YAKINÇAĞ AVRUPA TARİHİ Dersi Fransız İhtilali ve Napoleon Dönemi soru cevapları:

Toplam 84 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU:

18. yüzyıl başlarında Avrupa kıtasında bulunan devletlerin idari yapışında etken olan hangi sistemdir?


CEVAP:

18. yüzyıl başlarında Avrupa kıtasında bulunan devletlerin İdari sistemine feodal hukuk hakimdi. İdari sistemin temeli olan feodal hukuk, her bir dünyevi iktidarın ruhban ve dolayışıyla Papalık tarafından onaylanmasını gerektiriyordu. Papa’nın önderliğindeki din adamlarının gücü dünyevi iktidarla kurulan bu ilişkiden ve toplanan dini vergilerden kaynaklanmaktaydı.


#2

SORU:

Avrupa kıtasındaki küçük siyasi yapılar hangi yönetim altında bulunmaktaydı?


CEVAP:

Avrupa kıtasındaki küçük siyasi yapılar, dünyevi iktidarın temsilcisi olarak görülen Kutsal Roma Germen İmparatorluğu ve bu imparatorluğu idare eden Viyana merkezli Habsburg Hanedanı’nın siyasi egemenliği altındaydı.


#3

SORU:

Fransız İhtilali öncesinde uluslararası alana damgasını vuran büyük güçler hangileridir?


CEVAP:

Fransız İhtilali öncesinde uluslararası alana damgasını vuran beş büyük güçten bahşetmek mümkündür: İngiltere, Fransa, Avusturya tarafından temsil edilen Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, Prusya ve Rusya.


#4

SORU:

Yedi Yıl Harpleri (1756-1763) hangi devletlerarasında gerçekleşmiş sonuç ne olmuştur?


CEVAP:

İngilizler Yedi Yıl Harpleri’nin (1756-1763) ardından Fransa’yı, hem Amerika kıtasından hem de Hindistan’dan uzaklaştırarak üzerinde güneşin batmadığı bir sömürge imparatorluğu kurmayı başarmıştı.


#5

SORU:

İngiltere’nin Avrupa’da yaptığı operasyonların amacı nedir?


CEVAP:

İngiltere’nin Avrupa’da yaptığı operasyonlar daha çok herhangi bir devletin İngiltere’ye saldırabilecek kadar güçlenmesini önlemeye yönelik olacaktı.


#6

SORU:

Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nu kimler idare ediyordu?


CEVAP:

Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nu idare eden Habsburg ve Fransa’yı yöneten Bourboun hanedanlarıdır.


#7

SORU:

Habsburg ve Fransa’yı yöneten Bourboun hanedanları arasındaki rekabet hangi olaylardan sonra zirve yapmıştır?


CEVAP:

Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nu idare eden Habsburg ve Fransa’yı yöneten Bourboun hanedanları arasındaki güç mücadelesinin sonucu olan bu rekabet, İspanya (1702-1714) ve Avusturya (1740-1748) veraset savaşlarında zirveye çıkacaktı. Nitekim Habsburg Hanedanı’nın Avusturya’nın yanı şıra İspanya’yı, Kuzey İtalya’yı ve Hollanda’yı da idare ediyor olması 18. yüzyılın ilk yarışında Fransa’nın enerjisinin önemli bir kısmını kendisini kuşatan Habsburglara ayırmasına sebep olacaktı.


#8

SORU:

Diplomatik Devrim (1755-1756) olarak bilinen süreçte Avrupa’daki siyasi durum nasıldır?


CEVAP:

Diplomatik Devrim (1755-1756) olarak bilinen süreçte bu iki büyük hanedanın ittifak kurması işe Avrupa’da yaşanan siyasi değişimin ve dünyevileşmenin bir sonucuydu. Nitekim artık devletler için ebedi düşmanlar ya da dostlar yoktu. Bu yeni bakış açışının oluşumunda 18. yüzyılda yükselen Prusya’nın efsane kralı II. Friedrich’in (1712-1786) büyük bir rolü vardır.


#9

SORU:

Devletini Aydınlanma hareketinin akılcılık prensibiyle idare eden ilk hükümdarlar kimlerdir?


CEVAP:

Büyük bir ordu ve bu orduyu beşleyebilecek bir ekonomik yapı inşa eden Prusya kralı II. Friedrich, devletini Aydınlanma hareketinin akılcılık prensibiyle idare eden ilk hükümdarlardan birisiydi. II. Friedrich’le beraber Aydınlanma ilkelerini devlet idaresine yansıtan bir diğer hükümdar da II. Catherina’ydı (1729-1796).


#10

SORU:

Dış politikanın hayata geçirilmesini sağlayan etmenler nelerdir?


CEVAP:

Dış politikanın ülke çıkarları zemininde yeniden tanımlanması, daha geniş manada fikir adamlarının önderliğinde insanların evrene farklı bir perspektiften bakmaya başlamalarının sonucuydu. Evreni var eden ve işlemesini sağlayan yasaların dini otoriteden bağımsız bir biçimde keşfedilmesine dönük çalışmalar, bu yeni bakış açışına zemin oluşturmaktaydı. Siyaset ve ekonominin yeniden planlanması bu yeni gündemin doğal sonucuydu. Kurulması düşünülen “yeni rejim”e dair yapılan öneriler bugün Aydınlanma Hareketi olarak bilinmektedir.


#11

SORU:

Aydınlanma Hareketinin özü nedir?


CEVAP:

Aydınlanma Hareketi, insanların refah ve mutluluğunu ön plana alan öneriler bütünüydü. Aydınlanmacılar, şıradan insanların Papalığın ürettiği hurafelerden kurtarılması gerektiği kadar ekonomik alanda hüküm süren feodal yükümlülüklerden ve vergilerden de (serflik) kurtarılması gerektiğinin altını çizmekteydi.


#12

SORU:

Merkantilizm adıyla anılan devrin ekonomi politikasının temel ilkesi nedir?


CEVAP:

Gümrük duvarlarını yükselterek ithalatı kısmak ve ihracatı artırmak, merkantilizm adıyla anılan devrin ekonomi politikasının temel ilkesiydi.


#13

SORU:

Merkezi yönetimler ihracatlarının artırılmasını sağlamak için hangi yolu izlemişlerdir?


CEVAP:

İhracatın arttırılmasının doğrudan üretimle ilişkili olduğunu fark eden merkezi yönetimler, hammadde konuşunda büyük bir rekabete girişecekti. Özellikle denizaşırı sömürgelerde kendisini gösteren devletlerarası rekabetin kazananı işe daha güçlü ordulara sahip olan ve bu kanalla denizaşırı ticari operasyonları başarıyla gerçekleştirebilenler olacaktı. Dolayışıyla üretimin artarak vergi gelirlerinin yükselmesi ile güçlü orduların kurulması arasında zorunlu bir ilişki kurmak mümkündür. 18. yüzyılda, hem Avrupa kıtası içinde hem de kıtanın dışında çatışmayı sürekli hale getiren de bu ilişkidir.


#14

SORU:

Feodal sistemde piramidin en tepesinde kim bulunurdu?


CEVAP:

Siyasal iktidarın aristokratlar arasında paylaşıldığı feodal sistemde kral, idari piramidin tepesinde yer alan aristokrattı. Ülkedeki ekilebilir arazilerin önemli bir kısmına hükmeden aristokratlar feodal yükümlülüklerin kendilerine sağladığı büyük avantajlara sahiplerdi. Çoğu vergiden muaf olan aristokratlar, devletin yüksek memuriyetlerini, ordudaki üst rütbeleri tekelleri altında tutmaktaydı. İdari piramidi oluşturan aristokratların birbirleriyle kurdukları ast-üst ilişkisini onaylaması bakımından ruhban sınıfı da sosyal düzende büyük bir öneme sahipti.


#15

SORU:

Sosyal düzenin “üçüncü sınıf ”ı hangi kesimdir?


CEVAP:

Sosyal düzenin “üçüncü sınıf ”ı ise birinci ve ikinci sınıf dışında kalan halk kesimleriydi. Tıpkı diğer iki sınıf gibi türdeş bir yapıya sahip olmayan üçüncü sınıf içerisinde bankacılar, kıtalararası ticaret yapan tüccarlar ve büyük işletme sahipleri olduğu kadar memur, doktor, avukat, öğretmen gibi küçük burjuvalar ve başta çiftçiler ve isçiler olmak üzere geniş halk kesimi de bulunmaktaydı. Dolayısıyla kentlerde yasayan burjuvalar ve köylüler aynı sosyal sınıf içinde yer almaktaydı. Ancak üçüncü sınıf içindeki ayrışma zenginliğin beraberinde getirdiği ekonomik tabakalaşmayla sınırlıydı. Siyasi ayrıcalıklar veya ödenen vergiler hususunda üçüncü sınıfı oluşturanlar arasında hiç bir fark yoktu.


#16

SORU:

Fransa nüfusunun %90’dan fazlasını oluşturan üçüncü sınıf üyelerinin sloganının “özgürlük, eşitlik, kardeşlik”i seçmesinin nedeni nedir?


CEVAP:

Yeniçağ boyunca zenginlesen ve gittikçe daha iyi eğitim imkanlarına sahip olmaya başlayan üçüncü sınıfa, feodal düzenin kalıpları zaman içerisinde dar gelmeye başlayacaktı. Kardeş vatandaşların oluşturduğu millet imgesinin 18. yüzyılda hızla nüfusu artan şehirlerde belirmeye başlaması da şaşırtıcı değildir. Sanayileşmeyle beraber daha iyi bir hayat ümidiyle şehirlere göç eden topraksız köylüler bir taraftan şehrin kalabalığına karışarak özgürleşirken diğer taraftan da Aydınlanma düşüncesinin eşitlik temelli fikirleriyle tanışıyorlardı. Dolayısıyla Fransa nüfusunun %90’dan fazlasını oluşturan üçüncü sınıf üyeleri öncelikle kendilerinde var olan potansiyeli keşfetmiş ve ardından da feodal hukukun kendilerine vurduğu zincirleri kırmaya çalışmıştır. Zaman içinde üçüncü sınıfın, iktidarı ellerinde tutanlara karşı meydan okumasına dönüşecek bu hareketin kendisine slogan olarak “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” i seçmesi bu bakımdan rastlantı değildi.


#17

SORU:

Feodal düzenin sürdüğü Avrupa da Fransa kralına hangi danışma meclisleri yardım etmekteydi?


CEVAP:

Feodal düzen, toplumsal yapıyı etkilediği kadar siyasi örgütlenmeyi de etkilemekteydi. Çünkü feodal düzenin gereği olarak tüm Avrupa’da olduğu gibi Fransa’da da aristokratlardan oluşan kralın danışma meclisi (Curia Regis) ve konseyleri (Concilium) bulunuyordu. 15. ve 16. yüzyıllarda önemi artan bu meclisler, zaman içerisinde toplumsal tabakaların oluşturduğu kralın başkanlığında toplanan “EtatsGénérraux”ya (Toplumsal Tabakalar Meclisi) dönüşecekti.


#18

SORU:

Fransa’da ihtilalin patlamasının ardından yaşanan gelişmeler, neyin yansımasıydı?


CEVAP:

Fransa’da ihtilalin patlamasının ardından yaşanan gelişmeler, büyük ölçüde XVIII. yüzyılın fikir adamlarının Aydınlanma başlığı altında toplanan düşüncelerinin siyasi alana yansımasıydı.


#19

SORU:

Büyük ölçüde XVIII. yüzyılın fikir adamlarından ilki olan Voltaire hangi konular üzerinde çalışmalarını sürdürmüştür?


CEVAP:

II. Friedrich ve II. Catherina gibi devrin önemli hükümdarlarıyla mektuplaşan Voltaire (1694-1778) bu fikir adamlarının ilkiydi. Tarih, felsefe ve edebiyat gibi pek çok alanda faaliyet gösteren Voltaire, kralın iktidarını sınırlandıran, aristokratlar ve ruhbanın sahip oldukları ayrıcalıkları kaldıran bir anayasa talep etmekteydi. Ancak Voltaire, rejimin üçüncü sınıfın önderliğinde bir ihtilalle değil halkı kontrol altında tutarak en iyiye yönlendirebilecek “aydın bir despot” ya da “filozof bir kral” tarafından değiştirilmesinden yanaydı.


#20

SORU:

Devrin bir diğer önemli düşünürü olan Montesquieu’nun savunusunda hangi düşünce hakimdir?


CEVAP:

Devrin bir diğer önemli düşünürü olan Devrin bir diğer önemli düşünürü olan Montesquieu (1689-1755) de Voltaire ile benzer fikirlere sahipti. 1748’de yayımlanan “Yasaların Ruhu” isimli eserinde cumhuriyet, monarşi ve despotizmi karşılaştıran Montesquieu, iktidarı oluşturan yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin birbirinden ayrılması ile özgürlükler arasındaki ilişkinin altını çizer. Yasaların, birisini halk temsilcilerinin diğerini de aristokratların oluşturduğu iki kabineli meclisle yapılmasını öngören Montesquieu, yürütme gücünün kralın sahsında toplanmasını ister. Dolayısıyla Montesquieu da kralın ve aristokratların yönetimde bulunmaları konusunda herhangi bir itirazda bulunmaz.


#21

SORU:

Radikal bir şekilde halk egemenliği fikrini savunucusu kimdir?


CEVAP:

Radikal bir Şekilde halk egemenliği fikrini savunan Jean Jacques Rousseau’dur. 1762’de yayımladığı “Toplum Sözleşmesi” isimli eserine “insanlar eşit doğar, ama her tarafa zincire vurulmuş olarak yasar, bu durum nasıl meşru olur?” sorusuyla başlayan Rousseau, insanların daha iyi bir hayat için belirli haklarını iktidara devretmek zorunda olduğunu belirtir. Devletin, toplumu nasıl yöneteceğini belirleyen ise yasanın kendisidir. Yasalar, toplumu oluşturan insanların, verdikleri oylarla ortaya çıkan “genel irade” ye göre düzenlenmelidir. İnsanların kendi yaptıkları yasalarla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Rousseau, genel iradenin hata yapmayacağını, yanılmayacağını ve kamu yararını düzenlediğinden her zaman haklı olduğunu söyleyecektir. Genel iradeyi belirleyense eşit oy hakkıdır. Bu bağlamda radikal bir biçimde eşitliği, bir başka ifadeyle eşit oy hakkını savunan Rousseau genel iradenin oy çokluğu ile belirlenmesi gerektiğini öne sürmektedir.


#22

SORU:

Jean Jacques Rousseau’nun fikirlerini uygulamaya kimler koymuştur?


CEVAP:

Rousseau’nun fikirlerinin Terör Devri (5 Eylül 1793–28 Temmuz 1794) olarak bilinen dönemde Fransız İhtilali’nin simge isimlerinden olan Robespierre (17581794) ve Saint-Just (1767-1794) tarafından uygulamaya konması, Fransa’da gerçeklesen rejim değişikliği ve Rousseau’nun fikirleri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koyar.


#23

SORU:

Amerika kıtasındaki bağımsızlık hareketinin oluşturduğu düşünsel iklim de ihtilali hangi ölçüde etkilemiştir?


CEVAP:

Amerika kıtasındaki bağımsızlık hareketinin oluşturduğu düşünsel iklim de ihtilali büyük ölçüde etkilemiştir. İngiltere ile süregiden rekabette kullanılan bir araç olarak Fransa’nın destek verdiği Amerika’daki bağımsızlık taraftarlarının fikirlerini özetleyen Bağımsızlık Bildirisi’nin (4 Temmuz 1776) ve Amerikan Anayasası’nın (17 Eylül 1787) topluma, devlete ve vergilere yaklaşım tarzı, A.B.D’nin kuruluş sürecinde İngiltere’ye karşı mücadele vermiş, La Fayatte (17571834) gibi Fransız seçkinler tarafından ülkelerine taşınacaktı.


#24

SORU:

1751-1772 yılları arasında yayımlanan Ansiklopediyi kimler kaleme almıştır?


CEVAP:

Okur-yazarlık oranındaki yükselme ve matbaanın icadı düşünce adamları ve halk arasında yeni bir ilişki türünün ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Çok sayıda insan, artık sahibini görmeksizin bir fikri veya iddiayı öğrenebilme ve hatta benimseyebilme ayrıcalığına sahip oluyordu. Avrupa genelinde gözlemlenen bu durum Fransa için de geçerliydi. 1789’a yaklaştıkça gazetecilerin önemli bir kısmının, gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla Fransa’nın siyasi hapishanesi Bastille’e gönderilmesi basının gücünü, Kral XVI. Louis (1754-1793) ve aristokratların da fark ettiğini göstermektedir. 1751-1772 yılları arasında yayımlanan Ansiklopedi, bu yeni tür bağımsız yazarlar tarafından kaleme alınacaktı. Yazarları arasında yer alan d’Alembert (1717-1783), Diderot (17131784), d’Holbach (1723-1789), Montesquieu, Rousseau, Voltaire gibi siyasi düşünürlerin yanı sıra Turgot (17271781) ve Quesnay (1694-1774) gibi iktisatçıların yaptıkları katkılar Ansiklopediyi, Fransa’da hayali kurulan yeni düzene dair önerileri içeren bir yayın haline getirmişti


#25

SORU:

Fransız maliyesini çöküşe götüren süreci hangi olay başlatmıştır?


CEVAP:

Fransız maliyesini çöküşe götüren sürecin Yedi Yıl Savaşları ile başladığı konusunda tarihçiler arasında genel bir uzlaşı vardır.


#26

SORU:

Yedi Yıl Savaşları sonunda imzalanan Paris Antlaşması (1763) önemli sonuçları nelerdir?


CEVAP:

Savaş sonunda imzalanan Paris Antlaşması (1763) ile Amerika kıtasında sadece Kanada’daki varlığını koruyabilen, Hindistan’daki kazanımlarını İngiltere’ye kaptıran ve en önemlisi Atlantik’teki ticari rotalar üzerindeki hakimiyetini kaybeden Fransa, siyasi prestijin yanı sıra büyük bir mali kayba da uğramıştır. Ardından İngiltere’ye karşı Amerikalıların başlattığı Bağımsızlık Savaşı’na mali ve askeri destek sağlanması da Fransa’nın ekonomik çöküşünü hazırlayan önemli faktörlerden birisidir.


#27

SORU:

Etats-Générraux’ nasıl oluşmuştur?


CEVAP:

Feodal düzenin gereği olarak tüm Avrupa’da olduğu gibi Fransa’da da aristokratlardan oluşan kralın danışma meclisi (Curia Regis) ve konseyleri (Concilium) bulunuyordu. 15. ve 16. yüzyıllarda önemi artan bu meclisler, zaman içerisinde toplumsal tabakaların oluşturduğu kralın başkanlığında toplanan “EtatsGénérraux”ya (Toplumsal Tabakalar Meclisi) dönüşecekti. 


#28

SORU:

Etats-Généraux’nun 5 Mayıs 1789’da toplanması ne anlama gelmekteydi?


CEVAP:

Etats-Générraux’nun 5 Mayıs 1789’da toplanması Fransa’da uzun süredir bir araya gelmeyen üç feodal sınıfın yeniden buluşmasının ötesinde bir anlama sahiptir. Zira XVI. Louis’nin yeni dış borç alımını ve yeni vergileri onaylaması ümidiyle Fransa’nın yasadığı ekonomik krize çözüm üretmesi için toplantıya çağırdığı Etats-Généraux, açıldıktan kısa bir süre sonra Kurucu Meclis’e dönüşecek ardından feodal düzeni yıkarak İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ni yayımlayacaktı.  


#29

SORU:

Mutlak monarşiden hoşnut olmayan aristokrasinin talebi neydi?


CEVAP:

Tıpkı sıradan halk gibi mutlak monarşiden hoşnut olmayan aristokrasi, kralın mutlak iktidarının anayasal bir zeminde sınırlandırılmasını, kendi haklarının güvence altına alınmasını, başlarında bulundukları yerel idarelerin güçlendirilmesini ve nihayet vergilerin Etats-Généraux’da oylanmasını talep etmekteydi. Mutlak monarşinin sınırlandırılması konusunda üçüncü sınıf içinde yer alan burjuvazinin bu noktada aristokrasiyi destekler görünmesi sadece geçici bir ittifaka işaret etmektedir. Çünkü aristokratlar bu istekleri sıralarken aslında EtatsGénéraux’daki oy üstünlüklerine güveniyorlardı.


#30

SORU:

Etats-Généraux’da yapılacak oylamalarda, mevcut usul nasıl islemekteydi?


CEVAP:

Etats-Générraux’un 1614’deki yapısına göre, Etats-Généraux’yu oluşturan üç sınıfın temsilcileri ayrı ayrı toplanacaklar ve ayrı ayrı oy kullanacaklardı. Dolayısıyla her bir oylamada ikiye karşı bir kaybetmesine kesin gözüyle bakılan üçüncü sınıfın, Etats-Généraux’dan kendi lehine bir karar çıkartabilmesi imkansızdı. Ruhban ve aristokrasi arasında kurulan işbirliğinin habercisi olarak görülen bu uygulama ile beraber monarşinin sınırlandırılması konusunda daha önce aristokrasiyi uzaktan da olsa destekleyen burjuvalar ile aristokratlarının uzlaşısı şeklinde isliyordu.


#31

SORU:

Etats-Générraux’da ayrı ayrı toplanan tabakaların görüşmeleri ne zamana kadar devam etmiştir?


CEVAP:

1 Mayıs 1789’da toplantıya çağrılan EtatsGénéraux’nun ayrı ayrı toplanan tabakaların 10 Haziran 1789’a kadar görüşmeler sürmüştür.


#32

SORU:

17 Haziran 1789 tarihi neden önemlidir?


CEVAP:

İhtilal’in simge ismi Siéyes’in önderliğinde 10 Haziran’da ruhban ve aristokratlarla köprüleri atan üçüncü sınıf, ruhban ve aristokrat temsilcilerin üçüncü sınıf temsilcilerine katılmasını ister. Bu isteğin reddinin ardından 15-16 Haziran günlerinde üçüncü sınıf temsilcileri, aristokratlar ve ruhban olmaksızın yollarına “Kurucu Meclis” adı altında devam etme önerisini tartışır ve ezici bir çoğunlukla bu teklif kabul edilir. 17 Haziran 1789’da üçüncü sınıf temsilcilerinin kendilerini ulusu temsil eden tek meclis olarak ilan etmesi, Kilise’ye, aristokrasiye, krala ve hükümetine adeta savaş ilanı gibidir. Nitekim Kurucu Meclis’in ilanıyla üçüncü sınıf, feodal düzenin öngördüğü hiyerarşik toplum yapısını ve siyasi sistemi reddetmiştir.


#33

SORU:

Fransız Kurucu Meclisi’nde kabul edilen ilk yasa hangisidir?


CEVAP:

Devlet ve toplum ilişkilerinin en önemli unsuru olan vergi yasası, Fransız Kurucu Meclisi’nde kabul edilen ilk yasadır. Bu bağlamda Kurucu Meclis, siyasal iktidarın sahip olduğu en önemli ayrıcalıklardan biri olan vergilendirme usulünü belirleyerek Fransa’daki tek meşru hükümet olduğunu ilan etmiştir.


#34

SORU:

Yeni bir anayasanın yazımı hangi tarihte kim tarafından üstlenilmiştir?


CEVAP:

7 Temmuz 1789’da yeni bir anayasanın yazımı için bir komisyon kuran Kurucu Meclis kendisini kurucu milli meclis olarak ilan etti. Hukuken devrim ilkeleri hayata geçmeye başlarken kral ve aristokrasi üçüncü sınıfı tekrar itaat altına almak için çabalamaya başlamıştı.


#35

SORU:

14 Temmuz 1789’da, halkı harekete geçiren etmenler nelerdir?


CEVAP:

14 Temmuz 1789’da, enflasyon ve vergiler altında ezilen, kıtlıklar dolayısıyla açlığa terkedilen kızgın halk kitleleri silahlanarak, eski rejimin simgesi olan ve siyasi mahkumların tutulduğu Paris’teki Bastille Hapishanesi’ne doğru yürüyüşe geçti. Hapishanenin ele geçirilmesinden sonra bir kez daha geri adım atan XVI. Louis yeni atadığı bakanları görevden almak zorunda kalmıştı.


#36

SORU:

Feodal Düzenin Kaldırılması ve İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ne zaman olmuştur?


CEVAP:

4 Ağustos 1789’da feodal düzenin kaldırılması kararı, İhtilal’in doğal sonucu gibi görünse de taşrada süregiden isyanları sona erdirme amacına da hizmet etmekteydi. Söz konusu kararnameyle aristokratlar tüm feodal haklarını kaybederken ruhban tarafından toplanan Kilise Vergisi kaldırılıyordu.
Kanunlar önünde eşitliği, herkesten eşit vergi alınmasını, devlet memuriyetlerine, sınıfına bakılmaksızın herkesin liyakat esasına göre atanmasını, rüşvetin kaldırılmasını ve son olarak inanç özgürlüğünü öngören kararname sadece bir kaç saat içerisinde kabul edilmişti. 26 Ağustos 1789’da ilan edilen İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ise A.B.D.’nin kurucu önderlerinden Thomas Jefferson’ın (1743-1826) fikirlerinin Fransız İhtilali’ndeki etkisini ortaya koyuyordu. Yeni Fransız anayasasının taslağı olarak da görülebilecek bu bildiri, yeni dönemin kamu hukuku ilkelerini belirliyor ve feodal hukukun tüm ayrıcalıklarını tarihin sayfaları arasına gömüyordu.


#37

SORU:

Yeni Fransız anayasasının taslağı olarak kabul edilen İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisinin tanıdığı ayrıcalıklar nelerdir?


CEVAP:

Yeni Fransız anayasasının taslağı olarak da görülebilecek bu bildiri, İnsanların, sahip oldukları haklar yönünden özgür ve eşit doğup yasadıklarını belirten bildiri devletin, vatandaşlarının özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve baskıya karşı direnme gibi haklarını korumakla yükümlü olduğunu ilan ediyordu.
Egemenliği kayıtsız şartsız millete veren İnsan Hakları Bildirisi, özgürlüğü başkasına zarar vermeyecek her şeyi yapabilmek olarak tanımlıyordu. Yasanın yasaklamadığı hiçbir şeyin engellenemeyeceği ve hiç kimsenin yasanın emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamayacağı kuralının altını çizen bildiri aynı zamanda yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin de birbirinden ayrılmasını öngörmekteydi. 


#38

SORU:

13 Şubat 1790’da tarikatların kaldırılması, neyi göstermekteydi?


CEVAP:

13 Şubat 1790’da tarikatların kaldırılması, aristokrasi gibi ruhbanın da ülke yönetimindeki etkilerinin kırıldığını gösteriyordu. Din adamlarını devlet memurlarına dönüştüren medeni ruhban yasasının (Constitution civile du clerğé) 12 Temmuz 1790’da çıkartılması ile Fransa sınırları içinde Katolik Kilisesi’nin neredeyse hiçbir hükmü kalmamıştı. 


#39

SORU:

Pillnitz Bildirisi adıyla anılan deklarasyonu kim yayınladı?


CEVAP:

Fransız İhtilali’ne karşı Avrupa’da da ciddi bir tehdit yükseliyordu. Dresden yakınlarındaki Pillnitz Şatosu’nda bir araya gelen XVI. Louis’nin kardeşi Kont d’Artois, Fransa kraliçesi Marie Antoinette’nin ağabeyi Habsburğ Imparatoru II. Leopold ve Prusya kralı II. Friedrich Wilhelm, 27 Ağustos 1791’de Pillnitz Bildirisi adıyla anılan deklarasyonu yayınladı. Fransa tacının ve halkının çıkarlarına uygun bir hükümetin kurulması imkanlarını XVI. Louis’ye vermek için bir araya geldiklerini belirten imzacılar, Fransa Kralı’nın durumunun Avrupa’daki tüm hükümdarları ilgilendirdiğinin altını çiziyordu. Pillnitz görüşmeleri Fransa’daki yeni rejim için açık bir tehdit niteliğindeydi.


#40

SORU:

1789 İhtilali’ni gerçekleştirenler ve Fransız toplumunun önemli bir kısmı hangi rejimden yanaydı?


CEVAP:

1789 İhtilali’ni gerçekleştirenler ve Fransız toplumunun önemli bir kısmı cumhuriyet idaresinden ziyade kralın iktidarının, ulusun temsilcileri tarafından sınırlandırıldığı meşruti bir rejimden yanaydı. 1791 anayasasında belirlenen bu meşruti rejim ancak bir sene varlığını sürdürecekti.


#41

SORU:

1791 anayasasında göze çarpan önemli maddeler hangileridir?


CEVAP:

Feodal yapıyı ve bu yapının temelini oluşturan kurumları yıkan 1791 anayasası ile toplumsal tabakalar arasındaki ayrıcalıklar, soyluluk unvanları, irsî yargı sistemi, memuriyetlerin alınıp satılması ya da mirasla devredilmesi kaldırılıyordu. Bölünemez bir bütün olarak düşünülen ulusun hiçbir ferdi için artık ayrıcalık yoktu. Çünkü anayasaya göre halka ait olan siyasi egemenlik; tektir, bölünemez, devredilemez, zaman asımı ile kaybedilemez. 


#42

SORU:

1791 Anayasa’sı, siyasi katılım konusunda hangi sınırlamalar getirmekteydi?


CEVAP:

1791 Anayasa’sı, siyasi katılım konusunda bazı sınırlamalar getirmekteydi. Nitekim genel iradenin yansıması olan egemenliğe katılım, bir başka ifadeyle oy hakkına sahip olabilmek için vatandasın belirli bir miktar vergi vermesi gerekliydi. Seçmen olabilmek için öngörülen vergi miktarı oldukça düşük tutulmuş olsa da Fransız ulusunun yaklaşık dörtte biri anayasa gereği seçmen olamayacaktı. Yasama ve yürütme organları arasında katı bir kuvvetler ayrılığına giden 1791 anayasasına göre veto yetkisine sahip olan Kral, yürütme organını oluşturan bakanları da seçme hakkını elinde bulunduruyordu. İlerleyen süreçte Kral’ın bu yetkileri aktif bir biçimde kullanması siyasi krizi derinleştiren bir etki yaratacaktı.


#43

SORU:

Ulusal Konvansiyon Meclisi ne zaman kurulmuş ve hangi önemli kararları almıştır?


CEVAP:

Öncekilere nazaran çok daha eşitlikçi bir sistemin uygulandığı, 2-6 Eylül 1792 tarihlerinde yapılan seçimlerin ardından oluşan tek kabineli Ulusal Konvansiyon Meclisi’nde toplam 749 milletvekili bulunuyordu. 20/21 Eylül 1792’de toplanan Ulusal Konvansiyon Meclisi’nin ilk kararı monarşinin kaldırılarak cumhuriyetin ilanıdır.


#44

SORU:

26 Ekim 1795’e kadar varlığını sürdüren Ulusal Konvansiyon Meclisinin öncelikli olarak çözüm getirmesi gereken problemler nelerdir?


CEVAP:

26 Ekim 1795’e kadar varlığını sürdüren Ulusal Konvansiyon Meclisi, Fransa’nın en sıkıntılı döneminde görev yapmıştır. Avrupa’da artan ihtilal karşıtlığı ve dış tehdidin savuşturulması, ekonomik krizin asılması, ülke içindeki karışıklıklara ve isyanlara son verilmesi meclisin çözüm üretmesi gereken temel problemlerdi.


#45

SORU:

Meclise hakim olan siyasi gruplar kimlerdir?


CEVAP:

Meclise hakim olan iki siyasi grup;

  • Girondinler ve
  • Montagnardlar’dır (Dağlılar).

Girondinler, isimlerini güney-batı Fransa’nın Girond bölgesinden alıyorlardı. Girondinler, sırtlarını daha çok küçük burjuvaziye, zanaatkarlara ve daha önceki seçim sistemi dolayısıyla oy kullanma hakkına sahip olmayan yurttaşlara dayıyorlardı. Girondinlere nazaran daha radikal fikirlere sahip Montagnardlar (Dağlılar) da neredeyse aynı sosyal tabandan besleniyorlar ve pek çok konuda Girondilerle aynı fikirleri paylaşıyorlardı.


#46

SORU:

Meclis’te bulunan her iki grup içinde de temsilcilere sahip olan Jakoben Kulübü üyelerinin hedefleri nelerdi?


CEVAP:

Meclis’te bulunan her iki grup içinde de temsilcilere sahip olan ve bu sırada siyasi bir dönüşüm geçirmekte olan Jakoben Kulübü üyeleri de İhtilal Savaşları’nın haklılığına ve cumhuriyete inanmaktaydı. Buna karşın Jakobenler, ezilen halkın çıkarlarına daha fazla ilgi gösterip Fransa’daki siyasi gelenekleri radikal bir biçimde tamamıyla ortadan kaldırmayı hedefliyordu. Konvansiyon Meclisi’nde bulunan iki siyasi grubun ortadan kaldırılması da zaman içerisinde bu hedeflere dahil edilecekti.


#47

SORU:

Jakobenlerin siyasete daha fazla ilgi göstermelerine ve radikalleşmelerine hangi olaylar sebep olmuştur?


CEVAP:

Konvansiyon Meclisi’nde bulunan iki siyasi grubun ortadan kaldırılması da zaman içerisinde bu hedeflere dahil edilecekti. Bu bağlamda şehirlerin sahip olduğu eski feodal haklara değinen Girodinler, federal bir idari sistemle Fransa’nın yönetilmesini savunuyorlardı. Montagnardların bu problem karşısında aldıkları tavır oldukça sertti.  Ülkede federatif bir yapı kurulmasını isteyen Girondinleri, Fransa’yı bölmek ve parçalamakla suçlayan Montagnardlar çok daha merkeziyetçi bir idari sistemden yanaydı. Girondilerin, Montagnardlara karşı geliştirdikleri temel iddia diktatörlük suçlamasıyla ifadesini buluyordu. Bu tartışmalar, popüler bir kulüp olarak kurulmuş olan Jakobenlerin siyasete daha fazla ilgi göstermelerine ve radikalleşmelerine sebep oldu.


#48

SORU:

1792 yazındaki Chouannerie İsyanı’nı başlamasının sebebi nedir?


CEVAP:

Fransa’daki ruhban sınıfının Katolik Kilisesi ile bağlarının kopartılmasına tepki olarak Batı Fransa eyaletlerinde 1792 Chouannerie İsyanını başlatmıştır.


#49

SORU:

Kamu Selameti Komitesi ile Genel Güvenlik Komitesi ne zaman hangi amaçla kurulmuştur?


CEVAP:

Muhalefeti kontrol altına almak için Mart-Nisan 1793’te Konvansiyon Meclisi’nde kurulan Kamu Selameti Komitesi ile Genel Güvenlik Komitesi ve İhtilale karşı işlenen suçları yargılamak üzere oluşturulan İhtilal Mahkemeleri, rejimin daha da sertleşeceğine işaret etmekteydi. Ayrıca zorunlu askerlik uygulamasının yürürlüğe sokulacağına dair söylentiler taşradaki isyanları daha da alevlendirmişti.


#50

SORU:

Fransa’daki birinci cumhuriyet ve anayasa ne zaman kabul edilmiştir?


CEVAP:

Fransa kendisine yönelen dış tehdidi yok ettikten sonra uygulanması düşünülen bu anayasa 24 Haziran 1793’te yapılan halk oylaması ile kabul edilmiştir. Bu bağlamda Montagnardlar anayasası olarak bilinen 1793 anayasası fiilen hiç bir zaman yürürlüğe girmeyecekti. Ancak İhtilal’in bundan sonraki seyrine ışık tutması ve Fransa siyasetini şekillendiren ilkelere sahip olması bakımından büyük bir öneme sahipti. Federal bir idare isteyenlere karşı yönetimde merkeziyetçilik tarafları olanların zaferini ilan eden bu anayasanın ilk maddesi “Fransa Cumhuriyeti bir bütündür ve bölünemez”dir. Anayasanın öngördüğü genel oy ilkesiyle birlikte Fransa, siyasal haklar konusunda mal varlığı ve servet koşulundan uzaklaşıyordu.


#51

SORU:

Konvansiyon Meclisi’nin tüm kurumsal yetkileri hangi tarihte komitelere devredilmiştir?


CEVAP:

4 Aralık 1793’te Konvansiyon Meclisi’nin tüm kurumsal yetkilerinin komitelere devretti. Söz konusu komitelerden en önemlisi Kamu Selameti Komitesi’ydi. İhtilal’in iç ve dış düşmanlarına karşı kurulmuş olan Kamu Selameti Komitesi devletin sahip olduğu neredeyse tüm yetkileri eline almıştı. Ancak resmi olarak bir başkanı bulunmayan komite içerisinde bütün yetkiler tek bir kişide, Jakoben Kulübü’nün radikal bir üyesi olan Maximillien Robespirre’de (1758-1794) toplanmaktaydı. Teoride her ay üyeleri değişmesi gereken komite, aldığı tüm kararları Konvansiyon Meclisi’ne onaylatmak durumunda olduğundan meclise tabiydi. Ancak uygulamada Kamu Selameti Komitesi’nin üyeleri her ay bir değişikliğe gidilmeden yeniden seçiliyor ve komitenin aldığı kararlar mecliste tartışılmadan onaylanıyordu. Bütün bunlara rağmen Kamu Selameti Komitesi içerisinde iktidarın şekillendirilmesinde rol oynayan farklı gruplar bulunmaktaydı.


#52

SORU:

Diktatörlükle sonuçlanan 1793 anayasasına tepki olarak Konvansiyon Meclisi’nin hazırladığı yeni anayasa ne zaman yürürlüğe konuldu?


CEVAP:

Paris’teki isyan girişimlerinin bastırılıp muhalefetin kontrol altına alınmasının ardından Konvansiyon Meclisi on bir kişiden oluşan anayasa yazım komisyonunu seçti. 23 Haziran 1795’te çalışmalarını tamamlayan komisyonun hazırladığı anayasa 22 Ağustos 1795’te Konvansiyon Meclisi tarafından kabul edildi.


#53

SORU:

1795 anayasasında öne çıkan maddeler hangileridir?


CEVAP:

1795 anayasası eşitlik ilkesini medeni haklarla sınırlandırmaktaydı. İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ne eklenen “ödevler bildirisi” bu bağlamda dikkat çekicidir. İnsanların kendilerine yapılmamasını istedikleri şeyleri başkalarına yapmamaları, yasaları çiğneyen kişilerin topluma savaş açmış oldukları, sosyal düzenin mülkiyetin korunmasına dayandığı gibi maddeler ödevler bildirisinin temel ilkeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. 1795 anayasası iki dereceli bir seçimi öngörmekteydi. İki meclisli bir yasama organı öngören 1795 anayasasına göre yasaları “Beş yüzler Meclisi” yapacak ve bu yasalar iki yüz elli kişiden oluşan “Yaşlılar Meclisi”nin onayından sonra yürürlüğe girecekti.


#54

SORU:

1795 anayasasında Yürütme gücünün kullanımı kime verilmiştir?


CEVAP:

Yürütme gücünün kullanımı ise Direktuar’a devredilmiştir. Beş yüzler Meclisi’nin önerdiği on kişi arasından, Yaslılar Meclisi’nin seçtiği beş kişiden oluşması öngörülen Direktuar, seçtiği bakanlar eliyle ülkeyi yönetecekti.


#55

SORU:

“Eşitlerin Komplosu” hareketinin gerçekleşmesini sağlayan koşullar nelerdir?


CEVAP:

Hükümet biçiminin değişmesi ülkenin mevcut durumunun bir anda düzelmesi ve insanların refaha kavuşması anlamına gelmiyordu. Süregiden ekonomik kriz 1795’teki kötü hasatla birleşmiş ve Fransız maliyesini iflasın eşiğine getirmişti. Muhalif kulüpleri ve gazeteleri kapatmaktan başka bir şey yapamayan hükümete karşı gelişen hareketi örgütleyen, radikal fikirlere sahip Babeuf (1760-1797) oldu. “Eşitlerin Komplosu” adıyla bilinen ve ortak mülkiyeti gerçekleştirmeye yönelik hareket 9-10 Eylül 1796’da yapılan bir operasyonla son buldu. Paris’te İhtilal’in geleceğini şekillendirmek üzere düzenlenen komplolar şiddetle bastırılırken İhtilal’e karşı Fransa genelinde yükselen muhalefet de benzer bir biçimde şiddetle kontrol altına alınmaya çalışılıyordu.


#56

SORU:

Avrupa’nın güçlü monarşilerinden hangileri Fransa 1789’da İhtilal’le sarsıldığında seyirci kalmayı seçmiştir?


CEVAP:

Fransa 1789’da İhtilal’le sarsıldığında Avrupa’nın güçlü monarşileri derin bir sessizlik içer isindeydi. Adasına çekilmiş olan İngilizlerin yanı sıra İspanya, Prusya ve Kuzey Avrupa devletleri İhtilal’in nasıl gelişeceğini görmek istiyorlardı. Avusturya ve Rusya gibi doğu Avrupa’nın iki büyük gücü ise Osmanlı İmparatorluğu ile harp halindeydi.


#57

SORU:

Avrupa da İhtilal Harpleri hangi tarihler arasında sürmüştür?


CEVAP:

İhtilal Harpleri: 20 Nisan 1792 tarihinde başlayan Birinci Koalisyon Harbi’nde Fransa, 1797’de imzalanan Campo Formio Antlaşması’na kadar Avusturya, İngiltere, İspanya, Portekiz, Hollanda, Napoli, Sardunya ve Sicilya ile savaşmıştır. 1798’de başlayan İkinci Koalisyon Savaşı’nda Fransa, Danimarka, Norveç, İspanya ve Helvetya (İsviçre)’dan oluşan İhtilal bloku, Avusturya, İngiltere, Rusya, Portekiz, Toskana, Malta ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan oluşan koalisyona karşı mücadele etmiştir. Amiens Antlaşması (1802) sadece İkinci Koalisyon Savaşı’nı değil, aynı zamanda İhtilal Harpleri olarak bilinen süreci de sona erdirmiştir.


#58

SORU:

Fransa’ya karşı hangi ülkeler ikinci koalisyon kurmuşlardır?


CEVAP:

Fransa’ya karşı İngiltere, Avusturya, Rusya, Osmanlı İmparatorluğu, Portekiz ve Napoli’nin oluşturduğu ikinci koalisyon ülkenin sınırlarını tehdit eder bir hale gelmişti.


#59

SORU:

Ülkeyi idare etmesi beklenen Direktuar’ın önemli isimleri var olan siyasi ortamda ne gibi değişiklik yapma düşüncelerini öne sürmüşlerdir?


CEVAP:

Direktuar’ın önemli isimlerinden birisi olan Sieyés, bu durumun asılabilmesi için daha güçlü bir idarenin is başına gelmesi gerektiğini düşünmekte ve General Joubert’e (1769-1799) bir darbe yaparak Direktuar’ı ve 1795 anayasasını ortadan kaldırmayı önermekteydi. Ancak General Joubert’in Ağustos 1799’da Rus ordularına karşı yapılan Novi Muharebesi’nde ölmesi ve Napoleon’un Fransa’ya dönmüş olması Sieyés’in planlarını değiştirdi. General Joubert’in yerini alan Napoleon 9 Kasım 1799’da yaptığı darbeyle yönetimi ele geçirdi. Dolayısıyla kaleme aldığı bildiriyle İhtilal ateşini yakan Sieyés, aynı zamanda İhtilal devrini kapatan ve Napoleon diktatörlüğünü hazırlayan kişilerden birisidir.


#60

SORU:

1799 anayasası, neyi öngörmekteydi?


CEVAP:

1799 anayasası, cumhuriyet rejimi görüntüsü altında fiilen diktatoryal bir sistemi öngörmekteydi. Yeni anayasaya göre seçmenler “güven duydukları kişilerin listesini” hazırlayacaklar ve Napoleon’a bağlı olan senato bu listelerden uygun gördüğü kişileri yasama meclisine seçecekti. Bunun da ötesinde dört farklı meclisin bulunduğu 1799 anayasası yasama gücünü paramparça ederek tüm iktidarı birinci konsülün elinde topluyordu.
On yıl için Birinci Konsül olarak seçilen Napoleon Bonaparte geniş yetkilere sahipti ve yürütme gücüne hükmetmekteydi. Sieyés ve Roger Ducos (1747-1816) ise ikinci ve üçüncü konsül olarak görev yapsalar da fiilen hiç bir yetkiye sahip değillerdi. Devrin Fransız vatandaşlarının “anayasada ne var?” sorusuna verdikleri “Bonaparte var” cevabı aslında yeni idari sistemin özünü yansıtmaktaydı. Hak ve özgürlüklerle ilgili bir bölümün bulunmadığı 1799 anayasasının öngördüğü bu sistem Napoleon’un iktidardan düşüş tarihi olan 1814’e kadar yürürlükte kalacaktı.


#61

SORU:

Napoleon devri Fransız tarihinde nasıl bir öneme sahipti?


CEVAP:

Napoleon devri Fransız tarihinde devletin yeniden yapılandırılması açısından da büyük bir öneme sahiptir. Zamanının büyük bir kısmını savaşlar sebebiyle dış ilişkilere ayırmasına rağmen Napoleon, İhtilal Savaşları’nı sona erdiren Lunéville (1801) ve Amiens (1802) antlaşmalarının ardından reform programını yürürlüğe koydu. Jakobenlerle düşünsel ilişkileri dolayısıyla merkeziyetçi bir Fransa Devleti kurmayı planlayan Napoleon, idari sistemi tamamıyla yeniden düzenleme yoluna gitmiştir. 

Bugün Fransa’da halen kullanılan;

  • Vilayet (Départment) ve
  • İlçe (Arrondissement) sistemi Napoleon tarafından yürürlüğe konulmuştur.

#62

SORU:

Napoleon Savaşları olarak isimlendirilen savaşlar hangi tarihlerde gerçekleşmiş sonuçları ne olmuştur?


CEVAP:

Napoleon Savaşları: Napoleon’a karşı beş koalisyon kurulmuştur. Napoleon Savaşları olarak bilinen bu süreçte kurulan Üçüncü Koalisyon 1803-1806 yılları arasındadır ve Fransa’nın zaferlerinin ardından Pressburg Antlaşması (1806) ile dağılmıştır. 1806-1807 tarihleri arasındaki Dördüncü Koalisyon’da da müttefikler yine yenilmişlerdir. Schönbrunn Antlaşması’yla (1809) dağılan Besinci Koalisyon’a da üstünlük kuran Napoleon’a karşı oluşturulan Altıncı Koalisyon (1812-1814) nihayet müttefiklerin zaferiyle son buldu. 1815’te sürgünden dönerek koalisyon güçlerine bir kez daha savaş açan Napoleon’a karşı Yedinci Koalisyon 1815’te kurulmuş ve bu da müttefiklerin zaferiyle sonuçlanmıştır


#63

SORU:

Napoleon’un düşüşünden sonra iktidara gelen geçici hükümetin hazırladığı anayasa hangi tarihte kabul edildi?


CEVAP:

5 Nisan 1814’te senatoya sunulan anayasa tasarısı kabul edildi. Ancak yurt dışında bulunan XVIII. Louis’nin Fransız tahtına çağırılması, ulusal egemenlik ilkesini öngören anayasa taslağında bazı önemli değişiklikler yapılmasını gündeme getirecektir. Bu konudaki düzenlemeyi de içeren yeni anayasa taslağı 4 Haziran 1814’te yürürlüğe girdi.


#64

SORU:

1814 Anayasası önceki anayasalardan hangi yönlerden farklıdır?


CEVAP:

1814 Anayasası, İhtilal öncesi düzenin yeniden hayata geçirilmesi ile İhtilal’in getirdiği yeniliklerin sürdürülmesi eğilimlerini uzlaştırmaya çalışan bir metin olarak karşımıza çıkmaktadır. Anayasa ile sınırlandırılmış meşruti bir sistemi öngören yeni anayasada ulusal egemenlik ilkesine yer verilmemektedir. Temel hak ve özgürlükleri, kralın tebaasına yaptığı lütuflar olarak tanımlayan anayasa, aristokrasinin, İhtilal öncesinde sahip olduğu ayrıcalıkları güvence altına almaktadır. Oy kullanmak dahil olmak üzere siyasi hakları yüksek vergi ödeme koşuluna bağlayan anayasa, kralı iki meclisten oluşan parlamenter sistemle sınırlandırmaktaydı. Yürütme gücünü krala veren 1814 Anayasası yumuşak bir kuvvetler ayrılığını öngörmektedir. Yeni anayasa, bu bakımdan yasama, yürütme ve yargı erklerinin kesin bir biçimde birbirinden ayrıldığı 1791 ve 1795 anayasalarından ya da erkleri mecliste veya imparatorda toplayan konvansiyon ve imparatorluk anayasalarından farklıdır.


#65

SORU:

Westphalia Antlaşması'nın Avrupa tarihi için önemi nedir?


CEVAP:

Otuz Yıl Savaşları’na son vermek için 1648’de imzalanan Westphalia Antlaşması’nın ardından, modern Avrupa devletler sistemi bu şartlar altında yavaş yavaş oluşmaya başlayacaktı. 1815-1914 yılları arasında klasik şeklini alacak olan bu sistem, birbirleriyle ilişki halinde olan fakat her bir üyenin kendi egemenliğini muhafaza edebildiği bir uluslararası ilişkiler ağını gündeme getiriyordu. Pek çok siyasi aktörün katılımıyla gerçekleştirilen Westphalia Antlaşması, bu ilişkiler ağının temel noktalarını oluşturacak kongrelerin de ilkiydi.


#66

SORU:

Fransız İhtilali öncesinde 18. yüzyılda uluslararası alana damgasını vuran beş büyük devleti sıralayınız.


CEVAP:

Avrupa’da çok sayıda siyasi yapı bulunuyor olsa da Fransız İhtilali öncesinde uluslararası alana damgasını vuran beş büyük güçten bahsetmek mümkündür: İngiltere, Fransa, Avusturya tarafından temsil edilen Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, Prusya ve Rusya.


#67

SORU:

18. yüzyılda Avrupa'da hakim yönetim anlayışını aristokrasi ve feodalizm ilişkileri bağlamında açıklayınız.


CEVAP:

18. yüzyıl süresince merkezi devlet organizasyonun artan bir biçimde, Fransa dahil Avrupa genelinde kendisini hissettirmesine rağmen feodal hukuk ve bunun üzerine inşa edilen sosyal ve siyasal düzen hâlâ yürürlükteydi. Siyasal iktidarın aristokratlar arasında paylaşıldığı feodal sistemde kral, idari piramidin tepesinde yeralan aristokrattı. Ülkedeki ekilebilir arazilerin önemli bir kısmına hükmeden aristokratlar feodal yükümlülüklerin kendilerine sağladığı büyük avantajlara sahiplerdi.


#68

SORU:

18. yüzyılda Fransa'da 3. sınıfı oluşturan halk kesimleri nelerdir?


CEVAP:

Aristokrasi ve ruhban sınıfı haricinde kalan, tıpkı diğer iki sınıf gibi türdeş bir yapıya sahip olmayan üçüncü sınıf içerisinde bankacılar, kıtalararası ticaret yapan tüccarlar ve büyük işletme sahipleri olduğu kadar, memur, doktor, avukat, öğretmen gibi küçük burjuvalar ve başta çiftçiler ve işçiler olmak üzere geniş halk kesimi de bulunmaktaydı. Dolayısıyla kentlerde yaşayan burjuvalar ve köylüler aynı sosyal sınıf içerisinde yer almaktaydı. 


#69

SORU:

Fransız İhtilali sırasında üçüncü sınıf tarafından benimsenen slogan nedir?


CEVAP:

Zaman içerisinde üçüncü sınıfın iktidarı ellerinde tutanlara karşı meydan okumasına dönüşecek bu hareket, kendisine slogan olarak “özgürlük, eşitlik, kardeşlik”i seçmiştir.


#70

SORU:

Fransız İhtilali'nin düşünsel altyapısını oluşturan fikir insanlarından Jean Jacques Rousseau'nun fikirlerinin Montesquieu ve Voltaire'den ayrılan noktası nedir? 


CEVAP:

Montesquieu ve Voltaire kralın ve aristokratların yönetimde bulunmaları konusunda her hangi bir itirazda bulunmaz. Söz konusu itiraz radikal bir şekilde halk egemenliği fikrini savunan Jean Jacques Rousseau’dan gelir.


#71

SORU:

Fransız İhtilali'ne zemin hazırlayan ekonomik koşulları açıklayınız.


CEVAP:

Fransa’daki mali kriz, 1785 senesinden itibaren gittikçe derinleşecekti. Bu tarihten, İhtilal’in başlangıcına kadar geçen dört yıllık sürede temel tüketim maddelerinin fiyatlarındaki artış %65 seviyesinde gerçekleşti. 1786-87-88 yıllarındaki kötü hasatlar ve ardından gelen kıtlıklar enflasyonun yükselişinde büyük bir öneme sahipti. Buğday hasatının düşük olması ise sıradan insanlar için en temel tüketim maddesi olan ekmeğin çok yüksek fiyatlarla satılmasına sebep olacaktı. Devrin şartları göz önünde bulundurulduğunda çok yüksek bir enflasyonla ve ard arda gelen kıtlıklarla karşı karşıya kalan üçüncü sınıf, büyük bir rahatsızlık içerisindeydi. “Krallığın birinci fırıncısı” ünvanını taşıyan, fakat halkına ekmek yediremediği için görevini yapamayan Fransa Kralı’nın artık neredeyse hiç bir meşruiyeti kalmamıştı.


#72

SORU:

26 Ağustos 1789’da ilan edilen İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nin içeriği hakkında bilgi veriniz.


CEVAP:

Yeni Fransız anayasasının taslağı olarak da görülebilecek bu bildiri, yeni dönemin kamu hukuku ilkelerini belirliyor ve feodal hukukun tüm ayrıcalıklarını tarihin sayfaları arasına gömüyordu. İnsanların, sahip oldukları haklar yönünden özgür ve eşit doğup yaşadıklarını belirten bildiri devletin, vatandaşlarının özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve baskıya karşı direnme gibi haklarını korumakla yükümlü olduğunu ilan ediyordu. Egemenliği kayıtsız, şartsız millete veren İnsan Hakları Bildirisi, özgürlüğü başkasına zarar vermeyecek her şeyi yapabilmek olarak tanımlıyordu. Yasanın yasaklamadığı hiç bir şeyin engellenemeyeceği ve hiç kimsenin yasanın emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamayacağı kuralının altını çizen bildiri aynı zamanda yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin de birbirinden ayrılmasını öngörmekteydi.


#73

SORU:

Fransız İhtilali sonrasında ruhban sınıfı hakkında alınan kararlar nelerdir?


CEVAP:

Rahip ve rahibelerin, manastırlara sadakat yeminleri feshedilmiştir, 13 Şubat 1790’da tarikatların kaldırılmasıyla aristokrasi gibi ruhbanın da ülke yönetimindeki etkileri kırılmıştır, 12 Temmuz 1790’da din adamlarını devlet memurlarına dönüştüren medeni ruhban yasasının (Constitution civile du
clergé) çıkartılması ile Fransa sınırları içerisinde Katolik Kilisesi’nin neredeyse hiç bir hükmü kalmamıştır.


#74

SORU:

26 Ekim 1795’e kadar varlığını sürdüren Ulusal Konvansiyon Meclisinin çözmek zorunda kaldığı temel problemler nelerdi?


CEVAP:

Avrupa’da artan İhtilal karşıtlığı ve dış tehdidin savuşturulması, ekonomik krizin aşılması, ülke içindeki karışıklıklara ve isyanlara son verilmesi meclisin çözüm üretmesi gereken temel problemlerdi. 20 Nisan 1792’de Fransa sınırlarına yığınak yapan Habsburglara karşı ilan edilen savaş meclisin gündemindeki ilk konuydu.


#75

SORU:

Rejimin daha da sertleşeceğine işaret eden ve Mart-Nisan 1793’te Konvansiyon Meclisi’nde kurulan kurumlar nelerdir?


CEVAP:

Kamu Selameti Komitesi, Genel Güvenlik Komitesi ve İhtilal Mahkemeleri.


#76

SORU:

Fransız İhtilalini gerçekleştiren grupları sayınız.


CEVAP:

Girondinler, Montagnardlar, Jakobenler.


#77

SORU:

24 Haziran 1793’de yapılan halk oylaması ile kabul edilen ve Montagnardlar anayasası olarak bilinen 1793 anayasası, kendisinden bir önceki 1791 anayasasından hangi yönleri ile ayrılmaktadır?


CEVAP:

Montagnardlar anayasası olarak bilinen 1793 anayasası fiilen hiç bir zaman yürürlüğe girmeyecekti. Ancak İhtilal’in bundan sonraki seyrine ışık tutması ve Fransa siyasetini şekillendiren ilkelere sahip olması bakımından büyük bir öneme sahipti. Federalist bir idare isteyenlere karşı yönetimde merkeziyetçilik taraftarı olanların zaferini ilan eden bu anayasanın ilk maddesi “Fransa Cumhuriyeti bir bütündür ve bölünemez”dir. Anayasanın öngördüğü genel oy ilkesiyle birlikte Fransa siyasal haklar konusunda mal varlığı ve servet koşulundan uzaklaşıyordu. Bu ilke 1791 anayasasını hazırlayan zihniyetten çok daha farklı bir bakış açısını göstermekteydi. 1793 anayasasının ilan edildiği devre göre oldukça ilerici bir diğer maddesi de basın özgürlüğünü düzenlemekteydi.


#78

SORU:

1795 anayasasının oluşturduğu meclis sistemini açıklayınız.


CEVAP:

İki meclisli bir yasama organı öngören 1795 anayasasına göre yasaları “Beşyüzler Meclisi” yapacak ve bu yasalar ikiyüz elli kişiden oluşan “Yaşlılar Meclisi”nin onayından sonra yürürlüğe girecekti. Yürütme gücünün kullanımı ise Direktuar’a devredilmiştir. Beşyüzler Meclisi’nin önerdiği on kişi arasından, Yaşlılar Meclisi’nin seçtiği beş kişiden oluşması öngörülen Direktuar, seçtiği bakanlar eliyle ülkeyi yönetecekti.


#79

SORU:

İhtilal harplerinin ortaya çıkışında etkili olan nedenler nelerdir?


CEVAP:

İhtilal ruhunun kısa süre içerisinde Avusturya’nın egemenlik sahasında yayılmaya başlaması ve Fransa hanedanı ile Avusturya hanedanı arasındaki akrabalık ilişkisi ilk tepkinin Viyana’dan yükselmesine sebep olacaktı. İhtilal’in ardından Fransa’yı terk eden göçmen aristokratların, Almanya’nın Coblenz şehrinde toplanmaları Prusya’nın, Fransa’dan yükselen isyan seslerine kulak kabartmasına yol açmıştı. Ayrıca İhtilal’in beraberinde getirdiği milli irade düşüncesi, özel olarak Prusya’nın Fransa sınırındaki topraklarını ve genel olarak da Avrupa’daki uluslararası sistemi tehdit etmeye başlamıştı. Nitekim Prusya sınırları içerisinde kalan Alsace’ın çoğunluğu Fransız’dı ve burada yaşayanlar 1790 Ekim ayında ayaklanarak “milli irade”lerini İhtilal rejimine katılma yönünde açıklamıştı. İhtilal hükümetinin Avrupa’ya rejim ihraç etmeye çalışması da Avrupa’nın monarşist başkentlerini hareketlendiren gelişmeler arasındaydı.


#80

SORU:

Birinci Koalisyon olarak isimlendirilen ve Fransa'ya karşı savaşan blok hangi ülkelerden oluşmaktaydı?


CEVAP:

Avusturya, İngiltere, İspanya, Portekiz, Hollanda, Napoli, Sardunya ve Sicilya.


#81

SORU:

İhtilal harpleri olarak bilinen süreç hangi anlaşma ile sona ermiştir?


CEVAP:

Amiens Antlaşması (1802) İhtilal Harpleri olarak bilinen süreci sona erdirmiştir.


#82

SORU:

1799 anayasası ile birlikte Birinci Konsül seçilen Napoleon Bonapart'a hangi yetkiler tanınmıştır?


CEVAP:

Yeni anayasaya göre seçmenler “güven duydukları kişilerin listesini” hazırlayacaklar ve Napoleon’a bağlı olan senato bu listelerden uygun gördüğü kişileri yasama meclisine seçecekti. Bunun da ötesinde dört farklı meclisin bulunduğu 1799 anayasası yasama gücünü paramparça ederek tüm iktidarı birinci konsülün elinde topluyordu. On yıl için Birinci Konsül olarak seçilen Napoleon Bonaparte geniş yetkilere sahipti ve yürütme gücüne hükmetmekteydi.


#83

SORU:

Napoleon Bonapart'ın gerçekleştirdiği reformlar nelerdir?


CEVAP:

Bugün Fransa’da halen kullanılan vilayet (Départment) ve ilçe (Arrondissement) sistemi Napoleon tarafından yürürlüğe konulmuştur. Yargı sistemine de el atan Napoleon yargıçların halk tarafından seçilmesini öngören uygulamayı kaldırarak, atanma sistemini getirmiştir. Napoleon bugünkü Fransız Merkez Bankası’nı (Banque de France) kurmuş ve para basma tekelini bu bankaya vermiştir. Fransız eğitim sistemini de yeniden
düzenleyerek orta öğretim kurumlarının yönetimini devlete vermiş ve bugün “lise” olarak bildiğimiz okulları kurmuştur. İlk Fransız Medenş Kanunu'nu ve Medeni Ruhban Yasası'nı yürürlüğe koymuştur.


#84

SORU:

Napoleon Bonapart'ın düşüşünden sonra yeniden yürürlüğe konan 1814 anayasasının önemi nedir?


CEVAP:

1814 Anayasası, İhtilal öncesi düzenin yeniden hayata geçirilmesi ile İhtilal’in getirdiği yeniliklerin sürdürülmesi eğilimlerini uzlaştırmaya
çalışan bir metin olarak karşımıza çıkmaktadır. Anayasa ile sınırlandırılmış meşruti bir sistemi öngören yeni anayasada ulusal egemenlik ilkesine yer verilmemektedir. Temel hak ve özgürlükleri, kralın tebaasına yaptığı lütuflar olarak tanımlayan anayasa, aristokrasinin, İhtilal öncesinde sahip olduğu ayrıcalıkları güvence altına almaktadır. Oy kullanmak dahil olmak üzere siyasi hakları yüksek vergi ödeme koşuluna bağlayan anayasa, kralı iki meclisten oluşan parlementer sistemle sınırlandırmaktaydı. Yürütme gücünü krala veren 1814 Anayasası yumuşak bir kuvvetler ayrılığını öngörmektedir. Yeni anayasa, bu bakımdan yasama, yürütme ve yargı erklerinin sert bir biçimde birbirinden ayrıldığı 1791 ve 1795 anayasalarından ya da erkleri mecliste veya imparatorda toplayan konvansiyon ve imparatorluk anayasalarından farklıdır.