GÜNÜMÜZ FIKIH PROBLEMLERİ Dersi FAİZ, KREDİ VE FİNANS İŞLEMLERİ soru cevapları:

Toplam 25 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU: Faizle ilgili tartışmalarda faizin zararları olarak dile getirilen hususlar nelerdir?


CEVAP: Faizle ilgili tartışmalarda, faizin zararları olarak dile getirilen hususlar şunlardır: ? Faiz, sermaye sahiplerinin yatırıma yönelmesini ve dolayısıyla kaynakların tam kapasite ile kullanılmasını önler. Çünkü parayı faiz yoluyla değerlendirmek daha kolay ve riski olmayan bir işlemdir. Belirtilen nedenden dolayı, yani yatırım olmadığı için işsizlik artar. ? Faizle giderek katlanan ve çoğalan sermaye her yönden toplum üzerinde hâkimiyet kurup onu yönlendirebilecek bir konuma gelir ve topluma yön vermesi gereken asıl değerlerin yerini bu güç alır. Günümüzde bu durum küresel düzeyde de böyle gerçekleşmektedir. ? Yatırımlarda faizli kredilerin kullanımı üretim maliyetlerin yükselmesine ve sunî fiyat artışına/enflasyona yol açar. ? Faizin yaygınlaştığı toplumlarda toplumsal değerler altüst olmakta ve yardımlaşma, dayanışma, sevgi ve şefkat gibi insanî özelliklerin yerini daha çok para ve itibar kazanma hırsı almaktadır. Bu nedenle, bencillik körüklenip insanlar barbarca bir bakış açısına sahip olmaktadır. ? Faizli dış borçlar, kalkınmakta olan ülkeleri giderek ağır bir borç batağına sürüklemekte, bu da onların ekonomik, hatta siyasî özgürlüklerini ciddi ölçüde riske sokmaktadır. ? Tüketim amaçlı borçlanmalarda, haksızlık tamamen borçlu aleyhinde gelişir. ? Üretim amaçlı borçlanmalarda faizli kredi ile girişilen teşebbüslerden bir kâr elde edilememesi, hatta zarar edilmesi durumunda bile anaparayla birlikte faiz ödettirilmektedir. Bu apaçık bir haksızlıktır. Çünkü krediyi kullanan kâr etmediği halde, anaparanın yanında faiz de ödemektedir. Öte yandan meseleye borç veren açısından bakıldığında, borç verdiği kişi onun parasıyla çok büyük kârlar elde etse bile sadece önceden belirlenen miktar kadar bir pay alabilecektir. Bu durumda ise ödünç veren kişi haksızlığa uğramış olmaktadır. Şu halde iki tarafın da razı olabileceği âdil çözüm, ödünç işleminden doğacak bütün sonuçların her iki taraf arasında dengeli bir şekilde paylaşılmasıdır ? Faiz, var olduğu günden itibaren daima güçlünün ve sermaye sahibinin yararına olmuş, zayıf ve muhtaç kimselerin durumlarının daha da kötüleşmesine sebep olmuştur. Çağımızda küçük tasarruf sahiplerinin faiz yoluyla gelir elde ettiği söylense de, faizin sebep olduğu üretim/ maliyet artışlarının ve enflasyonun sonuçta küçük tasarruf sahiplerinin kazancını yok ettiği ve toplumun daha büyük kesimini oluşturan dar gelirlileri ezdiği bilinmektedir.

#2

SORU: Mudarebe nedir?


CEVAP: Katılım hesaplarında kâr ve zarara katılma şartı, bu tür hesapları faizli uygulamadan ayıran en önemli farklılıktır. Katılım bankacılığı kurumlarına katılım hesabı yoluyla para yatıranlar, belirlenen süre sonunda kâra veya zarara ortak olduklarını bilmekte, katılım bankası da bu sermayeyi borç olarak değil ortaklık sermayesi olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla kurum ile hesap sahibi arasındaki ilişki ortaklık ilişkisidir. Bu tür ortaklıklara Fıkıhta mudârebe adı verilir.

#3

SORU: Geçmişte İslamiyette kredi ihtiyacı nasıl gerçekleştiriliyordu?


CEVAP: İslam’da faizle borçlanma meşru olmadığından, kredi bulma imkânı karzı hasen denilen borç/ödünç, kredili satışlar ya da çeşitli ortaklıklar kurma yollarından biriyle gerçekleştirilmiştir.

#4

SORU: Kredi ihtiyacını kişisel ihtiyaçlar ve üretim açısından ele alınız?


CEVAP: Kredi ihtiyacı çok eski dönemlerden beri vardır. Ancak bu ihtiyacın boyutu duruma göre değişmektedir. Kişisel ihtiyaçlar, üretim faaliyetlerine oranla genellikle az miktarda kredi gerektirir. Üretim ise yüksek miktarda sermaye ve kredi ihtiyacına gereksinim duyar. Zira sanayi devriminden sonra üretim faaliyetleri yüksek miktarda sermaye gerektiren orta ve büyük ölçekli işletmelerde yapılır olmuştur.

#5

SORU: Katılım bankalarının mevduat toplama şekilleri nelerdir?


CEVAP: Katılım bankaları mevduatı, cârî hesap veya katılım hesabı adıyla iki şekilde toplarlar. Cârî hesap, istenilen zamanda fonun/yatırılan mevduatın geri çekilebildiği ve faiz ya da kâr payı ödenmeyen hesaplardır. Bu tür hesaplar, banka ile hesap sahibi arasında “borç” ilişkisi doğurur. Yani banka, cari hesaba yatan parayı, hesap sahibine istediğinde ödemek zorundadır. Bankanın kârı ya da zararı bu hesapları etkilemez. Bu nedenle, bu tür hesaplardaki paranın işletimi sırasında finans kurumu zarar etse de, hesap sahiplerine paralarını ödemekle yükümlüdür. Bu tür hesaplar fıkıh açısından değerlendirildiğinde, genellikle karz/borçödünç akdine benzetilmektedir. Çünkü bu şekilde bankaya parasını yatıran kişi, geri alımında herhangi bir fazlalık almamaktadır. Kâr ve zarara katılma şartıyla oluşturulan hesaplara katılım hesapları denir. Bankacılık Kanununun 3. maddesinde bu tür hesaplar tanımlanmıştır. Buna göre katılım hesabı açtıranların, ne kadar kâr payı alacağı önceden belirlenmez. Ayrıca katılım bankasının parayı işletme sonucu zarar etmesi durumunda müşterinin zarara katılması, yani yatırılan paranın kısmen ya da tamamen kaybedilmesi de mümkündür. İslamda oranı önceden belirlenen, kâr ya da zarardan etkilenmeyen ve her halükârda sermaye sahibi (borç veren) tarafından alınacağı öngörülen belli miktardaki fazlalık faiz olarak kabul edilir. Başkasından sermaye sağlayarak çalışan ortağın zarar etmesi durumunda dahi, sermaye sahibine belli miktar faiz ödenmesi İslâm’da haksızlık ve zulüm olarak kabul edilmiş, bu nedenle kâr zarar ortaklığı usûlü geliştirilmiştir.

#6

SORU: Faizsiz bankacılık/katılım bankacılığı ilk hangi ülkede başlatılmıştır?


CEVAP: Faizsiz bankacılık/ katılım bankacılığı uygulaması 1963 yılında Mısır’da başlatılmıştır.

#7

SORU: İslamiyette zaruret halinde faize bakış açısı nasıldır?


CEVAP: Bilindiği gibi İslâm, olağan dışı durumlar için farklı hükümler öngörmüştür. Bunlar ruhsat veya zarûret gibi kavramlarla ifade edilir. Zarûretlerin haram olan şeyleri, zarûret miktarınca mübah kılacağı bir kural olarak kabul edilmiştir (Mecelle, md. 21.) Ayrıca bir işin zorlaşması durumunda genişlik tanınacağı da yerleşik bir kural olarak benimsenmiştir (Mecelle, madde 18.). Yukarıdaki genel kurallar da dikate alınarak darda kalan kimselerin faizli kredi ile ihtiyaçlarını gidermesi hususu tartışılmaktadır. Tespiti hususunda ittifak yoksa da zarûret, kişinin temel haklarını ve ihtiyaçlarını ciddi ölçüde tehdit eden bir hal olarak tanımlanmaktadır. Bu ise ancak bireysel ve geçici olaylarda söz konusu olur. Örneğin, tedavi olması gereken bir kişinin, bunu karşılayacak sosyal güvencesi ve parası yoksa, ihtiyacı olan parayı da başka yollardan temin edemiyorsa faizli krediye başvurması zarûret gereği olarak görülmektedir.

#8

SORU: Fıkıh literatürüne göre alışveriş faizi nasıl gerçekleşmektedir?


CEVAP: Fıkıh literatürüne göre alışveriş faizine ribe’lbey’ denir. Alışverişte iki şekilde faiz gerçekleşebilir: Alışverişte cereyan eden faizin birinci türüne fazlalık faizi (ribel’fazl) denir. Fazlalık faizi, paranın para karşılığında veya mislî malların birbiriyle takasında karşılıklardan birindeki ölçülebilir fazlalıktır. Mislî mal, aynı türe ait olup ölçü birimleriyle alınıp satılan mallardır.

#9

SORU: Katılım bankaları ile bankalar arasındaki farklılıklar nelerdir?


CEVAP: Genel bir yaklaşımla banka; sermaye, para ve kredi ile ilgili her türlü işlemi yapan mâlî aracı kurum demektir. Normal bankacılıkta yukarıdaki işlemler faiz esasına dayanır. Yani kredi faizli hesaplarla toplanır ve yine faizli olarak kullandırılır. Katılım bankaları, sermaye toplama ve sermaye kullandırma aşamalarında faizli muamelelerden kaçınan ve bunları ortaklık vb. yollarla yürüten finans kuruluşlarıdır. Faizli bankalar ile katılım bankacılığı kurumları arasındaki önemli fark burada ortaya çıkmaktadır. Yani sermaye toplama ve işletme sürecinde bankalar faizli kredi sistemini kullanırken, katılım bankacılığı kuruluşları ortaklık sistemini uygular ve bu şekilde faizli muamelelerden sakınırlar.

#10

SORU: Günümüzde bankacılık işlemlerinde kullanılan kredi kartları nasıl tanımlanmaktadır?


CEVAP: Kredi kartı, banka veya yetkili kurumlar tarafından verilen ve kullanıcısına belirli bir limite kadar mal ya da hizmet satın alma imkânı veren, bunun yanında kredi imkânı sağlayan bir araçtır.

#11

SORU: Kur’an ve sünnette faizle ilgili temel metinlere bakıldığında Kur’an-ı Kerim’de faizle ilgili ayetler kaç grupta toplanabilir ayrıca faizle ilgili inen ilk ayetin meali nedir?


CEVAP: Kur’an ve sünnette faizle ilgili temel metinlere bakıldığında Kurân-ı Kerîmde faizle ilgili âyetler dört grupta toplanabilir. Nüzul tarihleri (geliş zamanları) farklı olan bu âyetler, faizin yasaklanmasında aşamalı bir yolun takip edildiğini göstermektedir. Faizle ilgili ilk inen âyetin meali şöyledir: "İnsanların malları içerisinde (faiz yoluyla) artsın diye verdiğiniz bir şey Allah katında artmaz, Allahın rızasını umarak verdiğiniz zekâta gelince, bunu yapanlar -sevaplarını ve mallarını- kat kat arttıranlardır." (er-Rûm, 30/39) Bu ayet Mekke döneminde inmiştir ve faizin kötü olduğunu ifade etmektedir. Ancak bu âyet-i kerîme, faize henüz tam bir yasaklama getirmemektedir.

#12

SORU: Faizsiz bankacılıkta sermayeyi işletme yöntemleri nelerdir?


CEVAP: Faizsiz bankacılıkta sermayeyi işletme yöntemleri şunlardır: Murâbaha, ortaklıklar ve kiralama. Murâbaha, peşin satın alınan malı belli bir kâr ilave ederek vadeli satmak demektir. Bu tür satım akdinde, malın alış fiyatı ve üzerine konulan kâr miktarının bilgisi müşteriye verilir ve anlaşma sağlanır. Bu nedenle murâbaha akdi fıkıhta güvene dayalı satış (buyû’u’l-emânât) türlerinden sayılır. Ortaklık yönteminde ise faizsiz finans kurumlarının topladıkları sermayeyi değerlendirme yollarından biri de kâr zarar ortaklığıdır. Bu kurumlar topladıkları sermayeye kendi öz sermayelerini de katarak ya bizzat ya da işletmecilere sermaye sağlayarak ortaklık kurarak gelir elde ederler. Dolayısıyla ortaklık iki türlü olur: Sermaye ortaklığı (müşâreke) ve emek sermaye ortaklığı (Mudârebe). Sermaye Ortaklığı (Müşâreke)’da ise iki ya da daha fazla kişinin belirli sermayeler koyarak birlikte iş yapmak ve oluşacak kâr ya da zararı paylaşmak üzere kurdukları ortaklıklara sermaye ortaklığı (müşâreke) denir. Emek-Sermaye Ortaklığı (Mudârabe) ise katılım hesabı yoluyla katılım bankasına para yatıranların bu işlemleri fıkıhtaki mudârebe yoluyla gerçekleşmektedir. Katılım bankası da topladığı sermayeyi değerlendirirken aynı yöntemi kullanabilir. Yani banka, sermayeyi çalıştıracak ortaklar bularak onlara sermaye sağlar. Bu tür ortaklıklarda katılım bankası, ortaklığın işletmesine ve yönetimine katılmaz. Kiralama, katılım bankacılığında sermayeyi işletme yöntemlerinin üçüncüsü kiralamadır. Bir şeyin aynının (kendisinin) değil de menfaatinin (yararlanma hakkının) belirli bir bedel karşılığında satılmasına kiralama denir. Bankacılıkta iki türlü kiralama vardır: Kasa kiralama ve finansal kiralamadır.

#13

SORU: Fıkıh literatürüne göre faiz nasıl tanımlanmaktadır?


CEVAP: Faiz kavramı Kur’ân ve Sünnette “ ribâ” kelimesi ile ifade edilir. Ribâ, sözlükte "fazlalık, artma ve çoğalma” gibi anlamlara gelir. Günümüzde Arapçada “fâide” kavramı da banka faizi anlamında kullanılmaktadır. Faiz uygulaması, genellikle belli bir vadeyle verilen borcun geri ödenmesinde fazlalık şart koşulması yoluyla oluşur. Bunun yanında ortada şart koşma olmasa bile karşılıksız fazlalık sayılarak yasaklanan uygulamalar da vardır. Mesela paranın para ile takasında ya da malın mal ile takasında taraflardan birinin ya da ikisinin vadeli olması Hz. Peygamber tarafından faiz sayılmıştır. Örneğin 100 TL’ye karşılık 75 $ peşin satılabilir. Ancak bunlardan birinin vadeye bırakılması faiz kabul edilmiştir. Yine iyi kaliteli buğday ile düşük kaliteli buğday takas edilecekse her ikisinin de peşin olması gerekir. Bir taraf vadeye kalırsa faiz meydana gelir. Diğer yandan bunlardan birinin miktarındaki fazlalık da faiz sayılır.

#14

SORU: Borç faizi nasıl gerçekleşmektedir?


CEVAP: Buna ribe’n-nesîe denir. Faizin bu türü, alınacak belirli bir fazlalık karşılığında borç/kredi verme yoluyla oluşur. Bunda asıl olan vade karşılığında verilenden fazlasını almaktır. Örneğin, 1000 TL’nin bir ay vadeyle 1010 TL karşılığında borç verilmesi faizli bir işlemdir ve burada borç faizi tahakkuk etmiştir.

#15

SORU: Kurân-ı Kerîmde faiz yasağını ayrıntılı şekilde açıklayan ilk ayetin meali nedir?


CEVAP: Kurânda faiz yasağını ayrıntılı bir şekilde ele alan ikinci grup ayetlerde şöyle buyrulur: "Faiz yiyenler - kabirlerinden- şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden ayılması gibi kalkarlar. Bu durum, onların, “alım satım da tıpkı faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Halbuki Allah alım satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse geçmişte olan kendisinindir ve artık onun durumu Allaha kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar. Allah faizi tüketir (faiz karışan malın bereketini giderir ve kökünü kurutur), sadakaları ise artırır. Allah küfürde ve günahta ısrar eden kimseleri sevmez. Ey iman edenler! Allahtan korkun, eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin. Şayet böyle yapmazsanız Allah ve Resulü ile savaşa izin verdiğinizi bilin. Tövbe edip vazgeçerseniz anaparanız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz" (el- Bakara, 2/275-276). Bu âyetlerle faiz kesin olarak yasaklanmıştır. Faizden vazgeçilirse anaparanın borç verene ait olduğunun vurgulanması, anaparaya yapılacak az veya çok her türlü ilâvenin faiz kapsamına gireceğini ifade etmektedir.

#16

SORU: İslam tarihinde finans ve sermaye sağlayan uygulamalar nelerdir?


CEVAP: İslam tarihinde, finans ve sermaye sağlayan çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Beytü’l-mâl (devlet hazinesi) kurumunun kredi kullandırması, para nakli ile ilgili işlemler yaptırması ve asker ve memurların maaş ödemelerinde kullanılan çek (es-Sak) işlemleri bunların başlıcalarıdır. Ayrıca, sermaye sağlayan başka kurum ve uygulamalar da vardır. Sarraflar, cehbezler ve emeksermaye ortaklıkları gibi uygulamalar bunun örnekleridir.

#17

SORU: Bankacılığın yaygınlaşmasıyla birlikte islam faizi yasakladığından, kredi ihtiyacının giderilmesi için nasıl bir çözüm getirilmiştir?


CEVAP: Bankaların yaygınlaşmasıyla birlikte, kredi ihtiyacı daha çok bankalar yoluyla sağlanmaya başlamıştır. Bankalar, para satışından faiz yoluyla kazanç sağlayan mâlî aracı kurumlardır. İslâm, faizi yasakladığından, Müslümanlar arasında özellikle XX. yüzyılın ortalarından itibaren faizsiz ekonomik model ve faizsiz banka arayışları hızlanmıştır. Bu bağlamda sermaye sahibiyle yatırımcıyı kâr ve zararda ortaklık esasına göre bir araya getiren aracı finans kurumlarının nasıl oluşturulabileceği konusu tartışılmaya başlanmıştır. Dünyada yaklaşık yarım asırlık geçmişi bulunan katılım bankacılığı uygulamaları bu çabaların sonucudur.

#18

SORU: Kur’ân ve sünnette faiz kavramı yerine hangi kavram kullanılmaktadır?


CEVAP: Faiz kavramı Kur’ân ve Sünnette “ ribâ” kelimesi ile ifade edilir. Ribâ, sözlükte "fazlalık, artma ve çoğalma” gibi anlamlara gelir. Günümüzde Arapçada “fâide” kavramı da banka faizi anlamında kullanılmaktadır.

#19

SORU: Fıkıh literatürüne göre faizin türleri nelerdir?


CEVAP: Farklı isimlendirmeler olmakla beraber faizin genellikle iki türünün bulunduğu ifade edilir: ? Borç faizi, ? Alışveriş faizi.

#20

SORU: Faizin yasaklanma sebepleri nelerdir?


CEVAP: İslâm dininin bütün emir ve yasaklarında birey ve toplumun genel yararına yönelik amaçlar vardır. Özellikle muamelât alanında dinin emir ve yasaklarının amaçları/hikmetleri insanlar tarafından çok defa kolaylıkla anlaşılabilmektedir. İslâmiyetin ticaret ve kazancı serbest bırakırken faizi yasaklamış olmasının birey ve toplumun ortak yararını korumayı amaçladığı muhakkaktır. İslâm, kullanarak ya da tüketerek insanların faydalandığı şeylerin satışını veya kiralanmasını mubah sayar. Para bizzat kullanılamaz ya da tüketilemez. Para, ihtiyaç duyulan şeylerin satın alınmasının ya da kiralanmasının aracıdır. Dolayısıyla İslâm paranın paraya karşılık fazlalıkla satılmasını haksız kazanç saymıştır.

#21

SORU: Katılım bankacılığının faize bakış açısı nasıldır?


CEVAP: Katılım bankacılığı, faizin meşru olmadığı ana fikrine dayanır. Bunun için İslâm’da faizin anlamı, türleri ve İslam hukukçularının faizle ilgili görüşlerine temas etmek gerekmektedir.

#22

SORU: Bankacılık işlemlerinde kullanılan kartlardan biri olan kredi kartı nasıl ifade edilmektedir?


CEVAP: Hâmiline, hesabında para olsun ya da olmasın belli bir limite kadar harcama imkânı veren kartlardır. Kartı kullanan kişi, yaptığı harcamaların tutarını belirli bir süre sonra ödemek durumundadır. Belirlenen süre aşıldığında tutar üzerine gecikme faizi ilave edilir. Bunun yanında kartı sağlayan banka, harcamayı faizli olarak kredilendirip taksitlendirme imkânı da sunabilir. Ancak her ay müşteri, belirli bir miktarı asgarî ödeme tutarı olarak ödemek zorundadır. Bu tür kartlar, aynı zamanda nakit kredi imkânı da sağlar. Ancak nakit kredi kullanıldığında hem nakit çekim ücreti hem de faiz uygulanır.

#23

SORU: Banka kartlarından biri olan debit kartlar ne işe yaramaktadır?


CEVAP: Debit kart hâmiline sadece hesabında para bulunduğunda harcama imkanı veren kartlardır. Bu tür kartların faydası, kişiyi nakit taşıma külfetinden kurtarmasıdır. Bunlarla yapılan harcamalar, doğrudan hesaptaki paradan kesildiği için faizli bir muameleye konu olmamaktadır.

#24

SORU: Bankaların sermaye toplama yöntemleri nelerdir?


CEVAP: Bankaların iki temel sermaye oluşturma yolu vardır: Birincisi öz sermaye ikincisi mevduattır. Öz Sermaye, Faizsiz bankalar sermayelerinin bir kısmını kurulurken oluştururlar. Bu sermaye kurucuların sağladığı sermayedir. Buna öz sermaye denir. Mevduat ise istenildiğinde ya da belirlenmiş bir vade sonunda çekilmek üzere bankaya yatırılan paraya mevduat denir. Bu, bankalara müşterilerin yatırdığı paradır. Bankalar, sermayelerinin önemli bir bölümünü mevduat yoluyla toplar.

#25

SORU: Katılım bankalarının sağladığı hizmetler nelerdir?


CEVAP: Katılım bankacılığının sağladığı hizmetler üç ana gurupta toplanır: Sermaye toplama, sermaye kullandırma ve bankacılık hizmetleri.