ARKEOLOJİK ALAN YÖNETİMİ Dersi Arkeolojik Alan soru cevapları:

Toplam 20 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU:

Arkeoloji nedir?


CEVAP:

Yazının olmadığı “Tarih Öncesi” dönemde ve yazı ile birlikte oluşan yeni düzende evrende yaşayan toplumları, onlar tarafından ortaya konan maddi kültür kalıntıları aracılığı ile insanı inceleyen bilime arkeoloji adını verebiliriz. Diğer bir tarif ile arkeoloji, geçmişte insan elinden çıkan ve günümüze kadar ulaşan her türlü kültür kalıntısını, sanatsal içerikteki eserleri ve taşınmaz mimari çevresini inceleyen nasıl, neden sorularına yanıt arayan bir bilim dalıdır.


#2

SORU:

Arkeolojik alan nedir?


CEVAP:

Zaman içinde devamlılık gösteren fiziki dış etkenlerle örtülen ve toprak altında kalan geçmiş kültür katmanlarını içeren höyük ve
benzeri yerleşim alanlarına, “arkeolojik alan” veya “korunması gereken sit alanları” diyoruz.


#3

SORU:

“Kültürel ve Doğal Miras” nedir?


CEVAP:

Zamanımız ve zamanımız öncesinden bugüne değin süregelen insanlık-uygarlık tarihi içinde; insanın doğrudan veya doğa ile birlikte yarattığı ve tüm evrenimizde yaşayan insanların ortak olarak tanımladığı ve sahiplendiği bir değerler manzumesi vardır. Biz bu ortak paylaşımı ve sahiplenişi “Kültürel ve Doğal Miras” genel tanımı altında toplayabiliriz.


#4

SORU:

Osmanlılarda ilk kültürel miras çalışmaları ve arkeolojik araştırmalar nasıl başlamıştır?


CEVAP:

Osmanlılarda ilk kültürel miras çalışmaları ve arkeolojik araştırmalar aydınlanma sürecinde Osman Hamdi Bey ile başlamıştır. Osman Hamdi Bey, Nemrut Dağı, Lagina Hekate kutsal alanı ve Lübnan’ın Sayda liman kentinde Sidon Kral Mezarlığında ilk Türk kazılarını İmparatorluk adına yürütmeye başlamıştır. Sidon buluntularının zenginliği karşısında, Avrupa’da ki Londra British Museum, Viyana Kunsthistorisches Museum gibi yapılar örnek alınarak, Topkapı Sarayı Bahçesine İstanbul Arkeoloji Müzelerinin temelini oluşturan ana bina Müzei Humayun olarak inşa edilmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile arkeolojik çalışmalara ara verilmiştir.


#5

SORU:

Türk arkeolojisinin kurulmasında Mustafa Kemal Atatürk'ün katkıları nelerdir?


CEVAP:

Mustafa Kemal Atatürk, tarihimizi, dünya uygarlığı içinde Anadolu coğrafyasının ortaya koyduğu değerleri, yabancılardan değil, kendimiz tarafından araştırılarak öğrenilmesi gerçeğine inanarak, Türk arkeolojisinin bilimsel normlar içinde oluşmasına olanak hazırlar. 9 Mayıs 1920’de işe başlayan ilk hükûmetle Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak bir Türk Asar-ı Antika Müdürlüğü kurulmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra Eski Çağ bilimleri ve arkeolojiye verilen önem doğrultusunda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve daha sonra Türk Tarih Kurumu adını alacak olan “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” kurulur. 1930 yılının sonuna doğru “Türk Tarihinin Ana Hatları” adlı eser kitap olarak basılmıştır. Yeni basım içinde yer alan “Tarih Tezi” farklı bir görüş olarak ortaya çıkar. Tarih ile birlikte arkeolojinin de çok iyi bilinmesi ve güçlenmesi gerekliliği gündeme getirilir. Avrupa’ya arkeoloji ve Eski Çağ dilleri ve tarihi üzerine lisans ve doktora çalışmaları için başarılı öğrenciler yollanmaya başlanır. Bu seçilmiş gençler
arasında Remzi Oğuz Arık (Fransa), Ekrem Akurgal, Rüstem Duyuran, Halil Demircioğlu, Afif Erzen, Sedat Alp (Almanya-Berlin), Samim, Suat Sinanoğlu kardeşler (İtalya) ve daha sonra Jale İnan’ı (Almanya-Berlin) sayabiliriz. 1933 yılından itibaren “Antikite ve Müzeler Müdürü” Hamit Zübeyir Koşay Cumhuriyet Dönemi Türk arkeolojisinin ilk kazılarını gerçekleştirir. Atatürk 1931 yılında çıktığı yurt gezileri sırasında Konya’dan, devrin Başbakanı İsmet İnönü’ye çektiği telgrafın içeriği ile Cumhuriyet döneminde Türk arkeolojisinin kurulmasında bir dinamik oluşturur. Bu telgraf ile Anadolu’nun eski uygarlık kalıntıları ile harap hâle gelen Selçuklu-İslam anıtlarının ayrım yapılmaksızın korunmasını, bu koruma işlemindeki uzmanların ise gelecekte yetiştirilmesi arzu edilen öğrenciler olduğunu anlarız.


#6

SORU:

Ülkemizde arkeoloji dalında ilk bilimsel enstitünün kuruluş süreci nasıldır?


CEVAP:

1863 yılında İstanbul’da kurulan Darülfünun, 1933 yılında yapılan reform sonucu, İstanbul Üniversitesi adını alarak arkeoloji dalında ilk bilimsel enstitünün kurulmasına olanak hazırlar. 1934 yılında İstanbul Üniversitesine bağlı olarak kurulan Arkeoloji Enstitüsü’nün Müdürü Prof. Dr. Helmut Theodor Bossert dir. Hitit ve Sümer filolojisi bölümlerinin kurulmasında Bossert önemli bir
rol oynar. O yıllarda genç bir arkeolog olan Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel de Eski Çağ Tarihi Kürsüsünde dersler verir. 1936 yılında Mansel aynı yıl kurulan Klasik Arkeoloji kürsüsünün başına atanır.


#7

SORU:

Anadolu'da Paleolitik Çağ'a ait önemli merkezler hangileridir? 


CEVAP:

Tarih öncesi uygarlıklar olarak yazına geçen, insanoğlunun Buzul çağını yaşadığı dönem Paleolitik Çağ olarak bilinir. Kimi bilim adamları, bu evreyi “Eski Taş Çağı” olarak adlandırırlar. MÖ 600.000-10.000 yılları arasındaki zamanı içeren bu dönemin Anadolu’da Antalya yakınlarındaki Karain, Beldibi, Belbaşı gibi mağaralar en önemli merkezleridir.


#8

SORU:

Neolitik dönemde Anadolu platosunda en önemli yerleşmeler hangileridir?


CEVAP:

Neolitik dönemde Anadolu platosunda en önemli yerleşmelerin başında hiç şüphesiz bugün Konya ili sınırları içinde, ovada yer alan Çatalhöyük gelir. Çatalhöyük’ü Çayönü, Hacılar ve Köşk Höyük gibi yerleşimler izler. Anadolu kültürleri, Neolitik Çağ ile birlikte doruğa ulaşmışlardır.


#9

SORU:

Anadolu’da yer alan Kalkolitik yerleşmeler hangileridir?


CEVAP:

Anadolu’da yer alan Kalkolitik yerleşmeler arasında Can Hasan, Beycesultan, İkiztepe, Coşkuntepe, Gülpınar, Kumtepe, Fikirtepe, Büyük Güllücek, Gözlükule, Yümüktepe, Alişar, Alacahöyük, Karataş Semahöyük, Tepecik, Kuruçay, Norşuntepe, Karaz ve Değirmentepe’yi sayabiliriz.


#10

SORU:

MÖ 3000’lerin başında Anadolu’da hangi devletler görülmektedir?


CEVAP:

Bu evrede Kuzeybatı Anadolu’da Troia ile İç Anadolu platosunda yerleşmiş Hatti uygarlığı önemli devletler olarak karşımıza çıkar.


#11

SORU:

Orta Bronz Çağı’nda (MÖ 2500-2200) Anadolu Toplumları'nın özellikleri nedir?


CEVAP:

Anadolu toplumları, Orta Bronz Çağı’nda (MÖ 2500-2200) yazıyı kullanmamasına karşın, uygarlık parlak bir düzeye ulaşır. Çömlekçilikte çarkın kullanılması ile başlayan yenilikler, teknolojik yönden en büyük buluş olarak tanımlanır. Kentleşmedeki gelişim, mimarinin ön plana çıkması ve heykel sanatında görülen yenilikler, Anadolu’da yeni bir döneme işaret eder. Madeni eserlerin gerek bronz tekniğindeki gelişim, gerekse zenginliğe bağlı olarak bollaştığı görülür. Bronzun yanında altın ve gümüş karışımından oluşan elektron alaşımından adak ve armağan amaçlı yapılan eserlerin kral ve prenslerin saray ve mezarlarında ele geçmesi, dönemin ekonomik gücünün arttığını ortaya koyar. Alacahöyük’teki kral mezarlarından çıkarılan buluntular, üstün bir metalürji tekniğini temsil ederler. Sosyal yaşamda, öncelikle teokratik düzenin devam ettiği kent devletlerinin beyler tarafında yönetildiği bilinir. Hatti ve Troia II yerleşmelerinin dışında Orta Bronz Çağı Anadolu’sunda diğer merkezler Demircihöyük, Kusura, Karataş Semahöyük, Beycesultan, Tarsus, Alişar, Aslantepe, Norşuntepe, Pulur, İkiztepe, Köşkerbaba yerleşmeleridir.


#12

SORU:

Bronz Çağı’nda Anadolu'da yaşanan savaşlar hangileridir?


CEVAP:

Bronz Çağı’nın son evresinde (MÖ 1500-1200) yaşanan önemli olayların başında Hitit İmparatorluğu’nun MÖ 1286 yılında Mısır Kralı II. Ramses’e karşı yaptığı Kadeş savaşı yer alır. Diğer bir olay ise Akhalara karşı verilen Troia savaşıdır.


#13

SORU:

Orta ve Güneydoğu Anadolu’da yazı ne zaman kullanılmaya başlanmıştır?


CEVAP:

Orta ve Güneydoğu Anadolu’da MÖ 2. binden itibaren yazı kullanılmaya başlanmıştır.


#14

SORU:

Anadolu’da 400 yıl süren “Karanlık Çağ” nedir?


CEVAP:

Kuzey Batı Anadolu’da güçlü bir krallık ve Anadolu toprakların korunmasında bir ön karakol olan Troia’nın kuzeyden gelen Thrakialı kavimler tarafından yıkılması, Hititlerin tarih sahnesinden silinmesine neden olur. Bu çöküş olasılıkla MÖ 1180 tarihlerinde olmalıdır. Bu tarihten sonra Boğazköy-Hattuşa’da hiçbir yazılı belge ele geçmez ve Anadolu’da 400 yıl sürecek olan “Karanlık Çağ” (MÖ 1200-750) başlamış olur. Küçük krallıklar dönemi olarak da adlandırılan bu evrede, Phryglerle birlikte Geç Hitit, Urartu, Lykia, Karia ve Lydia uygarlıkları ortaya çıkar.


#15

SORU:

Lydia kültürünün ekonomik ve politik gücü nereden gelmektedir?


CEVAP:

Altın ve gümüş gibi kıymetli madenler Lydia kültürünün ekonomik ve politik, gücünün belirlenmesinde belirleyici olmuştur. Bu güce verimli vadiler de büyük tarımsal girdiler sağlamıştır. Ege kıyılarına uzanan ticaret yollarının da bu platodan geçmesi, Lydia ve Sardes ayrıcalıklı bir konuma getirmiştir.


#16

SORU:

Anadolu’da Romalılaşma süreci nasıl gelişmiştir?


CEVAP:

MS 17 yılında Cappadocia, MS 43 yılında Lycia et Pamphylia, MS 45 yılında Thracia Eyaletlerinin kurulması ile Anadolu’nun Roma egemenliğine girmesi tamamlanır. Erken dönemlerinde Hellenistik yaşam tarzını pek değiştirmeyen Anadolu’da Augustus yönetimi ile Romalılaşmaya yaygınlaşmaya başlar ve MS 1. yüzyılın sonunda artık Anadolu’da Roma yaşam tarzı benimsenmeye başlaması ile Roma Modası yaygınlaşmıştır. MS. 2. yüzyıldaki “Pax Romana” (Roma Barışı) doğrultusunda barış ortamının sağladığı nimetlerden yararlanan Anadolu kentleri zenginleşerek gelişmelerini sürdürmüşlerdir.


#17

SORU:

Türklerin Anadolu'ya yerleşme süreci nasıl olmuştur?


CEVAP:

Orta Asya’dan gelen Türkler İran’da Kurdukları Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlı olarak Anadolu’ya ilerlemeye başlamışlardır. 1071’de Alparslan’ın Malazgirt’te kazandığı zaferden sonra Anadolu kapıları Türklere açılmıştır. Büyük Selçuklu Devleti’nden sonra Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuştur. Devletin dağılmasından sonra Anadolu’da sayısız birçok Beylik ortaya çıkar. Güçlü Karaman Beyliği 13. ve 14. yüzyılda Anadolu’da etkili olmuştur. Karamanoğlu Mehmet Bey önderliğinde Türkçe resmî dil hâline gelmiştir. Anadolu Selçuklu Devletinin uç beyliği olan Ertuğrul Gazi önderliğindeki Kayı Boyu mensupları Söğüt ve Eskişehir civarına yerleşmişlerdi. 1299 yılında Osman Gazi önderliğinde Osmanlı Beyliği kurulmuş ve Selçuklular tarafından sancak, tuğ ve
davul hediye edilmiştir. Hutbenin okutulması ile Osmanlı Devleti kurulmuştur Kısa sürede Kuzeybatı Anadolu ve Trakya’ya egemen olan Osmanlılar 1453’te Konstantinapolis’i feth ederek ilk Hristiyan imparatorluğuna son vermiştir. Dünyaya hükmetmeye başlayan Osmanlı İmparatorluğu 18. yüzyıla kadar Orta Doğu, Akdeniz ve Batı Asya’da etkin bir rol oynamıştır. 18. ve 19. yüzyıldaki duraklama ve gerileme devirleri akabinde 20. yüzyılın başlındaki 1. Dünya Savaşı sonucunda yenik düşmüş ve 1918 yılında Yabancı devletlere teslim olmuştur. Türkler Atatürk önderliğinde işgal kuvvetlerine karşı yürüttükleri Kurtuluş Savaşı sonunda 1922 yılında bağımsızlıkları kazanmıştır. 1920 yılında kurulan TBMM 1922 yılında hilafeti kaldırmıştır. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulmuştur.


#18

SORU:

Türkiye’de arkeolojik alanların koruma ve kullanma koşulları nasıldır?


CEVAP:

Türkiye’de arkeolojik alanlar Arkeolojik Sit ve Kentsel sit olarak iki ayrı şekilde değerlendirilerek koruma ve kullanma koşulları belirlenmiştir. Arkeolojik Sit: İnsanlığın var oluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır. Kentsel sitler, mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan kültürel ve tabii çevre elemanlarının birlikte bulundukları alanlardır. Sit adı altında korumaya alınmış bu alanların sorumlu kurumlar tarafından koruma dereceleri belirlenerek tescillenmektedir. Tescillemeler sonucunda sit alanları yasalarla koruma altına alınmış olurlar.


#19

SORU:

Türkiye’de antik eserlerin korumasına yönelik ilk yasal düzenlemeler hangileridir?


CEVAP:

Antik eserlerin koruma söz konusu olduğunda Türkiye’de Batılı ülkelerden oldukça geç başlanmıştır. İlki 1869 ikincisi 1874’te olmak üzere Asar-ı Antikalar Nizamnamesi düzenlenmiştir. Fakat bu düzenlemede yabancı araştırmacılar buldukları eserleri yurt dışına çıkarabilmekteydiler. Osman Hamdi Bey 1884 Asar-ı Atika Nizamnamesi yeniden düzenleyerek eserlerin yurt dışına çıkarılmasını engelleyici maddeler koymuştur. 23 Nisan 1906 yılında Osman Hamdi Bey tarafından hazırlanan dördüncü Nizamname çeşitli düzenlemelerle 1973 yılına kadar tek koruma mevzuatı olarak yürürlükte kalmıştır.


#20

SORU:

Cumhuriyet döneminin ortaya koyduğu ve korumacılığı ön plana çıkaran ilk yaptırım hangisidir?


CEVAP:

1973 yılında çıkarılan 1710 sayılı Yasa, Cumhuriyet döneminin ortaya koyduğu ve korumacılığı ön plana çıkaran ilk yaptırım olarak tanımlanır.