CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞİİRİ Dersi MODERN TÜRK ŞİİRİNDE GELENEKTEN YARARLANANLAR soru cevapları:

Toplam 20 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU:

Gelenek kavramı hakkında bilgi veriniz?


CEVAP:

Bir toplumda geçmişten beri var olan, sürdürülegelen kültürel miras, alışkanlıklar, bilgi, töre, davranış kalıpları gibi unsurlara verilen ad olan gelenek (an’ane, tradition) özellikle sosyal bilim alanlarında modern dönemlerin anahtar kavramlarından birisi halini almıştır. Kuşaklar arasında devredilerek belirli bir sürekliliği sağlaması dolayısıyla kimlik öğesi olarak da algılanan kavram Rene Guenon gibi düşünürler tarafından özellikle Doğu toplumları için uygarlığa denk görülmüştür. Bu bağlamda sözcüğün çok çeşitli kullanımları göze çarpar. Hıristiyan geleneği, Alman geleneği gibi din veya ulus nitelemeleri için kullanıldığı gibi felsefe geleneği, hümanist gelenek, ilmî gelenek vb. gibi daha dar, belirli disiplin ve alanlarda yerleşmiş, süreklilik arz eden düşünüş ve davranış biçimlerini ifade etmekte de kullanıldığı görülür. Hangi kullanımında olursa olsun geleneğin bir değerler sistemi üreten ve her yeni kuşak için referans oluşturan bir niteliğe sahip olduğu söylenebilir


#2

SORU:

Ebubekir Eroğlulu’nun şiir geleneği kavramı konusundaki görüşleri hakkında bilgi veriniz?


CEVAP:

Ebubekir Eroğlu’nun şiir geleneği kavramı konusundaki görüşleri bu bakımdan ilgi çekicidir. Ona göre ilk bakışta tek katmandan oluştuğu düşünülen geleneğin aslında üç katman olarak görülmesi mümkündür: “... bugünkü ritmin bir çırpıda fark edilebilen geçmişine ilk katman dediğimiz gibi, bir dil içinde oluşmuş bütün şiire herhangi bir noktadan bakmakla görebileceğimiz sahayı ikinci bir katman olarak düşünebiliriz. Bu ayırıma göre üçüncü bir katman daha vardır: Üçüncü katman, dil içinde ki bütün edebiyat değerlerinin anlamını bulduğu uygarlık alanıdır.”


#3

SORU:

Türk şiirinde 1950’lerden itibaren geleneğe yaklaşımlarda Yahya Kemal bir geçiş noktası işlevi görmüştür. Bu tarihten sonraki şiirimizde, çizgisel bir devamlılık gösteren geleneğe yaklaşımlar kaç kategoriye ayrılmaktadır?


CEVAP:

Türk şiirinde 1950’lerden itibaren geleneğe yaklaşımlarda Yahya Kemal bir geçiş noktası işlevi görmüştür. Bu tarihten sonraki şiirimizde, çizgisel bir devamlılık gösteren geleneğe yaklaşımlar üç ana kategoriye ayrılmaktadır. Bunlar;

  1. Hisar grubu şairleri olarak anılan ve aynı adlı dergi etrafında toplanan çizginin daha çok biçimsel özellikleri sürdürmek ve geçmişe duygusal bağlılık anlamında geleneğe yaklaşımı
  2. Behçet Necatigil ile başlayıp Hilmi Yavuz’dan geçerek 80 sonrası kuşağa ulaşan çizginin poetik yararlanma ve beslenme açısından geleneğe yaklaşımı
  3. Sezai Karakoç’la başlayıp Ebubekir Eroğlu ve 80 kuşağının kimi şairleri tarafından izlenen çizginin ise geleneği bir uygarlık özü olarak görüp modern şiir yapısına bu özü katma tutumu içerisindeki yaklaşımları

#4

SORU:

Türk şiirinde 1950’lerden itibaren çizgisel bir devamlılık gösteren geleneğe yaklaşımlar üç ana kategoriye ayrılmaktadır. Ancak bunların dışında çok sayıda tekil örneklerin bulunduğunu söylemek mümkündür. Bu tekil örnekler hakkında bilgi veriniz?


CEVAP:

Attilâ İlhan’ın geleneksel şiirin ses değerine, Âsaf Hâlet’in geleneksel şiirin imajlarına, Fazıl Hüsnü’nün her türlü söyleyiş ve motif unsurlarına yönelen dikkatlerini, ‹kinci Yeni’nin önde gelen şairlerinden Turgut Uyar’ın Divan (1970) adlı bir şiir kitabı yayımlamasını, Divan şiirinin gazel, kaside gibi tür adlarını taşıyan şiirler yazmasını; sonraki kuşaklardan Enis Batur’un bir şiir kitabına Gri Divan (1990) adını vermesini ilave edip, bu bağlamda ayrıca anmak gerekir.


#5

SORU:

Hisar topluluğu hakkında bilgi veriniz?


CEVAP:

Hisar topluluğu, 1950-57 (75 sayı) ve 1964-80 (202 sayı) yılları arasında toplam 277 sayı olarak Ankara’da yayımlanan Hisar dergisi etrafında toplanan edebiyatçıların oluşturduğu bir gruptur (Emiroğlu, 2000:102,111). Dergide hem daha önce edebiyatta tanınmış imzalar, hem de yayımı sırasında edebiyat ortamına adımını atmış imzalardan oluşan sayıları yüzlerle ifade edilebilecek bir yazar/şair kadrosu görülür. Elbette dergide görülen bütün bu imzaların Hisarcılar ya da Hisar grubu diye adlandırılan topluluğun temsilcileri olduğunu söylemek zordur.


#6

SORU:

Öne çıkan Hisar Grubu şairleri kimlerdir?


CEVAP:

Öne çıkan Hisar Grubu şairleri;

  • Munis Faik Ozansoy,
  • Selahattin Batu,
  • Mehmet Çınarlı,
  • Mustafa Necati Karaer,
  • İlhan Geçer,
  • Gültekin Samanoğlu,
  • Nevzat Yalçın,
  • Bekir Sıtkı Erdoğan,
  • Feyzi Halıcı,
  • Yavuz Bülent Bakiler,
  • Bahattin Karakoç

#7

SORU:

Hisar Grubu şairlerinin şiirlerini genel olarak değerlendiriniz?


CEVAP:

Hisarcılar, şiirin büyük fikirlerden değil küçük ve basit şeylerden neşet ettiğini düşünürler. Hisar şairleri yeni şiirin Divan ve halk şiiri geleneği üzerine kurulması gerektiğine inanırlar. Onların değer verdikleri ilkeler arasında sanatçının bağımsızlığı (hiçbir ideolojiye angaje olmaması), sanatın millîliği ve şiirin dilinin yaşayan dil oluşu gibi görüşler bulunmaktadır. Genel bir değerlendirmeyle bu grubun şiirlerini aruz, hece veya serbest biçimler içerisinde Mütareke ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Memleket Edebiyatı duyarlılığını devam ettiren ürünler olarak nitelemek mümkündür. Şiirlerde vatan, tabiat, aile temaları, genellikle şairin yaşantısından gelen duyuş ve gözlemlerle işlenir


#8

SORU:

Hisar Grubu şairleri hakkında bilgi veriniz?


CEVAP:

Garip akımına karşı ilk sistemli tepkiyi verdiği belirtilir. Bu tepkinin bir bildiri biçiminde ortaya çıkmaktan çok Garipçilerin geleneğe ve geleneksel poetik ögelere karşı çıkışına tepkisel bir tavır takınmak şeklinde ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda Nazım Hikmet çizgisindeki toplumcu gerçekçilere de karşı olan Hisarcılar, şiirin büyük fikirlerden değil küçük ve basit şeylerden neşet ettiğini düşünürler. Hisar şairlerinin en önemli özellikleri şiirde biçime büyük önem vermeleridir. Topluluğun önemli isimlerinden Munis Faik, “Güzel şiir ölçülü olmayabilir, fakat mutlaka şekillidir.” görüşünü ortaya atar. Hisar şairleri yeni şiirin Divan ve halk şiiri geleneği üzerine kurulması gerektiğine inanırlar. Onların değer verdikleri ilkeler arasında sanatçının bağımsızlığı (hiçbir ideolojiye angaje olmaması), sanatın millîliği ve şiirin dilinin yaşayan dil oluşu gibi görüşler bulunmaktadır. Genel bir değerlendirmeyle bu grubun şiirlerini aruz, hece veya serbest biçimler içerisinde Mütareke ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Memleket Edebiyatı duyarlılığını devam ettiren ürünler olarak nitelemek mümkündür. Şiirlerde vatan, tabiat, aile temaları, genellikle şairin yaşantısından gelen duyuş ve gözlemlerle işlenir.


#9

SORU:

Hisar Grubu şairlerinin ortak ve ortalama özellikleri hakkında bilgi veriniz?


CEVAP:

Hisar grubu şairlerinin ortak ve ortalama özelliği olarak şunu diyebiliriz: Onlar, Yahya Kemal’in Divan şiiriyle ilişki kurmasındaki biçimci yönü, halk edebiyatı geleneğiyle de genişletmişler, yaşayan Türkçe ile söylemişler ama çarpıcı imaj ve söyleyiş üretmeyen derinliksiz bir lirizmde kalmışlardır. Onların gelenekle ilişkisinin, bir söyleyiş alışkanlığının değiştirme ihtiyacı ve gücü bulunmaksızın sürdürülmesi, böylece Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan yeni şiir anlayışları karşısında ortak bir duygudaşlık zemini oluşturmaktan ibaret olduğu söylenebilir. Bu yüzden “Yahya Kemal’i Ahmet Muhipleştirerek yazmak iste”dikleri biçiminde eleştiriler almışlardır.


#10

SORU:

Behçet Necatigil’in gelenekten yararlanmak olarak nitelediği klasik şiirimize yaklaşımını değerlendiriniz?


CEVAP:

Behçet Necatigil’in gelenekten yararlanmak olarak nitelediği klasik şiirimize yaklaşımını iki yönden değerlendirmek mümkündür: Modern şiirin yapı ve biçimini klasik unsurları kullanarak oluşturmak ve içerikte çağlara göre değişmeyen insan varoluşunun sorunlarına eskilerden esinle değinmek. Eski sanatları, söyleyiş özelliklerini kullanmasına örnek olarak, şiirlerinde sıkça rastlanan tevriye, cinas gibi sanatları kullanması gösterilebilir


#11

SORU:

İki veya daha fazla anlamı olan sözcüğü uzak anlamını anımsatacak biçimde kullanmak olarak tanımlanan tevriye denir. Behçet Necatigil’in tevriyeye ilişkin görüşleri nelerdir?


CEVAP:

İki veya daha fazla anlamı olan sözcüğü uzak anlamını anımsatacak biçimde kullanmak olarak tanımlanan tevriye, Behçet Necatigil’in çok sevdiği ve şiirinin ayırıcı özelliklerinden birisi durumuna getirdiği bir yapı oluşturma yöntemidir. Nitekim Necatigil’in tevriye sevgisi, bu sanata olan düşkünlüğü bir kitabına ‹ki Başına Yürümek (1968) ismini vermesine sebep olmuştur. Ona göre bir durumun, bir duygunun olumlu, olumsuz iki başına, eksi, artı iki kutbu arasında yürünmesi olduğu gibi, bir kelime üzerinde iki veya daha çok anlamı toplamak da mümkündür. “Tevriye sanatı tek kelime üzerinde olur. Dilimiz bunun dışında da bize bu imkânı verir. Mesela zaman ve çekim ekleriyle birçok fiiller parça parça yazılır, düşünülürse bizde bir ikinci anlam çağrışımı yapar.”


#12

SORU:

Behçet Necatigil’in eski edebiyatımızdan konu bakımından nasıl yararlanmıştır?


CEVAP:

“Necatigil’in eski edebiyatımızdan konu bakımından iki tarzda yararlandığı görülüyor. Bunlardan birisi eski şiirlerdeki dize veya beyitleri aynen alıp özgün şekliyle ve tırnak içerisinde göstererek kendi şiirine monte etme metodudur. Daha çok başvurduğunu gördüğümüz diğer metot ise bir eski şairin tema, dize veya beytindeki kavramı açık veya gizli bir şekilde imlemektir. O, kendi şiiri içerisinde bir imaj veya anlam zenginliği sağlamak maksadıyla aldığı bu yabancı ibareyi eritmektedir


#13

SORU:

Hilmi Yavuz’un eserleri nelerdir?


CEVAP:

Hilmi Yavuz’un eserleri;

  1. Bakış Kuşu (1969),
  2. Bedreddin Üzerine Şiirler (1975),
  3. Doğu Şiirleri (1977),
  4. Yaz Şiirleri (1981),
  5. Gizemli Şiirler (1984),
  6. Zaman Şiirleri (1987),
  7. Söylen Şiirleri (1989),
  8. Ayna Şiirleri (1992),
  9. Çöl Şiirleri (1996),
  10. Akşam Şiirleri (1998),
  11. Yolculuk Şiirleri (2001),
  12. Hurûfî Şiirler (2004)
  13. Büyü’sün Yaz (2006)

#14

SORU:

Behçet Necatigil ve Hilmi Yavuz’un benimsediği geleneksel şiirin hemen bütün ögelerini, modern şiirin yapısında poetik bir malzeme olarak yeniden yorumlama yaklaşımını benimseyen diğer şairlere örnek veriniz?


CEVAP:

Behçet Necatigil ve Hilmi Yavuz’un benimsediği geleneksel şiirin hemen bütün ögelerini, modern şiirin yapısında poetik bir malzeme olarak yeniden yorumlama yaklaşımını benimseyen diğer şairlere örnek olarak;

  1. Vural Bahadır Bayrıl,
  2. Haydar Ergülen,
  3. Osman Hakan A.,
  4. Seyhan Erözçelik,
    1. Can Bahadır Yüce

#15

SORU:

Sezai Karakoç'un gelenek hakkındaki görüşleri nelerdir?


CEVAP:

Sezai Karakoç, geleneği uygarlık birikimi olarak düşünür ve uygarlıkla din arasında kopmaz bir bağ görür. Ona göre gelenek, en başta, ilk insan ve peygamberden başlayarak son peygambere kadar uzanan semavî din çizgisidir. Karakoç her uygarlığın bir dine dayandığı düşüncesindedir. Bu bakımdan da bizim geleneğimiz olarak düşünülecek kavram İslâm uygarlığıdır. “Diriliş” adıyla kavramlaştırdığı genel düşüncesi, geleneğin güne ve geleceğe taşınması hedefine dönüktür.


#16

SORU:

Sezai Karakoç, genç şairlerin gelenekle olan ilişkisini nasıl açıklamaktadır?


CEVAP:

Sezai Karakoç her genç şairin gelenekle iki aşamalı bir ilişki içerisinde olacağını belirtir. İlki geleneğin şaire zaman içerisinden süzülüp gelmiş mükemmel bir birikim, bir başlama noktası sunmasıdır. Genç şair bu birikim içerisinden kimi şairlerle bir ruh ilişkisi kurar, bu yolla şiir yolculuğuna başlar. Geleneğe yaklaşımın ikinci aşaması şairin kendisini ispat etme gayretidir. Bu zorlu bir yoldur. Geçmişin görkemli şiiri karşısında şair korkuya kapılır, panikler; bu duygularla geleneği tanımama, reddetme, yıkma eğilimlerine kapılır. Gerçekte bu bir çözüm değildir. Genç şairin yapması gereken iş, gelenekle hesaplaşmak ve gerçekten yeni eser verebilmektir. Yapılacak yenilik biçimde değil, ruhta, özde olmalıdır. Bu türlü yeni olmak ise eskinin, yani ölmezliğin sırrını bulmaktan geçer.


#17

SORU:

Ebubekir Eroğlu'nun gelenek hakkındaki görüşleri nelerdir?


CEVAP:

Gelenek, Eroğlu’na göre, birikime ve insanlara ulaşma yollarından birisidir. Gelenek, kültürün kitaplarda yazılı ama göçüp gitmiş bölümünden ibaret görülmemelidir. Geleneği, bugün yaşamakta olan insanların birikimi olarak da düşünmek gerekir. Geleneğin sahasının bilim adamı ve şairler için farklı olduğunu düşünen şaire göre, bir bilim adamı, ayrıntılara inerek bir saha araştırması yapıp, ortaya sonuçlar çıkarırken, bir şair benzeri araştırmalarla ruh akrabalarını bulur. Eski şairleri tanımanın en emin yolunun onlardan birini bulmak olduğunu söyleyen Eroğlu’na göre, onlardan birine yakınlık sağlandığında bir düşünce yumağına değil, bir hayat tarzına yaklaşılır. Böylece şair, geleneğe dıştan yaklaşmaz, ona katılır. Eroğlu, geleneği, zaman içerisinde yeniden yorumlanabilen, sorgulanabilen ve bugünden bağımsız düşünülemeyecek dinamik bir sürecin adı olarak düşünür. Eroğlu, Behçet Necatigil çizgisindeki şairlerce kullanılan “gelenekten yararlanma” ifadesini de doğru bulmaz. Onun yerine gelenekten beslenme kavramını tercih eder. Geleneği biçimsel bir devamlılık olarak değil, aynı duyuşun içinde var olmak şeklinde algılar.


#18

SORU:

Ebubekir Eroğlu’nun eserleri nelerdir?


CEVAP:

Ebubekir Eroğlu’nun eserleri;

  1. Kuşluk Saatleri (1974),
  2. Kayıpların Şarkısı (1984),
  3. Yirmidört Şiir (1991),
  4. Şahitsiz Vakitler (1998),
  5. Sınır Taşı (2006),
  6. Sesli Harşer (2011),
  7. Berzah (Toplu Şiirler,1968-2006, 2011)

#19

SORU:

Ebubekir Eroğlu'nun şiirlerinin özellikleri hakkında bilgi veriniz?


CEVAP:

Eroğlu’nun eski şiirden kimi şairlerin şiirlerini bugünün dili ve biçimiyle yeniden yazması nazire geleneğinin çağdaş şiirdeki devamı olarak yorumlanmıştır. Eroğlu’nun şiirinin en belirgin özelliği söyleyişindeki, bakış ve kavrayışındaki incelikten kaynaklanan lirizmidir. Modern şiirin kurgusuna tasavvuftan gelen duyuşun yedirildiği şiirleriyle Türk şiirinde kendisine özgü bir yere sahiptir. Şair gelenekten beslenen ve klasik birikimi yeniden üreten bir şiir anlayışı ve uygulamasını ortaya koyar. Şiirlerinde hayatı, varlık içerisindeki insanı sorgulayan bir romantik çizgi belirginleşir


#20

SORU:

Sezai Karakoç çizgisinde bulunan diğer şairlere örnek veriniz?


CEVAP:

Sezai Karakoç çizgisinde bulunan diğer şairler;

  1. Cahit Zarifoğlu
  2. Ebubekir Eroğlu
  3. Akif İnan
  4. Hüsrev Hatemi
  5. Cahit Koytak,
  6. Arif Ay,
  7. Hüseyin Atlansoy,
  8. Ömer Erdem,
  9. Hasan Akay,
  10. Celâl Fedai,
  11. Ali Ural,
  12. İhsan Deniz,
  13. Yılmaz Taşçıoğlu