YÖRESEL MUTFAKLAR Dersi Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Yöresel Mutfağı soru detayı:

PAYLAŞ:

SORU:

Güneydoğu Anadolu Bölgesi ne zamandan beri ve
hangi uygarlıklar tarafından bir yerleşim yeri olarak
kullanılmaktadır?


CEVAP:

Dokuz farklı ile sahip bölge uzun bir tarihi
geçmişe sahiptir. Adıyaman, tarihte bilinen en eski
yerleşim yerlerinden birdir. Adıyaman Palanlı
Mağarası’nda yapılan incelemelerde kent tarihînin MÖ
4000 yıllarına kadar uzandığı anlaşılmıştır. Yine SamsatŞehremuz
Tepe’deki tarihî bulgulardan MÖ 7000 yılına
kadar Paleolitik, MÖ 5000 yıllarına kadar Neolitik, MÖ
3000 yıllarına kadar Kalkolitik ve MÖ 3000-1200 yıllar
arasında da Tunç Çağı’nın yaşandığı anlaşılmıştır. Uzun
bir tarihi geçmişe sahip şehirde, Hititler, Mitanniler,
Frigler ve Romalılar yaşamıştır.
Diyarbakır ve çevresindeki mağaralarda yapılan arkeolojik
çalışmalardan, buralarda Yontma Taş ve Mezolitik
devirlerde yerleşim olduğu sonucuna varılmıştır. İlin
önemli tarihî ve arkeolojik değerleri; Çayönü Yerleşmesi,
Diyarbakır Surları, Asur Krallarına ait çivi yazılı kitabeler
bulunan Birkleyn Mağaraları, 349 yılında Roma
İmparatoru II. Constantin zamanında yaptırılan Ulu Camii,
Bizans Dönemi’ne ait mihrabı olan ve günümüzde hâlâ
kullanılan Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi,
Ermenilere ait olduğu bilinen Gotik tarzda inşa edilmiş
Surp Giragos Kilisesi’dir.
Gaziantep (Ayıntap), Paleolitik Çağ’a kadar uzanan
zengin bir kültürel mirasa sahip olan ve Asurlular, Persler,
Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler ve Selçuklular gibi
güçlerin hâkimiyetine tanıklık etmiş olan Gaziantep’te
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde inşa edilmiş olan çok
sayıda cami, han, hamam ve medrese bulunmaktadır.
Gaziantep ilinin önemli tarihî ve arkeolojik değerleri ise
şöyle sıralanabilir: Tılbaşar Höyüğü, Karkamış Harabeleri,
Tilmen Höyük, Ömeriye Camii, Kendirli Kilisesi, Nizip
Fevkani Kilisesi, Yesemek Açık Hava Müzesi, Rumkale,
Tuz Hanı, Şire Hanı, Tütün Hanı, Hışva Hanı, Mecidiye
Hanı.
Mardin; mimari, etnografik, arkeolojik, tarihî ve görsel
değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren
güneydoğunun güzel kentlerinden biridir. Mardin farklı
dini inanışlar ve sanatsal açıdan değeri olan camiler,
türbeler, kiliseler, manastırlar vb. dinî eserler
barındırmaktadır. İlin tarihi ve arkeolojik değerlerine,
Dara Kalesi ve Harabeleri, Gırnavaz Höyüğü, Reyhaniye
Cami, Mor Benham Kilisesi, Mor Yakup Kilisesi, Mor
Gabriel Kilsesi, Surp Kevork Kilisesi, Deyr-ül Zafaran
Manastırı’dır.
Siirt (Keert) şehri, Hurri-Mittanni, Urartu, Med, Büyük
İskender, Selevkos Part, Arap, Bizans, Selçuklu, Moğol,
Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi dönemini yaşamış,
Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı egemenliğine
alınmıştır. Coğrafî konum olarak Anadolu ve
Mezopotamya’nın kesiştiği bölgenin yüksek kısımlarında
kurulan Siirt’te yapılan araştırmalarda Cilalı Tas, Bakır,
Tunç ve Hellenistik, Roma, Bizans ve İslâm dönemleri ile
Yakın Çağ’a uzanan dönemlere ait buluntular ortaya
çıkarılmıştır. Hz. Veysel Karani Türbesi, Hz. İbrahim
Hakkı Türbesi, Asakir Camii, Derzin Kalesi, Oymakılıç
Köprüsü, Türbe Höyük, Mir Yakup Manastırı ilin tarihi ve
arkeolojik değerleridir. Urfa’nın tarihî MÖ 10000’e, Neolitik döneme kadar
uzanmaktadır. Ebla, Akkad, Sümer, Babil, Hitit, HurriMitanni,
Arami, Asur, Pers, Makedonya, Roma, Bizans
gibi uygarlıkların egemenliklerini yaşayan Urfa, 639’dan
sonra İslamiyet’le tanışmıştır. 1094 yılında Selçuklu
topraklarına dâhil olan şehir, 1098’de Haçlı Kontluğu
idaresine girmiştir. Eyyubi, Memluk, Türkmen aşiretleri,
Timur Devleti, Akkoyunlular, Dulkadir Beyliği, Safeviler
iktidarlığını gören Urfa, 1516’da Osmanlı Devleti sınırları
içine dâhil edilmiştir. İlk olarak Diyarbakır Eyaleti’ne,
ardından da 1876’da Halep Vilayetine bağlanmıştır.
1916’da bağımsız bir sancak olmuştur. Urfa, 1919 yılında
önce İngilizler, daha sonra da Fransızlar tarafından işgal
edilmiştir. 1920’de millî mücadelesini vererek işgalden
kurtarılmış, 1924’de il olmuştur. Göbeklitepe Tapınağı,
Ulu Camii, Hz. Elyesa Türbesi, Antik Edessa Kenti,
Meryem Ana Kilisesi, Halil-ür Rahman Camii, Rızvaniye
Camii, Deyr Yakup ve özgün Harran Evleri şehrin
arkeolojik ve tarihi değerleridir.
Kilis kentinde bilinen en eski uygarlık Halep Krallığı’dır.
Hitilerin en önemli kentlerinden biri olmuş ve sırasıyla
Asur, Med, Pers, Makedon, Seleukos, Roma, Bizans,
Arap, Selçuklu ve Osmanlı gibi kültürlere ev sahipliği
yapmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük
höyüğü olan Oylum Höyük, Kulsürün Höyük, Leylit
Höyük, Yavuzlu Höyük, Sinnap Höyük, Belentepe Höyük,
Çörten Höyük, Ağcakent Örenyeri, Kurukastel Örenyeri,
Hitit yapısı olan Ravanda Kalesi Kilis’te bulunmaktadır.
Şırnak tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği
yapmış illerden biridir. Şırnak ve çevresinde yapılan
kazılarda Neolitik, Kalkolitik, İlk Tunç, Helenistik, Roma,
Bizans, İslam ve Yakınçağ dönemlerine ait olduğu
belirlenen çanak çömlekler ortaya çıkartılmıştır. Finik
Örenyeri, Babil Örenyeri, Cizre Ulu Camii, Dirheler,
Meryem Ana Kilisesi, Cizre Surları ilin tarihi ve
arkeolojik değerleridir.