II. ABDÜLHAMİT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI Dersi EDEBİYAT-I CEDÎDE' DE MENSUR ŞİİR soru detayı:

PAYLAŞ:

SORU: Mensur şiirin Türk edebiyatına girmesindeki etkenler nelerdir?


CEVAP: Tanzimat sonrasında 1859-1860’tan itibaren Türk edebiyatı Batı edebiyatını örnek alarak yenileşmeye başlar. Bu yenileşme sürecinde yeni konular ve şekillerin yanında yeni türler de edebiyatımıza girer. Batılı anlamda roman, hikâye ve tiyatro gibi edebiyatımıza yeni giren türlerden biri de mensur şiir olur. Türk edebiyatında mensur şiirin ilk örneğini İzmir’de çıkan Nevruz gazetesinde (1 Mart 1307/14 Mart 1884) Halit Ziya’nın verdiği görüşü yaygın şekilde kabul edilir. Onun daha önce “Aşkımın Mezarı” başlıklı mensur şiiri Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlanmıştır. Bu mensur şiir, Tercüman-ı Hakikat gazetesinin edebiyat sütununu yöneten Muallim Nâci tarafından “Mezarda aşk aramak, meyyitte can aramaya benzer” eleştirisiyle birlikte Tercüman-ı Hakikat’te yayımlanmıştır (23 Nisan1883). Halit Ziya’nın ayrıca “Berk ve Nevruz dergilerinde birkaç mensur şiiri” çıkar (Huyugüzel, 2006, 369). Burada Halit Ziya’nın mensur şiir alanında kalem denemelerinden önce “Her mevzun ve mukaffa lakırdı şiir olmak lâzım gelmez; her şiir mevzun ve mukaffa bulunmak iktiza etmediği gibi” (Recaizade, 1884, 10) diyen Recaizade Mahmut Ekrem’in bu yoldaki arayışlarıyla Mustafa Reşit’in ve diğer Ara Nesil mensuplarının mensur şiirleri üzerinde durmak gerekir. Türk edebiyatında mensur şiirin edebî bir tür olarak ortaya çıkışında Batı edebiyatlarından yapılan çeviriler önemli rol oynamıştır. Batı edebiyatlarından yapılan şiir çevirilerini konu alan bir makalesinde Mustafa Nihat Özön, düzyazı şeklinde yapılan şiir çevirilerinin “kötü bir çığır” olarak gördüğü mensur şiir akımına yol açtığını ifade eder. Bu konuda o, “Bu manzum çevirmeler yanında manzumelerin bir de nesir çevirmeleri vardır. Bunlar manzumlardan daha çoktur. Değer bakımından birbirini tutmayan bu çeşit yazılar, biraz sonra, edebiyat âlemimizde kötü bir çığır olarak görülecek olan ‘mensur şiir’ yolunun kaynağı olmuştur denilebilir” (Özön, 1956, 452-453) değerlendirmesinde bulunur. Ahmet Hamdi Tanpınar da Türk edebiyatında mensur şiir türünün ortaya çıkışında Batı edebiyatlarından yapılan şiir çevirilerinin ve bu çevirilerle edebiyatımıza taşınan içeriklerin etkili olduğu görüşünü taşır (Tanpınar, 1982, 274). Batı edebiyatlarından Türkçeye yapılan şiir çevirileri üzerinde araştırmaları bulunan Ali ihsan Kolcu, 1859- 1901 yılları arasında sayısı yüz onu aşan şiirin düzyazı şeklinde Batı dillerinden Türkçeye çevrildiğini bildirir. Onun görüşüne göre de mensur şiirin gelişmesinde bu düzyazı şiir çevirilerinin etkisi olmuştur (Kolcu 2005, 403-405).