FOTOĞRAF KÜLTÜRÜ Dersi OPTİK YOLUYLA YÜZEY ÜZERİNDE GÖRÜNTÜ soru cevapları:

Toplam 35 Soru & Cevap
PAYLAŞ:

#1

SORU: Karanlık kutu ile beraber gelen yenilik nedir?


CEVAP: Karanlık kutuyla beraber yeni bir görme düzeni hayatımıza girmiştir. Bu süreç şu şekilde ilerlemiştir. Yeni görme düzeni, fotoğrafla birlikte yani optik yoluyla yüzey üzerine resmetmenin aygıtlarıyla XIX. yüzyıldan başlayarak yaygınlaşmıştır. Bu şekilde önceki dönemlerin hakim anlayışı olan çıplak gözle görme düzeni yerini optik yoluyla görmeye terk etmeye başlamıştır. Bu tarihsel süreç içinde belirgin olan birçok ögeden söz etmek gerekir, ancak üzerinde durulması gereken temel olgu optik yoluyla kavramı içinde yer alır. Optik yoluyla denildiğinde, optik aygıtlardan söz edilmiş olur. İşte bu nedenle, bu tarihsel süreci anlayabilmek için belirleyici olan bazı optik aygıtları önemle incelemek gerekir.

#2

SORU: Nietzche: Karanlık Kutu ve Bilincin Odası hakkındaki düşüncelerini yazınız.


CEVAP: Karanlık kutu metaforunu Friedrich Nietzsche (1844-1900) birçok kere kullanmıştır. Karanlık kutunun içine ışık sızdırmayan dört tarafı kapalı odası, hiyerarşi içinde bir güç sistemine işaret eder. Nietzsche bu metaforu kullanır. Karanlık kutu metaforunun Nietzsche’nin diğer metaforlarından ayırmanın doğru olmadığı söylenir. Düşünürün metaforlarında öğretici yanı görmek güçtür. Bunun nedeni ise Nietzsche’nin kullandığı metaforlarda gerçek anlamla yan anlam arasında net bir açıklık ortaya koymamasından kaynaklanır. Nietzsche için metaforlar öğretici değil, daha çok sistematiktir. Ayrıca onun karanlık kutu metaforunu genellediği vurgulanır. Karanlık kutunun, karanlığını kullanırken Nietzsche’de bir aydınlığa özlem duyma yoktur. Onun karanlık kutu genellemesi; sanat-bilim, bilinçdışı-bilinç, karanlıkaydınlık karşıtlığını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Çünkü her biri kendi karanlık odasında aynı eylemi gerçekleştirmektedir. Her şey karanlıkta ise ortada olan hiçbir şey yoktur. Bu şekilde Nietzsche ikili karşıtlıklar içinde, kendi düşünce sistemine göre, bir tersine çevirme işlemi yapar. Nietzsche’nin karanlık kutu metaforu, eski bir yöntemi yeni bir durumu açıklamak şeklinde değerlendirilir. Felsefede eski bir kavrama yeni bir anlam kazandırmak olarak da adlandırılır. Nietzsche, Putların Alacakaranlığı (1888; Götzen-Dämmerung) adlı eserinde şöyle der: Psikologlar için ahlak. Psikolojinin gizli yollarına girmeye gerek yok. Sadece gözlem yapmak için gözlem yapılmaz. Bu yanlış bir bakış açısı sağlar, şaşılığa zoraki ve abartılı olmaya neden olur. Deneyim yapmayı arzulayarak deneyim yapmak başarılı olmaz. Deneyimi yasarken kişi kendini gözlemlememelidir, yoksa göz “seytani göz”e dönüşür. Psikolog olarak doğmuş bir kişi sezgisel olarak kendisini sırf görmek için görmeden olarak korur. Bu durum ressam olmak için doğmuş kişi içinde geçerlidir. Ressam “doğadan” çalışmaz, deneyimlenmişi değiştirmek ve durumu doğayı ifade etmek için sezgilerini karanlık kutusuna bırakır. Sanatsal olarak bakıldığında doğa bir model değildir. Çünkü abartır bozar ve boşluklar bırakır. Doğa bir şanstır. Bana göre doğadan çalışmak kötüye işarettir: sunumu, zayıflığı ve kaderciliği açığa çıkartır. Küçük ayrıntıları kaplayan toz bulutu, bütünlüklü bir sanatçı için değersizdir.

#3

SORU: Görüntü Boyutu nedir? Anlatınız


CEVAP: İnsan gözünün önüne gelen aygıtın, karanlık kutunun ürettiği görüntü, kendine özeldir. Karanlık kutunun teknik özelliği nedeniyle, görüntü ışık yoluyla üretilir. Görüntü, ışık yoluyla elde edilen bir tür resimdir. Görüntü, özünde bizim çevremizde yaşadığımız dünyanın ürünüdür. Örneğin; ağaçlarla süslü küçük bir yol ve tek başına yürüyen bir kişi. Güneş ışığı ağaçların arasından süzülerek bu kişiyi aydınlatmaktadır. Bu fiziksel durumu optik yoluyla, görüntü olarak oluşturalım. Öncelikle yapılan iş, bu durumun fiziksel bir gerçekliği olarak yüzey üzerine zaptedilmesidir. Bu şekilde, görüntü yoluyla bir yeniden üretim söz konusudur. Belirtilmesi gereken önemli nokta şudur: Bir fiziksel durum, görüntü olarak ortaya çıkmasıyla birlikte, birden çok anlamı içermeye başlar. Karşımızdaki fiziksel gerçek, içinde bulunduğu fizik gerçeklikle birlikte başka anlamları da bize açıklamaya başlar.

#4

SORU: Yeniden Üretimin tarihi sürecini anlatınız.


CEVAP: İnsanoğlu tarihsel olarak tek olan bir şeyi değerli kavramıyla özleştirmiştir. Tek olan birşey, her zaman kendine özgü bir değere sahip olmuştur. Bu nedenle de, üretilen bir şeyin tek olması ona, özel ve ayrıcalıklı bir durum kazandırmıştır. Tabik üretilen bir şeyin niteliğ de önemlidir; ancak tek olması ve ikinci bir kopyasının üretilmemiş olması kendine özeldir. Sanatın ortamındaki çalışmalarda da bir eserin tek olması, o esere en belirgin değer kazandırmıştır. Tarih boyunca insanlar böyle tek olan eserler görmek, ona sahip olabilmek için çaba içinde olmuştur. Bu anlamda, kopya yani aynı eserden birden çok üretmek bir şey, övünülecek bir şey olarak görülmemiştir. Tarihsel olarak bakıldığında, bir insan tarafından üretilmiş olan her hangi bir şey, bir başkası tarafından kopyalanmıştır. Aynı şeyin bir benzerini üretilerek, ilk üretilmiş olan şeyin çoğaltılması yapılmıştır. Yapılmış olandan hareket ederek yeniden üretim yapmak yani kopyasını yaparak aslını çoğaltmak, toplumsal yaşam içinde yer alan bir olgudur. Öte yandan insanın çıplak gözle gördüğünü resmetmesi ve bunun çoğaltılarak yaygınlaştırılması yani yeniden üretmesi farklı bir konudur. Çıplak gözle görme düzen içinde yüzey üzerine yapılan bir resim le karanlık kutu yoluyla yapılan, bu farklı durumu açıklar. Çıplak gözle yapılan tek olmasına karşın, karanlık kutu yoluyla yapılan şeyin yeniden üretilmesidir. Bir şeyin yeniden üretmek demek aynı zamanda tek olan bir şeyi çoğaltmak demektir. Karanlık kutu ve onu izleyen aygıtların hepsini teknik süreç yeniden üretmenin başarısı üzerine yapılandırılmıştır. Yeni den üretim, yeni görme düzeninin belirleyici bir öğesidir. Karanlık kutu birçok kişi tarafından, tek olan bir çok olan şeyin yegane düşmanı olarak görülmüştür. Buna rağmen, aygıt ya da optik yoluyla resmetmek gelişmiştir. Bunun belki de en önemli nedeni, yeni den üretim yoluyla geniş kitlelere ulaşmaktır. Optik yoluyla resmetmek çıplak gözle resmetmeye göre çok daha geniş kitlelere kolaylıkla ulaşmayı sağlamıştır. Bu konu temel bir tartışmayı gündeme getirmiştir. Yeniden üreterek çoğaltmak nicel öne çıkartırken öteyandan da çok olan bir şeyin değersizliği gibi nitelik sorununu ortaya çıkarmıştır. Özellikle fotoğrafla birlikte, yeni görme düzen bu konu bağlamında çok tartışılmıştır.

#5

SORU: Karanlık kutuda gerçekliği anlatınız.


CEVAP: Karanlık kutunun ürettiği görüntü, fiziksel gerçekliğin yüzey üzerinde yeniden üretimidir. Bunun anlamı şudur: Daha ilk günlerinden itibaren karanlık kutuyu kullanan kişi, konunun önüne bu aygıtı koymuş ve aygıt yoluyla görmeye başlamıştır. Bunu yaparken konuyu bir fiziksel gerçek olarak düşünürsek, bu gerçeklik yüzey üzerinde görüntü olarak yeniden üretilmiştir. Demek ki, karşımızdaki bir ağacın tuval üzerinden elle yapılmış olan resmi ile karanlık kutu yoluyla elde edilen görüntüsü farklı gerçeklik durumunu ifade eder. Eğer bir gerçeklik durumu var ise bu, optik yoluyla ortaya çıkartılan bir şeydir. Karanlık kutunun ve optiğin olanak ve sınırları gerçekliği belirleyen temel öğe haline gelmiştir. Örneğin karanlık kutunun boyutu yani deliğin bulunduğu yüzey ile görüntü yüzeyi arasındaki uzaklık değiştiğinde elde edilen görüntü değişir. Bu şekilde üretilen gerçeklikte değişir. Demek ki bu bağlamda, bu yeni görme düzeninde, elde edilen görüntü yoluyla gerçekliğin farklılaşması mümkündür. Akla şu basit soru gelir: Karanlık kutunun boyutunu küçültmek ya da büyütmek, deliğin çapını daraltmak ya da genişletmek, kullanılan optiğin odak uzaklığını değiştirmek vb. teknik düzenlemeler gerçekliğin görüntüde değişmesine neden olur mu? Tabii ki olur. Peki bu iyi ya da kötü bir durum mudur? Gerçekliğin bir aygıt yoluyla üretilmesi, aygıtı belirleyici hale getirmiştir, ancak insanın aygıtı kullanan olduğu unutulmaması gereken önemli bir durumdur. Bizim konumuz açısından aygıt, karanlık kutudur ve kendine özel bir işleyiş sistemine sahiptir. Bu teknik işleyiş süreci sonucunda, gerçeği görüntü olarak oluşturur. Farklı aygıtlarda bu işleyiş sistemi farklılaştığında, gerçeğin ortaya çıkması da farklılaşacaktır. Karanlık kutu, 1950’li yılların bir fotoğraf makinesi, 2000’li yılların bir sayısal fotoğraf makinesi ve 2014 yılına ait bir cep telefonunun fotoğraf makinesi. Bunlar optik yoluyla aynı gelenekten gelen üretilen dört farklı aygıttır. Bu aygıtları gerçeği farklılaştırma açısından düşünelim. Karşımızda duran bir fiziksel gerçeği bu dört aygıtla ayrı ayrı görüntüledikten sonra bu görüntüleri yan yana koyalım. Bu dört görüntü de aynı fiziksel gerçeğe aittir, ancak aygıtların görüntü oluşturma süreçleri birbirinden çok farklı olduğundan, gerçeğin ortaya çıkmasında da bazı farklılıklar olacaktır.

#6

SORU: Marx ve Engels: Karanlık Kutu ve Ters Çevirme hakkındaki düşüncelerini yazınız.


CEVAP: Karanlık kutuyla ilgili ünlü bir metafor da Karl Marx (1818-1883) ve Friedrich Engels’e (1820-1895) aittir. Alman İdeolojisi (1845-46 [1932]; Die deutsche Ideologie) eserlerinde, materyalist tarih anlayışının özü toplumsal varlık ve toplumsal bilinç konusunu açıklarken, karanlık kutuyu bir metafor olarak kullanırlar. İnsanların anlayışları, düşünceleri karşılıklı zihinsel ilişkileri, onların maddi davranışlarının dolaysız ürünü olarak ortaya çıkar.(8) Bu noktada yapılan vurgulama; insanların anlayışları, düşünceleri ve üretici güçleri sınırları içindedir. Marx ve Engels bu durumu bir tersine çevirme işlemi olarak görür ve bu durumu açıklamak için, toplumsal yaşam içinde insanın durumuyla karanlık kutunun görüntü oluşturma sistemini karşılaştırarak çıkarımda bulunurlar. Karanlık kutuyla ilgili bu metaforları şöyledir: İnsanlar sahip oldukları ilişkiler tüm ideolojilerinde sanki camera obcura’daymış gibi baş aşağı çevrilmiş bir biçimde görünüyorsa, nesnelerin gözün ağtabakası üzerinde ters durmalarının onların dolaysız fiziksel yaşam süreçlerinin yansıması olması gibi , bu olgu da, insanların tarihsel yaşam süreçlerine aynı şeyin olmasından ileri gelmektedir.

#7

SORU: Yeni görme düzeninden bahsediniz.


CEVAP: Yeni görme düzeni daha ilk günden, karanlık kutuyla birlikte teknolojiyi belirleyici kılmıştır. Görme, görme kültürü, görme düzeni diye konulardan söz ediyorsak, göz ve retinayı belirleyici yere koymak durumundayızdır. Yeni görme düzeninde belirleyici olan karanlık kutu (camera obscura) kendi döneminde olduğu gibi görüntü yoluyla, oluşturduğu etkiyi yüzyıllar boyu sürdürmüştür.

#8

SORU: Lovke: Karanlık Kutu ve Hükmedici Konum hakkındaki düşüncelerini yazınız.


CEVAP: Karanlık kutuyla ilgili yaygın olarak bilinen bir metafor da John Locke (1632-1704) tarafından yapılmıştır. Locke ünlü İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme (1690; An Essay Concerning Human Understanding, adlı eserinde, insan bilgisinin alanlarını ve bilginin ulaşabildiği derinlikleri araştırırken, ikinci kitabın XI. bölümünde insan zihninin ayırt etme ve bunları seçme yetisi üzerinde durur. Zihnimizin bu işlemini açıklarken karanlık kutu metaforunu kullanır. Bilginin anlama yetisine ulaşmasını sağlayan biricik geçitlerin iç ve dış duyular olduğunu görüyorum. Fark edebildiğim kadarıyla yalnızca bunlar dar ışığın karanlık bir odaya girmesine izin veren.. tek bir delik dışında hiçbir yerden ışık almayan bir odacıktan pek farklı değildir; bu karanlık odaya giren resimlerin binada kalmaları ve gerektiğinde bulunabilmeleri için belirli bir düzende yerleştirilmeleri söz konusu olsa, bu oda insanın yetisine fazlasıyla benzemiş olurdu.

#9

SORU: İnsan gözü ve karanlık kutunun Descartes tarafından nasıl karşılaştırıldığını anlatınız.


CEVAP: Descartes, insan gözünün optik çalışma sistemiyle karanlık kutu arasında deneye dayalı bir ilişki kurmuştur. İnsan gözünün doğrudan karanlık kutuya bir aygıtın elemanı gibi eklenmesi metaforu ilginçtir. Burada insanın iki göz yani iki delik yoluyla çalışan görme sisteminin bir alınarak bunun aygıt içinde yerleştirilmesi düşüncesi bir yönüyle de farklı görme sistemlerini çalıştırma çabasıdır. İnsan gözü dışardan içeriye doğru çalışır. Dış gerçeği içine alarak retina üzerinde yeniden üretir. Karanlık kutu da aynı sisteme göre çalışır.

#10

SORU: Karanlık kutu ya da aygıt yoluyla yüzey üzerine fiziksel gerçekliği kaydetme işlemi ile ilgili ifadeleri sırasıyla yazınız.


CEVAP: Karanlık kutunun ürettiği görüntü, fiziksel gerçekliği yüzey üzerinde yeniden üretimidir. Fiziksel gerçeği yüzey üzerine aygıt kaydeder ancak bunu yönlendiren aygıtı kullanan kişidir. Optik yoluyla varlıkların fiziksel gerçek olarak durumları yüzey üzerinde ortaya çıkartılması bir tür gerçekliğin zaptedilmesidir.

#11

SORU: Karanlık kutunun hangi sanatçılar tarafından kullanıldığını anlatınız.


CEVAP: Üç boyutlu nesnelerin, bu şekilde yüzey üzerinde iki boyutlu olarak ortaya çıkartılması en çok da ressamların ilgisini çekmiştir. Bu yönüyle bakıldığında, karanlık kutu iyi ve kolay kullanılan bir kopyalama aygıtıdır. Bu anlamda en ünlü ressam Hollandalı Johannes Vermeer (1632-1675) olmuştur. Onun başyapıt niteliğini taşıyan birçok eserinin karanlık kutu yoluyla Vermeer tarafından üretildiği konusunda hem fikir olmasını sağlayacak bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Bu bağlamda peşine düşülmesi gereken konu, bir ressamın karanlık kutu yoluyla kopyacılık yapması değildir. Ressamların çıplak gözle görme yerine optik yoluyla gördüklerini resmetmeye yönelmeleri, ressamlar açısından yeni bir görme durumudur. Resmeden kişi açısından bakıldığında, çıplak gözle gördüğü dış dünya, karanlık kutunun içinde ikiboyutlu bir görüntü olarak oluşur. Bu iki boyutlu dünya, dış dünyanın bütün fiziksel öğeleriyle birlikte hareketi de içerir. Yeşil ağaçlar, akan ırmak, yürüyen insanlar fiziksel gerçeklerine uygun olarak karanlık kutu içinde görüntü olarak oluşması, kuşkusuz dönemin insanlarını etkilemiştir. Bütün bu sürecin bir temel belirleyicisi de karanlık kutunun çıplak gözle görülen fiziksel gerçeği yatay-dikey belli bir çerçeve içinde sınırlandırarak üretmesidir. Bu önemli durumdur. İnsanoğlu bunu ilk kez, bu aygıt yoluyla toplumsal yaşam içine sokmuştur. Karanlık kutu, insanların çıplak gözle gördüğü geniş alan içinde yatay-dikey olarak belirlediği yani sınırlandırdığı çerçevenin yüzey üzerinde görüntü olarak ortaya çıkartması, görme açısından da yeni bir durumdur. Fiziksel gerçeklerin bu şekilde yüzey üzerinde sunulmasını İtalyan düşünür, Giovanni Batista Delta Porta (1535?-1615) ünlü eseri olan Doğa Büyüsü (1558; Magia Naturalis) adlı çalışmasında ele almıştır. Resim yapmak isteyenlere karanlık kutuyu bir aygıt olarak önermiştir. Karanlık kutunun verdiği görüntünün konturlarını kalemle çizin ve daha sonra da boyayın demeye getirmiştir.

#12

SORU: Işığı Toplayan Kutunun Tarihi Sürecini anlatınız?


CEVAP: İçine ışık sızdırmayan dört tarafı kapalı bir kutu. Bu kutunun bir yüzündeki deliğin, üzerine gelen ışığı toplayarak içine aldığı kutunun içinde, deliğin tam karşısında görüntü oluşturduğu bir yüzey. Bu basit aygıt İ.Ö.V. yüzyılda Çinli bilim adamı Mo Ti den (İ.Ö 470- 391) den beri bilinmektedir. X.yy sonu XI.yy başında arap bilim adamı İbnü’l Heysem ise ışığı toplayarak görüntü üreten bu aygıtın çalışma sistemini ilk olarak açıklamıştır ve aygıtı uygulamalı bir deneyde kullanmıştır. Öte yandan Öklit (İ:Ö 365-300) Aristoteles (İ.Ö 384-322) ve daha Roger Bacon(1220-1292), R. Gemma Frisius (1508-1555), Leonarda da vinci (1452-1519) gibi bilim adamları ve sanatçılar bu aygıttan söz etmişlerdir.

#13

SORU: Optik Yoluyla kavramını açıklayınız?


CEVAP: Yeni görme düzeni, fotoğrafla birlikte yani optik yoluyla yüzey üzerine resmetmenin aygıtlarıyla XIX. yüzyıldan başlayarak yaygınlaşmıştır. Bu şekilde önceki dönemlerin hakim anlayışı olan çıplak gözle görme düzeni yerini optik yoluyla görmeye terk etmeye başlamıştır. Bu tarihsel süreç içinde belirgin olan birçok ögeden söz etmek gerekir, ancak üzerinde durulması gereken temel olgu optik yoluyla kavramı içinde yer alır. Optik yoluyla denildiğinde, optik aygıtlardan söz edilmiş olur. İşte bu nedenle, bu tarihsel süreci anlayabilmek için belirleyici olan bazı optik aygıtları önemle incelemek gerekir.

#14

SORU: Descartes’ in Karanlık Kutu ve İnsan gözü hakkındaki düşüncelerini yazınız.


CEVAP: Karanlık kutuyu insan gözüyle ilişkilendiren René Descartes (1596-1650) insan gözüyle bu aygıt arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Bir anlamda, insan gözünün karşısına yine bir görme düzeni oluşturan aygıtı, incelemiştir. Descartes, La dioptrique (1637) adlı eserinde bu karşılaştırma üzerine şöyle demiştir. Bir odanın tek delik dışında tamamen karartıldığı varsayın, camdan bir mercek bu deliğin önüne yerleştirilirken beyaz bir bez arada belirli bir uzaklı kalacak biçimde bu merceğin arkasında gerilir ve böylece dışarıdaki nesnelerden gelen ışık, bez üstünde imgeler oluşturur. Bu odanın gözü, deliğin göz bebeğini, merceğin ise göz merceğini temsil ettiği söylenir.

#15

SORU: Karanlık Kutunun Ürettiği görüntüde gerçeklik nasıl oluşur?


CEVAP: Karanlık kutunun ürettiği örüntü, fiziksel gerçekliğin yüzey üzerinde yeniden üretimidir. Bunun anlamı şudur: Daha ilk günlerinden itibaren karanlık kutuyu kullanan kişi, konunun önüne bu aygıtı koymuş ve aygıt yoluyla görmeye başlamıştır. Bunu yaparken konuyu bir fiziksel gerçek olarak düşünürsek, bu gerçeklik yüzey üzerinde görüntü olarak yeniden üretilmiştir. Demek ki, karşımızdaki bir ağacın tuval üzerinden elle yapılmış olan resmi ile karanlık kutu yoluyla elde edilen görüntüsü farklı gerçeklik durumunu ifade eder. Eğer bir gerçeklik durumu var ise bu, optik yoluyla ortaya çıkartılan bir şeydir. Karanlık kutunun ve optiğin olanak ve sınırları gerçekliği belirleyen temel öğe haline gelmiştir. Örneğin karanlık kutunun boyutu yan deliğin bulunduğu yüzeyle görüntü yüzey arasındak uzaklık değiştiğinde elde edilen görüntü değişir. Bu şekilde üretilen gerçeklikte değişir. Demek ki bu bağlamda, bu yeni görme düzeninde, elde edilen görüntü yoluyla gerçekliğin farklılaşması mümkündür.

#16

SORU:

İÖ 30.000 tarihinde mağara duvarlarına resim yapan insanoğlu çizmek ve boyamak için ne kullanmıştır?


CEVAP:

İnsanoğlu fosilleşmiş maddeleri ve kaya parçalarını, çizmek için; renk veren doğal malzemeleri ve killeri, boyamak için kullanmıştır. Kazıyarak resmederken de yüzeyi oymaya yarayan sert malzemeleri kullanmıştır.


#17

SORU:

Fotoğraf makinesinin üç yapısal temeli nelerdir?


CEVAP:

Fotoğraf makinesi içine ışık sızdırmayan dört tarafı kapalı kutudur. Bu kutunun içinde yeteri kadar ışık ve optik yoluyla gelen ışığı ideal görüntüyü sağlayacak şekilde kontrol eden pozlama ve netleme sistemleri bulunmaktadır. Ayrıca, içerisinde optikten gelen ışığın oluşturduğu görüntüyü kaydetmeyi sağlayan ışığa duyarlı yüzey yer alır.


#18

SORU:

Fotoğraf makinesinde optiğin işlevi nedir?


CEVAP:

Optik, yüzey üzerinde yatay ve dikeyin birleşmesinden oluşan ikiboyutlu bir sınırlılık içinde görüntü oluşturur. Daha doğrusu optik, üçboyutlu nesneleri ikiboyutlu yüzey üzerinde yatay-dikey sınırlılığı olan bir görüntü olarak ortaya çıkartır.


#19

SORU:

Optik yoluyla elde edilen görüntüler bir aygıtın mı, bir kişinin mi eseridir?


CEVAP:

Optik yoluyla elde edilen görüntüler, bir aygıtın eseridir. Görüntü, optik yoluyla olur. Gerçekleştiren ise fotoğrafı çekendir. Fotoğrafçı mekânı gözler, mekânın bir parçasını belirler, konumlanır ve görüntüyü kaydeder. Fotoğrafçı bunları yaparken, kendinden birçok şeyi bu sürece katar.


#20

SORU:

Optik yoluyla elde edilen görüntü ile gözle görülen görüntü arasındaki far nedir?


CEVAP:

Bir nesnenin optik yoluyla elde edilen görüntüsü, gözle görülen gerçeğinden farklı bir durumdur. Fotoğraf makinesinin verdiği görüntü az ya da çok yanılsama ve yanıltmacaya neden olur. Fotoğraf makinesiyle elde edilen ikiboyutlu görüntüler; optiğin neden olduğu yansımaları ve hatta yanıltmacaları içerir. Kullanılan optiğin fiziksel yapısına bağlı olarak bu durum değişir. Örneğin, optiğin odak uzaklığı farklılaştığında, görüntünün yanılsama olarak ortaya çıkardığı derinlik algılaması farklılaşır. Yine nesneye farklı odak uzaklıklı optikle farklı konumlardan bakmak, nesnenin boyutuyla ilgili yanıltmacaya neden olur.


#21

SORU:

Moholy-Nagy'ın fotoğraf alanında birinci önceliği ne olmuştur?


CEVAP:

Fotoğraf alanında Moholy-Nagy’ın birinci derecede önem verdiği konu ışık olmuştur. Fotoğraf
makinesi kullanmadan, ışık ve ışığa duyarlı yüzeyden hareket ederek “fotogram” olarak adlandırılan çalışmaları yapmıştır. Bir nesneyi fotoğraf kağıdının üzerine koyup pozlayarak yüzey üzerinde optiği kullanmadan görüntü elde eden çalışmalar yapmıştır. Fotoğraf makinesiyle gerçekçi fotoğraflar çekmiştir. Kendine özgü çalışmalarından biri de foto-kolajlardır. Aynı çerçeve içinde birden çok görüntüyü bir araya getirerek yeni bir anlatım yolu ortaya koymuştur.


#22

SORU:

Görüntü ve resim arasındaki fark nedir?


CEVAP:

Fotoğraf makinesinin yüzey üzerine kaydettiği görüntünün de kendine özgü özellikleri vardır. Nesneden gelen ışınlar objektifle toplanır ve film yüzeyi üzerinde nesnenin resmini oluşturur. Bu resim (İngilizce Picture sözcüğünden gelir) kendine özgü nitelikleri nedeniyle görüntü (İngilizce Image sözcüğünden gelir) olarak adlandırılır. Görüntü, ışık ve optik yoluyla elde edilir. Görüntünün yüzey üzerinde oluşturduğu şey resimdir. Bu anlamda görüntü ve resim kavramlarını birbirine karıştırmamak gerekir.


#23

SORU:

Gizli görüntü nedir?


CEVAP:

Film yüzeyine bir görüntü pozlandığında, film yüzeyi üzerindeki gümüş bromür tanecikler üzerinde görüntü resmedilir. Filmin üzerinde bu görüntü vardır; ancak gözle görülemez. Görüntü filmin duyarlı yüzeyine kaydedilmiştir, yani teknik olarak bir görüntü vardır, ancak görülemez. Varoluş süreci tamamlanmamıştır. Bir başka deyişle, görüntünün gerçek olma süreci tamamlanmamıştır. İşte bu nedenle, bu görüntüye gizli görüntü yani latent Image adı verilir.


#24

SORU:

Fotoğrafın resmetme tekniğini oluşturan üç aşamalı süreç nedir?


CEVAP:

Fotoğrafın resmetme tekniğinde üç aşamalı bir süreç söz konusudur. İlki, resmetmeye karar
vererek makinenin çekim düğmesine basmak. Bunun sonucunda ikinci aşama olarak ışığa duyarlı yüzey üzerinde gizli görüntünün oluşması. Üçüncü aşamada gizli görüntünün gerçek görüntüye dönüşme süreci.


#25

SORU:

Karanlık oda sürecinde fotoğrafı elde ederken yeniden işleme sürecinin iki temel noktası nedir?


CEVAP:

Karanlık oda sürecinde fotoğrafı elde ederken yeniden işleme iki temel noktada olur. Birincisi; fotoğraf makinesinin ışığa duyarlı yüzey (film) üzerine resmettiği gizli görüntünün, kimyasal işlemlerle gerçek görüntüye dönüştüren süreç olan film banyosu aşamasıdır. Bu şekilde elde edilen gerçek görüntü, negatiir ve film yüzeyi üzerindedir. Bunun da pozitif olarak elle tutulabilir hale gelmesi gerekir. İşte bu, ikinci aşamayı gerektirir. Bu aşamada, film üzerindeki negatif gerçek görüntü yeniden ışığa duyarlı yüzey üzerinde pozitif olarak fotoğrafa dönüştürülür.


#26

SORU:

Fotoğraf ne zaman ve kim tarafından resmetme aracı olarak ortaya çıkarılmıştır?


CEVAP:

Niépce’in 1827 yılında elde ettiği ilk helyograf levha, fotoğrafın resmetme aracı olarak ortaya çıkışıdır.


#27

SORU:

Mekanik çoğaltma teknolojisi kim tarafından ne zaman ortaya çıkarılmıştır?


CEVAP:

Fox Talbot, 1841’de negatien hareket ederek, mekanik çoğaltma teknolojisi olarak fotoğrafı yeniden ortaya çıkartan kişidir. Talbot’un yaptığı fotoğrafın çoğaltım teknolojisi olarak yeniden bulunuşudur.


#28

SORU:

Fotoğrafın toplumsal olaylarda alacağı yeri gösteren ilk örnek nedir?


CEVAP:

Thibault adlı bir fotoğrafçının 1848 Devrimi: Saldırıdan Önce ve 1848 Devrimi: Saldırıdan Sonra adlı Fransa’da çektiği dagerreyotipleri, fotoğrafın toplumsal olaylarda alacağı yeri gösteren ilk örneklerdendir.


#29

SORU:

Karanlık kutuda iğne deliğinden giren ışığın, ters görüntü oluşturduğundan ilk kez kim söz etmiştir?


CEVAP:

Çinli filozof Mo Tİ


#30

SORU:

Karanlık kutunun nasıl çalıştığını kim doğru olarak açıklamıştır?


CEVAP:

Fizikçi ve matematikçi Arap bilim adamı İbnü’l -Heysem (İS 965-1039/40) X.yüzyılda optik ve ışıkla ilgili yaptığı çalışmalarla karanlık kutunun nasıl çalıştığını doğru olarak açıklamıştır.


#31

SORU:

Tapınak Bulvarından Görünüm adlı bu fotoğrafı Louis Jacques Mandé Daguerre hangi tekniği kullanarak çekmiştir?


CEVAP:

Tapınak Bulvarından Görünüm adlı bu fotoğraf (Fotoğraf 2.2) Louis Jacques Mandé Daguerre
(1787-1851) tarafından Paris’te çekilmiştir. Fotoğrafın çekim tarihi olarak 1833 ya da 1839 yılı verilmektedir. Daguerre, bu fotoğrafı Dagerreyotip (Daguerreotype) adı verilen bir yöntemle çekmiştir.


#32

SORU:

İlk fotoğraf kitabı kim tarafından hangi tarihte yayınlanmıştır?


CEVAP:

William Henry Fox Talbot (1800-1877) Doğanın Kalemi adlı kitabını 1844-1846 tarihlerinde yayınlamıştır. Bu kitap, fotoğraf makinesiyle üretilmiş olan fotoğrafların içinde yer aldığı bir fotoğraf albümüdür. Fotoğrafın yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı yıllarda yayınlanmış olan bu kitap, geniş kitlelere yayılan ilk fotoğraf kitabı olarak kabul edilir.


#33

SORU:

Talbot'un fotojenik çizim adının verdiği çalışmaları nelerdir?


CEVAP:

Talbot, ışığa duyarlı kağıt yüzeyin üstüne; yaprak, tül, dantel gibi nesneler koyarak güneş ışığı altında pozladı. Kağıt üzerinde pozlanan görüntüyü sabitlemek için de sodyum hiposülfit kullandı. Bu yöntemle, kağıt üzerinde siyah zemin ve beyaz nesnelerin siluetini görüntü olarak elde etti. Siyah zemin üzerindeki beyaz görüntüler, negatif bir görüntüydü. Bu negatif siluetlere Talbot, fotojenik çizim (photogenic drawing) adını verdi. Bu çizim Talbot’un fotoğraf alanındaki ilk buluşudur.


#34

SORU:

Newhaven’lı Balıkçı Kadınlar adlı fotoğraf hangi tarihte kin tarafından çekilmiştir?


CEVAP:

David Octavius Hill ve Robert Adamson tarafından 1845 yılında çekilmiştir.


#35

SORU:

Hayatın İki Yolu adlı fotoğraf kim tarafından çekilmiştir?


CEVAP:

Oskar Gustave Rejlander