ANAYASA HUKUKU Dersi Kurucu İktidar: Anayasayı Değiştirme Sorunu soru detayı:

PAYLAŞ:

SORU:

Türkiye'de 1924 ve 1961 Anayasası'nda kuvvetler ayrılığını anlatınız.


CEVAP:

Türkiye’de 1924 Anayasası’nın kuvvetler birliği ve görevler (fonksiyonlar) ayrılığı, 1961 Anayasası’nın ise yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemini kabul ettiği, bu açıdan iki anayasa arasında önemli fark olduğu görüşü yaygındır.

Hükûmet sistemi sorunuyla, devletin hukuki fonksiyonlarının ayrımı farklı ko- nulardır. Kuvvetlerin (veya fonksiyonların) birliği ya da ayrılığı, organlar arasında- ki ilişkileri veya karşılıklı etkileşim araçlarını değil, hangi organın ne tür hukuki iş- lemler yapabileceğini ilgilendirir. Eğer yasama ve yürütme fonksiyonları şu veya bu biçimde birbirinden ayrılmış ve farklı organlara verilmişse; yani yasama organı yürütme fonksiyonuna giren işlemleri, yürütme organı da yasama fonksiyonuna gi- ren işlemleri yapamıyorsa, iki organ arasındaki karşılıklı etkileşim araçları ne şekil- de düzenlenmiş olursa olsun, fonksiyonlar ayrılığı var demektir.

1924 ve 1961 Anayasası’nın yasama ve yürütme yetkilerini bölüştürme şekilleri arasında birincisinin kuvvetler birliği formülüne rağmen, hiçbir fark yoktur. Her iki hâlde de yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu tarafından kullanılmaktadır. Ayrıca, her iki Anayasa’da da yürütme organının “mah- fuz” bir düzenleme yetkisi yoktur; ne 1924 ne de 1961 Anayasası, kanun alanıyla düzenleyici işlemler alanını birbirinden konu itibarıyla ayırmışlardır. Her iki Ana- yasa, idari işlemlerin mutlaka kanuna dayanması zorunluluğunu ve kanun olma- yan yerde idarenin de olamayacağı ilkesini kabul etmiştir. Her iki Anayasa, yasa- ma işlemlerine, yürütme işlemlerinden daha üstün bir hukuki güç tanımıştır. Niha- yet her iki anayasa, idarenin düzenleyici işlemlerinin temeli konusunda hemen he- men aynı ifadeleri kullanmıştır (1924 Anayasası, m. 52 ve 1961 Anayasası, m.107).

Fonksiyonlar ayrılığı, 1924 Anayasası’nda ne ölçüde mevcutsa, ne eksik ne faz- la olarak, 1961 Anayasası’nda da o ölçüde mevcuttur. 1961 Anayasası’nda 1971 yı- lında yapılan değişiklikle Bakanlar Kurulu’na KHK’ler çıkarma yetkisinin verilmiş olmasının doğurduğu durum, aşağıda ayrıca tartışılacaktır.

1924 ve 1961 Anayasası arasında yasama ve yürütme fonksiyonlarının ayrılığı bakımından gözlemlenen bu benzerlik, yargı fonksiyonunun diğer iki fonksiyon- dan ayrılığı yönünden de aynen geçerlidir. fiüphesiz 1961 Anayasası, yargı organı- nın bağımsızlığı konusunda 1924 Anayasası’ndan çok daha güvenceli bir sistem kurmuştur. Ancak bu Anayasa’nın getirdiği yenilikler, yargı fonksiyonunun ayrılığı ilkesine değil, bu ilkenin güvence ve yaptırımlarına ilişkindir. Yoksa sözü geçen il- ke, 1924 Anayasası’nda da, 1961 Anayasası’ndaki kadar mutlak şekilde ifade olun- muştur. Bir defa 1924 Anayasası, kuvvetler birliği ilkesine karşı duyulan duygusal bağlılığa rağmen, yargı fonksiyonunu TBMM’ye teorik olarak dahi vermeyi düşün- memiştir. Tersine 8. maddeye göre “Yargı hakkı, millet adına usul ve kanuna göre bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır”, 54. maddeye göre de “Yargıçlar, bütün davaların görülmesinde ve hükmünde bağımsızdırlar ve bu işlerine hiçbir türlü ka- rışılamaz. Ancak kanun hükmüne bağlıdırlar. Mahkemelerin kararlarını Türkiye Bü- yük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu hiç bir türlü değiştiremezler, başkalayamaz- lar, geciktiremezler ve hükümlerinin yerine getirilmesine engel olamazlar”. Bu maddelerle, 1961 Anayasası’nın 7. ve 132. maddeleri arasındaki paralellik açıktır.

Yasama ve yürütme fonksiyonlarının ayrılığı konusunda 1924 ve 1961 Anaya- sası’nın kabul etmiş oldukları sistemden önemli bir sapma, 1971 Anayasa değişik- liği ile Bakanlar Kurulu’na KHK çıkarma yetkisinin verilmiş olmasıdır. KHK’lerin, Anayasa’da belirtilen sınırlar içinde de olsa, Bakanlar Kurulu’na yürürlükteki ka- nunlarda değişiklik yapma yetkisini vermesi, hayli önemli bir yenilik ve 1924-1961 sistemlerinin kanuncu özelliğinden ciddi bir sapmadır.