi mümkün olmayan, idarenin faaliyetleri içinde bulunan olaylardır.

#39

SORU: Bir olayın beklenmeyen hâl olarak nitelendirilebilmesi için kaç şartı birlikte taşıması gerekir?


CEVAP: Bir olayın beklenmeyen hâl olarak nitelendirilebilmesi için üç şartı birlikte taşıması gerekir.

#40

SORU: Bir olayın beklenmeyen hâl olarak nitelendirilebilmesi için gerekli üç şartı nelerdir?


CEVAP: İçlik; Bir olayın beklenmeyen hâl olarak görülebilmesi için, bu olayın idarenin faaliyetleri içinde meydana gelmesi gerekir. Öngörülemez ve önlenemez olay idarenin faaliyetlerinin içinde değil, dışında ortaya çıkmış ise bu olay beklenmeyen hâl değil, mücbir sebep hâlini oluşturur. • Öngörülemezlik; Bir olayın beklenmeyen hâl olarak nitelendirilebilmesi için söz konusu olayın öngörülemez bir olay olması gerekir. Örneğin idarenin aracının lastiğinin bilinmeyen bir sebepten patlaması veya cephaneliğin bilinmeyen bir sebeple infilak etmesi, bir barajın bilinmeyen bir sebeple patlaması olaylarında bu öngörülemezlik şartı mevcuttur. • Önlenemezlik; Bir olayın beklenmeyen hâl olarak nitelendirilebilmesi için bu olayın önlenemez nitelikte bir olay olması gerekir. Gerekli tedbirlerin alınmasıyla önlenebilecek nitelikteki olaylar beklenmeyen hâl oluşturmaz. Olay idarenin gerekli tedbirleri almaması, örneğin bir aracın gerekli bakım ve değişikliklerini yapmaması sonucu meydana gelmiş ise ortada beklenmeyen hâl yoktur.

#41

SORU: Zararın tazmini nasıl gerçekleştirilir?


CEVAP: İdarenin sorumluluğunun şartlarına uyan bir şekilde zarar gören kişinin idareden tazminat isteme hakkı doğar. İdari eylemler nedeniyle zarara uğrayan kişinin zararını tazmin ettirebilmesi için, önce idareye başvurması gerekir. İdarenin zararı kendi isteğiyle tazmin etmemesi durumunda ise idareye karşı idari yargıda tazminat davası açması gerekir. Bunun için yapması gereken ilk şey ise sorumlu olan kamu tüzel kişisini belirlemektir.

#42

SORU: Sorumlu kamu tüzel kişisinin belirlenmesi nasıl olur?


CEVAP: Sorumlu kamu tüzel kişisinin belirlenmesi konusunda genel kural şudur: Zarara yol açan faaliyet veya bayındırlık eseri hangi kamu tüzel kişisinin yetkisi altındaysa zarardan sorumlu olan kamu tüzel kişisi odur. Söz konusu zarar, tek bir kamu tüzel kişisi tarafından yürütülen tek bir kamu hizmeti dolayısıyla ortaya çıkmış ise, problem yoktur. Bu zarardan, bu kamu hizmetini yürüten kamu tüzel kişisi sorumludur. Ancak, bazen bir zararın meydana gelmesine değişik kamu tüzel kişileri tarafından yürütülen birden fazla kamu hizmeti faaliyetleri katkıda bulunmuş olabilir. Bu durumda, ortaya çıkan zarardan her kamu tüzel kişisi kendi katkısı oranında sorumludur.

#43

SORU: İptal davası nedir?


CEVAP: İptal Davası: İdari yargıda iptal davası, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davadır.

#44

SORU: Tam yargı davası nedir?


CEVAP: Tam Yargı Davası: Tam yargı davası, İdari Yargılama Usûlü Kanununun 2/b.maddesinde, idari eylem veya işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.

#45

SORU: İdari Yargılama Usulü Kanununun 12’nci maddesi nedir?


CEVAP: : İdari Yargılama Usulü Kanununun 12’nci maddesine göre, a) İsterse dava açma süresi içinde (yani 60 gün içinde) iptal davası ve tam yargı davasını birlikte açar. b) İsterse ilk önce dava açma süresi içinde iptal davası açar; dava (lehe veya aleyhe) sonuçlandıktan sonra kararın kendisine tebliğinden itibaren 60 gün içinde de tam yargı davası açar. c) İsterse iptal davası açmaz; doğrudan tam yargı davası açar.

#46

SORU: İdari eylemlerden kaynaklanan zararlara karşı tam yargı davası açılması sonucunda, zorunlu idari başvuru ve Ön Karar alınması nedir?


CEVAP: Bir idari eylemden dolayı zarara uğrayan kişi, doğrudan doğruya tam yargı davası açamaz. İdari Yargılama Usûlü Kanununun 13’üncü maddesine göre bunun için, zarar gören kişinin, zarar veren idari eylemi, yazılı bildirim üzerine veya bir başka suretle öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde ve her halükârda eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde, ilgili idareye başvurarak hakkının yerine getirilmesini, yani uğradığı zararın idare tarafından tazmin edilmesini istemesi gerekir. Zarar gören kişi, bu isteminin sarih veya zımni olarak kısmen veya tamamen reddi üzerine, ret kararından itibaren 60 gün içinde tam yargı davası açabilir. İşte zarara uğrayan kişinin önce idareye başvurup idareden uğradığı zararın karşılanmasını istemesi üzerine idarenin verdiği karara ön karar; zarara uğrayan kişinin dava açmadan önce böyle bir ön karar alma zorunluluğuna da ön karar kuralı denir.

#47

SORU: Nakden Tazmin İlkesi nedir?


CEVAP: Nakden Tazmin İlkesi (İdare Aynen Tazmine Mahkûm Edilemez); İlkeye göre mahkeme idareyi aynen tazmine mahkûm edemez. İdare sadece nakden tazmine mahkûm edilebilir. Nakden tazmin zarar görene, zararını karşılayacak bir miktar para verilmesi demektir.

#48

SORU: Ultra Petita Yasağı nedir?


CEVAP: İdare mahkemesi, zarar gören kişinin talep ettiği miktardan daha fazla bir tazminata hükmedemez. Zarar gören kişi gerçekten talep ettiğinden daha fazla bir zarara uğramış olabilir. Buna rağmen hâkim davacının talep ettiği tutarın üstünde bir tazminat ödemeye idareyi mahkûm edemez. Zira idare hukukunda da özel hukukta olduğu gibi ultra petita karar verme yasağı vardır.

#49

SORU:

İdarenin mal ve para ihtiyacının karşılanmasında “olağan usul” ne anlama gelir?


CEVAP:

İdarenin mal ve para ihtiyacının karşılanmasında “olağan usul”, devlet düzeninin olağan şekilde işlediği ortamda, devletin/idarenin sahip olduğu kamu gücüne dayanarak yahut dayanmayarak mal ve para edinmesidir.


#50

SORU:

İdare hukukunda sahipsiz mal deyiminden ne anlaşılır?


CEVAP:

İdare hukukunda “sahipsiz mal” deyimi, özel hukuk anlamında sahibi olmayan mal anlamında değil, özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olmayan ve niteliği gereği mülkiyete konu olamayan malları ifade etmektedir. Bu anlamda kayalar, tepeler, dağlar ormanlar bu kategori içinde yer almaktadır.

 


#51

SORU:

İdarenin bayındırlık faaliyetleri kapsamında mal edinmesine ilişkin örnekler nelerdir?


CEVAP:

İdare bayındırlık faaliyetleri kapsamında, baraj, baraj gölü, yol, köprü, tünel, liman, hava limanı gibi tesisler yaparak yahut yaptırarak mal edinir.


#52

SORU:

Kamulaştırma ne anlama gelir?


CEVAP:

İdarenin, ihtiyaç duyduğu özel hukuk kişisinin taşınmazına, bedeli karşılığında kanundaki usullere uyarak el koymasına kamulaştırma denilmektedir.


#53

SORU:

Devletleştirme ne anlama gelir?


CEVAP:

Devletleştirme, kamu hizmeti niteliğine bürünen özel teşebbüsün, bedeli mukabilinde, bütün olarak (taşınır ve taşınmazlarla birlikte) kamuya geçirilmesini ifade etmektedir.


#54

SORU:

İdarenin miras yoluyla mal edinmesi nasıl gerçekleşir?


CEVAP:

Medeni Kanun’a göre (m.501), hiç mirasçısı olmayan ölenin mirası, devlete kalır. Bu da bir mal edinme usulüdür.


#55

SORU:

İstimval ne anlama gelir?


CEVAP:

Devletin, olağanüstü hâllerde (olağanüstü hâl, savaş ve seferberlik gibi) vatandaşlar için getirebileceği para, taşınır mal ve çalışma yükümlülüklerine hukukta “istimval” adı verilmektedir.

İstimval, idareye ihtiyacı olan “şey”leri, kamu gücü kullanarak elde etme imkânı veren bir kamu hukuku usulüdür. 


#56

SORU:

İdarenin olağan mal ve para elde etmesine ilişkin hukukta öngörülen usuller nelerdir?


CEVAP:

İdarenin olağan mal ve para elde etmesine ilişkin hukukta öngörülen usulleri kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Tabii olarak mal edinme
2. Satın alma ve bağış suretiyle mal edinme
3. Borçlanma suretiyle mal edinme
4. Kamusal yükümlülükler getirme sonucu mal edinme
5. Bayındırlık faaliyeti sonucunda mal edinme:
6. İdari sözleşmenin sona ermesinde mal devri
7. Düzenleme ortaklık payı şeklinde mal edinme
8. Kamulaştırma suretiyle mal edinme
9. Devletleştirme suretiyle mal edinme
10. Miras yoluyla mal edinme
11. Para cezaları, müsadere ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi suretiyle mal edinme


#57

SORU:

Orta malları ne demektir?


CEVAP:

Kamunun (halkın) doğrudan kullanımına ya da yararlanmasına sunulan mallara orta malları denir. Yollar, meydanlar, köprüler orta mallarının örneklerini oluşturur. 


#58

SORU:

Bir malın kamusal mal olup olmadığı ne şekilde tespit edilir?


CEVAP:

İdarenin elindeki mallardan hangilerinin kamusal niteliğinde olduğunun belirlenmesinde, kanunî belirleme ve içtihadî belirleme şeklinde iki yönteme başvurabiliriz:


a. Kanunla belirleme: İdarenin elindeki bir malın kamusal mal ya da kamunun özel malı olduğu kanunla (anayasa, kanun) belirtilebilir. Bu durumda başkaca bir kıstasa bakmaya gerek olmayıp, kanunun nitelemesine göre hareket etmek gerekir.


b. İçtihadi kıstaslar: İdarenin elindeki malın, hangi türden mal olduğu konusunda kanunda bir açıklık olmadığı durumda, öğreti ve içtihatla geliştirilen kıstaslara bakmak gerekecektir. İdarenin elindeki bir malın kamusal mal niteliğinde olabilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:
1. Organik şart (kamu mülkiyeti): Söz konusu mal idarenin elinde (mülkiyetinde) olmalıdır. İdarenin mülkiyetinde olmayan mallarkamusal mal niteliğinde olamaz.
2. Maddî şart (tahsis): İdarenin mülkiyetinde olan malın, kamusal mal niteliğinde olabilmesi için söz konusu malın; ya “kamunun doğrudan yararlanmasına sunulması” ya da “bir kamu hizmetine, o hizmet için özel bir düzenleme ile tahsis” edilmesi gerekir.


#59

SORU:

İdarenin mal edinmesine ilişkin tahsis işlemi ne anlama gelir?


CEVAP:

Tahsis, “bir devlet malının umumun faydalanmasına koyan veya bir amme hizmetine bağlayan, diğer tabirle, hususî emlâki, orta malı veya hizmet malı kategorisine koyan veya amme hizmetinin vasıtası hâline getiren idari tasarruf” olarak tanımlanmaktadır. Buna ilaveten “bir amme emlâkinin bir kategorisinden diğerine veya bir hizmetten diğer hizmete nakli” de tahsis olarak kabul edilmektedir. Bu tanıma göre, idarenin mülkiyetinde olan bir malın, kamunun doğrudan kullanılmasına sunulması, bir hizmete özgülenmesi veya hizmet malı hâline getirilmesi, tahsis işlemini oluşturmaktadır.


#60

SORU:

Doğal (tabii) kamusal mal ne anlama gelir?


CEVAP:

İnsan müdahalesi olmadan, tabii olaylar sonucunda oluşan mallara, doğal (tabii) kamusal mallar denir. Mesela denizler, göller, nehirler, dağlar, kayalar, hava tabii kamusal mallardır.  


#61

SORU:

Sun’i (yapay) kamusal mal örnekleri nelerdir?


CEVAP:

Tabii olarak oluşmayıp insan müdahalesi ile oluşan mallar, sun’i kamusal mallardır. Mesela bir idarenin hizmet binası, yol, köprü, hastane binası, kışla binası, adliye binası, park, kaldırım, meydan gibi kamusal mallar, kendiliğinden değil, insan müdahalesi ile oluştuklarından suni (yapay) kamusal mal sınıfında yer alır. 


#62

SORU:

Sahipsiz mallarda tahsis işleminin yapılması veya işlemin kaldırılması gerekli midir?


CEVAP:

Denizler, göller, akarsular, dağlar, kayalıklar gibi mülkiyete konu olmayan mallar, doğal oluşumları ile
birlikte kamusal mal niteliğine büründüklerinden, bunlar kamunun kullanımına kendiliğinden sunulmuş kabul edilirler. Bunlar için ayrıca bir tahsis işlemine gerek bulunmamaktadır. Sahipsiz mallar, doğal oluşumları ile birlikte kamusal mal niteliğine büründüklerinden, bu niteliklerini kaybettiklerinde, kamusal mal olmaktan da çıkar. Bunlar için ayrıca tahsisin kaldırılması işlemi yapılmasına da gerek yoktur.


#63

SORU:

İdare hukukunda hizmet malları ne anlama gelir?


CEVAP:

Bir kamu hizmetine tahsis edilmiş ve o hizmet için biçimlendirilmiş, o hizmetin parçası olacak şekilde düzenlenmiş mallar, hizmet mallarını oluşturur. Okul binası, hastane binası, adliye binası, idarelerin hizmet binaları, belediye binaları, üniversite binaları; kara, hava, deniz tesis ve araçları; müzeler, kütüphaneler ve içindeki kitaplar; su, hava gazı tesisleri; askerî tesisler ve kışlalar hizmet mallarına örnektir


#64

SORU:

Kamusal malların devir ve ferağ edilmezliği ilkesi ne anlama gelir?


CEVAP:

 Kamusal malların devir ve ferağ edilmezliği ilkesi gereğince, malın kamusal mal statüsü devam ettiği sürece satım, takas gibi işlemlere konu olamaz. Kamusal mallar kamu hizmetinin sunumunda kullanıldığı için, malın devir ve ferağ edilmesi, kamu hizmetlerinin aksamasına sebep olabilir. 


#65

SORU:

Kamusal malların zaman aşımı ile iktisap edilmezliği ne anlama gelir?


CEVAP:

Özel hukukta, başkasının taşınmazını belli bir süre nizasız ve fasılasız kullanan kişinin, o malı iktisap edeceği kabul edilmektedir. Kamusal mallar bu şekilde zaman aşımı ile özel hukuk kişilerince iktisap edilemez, yani üzerinde mülkiyet hakkı tesis edilemez. Başka bir ifade ile kazandırıcı zaman aşımı yoluyla kamusal mallar üzerinde mülkiyet, irtifak veya başka bir ayni hak tesisi mümkün değildir.


#66

SORU:

Kamusal mallardan yararlanmanın genel ilkeleri nelerdir?


CEVAP:

Kamusal mallardan yararlanmada geçerli olan genel ilkeleri özet olarak şu şekilde sıralayabiliriz: 
a. Kamusal mallardan, tahsis amacına uygun veya bu amaçla bağdaşır şekilde yararlanılır ya da kullanılır. Kamusal mallar, tahsis amacına aykırı ve tahsisin korunmasını tehlikeye düşürecek şekilde kullanılamaz.
b. İdare, kamusal malları kullanılmaya elverişli şekilde bulundurmak, tahsis amacı dışında kullanılmasını engellemek ve en verimli ve ekonomik şekilde kullanılmasını sağlamakla görevlidir.
c. Kamu mallarından yararlanmada, idarenin üstün ve bertaraf edilemez yetkileri vardır ve idare bu yetkileri her zaman kullanabilir.
d. Kamu mallarından yararlanma hakları, idarenin kamusal malların tahsisini belirleme ve değiştirme yetkisini kısıtlayamaz.
e. Ortak yararlanmada, eşitlik ve serbestlik ilkeleri çerçevesinde yararlanmak esastır.
f. Ortak yararlanmalarda, ücretsiz olarak yararlanmak esastır.


#67

SORU:

Kamusal mallardan özel ve istisnai yararlanma ne anlama gelir?


CEVAP:

Özel ve istisnai yararlanma, bir kamusal maldan, başkalarının yararlanmasını kısmen veya tamamen
engelleyecek şekilde yararlanmayı ifade etmektedir. Mesela kaldırımlardaki büfeleri işleten kişi, büfenin alanını, başkalarının yararlanmasını engelleyecek şekilde kullanmaktadır. Bir okuldaki kantini işleten özel hukuk kişisi, kantin olarak kullanılan alanı, başkasının kullanmasını engelleyecek şekilde kullanmaktadır. İşte bu kullanımlar özel istisnai yararlanmalara örnektir


#68

SORU:

Kamulaştırma ne amaçla yapılmalıdır?


CEVAP:

Mülkiyet hakkına müdahale niteliğinde olduğundan, kamulaştırma ancak “kamu yararı” gerektirdiğinde başvurulabilecek bir yöntemdir. Kamu yararı dışında bir amaçla kamulaştırma yapılamaz. Bu durum Anayasanın 46. ve Kamulaştırma Kanunu’nun 1. maddesinde “kamu yararının gerektirdiği hâllerde” denilerek açıkça belirtilmiştir


#69

SORU:

Kamulaştırmada taksitlendirme yapılabilecek konular nelerdir?


CEVAP:

Taksitlendirme her konuya ilişkin kamulaştırmalarda değil, sadece anayasa ve kanunda sayılan konular
bakımından mümkündür. Bu konular ise

a) tarım reformunun uygulanması,
b) büyük enerji ve sulama projeleri,

c) iskân projeleri,

d) yeni ormanların yetiştirilmesi,

e) kıyıların korunması,

f) turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalardır.


#70

SORU:

Kamulaştırmada kamulaştırma bedelinin taksitlendirilme usulü nasıldır?


CEVAP:

Taksitlendirme en fazla yıllık olarak 5 eşit taksit (beş yılbeş taksit) şeklinde olabilir. Taksitlendirme durumunda, kamulaştırma bedelinin en az altıda biri, peşin ödenmek zorundadır. Son olarak taksitlere, peşin
ödeme gününü takip eden günden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır.